
Colin Friels
Narrator (voice)
"Eşsiz bir sinema deneyimi."
Küçük bir kıyı kasabasının sakinleri, sıradan yaşamlarını sarsan olağanüstü anları yaşarken, tereddüt ve pişmanlık hissediyor, bazı ilişkiler ister istemez değişiyor, kararlardan vazgeçiliyor, bazı yaşamlar sonsuza dek yön değiştiriyor...

Colin Friels
Narrator (voice)

James Fraser
Davo
Henri Phillips
Biggie

Nikita Leigh-Pritchard
Meg

Tim Winton
Narrator (voice)
Joseph Pedley
Vic Lang
Cheyanne Pearce
Melanie

Callan Mulvey
David Wilson
Alex Bryans
Young David
Gwy McKenna
Alan Mannering
Chad Smith
Alan's Friend
Brooklyn Bathurst
Alan's Friend

Talei Howell-Price
David's Wife

Libby Tanner
Gail Lang

Dougie Baldwin
Vic Lang

1962 yılında hem Cannes hem de Venedik Film Festivallerinden ödülle dönen, aynı yıl George Meliee ödülünün de sahibi olan Beşten Yediye Cleo, Vardanın yönetmenlik adına ilk başarısı. Kanser olduğu gerçeğiyle yüzleşen genç ve güzel bir Fransız pop şarkıcısı Cleonun öyküsü. Kendince geri dönüşleriyle hayatını irdelediği doksan dakikayı Cleoyla birlikte yaşıyoruz. Aynı zamanda Cleonun hayata dair sorularıyla da karşı karşıya kalıyoruz: Böyle bir zamanda ne yapılabilir?, Nasıl yapılır? Cleo, bu soruların cevaplarını ve kişisel ilişkilerini sorguluyor. Bu soruların cevaplarını hem bugünde, yaşadığı hayatta hem de yeni tanıdığı insanlarda arıyor. Kanser psikozunun, korkusunun çevrelediği filmde zaman ilerledikçe değişik insan yüzlerinin geçtiği Paris sokaklarına, içeriğini kaybetmiş hareketsiz ve durgun bir zamana dönüyoruz...

"Bir Zamanlar Savaşçıydılar," bir kadının ailesini bir arada tutmak için geleneklerine dönüşünü anlatıyor. Beth, beş çocuğu ve kocasıyla Yeni Zelanda'da bir gecekonduda yaşayan Maori kökenli, fakir bir kadındır. 18 Yıl önce Maori ailesinin evlenmesini istemediği kocası iyice içkiye bulaşmış, Beth'e kötü davranan, O'nu döven bir adamdır. Beş çocuklarından biri bir çeteye katılmış, diğeri ise bir sosyal yardım kurumu tarafından götürülmüştür. Beth tüm sorunlarına rağmen aileyi bir arada tutmaya çabalarken tek yardımcısı hayatla ilgili umutlarına dört elle sarılan kızı Grace'dir. Yazar olmak isteyen Grace'in başına gelenler ailenin kaderini değiştirir ve Beth'in, geleneklerinde yatan gücü keşfetmeye zorlar...

A single mistake puts a 19-year old girl behind bars, where she experiences the terrors and torments of women in prison.

Yolları Kaliforniya'nın San Fernando Vadisi'nde kesişen iki kadının, nefes kesici güzelliğe sahip 21 yaşındaki Jane ile 85 yaşındaki Sadie'nin sıradışı dostluğunu ve dokunaklı öyküsünü anlatıyor. Jane zamanının çoğunu işe yaramaz ev arkadaşlarıyla kafa bularak harcamakta, bir yandan da köpeği Starlet'in bakımıyla uğraşmaktadır. Günlerini yalnız geçiren yaşlı dul Sadie'nin ilgi odağı ise çiçek bahçesidir. Sadie'ye ait bir eşyanın içine saklanmış eski paraları bulan Jane, hem bu huysuz kadınla arkadaş olmaya hem de onun sorunlarını çözmeye çalışır...

Plagued by an abusive childhood, a woman finds escape in competitive swimming, sexual experimentation, toxic relationships, and addiction before ultimately finding her voice through writing.

Yıldız bir oyun kurucu olan LeMarcus James ve takım arkadaşı Emmett Sunday, kolej futbolu ulusal şampiyonluk maçından üç gün önce, okulları için bedenlerini ve sağlıklarını tehlikeye atan öğrenci-sporculara eşitlik, saygı ve adil ücret sağlanana kadar rekabet etmeyeceklerini bildirerek grev çağrısında bulunur. Milyarlarca dolar tehlikedeyken baş antrenörleri ve onların çeşitli paydaşlar, geçerli üniversite atletizm sistemini korumak veya yok etmek için zamana karşı savaşmak zorunda kalır.

Based on the writer/director's childhood, FARMING tells the story of a young Nigerian boy, 'farmed out' by his parents to a white British family in the hope of a better future. Instead, he becomes the feared leader of a white skinhead gang.

1989-1990 yılları arasında çok sayıda insanı öldürerek, dünyanın ilk kadın seri katili olarak ünlenen Aileen Wuornos'un gerçek hikayesi.Yakalandıktan sonra, 1992'de 7 kişiyi öldürmekten suçlu bulunan Wuornos'un öyküsü ABD ve dünya kamuoyunu epey meşgul etmişti. Aynı zamanda bir lezbiyen de olan ve hayat kadınlığı yapan Wuornos, kurbanlarını ilişkiye girdiği insanlar arasından seçiyordu. Dehşet verici kadın katilin kurbanlarını ormana götürüp sakladığı ortaya çıkmış, ancak benzer şekilde öldürdüğünden şüphe duyulan 2 kişinin daha cesedi bulunamamıştı. Wuornos'un eski kadın aşığı mahkemede aleyhine tanıktık etmiş; avukatının sanığın çocukluğunda maruz kaldığı kötü muamele ve tacizi hafifletici neden olarak öne sürmesi jüriyi ikna etmemiş ve 2003'te gerçekleşen idamına karar verilmişti.



"GRBAVICA - Esma'nın Sırrı" 90'lı yıllarda Bosna-Hersek'de yaşanan insanlık dramını çarpıcı bir şekilde inceliyor. Film 20.000'den fazla kadını sistematik bir şekilde tecavüz edildiği savaşın 15 yıl sonraki izlerini ortaya koyuyor. Saraybosna'da savaş bütün acımasızlığıyla sürerken kentin Grbavica mahallesi Sırp kontrolündeydi. Korkunç savaş suçlarının bir kısmı bu semtle özdeşleşti. Filmin kahramanları olan anne kızın hayatını da bu savaş belirlemişti. Babasının bir şehit olduğunu zanneden kızı, büyüdükçe huzursuz ve asi bir genç haline gelmektedir. Anne - kız çekişmesinin başlı başına bir sorun olabileceği bu dönemde bir de araya geçmişin saklı kalan acıları girince bir aile krizi kaçınılmaz olur.


Uyuşturucu bağımlısı bir genç, televizyon bağımlısı annesi ve aralarında günden güne yükselen bir uçurum... Uyuşturucu batağı içerisindeki Harry’nin hayattaki tek amacı daha fazla uyuşturucuyken; umutsuz annesini hayata bağlayan tek şey en sevdiği yarışma programıdır. Bir gün bu yarışmaya katılmaya hak kazandığında tek derdi, ödül olan kırmızı elbiseye girebilmek olacaktır. Yaşlı ve mutsuz kadın zayıflama hapları kullanmaya başlar...

A former special forces contractor is forced out of retirement as an avocado farmer in Mexico when local gangsters try to force him and his family off their farm.

Çağını Sallayan Bir Rock Grubu...Asi Bir Şair ve Solist...Ölümsüz Bir Efsane...1971 yılında Paris'te yüksek dozdan uyuşturucu alarak ölen efsanevi The Doors grubunun solisti ve beyni Jim Morrison'un şarkılarını ilk kez Vietnam'da dinleyen ve grubun ateşli hayranı olan Oliver Stone 'un yönettiği The Doors, 1960'ların asi rock şarkıcısı, bestecisi ve şairi Jim Morrison 'un inişli çıkışlı yaşamını konu alıyor. Bu uslanmaz düzen karşıtı adam, 60'lı yıllarda gerçekleşen ve Amerikan toplumunu sonsuza dek değiştirecek devrimin en önemlilerinden biriydi.

A former youth boxing champion, Jimmy McCabe is a man in search of hope but looking in all the wrong places. When he hits rock bottom he turns to his childhood boxing club and the only family he has left: gym owner Bill corner man Eddie and promoter Joe. Back in training, years after anyone thought he was a contender, he risks his life, as he tries to stand tall and regain his place in the world.

30’larında iki kardeş olan Wilbur ve Harbour, babalarından kalma kitapçıyı işletmektedirler. Kardeşi Wilbur’ın hayata bağlarını yitirmiş olması ve sürekli intihar girişimlerinde bulunması, Harbour’u çok tedirgin etmektedir.

"Düşler" farklı hikayelerin anlatıldığı, birbirinden bağımsız sekiz kısa filmden oluşuyor. "Sunshine Through The Rain", ailesi tarafından dışarı çıkması yasaklanan bir çocuğun, toplum tarafından kutsal sayılan bir günde yaşadıklarını anlatıyor. "The Peach Orchard", insanoğlunun doğaya müdahelesinin yol açtığı sonuçları vurgularken, "The Blizzard"la bir dağda mahsur kalan insanların dramını perdeye yansıtıyor. "The Tunnel", ölümlerinden sorumlu olduğu ölü askerleri bir tünel çıkışında gören adamın dramını anlatıyor... "Crows", ünlü ressam Vincent Van Gogh'un yaşadığı bölgeye ve sanatına dair bir çalışma.. Güneşli bir yaz gününde yaşananları "Village of the Watermills" ile anlatan Kurosawa, son iki bölümde ("Mount Fuji in Red" ve "The Weeping Demon") nükleer tehlikenin insanlık üzerindeki etkilerini araştırıyor..

Kız kardeşler Nora ve Agnes, bir zamanlar ünlü bir yönetmen olan karizmatik babaları Gustav ile yeniden bir araya gelir. Gustav, sahne oyuncusu olan Nora'ya geri dönüş filmi olmasını umduğu bir rolde oynamayı teklif eder. Nora teklifi reddettiğinde, kısa süre sonra babasının rolünü hevesli genç bir Hollywood yıldızına verdiğini öğrenir. Aniden iki kız kardeş, babalarıyla olan karmaşık ilişkilerini yönetmek ve karmaşık aile dinamiklerinin ortasına düşen bir Amerikan yıldızıyla başa çıkmak zorunda kalır.

1950'li yıllarda geçen Fransız Postası, Paris'te bir Amerikan gazete bürosunda çalışan gazetecilere odaklanıyor. The New Yorker dergisinde yayımlanmış gerçek makalelerden esinlenen, hayali bir gazetenin Fransa bürosunun son sayısının hazırlık aşamasında yaşanılanların konu edildiği yapımda, yapımda iç içe geçen üç hikaye anlatılıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir