
Sam Rockwell
Don Verdean

Biblical archaeologist Don Verdean is hired by a local church pastor to find faith-promoting relics in the Holy Land. But after a fruitless expedition he is forced to get creative in this comedy of faith and fraud.

Sam Rockwell
Don Verdean

Jemaine Clement
Boaz

Amy Ryan
Carol

Danny McBride
Tony Lazarus

Will Forte
Pastor Fontaine

Leslie Bibb
Joylinda Lazarus

Steve Park
Poon-Yen

Sky Elobar
Dr. Stanley
Yaniv Moyal
Israeli Police Officer

P.J. Boudousqué
Gary
Jared Shipley
Lab Tech

Jake Van Wagoner
Police Officer

Logan Rogan
Tourist

Michael Flynn
Church Elder

Pete Rockwell
Antique Store Owner

"Dans eden Hitler’ler lütfen kenarda beklesin!" İlk uzun metrajlısı aynı zamanda en parlak filmidir Mel Brooks’un. En iyi senaryo Oscar’lı Yapımcılar, yönetmenin diğer tüm filmlerinden daha ince ve daha tehlikeli, karnımıza ağrılar sokabilecek kadar sulu bir komedi: New Yorklu bir gösteri dünyası uzmanı Yahudi, üçkağıtçılıkla da olsa, sahneye bir müzikal koyar; müzikalin konusu, nefret uyandırıcı da olsa, Hitler’dir.

Kendi halinde bir aile babası olan Walter, tatminsiz karısı Gloria ve iki çocukları Holly ile Petey eve gelecek yeni hizmetli Grace Hawkins'i beklemektedirler. Gloria, sorunlarıyla başa çıkmaya çalışmaktadır. Küçük kızının psikolojik sorunları, oğlunun sokak kabadayılarıyla ilişkisi ve iyice monotonlaşan evliliği yüzünden sorunlar yaşayan Gloria bir kurtuluş yolu aramaktadır * İyilik ve kötülük kavramlarının değişebilirliğinin yanında getirdiklerinide gösteren eğlenceli/dramatik film. Rowan Atkinson ismini gördükten sonra "izlesem mi?" diye düşünmek bile hata * Bu kadroyla güzel bir seyir. Maggie Smith pek bir tatlı bu filmde. Biraz ağır ilerliyor ama olsun

The story of a humiliating high school mishap from 1992 that sends the Impractical Jokers on the road competing in hidden-camera challenges for the chance to turn back the clock and redeem three of the four Jokers.

Babasına verdiği söz üzerine yasa dışı işleri bırakıp ‘dürüst’ bir iş adamı olmaya sıvanan bir mafya babasının, bununla uğraşırken bir yandan dahi kızını erkeklerden koruma çabaları.

In this winsome comedy, an entitled Economics professor pursues a tactic to buy an ailing widow’s mansion for nothing, but he quickly realizes that his seemingly foolproof strategy won’t be as easy as he thought.

Los Angeles, New York, Paris, Roma ve Helskinki... Birbirlerinden ne kadar uzak olurlarsa olsunlar, bu şehirlerin birçok ortak öğeleri vardır. Bunlardan bir tanesi de elbette ki sokakları gündüz-gece turlayan taksi şoförleridir. Beş şehirde, beş farklı taksi şoförü, müşterileriyle ilginç bir yolculuğa çıkacaklardır. Los Angeles'ta taksiyle evine giderken iş bağlamaya çalışan bir menajer, aradığı yıldızı taksi şoföründe keşfeder… New York'ta palyaçoya benzeyen ve şair gibi konuşan Alman bir taksi şoförü direksiyonu müşterisine bırakır… Paris'te yakışıklı Afrikalı bir adamın taksisine binen kör bir kadın arasında beklemediği bir etkileşim olur… Roma'da arabasına binen rahibe günah çıkarmaya çalışan şoför, müşterisinin ölmek üzere olduğunun farkında bile değildir…

Özgürlük hareketlerinin kasıp kavurduğu 1970'lerde, Patrick 'Kitten' Braden isimli bir gencin büyüleyici ve dokunaklı öyküsü Plüton'da Kahvaltı. Patrick, daha ufacık bir bebekken ailesi tarafından terk edilmiş ve Peder Bernard'ın kapısına bırakılmıştır. Daha henüz büyüme sancıları çektiği ufak yaşlarında bile kendi farklılığının bilincindedir ve bütün tepkilere ve baskılara rağmen değişmeyi reddeder. Yıllar geçip de kendi başına hareket edebileceğinin bilincine varır varmaz, Londra'ya gidip annesini aramaya karar verir. Bu yolculuk, onu hem kendisi ile ilgili hem de bilmediği bambaşka dünyalarla ilgili yenilikleri keşfetmesini sağlayacaktır.

Bol ödüllü bir İsrail yapımı… Arap Kültür Merkezi'nin açılış töreninde çalmak üzere Mısır'dan yola çıkan polis bandosunu İsrail'e geldiğinde karşılayan olmaz Adresi kendi başlarına bulmak için yola koyulan bando üyeleri bir otobüs tutar Ancak bu da işe yaramaz ve bando, çölün ortasındaki bir kasabada mahsur kalır Kafe sahibi Dina, ertesi sabaha kadar şehre dönme şansı olmayan bando üyelerine geceyi kendi evinde geçirmelerini teklif eder Gece boyunca bando lideri Tevfik ile Dina arasında duygusal bir diyalog gelişir.

Yerel bir TV kanalı olan Eyewitness TV'de haber muhabiri olan Bruce, New York'da, genelde insana odaklanan, herkesi mutlu eden haberleriyle tanınmaktadır; ancak o emekli olmak üzere olan haber spikerinin yerine geçmek ya da en azından önemli uluslar arası haberleri sunmak ister. Aslında Bruce'un temel sorunu, yaşamındaki pek çok şeyden tatmin olmaması, çevresindekileri mutlu etmesine karşı, kendisinin çok mutsuz olmasıdır.. Bir gün, Niagara Şelaleleri'yle ilgili bir haber kutlamanın haberini yapmak için bölgeye giden Bruce, canlı yayına saniyeler kala, TV kanalındaki en büyük rakibinin, haber spikerliğine yükseldiğini öğrenince çılgına döner ve milyonlarca izleyicinin önünde kendini tutamayarak küfreder. Doğal olarak işinden olan Bruce'un hayatında her şey -bu sefer şikayet etmeye değecek şekilde- kötü gitmeye başlar: Bir çete tarafından feci şekilde dövülür, arabasını çaldırır, vs. Kötü kader için yakardığı Tanrı, sesini duyunca, Bruce için her şey değişmeye başlar..

Mahallesindeki Huckabeess marketler zincirinin daha fazla büyümesini engellemek için eylemler yapan çevreci Albert bir yandan da şiirlerini okuma çabasındadır. Bu çabaları pek de iyi karşılanmaz insanlar tarafından çünkü ne yazık ki kötü bir şairdir...

İki suçlu (Robert De Niro, Sean Penn), polisten kaçarken kendilerini bir anda kilisede rahip olarak buluyorlar. Kilise, beklediği iki rahibi bu suçlular zannederek, onlara kalacak yer veriyor. Burdan da kaçmayı planlayan suçlular planlarını bir türlü gerçekleştiremiyorlar. Onlara yardım edebilecek tek kişi ise Molly (Demi Moore)'dir.

Randy Dupree, yakın arkadaşı Carl'ın Hawai'deki nikahında sağdıç olmak üzere bir haftalığına izin isteyince patronu tarafından kovulur. Zaten tembel bir adam olan Dupree, evinden de tahliye edilmiştir. Tam anlamıyla tepetaklak giden hayatını toparlayabilmesi için birkaç güne ihtiyacı vardır. Bu süre içinde, Carl ve eşi Molly'den kendisini misafir etmelerini ister. Fakat 'tatlı bela' Dupree'nin misafirliği hiç de kısa sürmeyecektir.

Eksantrik suç dehası Profesör Marcus (Alec Guinness), Londra’nın sakin bir mahallesinde, tatlı bir yaşlı dul olan Bayan Wilberforce’un (Katie Johnson) evinde bir oda kiralar. Planı, dört suç ortağıyla (Cecil Parker, Herbert Lom, Peter Sellers ve Danny Green) birlikte mükemmel bir soygun düzenlemektir. Kendilerini bir müzik topluluğu olarak gizleyen bu çete, Bayan Wilberforce’un evini üs olarak kullanır. Ancak soygun başarıyla tamamlanmasına rağmen, Bayan Wilberforce’un masum merakı ve keskin sezgileri, planlarını altüst eder.

İngiliz mentalist Derren Brown Springfield'a geldiğinde işler ters gitmeye başlar. Homer hipnotize olur ve kendini Noel Baba sanmaya başlar, bu da kasabada neşeli bir zincirleme reaksiyona yol açar.

Hapisten yeni çıkan neo-nazi Adam, topluma hizmet etmek üzere papaz Ivan'ın yanına gönderilir. Ivan ona kilisenin önündeki elma ağacının meyveleriyle bir elmalı kek pişirme görevi verir. Bu arada elmalar kuşların, solucanların ve şimşeklerin saldırısına uğrar. Ivan, Şeytan tarafından sınandıklarına inanır. Adam ise Tanrı tarafından sınandıklarını düşünmektedir, çünkü belki de kötülük diye bir şey yoktur * güldürken yaralayan bir film

Missisipi Cezaevi’nde tutuklu, ağzı bozuk, haşin bir adi suçlu olan Everett Ulysses McGill (George Clooney), taş kırarak daha fazla zaman kaybetmek istemez. Kandırdığı iki zavallı mahkumla birlikte, toprağa gömülü bir hazineyi aramak için, prangalarından bile kurtulmadan hayatlarının en maceralı yolculuğuna çıkarlar. Üçlüyü tekrar hapisaneye tıkmak isteyen kurnaz ve esrarengiz kanun adamı Cooley ile de amansız bir kovalamacanın içine girmişlerdir. Yol boyu birbirinden ilginç sürprizlerle karşılaşan üçlü, ünlü gangster bebek yüzlü Nelson’dan, tekrar seçilmek için çılgın bir seçim kampanyası yürüten Pappy O’Daniel’a kadar pek çok sıradışı karakterle, farklı olaylar yaşarlar.

Dortmunder ve arkadaşları bir müzeden devasa bir elmas çalmayı planlıyorlar. Ancak bunun onu çalmaları gereken ilk sefer olduğu ortaya çıkıyor...

Richard ve Larry, sigorta şirketinin vefat etmiş bir müşterisinin poliçesinden dört kez ödeme yapıldığını fark edip patron Bernie'ye bildirirler. Bernie, onları Hampton Adası'nda ki lüks villasında bir hafta sonu partisine davet eder, ancak bu bir tuzaktır. Bernie, mafya lideri Vito ile anlaşarak ikilinin ortadan kaldırılmasını planlar. Mafya lideri Vito, sevgilisinin Bernie'yle ilişkisini öğrenince tetikçisi Paulie'ye Richard ve Larry yerine Bernie'yi öldürmesini emreder. Villaya varan ikili, ölü patronlarını bulunca cesedi hayattaymış gibi göstermeye karar verir: güneş gözlüğü taktırır, havuz başında oturtur, partidekilere şarap içirir ve hatta dans ettirirler. Bu sırada mafya peşlerindedir ve Bernie'nin cesedi giderek bozulmaktadır, ancak kimse onun ölü olduğunu anlamaz.

Cennetten dünyaya sürgün edilmiş iki meleğin, kendini yenilemiş katolik kilisesinin kapısından girip suçlarını restore etmek suretiyle Tanrı'nın arzusuna karşı gelmek ve dünyayı bir paradoksa yol açıp yoketmek arzusunun önünde sadece bu uyumsuz çete durmaktadır. Yeni bir kiliseye girerek ruhun restore olması Katolik Dogma'nın bir parçasıdır ve bu yolla kanundışı melekler cennete geri dönmenin bir arkakapısını bulmuş olacaklardır. Bu şekilde Tanrı'nın kusursuz olmadığını kanıtlayarak tüm yaradılışı sıfırlanmaktan kurtarmak mümkün olacak mı?

Hapishane kaçkını Joe (Willis) ve hastalık hastası arkadaşı Terry (Thornton), banka memurunu geceden rehin alıp ertesi sabah ona işine kadar eşlik etmek suretiyle ilginç bir soygun tekniği geliştirmiştir. Medya onların üzerine odaklanır ve marifetlerini de bir parça abartır, ancak iki ahbapçavuşun tek derdi yeterli miktarda parayı toparlayıp Meksika’ya kaçmak, burada özgür ve yasalara saygılı bir hayat sürmektir. Fakat Kate Wheeler adlı bir ev kadınının (Blanchett) arabasıyla Terry’e çarpması, planları değiştirir. Rehin almak zorunda kaldıkları bu kadın, zamanla ikilinin suç dolu serüvenine ortak olur. Kate, bir anlamda aradığı değişikliği bulmuş ve monoton hayatından kurtulmuştur bu sayede. Hem haydutlar ona, hem de o haydutlara aşık olmuştur - evet, her ikisine birden... Çünkü ancak birbirlerini tamamladıklarında ideal bir sevgili etmektedir Joe ve Terry...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir