
İlyas Salman
Ali

"Ne Şehittir Ne Gazi"
Dürüst ve namuslu biri olan Ali, tayini çıkınca İstanbul’a gider. Burada ablası Hacer ve eniştesi Yakup’un yanına taşınır. Aynı evde Yakup’un yeğeni Ayşe de yaşamaktadır. Ali memurluğa başladığı günden itibaren etrafındaki dolandırıcı ve rüşvetçilere tepki gösterir. Bunun üzerine başta müdürü olmak üzere diğer memurlar bu durumdan rahatsız olurlar. Yakup cami yaptırmak için topladığı paralarla kaçınca Ali ile Ayşe yalnız kalırlar. Birbirlerini bırakmak istemeyen ikili evlenir. Ali memurların rüşvet almalarına engel olduğu için işinden atılır ve Ayşe ile birlikte köye gider. İstanbul’a kaçan Yakup, karısı Hacer’in ısrarıyla Ali ve Ayşe’yi yanlarına çağırır. Çaresiz bir şekilde Yakup’un yanına giden Ali ve ailesi sıkıntıdan bir türlü kurtulamayacaktır.

Sully (Paul Newman) emekliliğini karamsarlığa kapılmadan yaşayan yaşlanmasına aldırmamaya çalışan bir adamdır. Beraber çalıştığı Carl'ın (Bruce Willis) karısıyla da (Melanie Griffith) hafiften flört etmekte. Sully'nin uzun zamandır görmediği oğlu ve onun ailesinin kasabaya geri dönüşüyle Sully, uzun zamandır unuttuğu aile kavramıyla yeniden yüzleşmesini sağlıyor. Çok satan bir romandan uyarlanan filmin senaryosu da yönetmen Robert Benton'a ait.

Şehre bir güzellik gelir! Türkiye’nin güneydoğusunda, herkesin ve her şeyin “uzağında” küçük bir masal sehrinde geçer hikaye. 1980 yılının yaz ayları... Tüm ülke siyasi bir kaosun içindedir. Siyasi şiddet ülkeye egemendir. Sağda ve solda onlarca değişik fraksiyon türemiştir. Bu anlaşılmaz saçma, acıklı ve komik “anarşik” atmosfer “Vizontele” şehrine çok başka ve kendine özgü biçimde yansımıştır. Güner Sernikli bu uzak şehre sürgün edilmiş bir devlet memurudur. Her şeyin saçma bir rota izlediği günlerde Sernikli ailesi uzun ve çileli bir yolculuğun sonunda “Vizontele” şehrine gelirler. Sernikli Ailesi, o yaz şehre sanki bir hediye paketi gibi gelir. Güner bilgiyi, Tuba güzelliği, saflığı ve bizzat aşkı getirir. Evet, o yaz şehre çok güzel şeyler gelmiştir ama uzun süre kalamamıştır.

Sektör dışından dört kişi, büyük bankaların, medyanın ve devletin görmezden geldiği küresel ekonomik çöküşün yaklaştığını fark edince akıllarına bir fikir gelir: Büyük Açık. İddialı yatırımları sayesinde modern bankacılığın karanlık yüzüyle tanışırlar. Artık herkesi ve her şeyi sorgulamak zorundadırlar.

Pek zeki sayılmayacak taşralı genç Norville Barnes'ın kafasında çocuklar için ideal olduğunu düşündüğü bir oyuncak projesi vardır. Bunu gerçek yapabilme hayalleri içinde büyük şehire gelir ve en alttan işe koyulur: devasa bir şirket olan Hudsucker Industries'de memur olarak çalışmaya başlar. Bunlar olurken şirket yönetim kurulu, başkan Waring Hudsucker'ın trajikomik intiharı ile sarsılır. Gücü ele geçirme fırsatını kaçırmak istemeyen müdürlerden Sidney Mussberger, kendisine projesini anlatmaya gelen Barnes'ın naifliğinden yararlanmaya çalışır ve bir aptalı yönetim kurulu başkanlığına getirerek şirketi parmağında oynatabileceğini düşünür. Oysa Barnes'ın çılgın projesi basit bir hulahoptan başka bir şey değildir ama beklenmedik başarısı işleri karmakarışık edecektir.

Mafyanın uyumsuz tetikçisi Jerry (Mantegna), mafya tarafından suçunu itiraf etmesi için zorlanan bir ayakkabı tamircisi olan Gino'yu (Ameche) gözetlemek gibi düşük seviyeli işe atılır. Ancak Gino bir mafya babasıyla karıştırıldığında ve ikisi birden mafya statüsünün en üst seviyelerine fırlatıldığında işler değişir... onları hayatta tutacak tek şeyin dostluk olduğu tehlikeli bir macera!

Bir dul dolandırılıp sigortadan parasını alamayınca cevapları aramaya başlar. Bu arayış onu, Panama'da süper zenginlerin parasını saklayan iki kurnaz avukata götürür.

Üniversite başvurularının hepsinden ret cevabı alan Bartleby "B"nin tek tesellisi bu konuda yalnız olmamasıdır. En yakın arkadaşlarının da durumu aynıdır. Başvurularından olumsuz cevap aldığını ailesine de söyleyemez. Kariyer planı bile yapamayan "B"nin ailesini memnun etmek ve rüya kız Monica'nın ilgisini çekebilmek için kafasında dahiyane bir kurtarıcı fikir oluşur: Kendi üniversitesini açmak! * Mantık kavramını bi kenara koyalım. Amacınız bol bol kahkaha atmaksa, keyifli bir film izlemek istiyorum diyorsanız buyrun.

Kocasını yatakta başka bir kadınla yakalayan genç kadın hayatının şokunu yaşar. Üstelik tek sorun da bu değildir. Kocası yakalanınca kalp krizi geçirerek hayatını kaybeder. Cesetten kurtulması gerektiğini düşünen kadın cesedi gömer ve eşinin kayıp olduğunu söyler. Eşinin kayıp olarak bilinmesi ona beklenmedik bir şöhret sağlar. Ancak polisler ve suçlularla baş etmeye çalıştıkça boyundan büyük işlere kalkıştığını anlar. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de yerel bir kanalda haber sunucusu olan ve önemli bir hikaye bulmaya çalışan kız kardeşinden her şeyi saklamaya çalışır.

Mali konularda çok başarılı ve son derece zeki bir kadın olan Laurel, Wall Street'deki şirkette başarılı ve yükselme merdivenini hızla tırmanmaktadır. Ancak hakkı olan atamayı ırkçı bir tutum içinde olan iş arkadaşı Frank yüzünden elde edemez. Bunun üzerine aklına gelen müthiş bir fikirle, kendisine son derece güçlü ve mali konularda uzman olan bir kişinin ortak olduğunu etrafına duyurur. Bu müthiş kişi kılığında çok büyük başarı elde etmeye başlayınca da, Frank bu maliyeci deha Robert'i elde etmek için her türlü oyuna başvurur.


İşsiz bir karikatürist, ailesi ve küçük kardeşi Freddy ile birlikte geri döndü. Ailesinin ayrılmasını istediğinde babasının Freddy'yi cinsel istismar ettiği yönündeki söylentileri yaymaya başlar.

Jordan Belfort 24 yaşında genç ve hırslı bir adamdır. Para kazanma arzusuyla Wall Street borsasında önce komisyoncu ve ardından Stratton Oakmont adında bir yatırımcı firmasında zengin olmak için her şeyi yapmaya hazır bir CEO olur. 90’ların en hızlı günleridir ve New York işlem salonunda her şey olabilmektedir. Önemsiz tahvillerle birçok yatırımcıyı aldatarak Belfort kısa zamanda bir para makinasına ve aynı zamanda bir harcama makinasına dönüşür. Bir günde hesapları milyon dolarlarla doldururken o gece hepsini aynı hızda harcayabilir. Profesyonel hayatının yanı sıra uyuşturucu, fahişeler, son derece pahalı lüks fantezilerle dolu kirli bir oyunun içindedir. Bu karakterin hayatındaki her şey abartılı bir şekilde devam ederken çöküş ise çok uzakta değildir.

Michael Dorsey, New York'ta yasayan işsiz bir oyuncudur. Bir taraftan oyunculuk dersleri veriyor bir taraftan da filmlerde, tiyatrolarda rol almak icin denemelere gidiyor. Fakat bir turlu istedigi rolleri alamiyor, ya çok kısa buluyorlar kendisini, ya baska birini dusunuyoruz diyorlar v.s. Birgun yakin arkadasi Sandy ile televizyonda yayinlanan bir pembe dizi için prova yapiyorlar. Sandy'e destek olmak icin onunla beraber gidiyor ve kaderin cilvesiyle sonradan rolu kendisi alıyor. Tabii Michael Dorsey olarak değil ama Dorothy Michaels olarak. Bunu yaparken de söylediği sadece arkadaşi Jeff (Bill Murray) ile beraber hazirladikları tiyatro oyunu için gerekli parayı kazanmak. Bundan sonra Michael, ikili bir hayat sürmeye başlıyor. Aynı dizide rol alan Julie (Jessica Lange) ile tanişmasi işleri iyice kariştiriyor. Çünku Michael Julie'ye aşık oluyor.

1980'lerin iş dünyasına perde arkasının sürükleyici hikayesinin anlatıldığı filmde, hırslı ve genç bir borsacı Wall Street efsanesi Gordon Gekko (filmdeki performansıyla Oscar Ödülü kazanan Michael Douglas) tarafından baştan çıkarılarak yasa dışı ve son derece kazançlı bir dünyaya adım atar. Ancak kısa sürede bir gecede kazanılan zenginliklerin bedelinin çok ağır olduğunu keşfedecektir...

Hücre yeni kabadayısına kavuştu. Tek sorun kabadayı biraz küçüktü. Yaşlı insanların emeklilik parasını alıp kaçan üçkağıtçı, rezil Stan Minton rolünde Rob Schneider, izleyenleri kahkahalara boğmaya devam ediyor. Hapishaneye gireceğini anlayan Stan, yeni koğuş arkadaşları arasında ne kadar popüler olacağını anlar anlamaz kendini korumayı öğrenmek için soluğu, Uzak Doğu sporlarında usta seviyesine ulaşmış bir eğitmenin yanında alır. Hapishaneye girdiğinde ise Stan, yeni yeteneğini ortaya koyar ve bu, onu koğuşun lideri yapar.

Mike Donnelly (Chris Farley) ile tanışın! O, herkesin sevdiği, komik ve başına bela açmaya hazır bir sakarlık makinesi. Büyük kardeşi Al’in (Tim Matheson) Washington eyaleti valiliğini kazanmasına yardım etmeye kendini adamıştır, ancak her oy kazanma fırsatını utanç verici bir felakete dönüştürmeyi başarır. Kampanya ekibinin tembel yardımcısı Steve Dodds (David Spade), Mike’a göz kulak olmayı gönüllü olarak üstlenir. Mike, mevcut valinin bir sahtekâr olduğunu keşfedince, iyi niyetli yıkımı yepyeni bir seviyeye taşır. Tommy Boy’un yıldızları Chris Farley ve David Spade, neden “90’ların en iyi komedi ikilisi” olduklarını bir kez daha kanıtlıyor!

Küçük bir dolandırıcı olan Thomas Jefferson, aynı ismi taşıyan ölen bir kongre üyesinin koltuğuna aday olur ve hiç beklenmedik şekilde seçilir. Washington'a gidip siyasetin kirli dünyasına tanık oldukça, başlangıçtaki şahsi çıkar amacı yerini adaletsizliğe karşı bir mücadeleye bırakır. Artık oyunun kurallarını değiştirmek isteyen Thomas, sistemin yozlaşmışlığına karşı kendi planını yapmaya başlar.

Bir üniversite öğrencisi, evinden binlerce kilometre uzakta, çölde mahsur kaldığında, hiç parası olmadığında ve Noel'e sadece birkaç gün kala imkansız bir yolculukla karşı karşıya kalır.

Mahkumların üçlü guruplar halinde birbirlerine zincirli olarak arazide çalıştıkları bir yerde, ikisi arasında çıkan bir kavga yüzünden, birbirlerine bağlı üç mahkum hücre hapsi cezasını çekmeleri üzerine cezaevine gönderilirler. Yolda meydana gelen bir kaza sonucu üçü de kaçarlar. Bu kaçak mahkumlardan ikisi Jeremy ile Steve çaldıkları bir karavan ile küçük bir kasaba yakınına kadar giderler ama karavan arıza yapar. Onu tamir edelim derlerken kasaba şerifi onları görür ve onların Taze Meyve Suyu Minik Kraliçesi yarışması için kasabanın seçilen kızlarını yarışmaya hazırlayacak kişiler olduğunu sanarak onları kasabaya götürür. Kasabada yaşayacakları hem onların hem de kasaba halkını asla unutamayacağı bir maceraya dönüşür.

Harris K. Telemacher (Steve Martin), Los Angeles'ta yaşayan bir hava durumu spikeridir. Hayatı sıradan ve anlamsız gelmektedir, ta ki bir gün bir otoyol tabelasının onunla konuşmaya başladığını fark edene kadar. Bu "akıllı tabela", Harris'e hayatını değiştirecek ipuçları verir ve onu yeni bir aşka yönlendirir. Harris, İngiliz gazeteci Sara McDowel (Victoria Tennant) ile tanışır ve ona aşık olur. Ancak, aynı zamanda genç ve neşeli bir mağaza çalışanı olan SanDeE* (Sarah Jessica Parker) ile de flört etmektedir. Tabelanın rehberliğinde, Harris kendini ve sevgiyi keşfetme yolculuğuna çıkar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.









0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir