
Martin Clunes
Edward

Martin Clunes plays Edward, an English tutor at an Oxford language school. Seemingly charming and thoughtful, Edward is really a calculating liar and manipulator. A series of events triggered at a dinner party leads Edward down a very precarious and hilarious path.

Martin Clunes
Edward

James Bolam
Moss

George Potts
Root

Julie Graham
Karen

Neil Dudgeon
Dennis

Henry Goodman
Thomas

Matt Bardock
Clive Phillips

Fabiano Martell
Massimo

Martin Marquez
Garcia
Kanako Morishita
Kayoko

Lindsay Duncan
Alison

Anna Popplewell
Rebecca

Neville Phillips
Vicar
Robin Griffith
Welsh Flunkey
Barbara Kirby
Registrar

Her geçen gün gittikçe nezih bir yer haline gelen Oakland’ta geçen film, ırk ve sınıflarla ilgili güncel bir hikaye anlatıyor. Colin yeni bir hayata başlamak için şartlı tahliyesinin son 3 gününü sakin geçirmesi gereken bir adamdır. Bir mesleği, sorumlulukları ve planları vardır. Ama hızlı konuşan çocukluk arkadaşı Miles'ın da problem mıknatısı olmak gibi bir özelliği vardır. Collin’in şartlı tahliye geri sayımı, şok edici bir suça tanıklık etmesi ile sekteye uğrar. Bu olayın ışığında ikili, hızla nezihleşip burjuvalaşan kasabalarında yabancı hissetmeye başlarken, dostlukları da rahat varoluşundan çıkarak sarsıcı bir çarpışma rotasına sürüklenir.

Oyun yazarı Sidney'in (Michael Caine) yazım seminerindeki öğrencilerinden Clifford Anderson (Christopher Reeve) adeta Sidney'in çöküşüne daha da acı katmak istercesine ona değerlendirmesi için ilk yazdığı oyunun bir kopyasını gönderir. "Deathtrap" beş karakterli, iki perdeden oluşan, Sidney'in deyimiyle "üstün yetenekli bir yönetmenin bile mahvedemeyeceği" bir gerilim oyunudur. Sidney, Broadway'deki eski günlerine dönebilmek için eşi Myra (Dyan Cannon) ile birlikte akla gelmeyecek bir plan yapar: Yazarı evlerine davet edecek, öldürecek ve Sidney oyunu kendisininmiş gibi gösterecektir. Fakat Clifford'un gelmesinden itibaren olayların aslında hiç de göründüğü gibi olmadığı ortaya çıkar.

Mickey Prohaska küçük bir kasabada sigortacılık yapmakta, bir yandan kendi işini kurmaya çalışırken diğer yandan da kendisinden ayrılmaya çalışan eşiyle arasını düzeltmeye çalışmaktadır. Mickey'e göre her şey insanları hikayesine inandırmaktan ibarettir. Yalnız yaşayan yaşlı bir çiftçiye sigorta satmaya çalışan Mickey, adamın çok daha büyük bir hazinesi olduğunu keşfeder. Bir şekilde çiftçiyi aradan çıkartıp, nadide bulunan kemana ulaşamaya çalışırken, dengesiz, sinir bozucu bir tamirci olan Randy'nin işine burnunu sokması hiç planlamadığı olaylara yol açacaktır. Mickey şimdi Randy'nin işlediği cinayete mecburen suç ortağı olmuştur, dahası onun şantajlarına boyun eğmek zorunda kalmıştır. Daha çok yapımcı kimliği ile tanınan Jill Sprecher'ın yönetmen koltuğuna oturduğu filmin senaryosu ise gene Jill ve Karen Sprecher kardeşlere ait.

Mafyanın uyumsuz tetikçisi Jerry (Mantegna), mafya tarafından suçunu itiraf etmesi için zorlanan bir ayakkabı tamircisi olan Gino'yu (Ameche) gözetlemek gibi düşük seviyeli işe atılır. Ancak Gino bir mafya babasıyla karıştırıldığında ve ikisi birden mafya statüsünün en üst seviyelerine fırlatıldığında işler değişir... onları hayatta tutacak tek şeyin dostluk olduğu tehlikeli bir macera!

Oscar ve John aynı markette çalışan ve aynı evi paylaşan iki arkadaştır. Tüm zamanları bir arada geçmesine rağmen hayatları birbirinden oIdukça farklı devam etmektedir. John'un güzel bir sevgilisi, dolayısıyla da düzenli bir ilişkisi varken Oscar yıllardır kendine uygun bir kadın aramaktadır. Hatta uygun olması bile gerekmez, herhangi bir kadın zaten uygun olacaktır. Oscar'ın az da olsa kıskandığı bu harika hayatı John durup dururken altüst eder. Sevgilisinin kendisine ne kadar bağlı olduğunu sınamak isteyen genç adam, kıza ayrılmayı teklif eder. Ancak John'un yaptığı plan geri teper. Hayalleri yıkılan genç kız çok kısa bir zamanda kendisinden yaşça oldukça büyük olan evli bir sevgili edinir. Bu ayrılık ve yeni başlayan ilişki sadece onların değil, çevrede yaşayan tanıdık tanımadık tüm insanların hayatlarını da altüst edecektir. Buna şehrin en azılı hırsızından tutun da, basit bir otobüs şoförüne kadar herkes dahildir.

Kolpa bir adam yanlışlıkla ev sahibini öldürünce, cesedi saklamak için elinden gelen her şeyi yapmak zorundadır. Ancak daha sonra şehvetin dikkatini dağıtması, çok sevdiği kardeşinin ölümü ve bir grup uyumsuz karakter onu kendisini bir servetin beklediği bir yolculuğa sürükler...

Yıl 1998... Orta Amerika'da küçük bir kasaba ve iki liseli âşık... Carol ve Wayne... Karanlığın içinde umarsızca arabalarıyla gezmektedirler... Carol, tehlike ile iç içe, uçurumun kenarında bir yaşamı sevmektedir... Bir yokuşun sırtında yanlış yönde ilerlerken Wayne son anda direksiyonu kırarak Carol'u en büyük heyecanından yoksun bırakır... 8 yıl sonra evlidirler... Carol hemşire olmuştur ve birgün kendisine felç geçirmiş orta yaşta özel bir hasta verilir. Carol, Henry'i işlemiş olduğu suçlarla ilgili soru yağmuruna tutar ve onun renkli geçmişinden etkilenir... Kendi merakını ufak çaplı bir banka soygununu yöneterek tatmin eder. İlk işlediği suçun tadı damağında kalan Carol'un artık hiçbir şekilde geriye dönmeye niyeti yoktur.

Kocasını yatakta başka bir kadınla yakalayan genç kadın hayatının şokunu yaşar. Üstelik tek sorun da bu değildir. Kocası yakalanınca kalp krizi geçirerek hayatını kaybeder. Cesetten kurtulması gerektiğini düşünen kadın cesedi gömer ve eşinin kayıp olduğunu söyler. Eşinin kayıp olarak bilinmesi ona beklenmedik bir şöhret sağlar. Ancak polisler ve suçlularla baş etmeye çalıştıkça boyundan büyük işlere kalkıştığını anlar. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de yerel bir kanalda haber sunucusu olan ve önemli bir hikaye bulmaya çalışan kız kardeşinden her şeyi saklamaya çalışır.

Dom Hemingway'in sicilinin temiz olmadığı konusunda hepimiz hemfikiriz! Ancak o birlikte çalıştığı suç ortaklarını polise gammazlamayacak kadar da sadık bir çalışma arkadaşı! Sırf bu yüzden hapislere düşen ve 12 yıllık cezaya mahkum edilen deneyimli hırsız Dom Hemingway, mahkumiyetinin ardından özgür kalır. Bir zamanlar tozu dumana kattığı Londra sokaklarına geri döndüğünde ise sokakların değişen dengesine tanık olur. Eski hesapları kapatıp suç dünyasına veda etmeyi ve kendisine yabancılaşan kızıyla arasını düzeltmeyi dileyen Hemingway için yeraltı dünyasından uzaklaşabilmek zannettiği kadar kolay olmayacak.

Kahramanımız, ezeli düşmanı Captain Industry'ı bulmaya çalışmaktadır, attığı oyuncak bilyeler ile düşmanını şaşırtmakta, sapanı ile kötülere kök söktürmektedir. Defendor ; kendini kahraman zanneden Arthur' un hikayesidir.

When an upwardly mobile couple find themselves unemployed and in debt, they turn to armed robbery in desperation.

Duncan düz bir dahi bir öğrencidir, Blade çocuk suçludur. Ancak okul kayıtlarıyla bir araya gelme nedeniyle herkes, her biri diğerinin olduğunu düşünüyor. Duncan, sadece okul zorbalığı onu zorlamaya çalışmaktan vazgeçerse ... ... dikkatini gerçekten kötü biradam olarak düşünmeyi sever. Ve Blade kesinlikle sorun yerine önemli olarak düşünülmeyi sever.

Eddie Dodd is a burnt out former civil rights lawyer who now specializes in defending drug dealers. Roger Baron, newly graduated from law school, has followed Eddie's great cases and now wants to learn at his feet. With Roger's idealistic prodding, Eddie reluctantly takes on a case of a young Korean man who, according to his mother, has been in jail for eight years for a murder he didn't commit.

Alex orta yaş krizine giriyor ve onun için çok zor bir dönem haline gelir. Evlilik mücadelesi veriyor, oğluyla ilgili endişeleniyor ve ailesi için insanları öldürme işi hayatının en stresli kısmı haline geldi. Bir terapistin yardımını ister ve bekleme odasındaki bir kadının bağlandığını farkeder..

A group of suburban teenagers try to support each other through the difficult task of becoming adults.



Doktorlarını kaybeden dört akıl hastasının başından geçen çılgın olayları işleyen dayanılmaz bir komedi macera... Islah olmaz yalancı ve saldırgan teşhirci Billy (Michael Keaton) ve psikolojik tedavi grubundaki arkadaşları New York'ta kayboldular. Temizlik budalası Henry (Christopher Lloyd), Kendisini İsa sanan Jack (Peter Boyle) ve içe kapanık şizofren Albert (Stephen Furst) hep birlikte "delice" bir maceraya atıldı. Kayıp doktorlarını iki namussuz dedektifin elinden kurtarmak için, müthiş dörtlü sokaklara döküldü!

Aylak bir banka çalışanı olan Jinx Taylor'un her zamanki gibi başlayan günü büyük bir maceraya dönüşmek üzeredir... Çalıştığı banka soyulurken araya girip ortalığı karıştıran Jinx kendini bir anda kendini seksi bir siber-hırsız olan Jessica ile kasada kilitli bulur. Bu sırada bankadaki herkesi rehin tutan silahlı soyguncu Simon SWAT ekibiyle müzakere yaparken sinirlerine hakim olmakta git gide zorlanıyor gibidir... Acaba Jinx bir başbelası yerine bir kahraman olup günü kurtarmayı başarabilecek midir?.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir