
Lloyd Nolan
Commentator (voice)

Propaganda short film depicting the rise of Nazism in Germany and how political propaganda is similarly used in the United States. The film was made to make the case for the desegregation of the United States armed forces.

They Shall Not Grow Old, I. Dünya Savaşı döneminde çekilen ve daha önce hiç görülmemiş görüntüleri kullanarak, Büyük Savaş'ın askerlerine ve etkilerine dair olağanüstü bir bakış sunuyor. Fantastik sinemanın baş tacı serilerinden “The Lord of the Rings” ve “The Hobbit” üçlemelerinin 3 Oscar’lı yönetmeni Peter Jackson da, 2014 yılında vizyona giren “The Hobbit: The Battle of the Five Armies”ten beri ilk kez beyaz perdeye geri dönüyor. Belgesel için İmparatorluk Savaş Müzeleri’nin film arşivindeki görüntüler günümüz teknolojisi kullanılarak restore edildi ve BBC Arşivleri’nden alınan sesler sayesinde Büyük Savaş’ı yaşamış insanları kendi sesleriyle dinleyebileceğiz. Filmin yapımcılığını da yönetmenle birlikte Clare Olssen üstleniyor.

Sama İçin, savaşın kadınca deneyimlenmesinin samimi ve destansı bir yolculuğu… Genç bir anneden kızına sevgi dolu bir mektup… Film Waad El Katib’in Suriye’nin Halep şehrindeki başkaldırı sırasında, etrafında dehşetli bir çatışma tırmanırken, âşık olduğu, evlendiği ve Sama’yı doğurduğu beş yılını anlatıyor. Waad’ın kamerası inanılmaz kayıp hikâyeleri, kahkaha ve hayatta kalma hikâyelerini yakalıyor, bu sırada Waad imkânsız bir seçimle boğuşmakta: Kızının hayatını korumak için şehirden kaçmalı mı yoksa kaçmamalı mı? Hele de kaçmak, şimdiye kadar oldukça fazla şeyi feda ettiği özgürlük mücadelesini terk etmek anlamına gelirken.

Dünyanın biyoçeşitliliği en yüksek yerlerinden biri olan Kongo Virunga Milli Parkı M23 silahlı isyancıları tarafından tehdit edilince, küçük ve yorgun bir korucu ekibi karşılarına dikilir. Eski bir çocuk asker, yetim gorillerin bakıcısı, bir doğa koruma uzmanı ve film ekibi de iki ateş arasında kalır. Kahramanları, kötü adamları, gorilleriyle bu benzersiz aksiyon-belgesel, daha güzel bir dünya için kendi hayatını hiçe sayanların inanılmaz öyküsünü anlatıyor.

Sovyetler Birliği'nın ünlü Kızıl Ordu hokey takımının hikayesini, takım kaptanı Slava Fetisov'un gözünden anlatan bir belgesel.

A disturbing collection of 1940s and 1950s United States government-issued propaganda films designed to reassure Americans that the atomic bomb was not a threat to their safety.

Film, anavatanlarının 2014 yılında IŞİD terör örgütü tarafından ele geçirilmesinin ardından bir araya gelen bir grup isimsiz aktivist tarafından hazırlanan, "Rakka Sessizce Katledildi" başlıklı bir belgeseli konu alıyor. Filmde, savaşla derin ve kişisel temasta bulunan cesur yerel gazeteci grubunun hayatın saklı yüzü ile karşılaştıkları anları ve dünyadaki en kötü güçlere karşı kendi hayatlarını nasıl riske attıkları anlatılacak.

Kapitalizme kapsamlı bir bakış sunan yönetmen Michael Moore; kapitalizmin kökenlerini, ABD ekonomisi üzerindeki etkisini ve 2008'deki küresel ekonomik krizi inceliyor.

İnsanların büyük şirketler, kurumlar ve hükümetler tarafından nasıl kontrol altına alındığını, manipüle edildiğini anlatan Zeitgeist adlı belgesel, 3 bölümden oluşuyor. İlk bölüm "The Greatest Story Ever Told"da, eski Pagan inanışlarından günümüze kadar din olgusunu ve insanlar üzerindeki etkisi ele alınıyor. 2. Bölüm olan "All the World's a Stage", bazı kanıtlar eşliğinde 11 Eylül saldırılarının Irak ve Afganistan'daki saldırıları meşrulaştırmak için Amerikan hükümeti tarafından yapılmasını ele alıyor. Son bölüm "Don't Mind the Men Behind the Curtain" ise belirli bankaların giderek zenginleştiğini ve dünya ekonomisinin önemli bir kısmını tekeline almasını anlatıyor.

Prelude to War was the first film of Frank Capra's Why We Fight propaganda film series, commissioned by the Pentagon and George C. Marshall. It was made to convince American troops of the necessity of combating the Axis Powers during World War II. This film examines the differences between democratic and fascist states.

This documentary movie is about the battle of San Pietro, a small village in Italy. Over 1,100 US soldiers were killed while trying to take this location, that blocked the way for the Allied forces from the Germans. Preserved by the Academy Film Archive in 2005.

Amerikan Donanması tarafından Midway adasına yollanan yönetmen John Ford'un, Midway Muharebesi sırasında çektiği gerçek görüntülerden oluşan belgesel.

Nazi Almanya'sının tıpkısının aynısı bir başka diktatörlükte, kararları ve yönetimi ile ülkesini kırıp geçiren Diktatör Adenoid Hynkel, ülkede kendisine ikizi kadar çok benzeyen son derece saf karakterli bir Yahudi berberin yaşadığından habersizdir. Hynkel'in askerleri Yahudileri teker teker toplama kamplarına götürmek üzere toplarken Yahudi Berber'in Hynkel'e olan benzerliği nedeni ile onu Büyük Diktatör zannederler ve bu benzerlik büyük bir karışıklık yaşanmasına neden olur. Charles Chaplin'in Nazi Almanya'sını ve Hitler'i hicvettiği bu eğlenceli komedi, sinema tarihinin en başarılı hiciv örnekleri arasında yer alıyor.

Yönetmen Stanley Kubrick, Full Metal Jacket filminde savaşın ve askerliğin, insanların duygularını nasıl yok ettiğini gün yüzüne çıkarıyor. 18 yaşındaki acemi bir askerin gözünden, acemi askerlerin Deniz Kuvvetleri'ndeki ilk günlerinden başlayarak nasıl insani duygularının yok edildiğini ve bireysellikten çıkarılıp Deniz Piyadesi olarak nasıl tekrardan yaratıldıklarını anlatıyor. Film, 1968 yılında Vietnam harekatı için yetiştirilen askerlerin ruhlarında bıraktığı zarar ve savaşın nasıl insanlık dışı bir şey olduğunu açığa çıkartıyor. Gustav Hasford'un "The Short-Timers" isimli romanından uyarlanmıştır.

Inglourious Basterds, Shosanna Dreyfus 'un ailesinin Nazi Yüzbaşısı Hans Landa 'un elinde idam edilmesi sırasında, Alman işgalindeki Fransa'da başlar. Shosanna kıl payı kurtulur ve bir sinema sahibi olarak yeni bir kimlik uyduracağı Fransa'ya gider. Avrupa'nın başka bir yerinde Teğmen Aldo Raine bir grup Yahudi askerini organize ederek hedef alınan bölgelere doğru yönlendirir. Düşmanları tarafından "Soysuzlar" olarak bilinen Raine'ın ekibi, etmek göreviyle Alman film yıldızı ve gizli ajan Bridget Von Hammersmark'a katılırlar. Kaderleri, Shosanna'nın hazır tuttuğu intikam planını gerçekleştireceği bir sinemanın altında birleşir...

Hitler'in gençlik kamplarında yer alan Jojo Betzler adındaki bir çocuk, annesinin evlerinde Yahudi bir kızı gizlice misafir ettiğini öğrenir. Kız, evlerinin çatı katında kalıyordur. Tabii bu durum en yakın sırdaşı hayali arkadaşı Adolf Hitler olan Jojo'nun kafasında büyük bir karmaşaya yol açacaktır. Hayali arkadaşı olan Hitler, hiç de orijinalindeki gibi değildir. Jojo'nun bu korkunç ırkçılığa karşı gelmek için mücadele etmesi gerekmektedir.

1939 yılında İngiliz ordusu, Alman ordusu tarafından yenilgiye uğratılmaktadır. Bu durum nedeniyle Winston Churchill, centilmen savaş kurallarını bir kenara bırakacak bir hamle yapmaya karar verir. Planı, bir asker topluluğunun düşman hattının arkasına gizlice sızmasını sağlamaktır. Askerler, hayati tehlikesi yüksek olan bu planı öldürülme ihtimallerine rağmen kabul ederler. Sağlam bir birlik kurulmasıyla Naziler’e karşı önemli galibiyetler elde edilir.

On sekizinci yüzyıl sonu, çok güzel ve büyüleyici Düşes Georgiana Spencer (Keira Knightley), dönemin en etkileyici kadınıdır. Güzelliği ve karizmasıyla toplumda nam salmıştır. Bu namın duyulmasıyla kendinden yaşça büyük olan Devonshire Dükü (Ralph Fiennes) ile görücü usulü evlenir. Bu evlilikle beraber Georgiana moda ikonu ve kurnaz bir politikacı haline gelir. Ancak evliliğinde bulamadığı aşkı umutsuzca aramaya devam eden Georgina’nın hayatı Charles Grey (Dominic Cooper) ile yaşadığı yasak aşk, müsrifliği ve politikaya el atması sonucu yaşadığı itibar kaybı, ve en iyi arkadaşı Bess Foster’ın (Hayley Atwell) ona olan ihaneti sonucu karmakarışık olacaktır.

Genç Donald Trump'a odaklanan filmde Donald Trump’ın 70’li ve 80’li yıllarda, Amerika’da kötü şöhretli avukat Roy Cohn’un yardımıyla gayrimenkul piyasasında nasıl yükseldiği anlatılıyor.

Mary Boleyn (Scarlett Johansson) 14 yaşında, masum bir kız olarak kraliyet sarayına geldiğinde İspanyol Prensesi Catherine ile evli ancak çok çapkın bir adam olan Kral VIII. Henry’nin (Eric Bana) gözlerini kamaştırır. Kralın sonsuz ilgisi karşısında tüm varlığı alt üst olan Mary’nin krala olan aşkı her geçen gün artarken, apaçık yaşanan bu aşkın beraberinde sarayın taçsız kraliçesi olarak görülmeye başlanır. Zamanla kralın ilgisini kaybetmeye başlayan Mary, karşısında rakip olarak kardeşi Anne’i (Natalie Portman) bulacaktır. Tüm bunlar karşısında, ailesinin hırslı oyunlarında bir piyon haline gelmiş olduğunu ve saray hayatının tehlikeli entrikalarını fark eden Mary, ailesinin isteği üzerine kardeşinin krala yakınlaşmasına yardım eder ve olanları soğukkanlılıkla izler. Anne’i kraliçeliğe götürecek yolda bile sesini çıkarmayacaktır. Kral Henry, Mary ve Anne arasında gidip gelirken, İngiltere’yi de ikiye bölme yolundadır.

Derek Vinyard (EDWARD NORTON), beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir grup gencin karizmatik lideridir. Nefret içindeki Derek, bir siyahı canice öldürünce hapse girer. Hapisten çıktığında artık bambaşka biridir. Geçmişinden ve yaptıklarından utanç duyar ve küçük kardeşi Danny'nin (EDWARD FURLONG) de kendisiyle aynı sonu paylaşmaması için çabalar. Bir aile içinde gelişen ve sonunda aynı aileyi parçalayan ırkçılık hakkında tartışmalı ve çarpıcı bir film. Edward Norton bu filmdeki rolüyle en iyi oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.














0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir