
Dylan McDermott
Julian

Las Vegas’ın ışıltılı ama tuhaf atmosferinde geçen Destiny Turns on the Radio, eski bir banka soyguncusunun hapisten çıktığı günlerde şansını ve kaybettiği aşkını geri kazanmaya çalışmasını konu alıyor. Şehre gizemli bir yabancının gelişiyle birlikte, gerçeklik ve kader arasındaki çizgiler bulanıklaşıyor. Elektriksel tuhaflıkların yaşandığı bu şehirde, kahramanımızın her adımında işler daha da karmaşıklaşıyor. Mizah ve suç unsurlarını absürt bir fantastik dokunuşla harmanlayan film, şans oyunlarının ve ikinci şansların bol olduğu Las Vegas’ta şaşırtıcı sürprizlerle dolu bir yolculuk sunuyor.

Dylan McDermott
Julian

Nancy Travis
Lucille

Quentin Tarantino
Destiny

Jim Belushi
Tuerto

James Le Gros
Thoreau

Janet Carroll
Escabel

David Cross
Ralph Dellaposa

Richard Edson
Gage

Bobcat Goldthwait
Mr. Smith

Barry Shabaka Henley
Dravec

Lisa Jane Persky
Katrina

Sarah Trigger
Francine

Tracey Walter
Pappy

Allen Garfield
Vinnie Vidivici
Ralph Brannen
Henchman

Sıradan bir hırsız olan Cosimo, hapse düşer. Burada ömür boyu hapse mahkum olmuş bir suçludan harika bir hırsızlık planı öğrenir. Cosimo, bütün hayatını değiştirecek bu hırsızlık operasyonu için derhal hapisten çıkmak ister. Hapisten çıkmak için kızarkadaşı Rosalind'den yardım isteyen Cosimo, dışarıda suçunu üstlenecek birini buldurmaya çalışır. Ancak, kimse bu suçu üzerine almak istemez. Yine de herkesin aklında suçu kabullenebileceğini düşündüğü bir isim vardır.

Chicago'da dolandırıcılık yaparak yaşayan Johnny Hooker ve Luther Coleman arasında usta-çırak ilişkisi vardır. Deyim yerindeyse Luther Coleman, Johnny Hooker'ı üçkâğıtçılık konusunda eğitmektedir. Ancak Luther, kendisinden daha güçlü bir suç patronu olan Doyle Lonnegan tarafından öldürülür.

Teenage delinquent Dawn Davenport, incensed after her parents do not give her the cha-cha heels she wanted for Christmas, runs away from home. After an illegitimate child and hairstylist husband bring her more misery, she's enticed into a life of crime when the owners of her husband's salon promise her fame and fortune.

Bir soygun ve sonrasında ortaklar arasında yaşanan mücadelenin öyküsü. Bu sempatik aksiyon komedisinde, Clint Eastwood ve Jeff Bridges ilginç bir ikili oluşturuyorlar. 1974 yapımı film, Bridges'e bir Oscar adaylığı da getirmişti...

Yıllarca hapis yattıktan sonra, şartlı tahliyeyle serbest bırakılan, aşırı kısa boylu ama çetin ceviz mücevher hırsızı CALVIN SIMS (Marlon Wayans) artık hırsızlıktan emekli olmanın zamanı geldiğine, ama önce son bir vurgun yapması gerektiğine karar verir. Ünlü bir suç patronu, Calvin ve eski ortağı PERCY P'ye (Tracy Morgan) ünlü Queen Diamond (Kraliçe Elmas) için 100.000 dolar önerir. Calvin mücevher mağazasının güvenliğindeki bir gedikten dolayı, bu işin çocuk oyuncağı olacağını düşünür. Ama soygunda bir aksilik olur ve Calvin mücevheri VANESSA EDWARDS'ın (Kerry Washington) el çantasına atmak zorunda kalır. Vanessa ve kocası DARRYL (Shawn Wayans) büyük bir soygunda piyon olduklarından habersiz, Chicago banliyösündeki evlerine dönerler.

Chip'in problemi güzel kadınlara hayır diyememesi. Bu zayıflık kız arkadaşının 68.000 doları çalmasına yardım etmeyi kabul ettiğinde onu bir baş belası haline getiriyor.

McCool's adlı barda sıradan bir akşamdır. Bar, kapılarını kapatmaya hazırlanırken içeride üç kişi kalmıştır. Bir davayı araştırmak için orada bulunan özel polis Dehling, barın işletmeciliğini yapan Randy ve Carl isimli bir müdavimden oluşan bu grup, nereden ve nasıl geldiği anlaşılmayan bir güzellik karşısında büyülenir. Jewel isimli son derece baştan çıkarıcı ve alımlı bir kadın, bara adımını attığı an dikkatleri üzerine çeker. Kısa süre içerisinde bu üç erkeğe de hayatlarını değiştirecek anlar yaşatır. Filmin bundan sonraki kısmı ise her bir erkeğin kendi dilinden dökülen sözcüklerle bu farklı deneyimi anlatmasıyla devam eder. Ortadaki tek soru ise gizemini korumaya devam eder. Jewel neden oradadır?

Jimmy, Kings Cross'taki bir striptiz kulübünde çalışan bir fedai olarak hayatını sürdürmektedir. Tam suç dünyasına adım atmaya hazırlanırken, hayallerinin kızı Alex ile tanışır. Yerel bir uyuşturucu baronu olan Pando, Jimmy’yi kurye olarak işe alır. Jimmy için bu iş oldukça basit görünür ve teklifi kabul eder. Ancak işler beklenmedik bir şekilde karışır; sokak çocukları Helen ve Pete, Jimmy’nin teslim etmesi gereken parayı çalar. Şimdi Jimmy'nin parayı bir şekilde bulması gerekmektedir ve mafyanın ölüm tehdidinden kurtulmanın tek yolu bir banka soymaktır.

New York'un gangster dünyasında Charlie küçük bir balıktır. İşleri genellikle, darmadağınık kuzeni Paulie yüzünden berbat olur. Ancak tam da bu can sıkıcı kuzenin, ikilinin para sıkıntısını çözecek bir fikri vardır: Sıradan bir şirketten 150.000 dolar çalarlar. Ne var ki, bu paranın Mafya'ya ait olduğunu ve polisleri rüşvet vermek için kullanılacağını bilmemektedirler.

Birbiriyle alakasız iki zırhlı kamyon şoförü Russell ve Travis, becerikli ve zeki Zoe’nin liderliğindeki acımasız suçluların tuzağına düşünce rutin bir nakit teslim alma işlemi çılgın bir hal alır ve bu beklenmedik ikilinin bin türlü tehlikeyi, karakterleri arasındaki çatışmaları ve kontrolden çıktıkça çıkan çok kötü bir günü atlatması gerekir.

Film, Güney Carolina kıyılarında yer alan küçük bir ada kasabasına yeni atanmış polis memuru Will ile onun ahlak ve yaklaşım olarak oldukça eksantrik ortağı Terry üzerinden şekilleniyor. Will’in ilk görev gününde Terry, kasabanın düşük suç oranına aldırmayarak görevden çekilir. Will ise bir telefon talimatını yanlış anlayarak zannettiği hırsızlığı incelemeye gider. fakat Girdiği evde istenmeyen bir cinayet işlenir. Evdeki cesedi ne yapacağını düşünürken gizlenmiş bir halde 1 milyon dolar nakit para bulur. ancak parayı isteyen sadece kendisi değildir...

Hiçbir şey birkaç sempatik adamdan daha tehlikeli olamaz. Hele öldürmek için çok az vakitleri kaldıysa... Patronun kızını kaçırarak fazladan para kazanmaya çalışan dört tetikçi söz konusu olduğunda suç dünyası çok gülünç bir hal alabiliyor.

Yumuşak huylu iş adamı Harold Soyinka için işler pek iyi gitmemektedir. Kimi olaylar sonucunda Harold kendini, sırttan bıçaklayan meslektaşlarının, yerel uyuşturucu baronlarının ve yozlaşmış paralı askerlerin insafına kalmış halde bulur. Kanuna saygılı bir vatandaşken aranan bir suçluya dönüşen Harold, giderek daha tehlikeli hale gelen durumunun içinde hayatta kalmaya çalışmak zorundadır...

Küçük dolandırıcılıklar yaparak yaşamını sürdüren Franklin Hatchett, polisler tarafından enselendiğinde alışık olduğu üzere yine hapis ziyareti yapacağını sanmaktadır. Ancak bu defa yaşadıkları onun kaderini değiştirecek türdendir. Transfer edilmek üzere, dünyaca ünlü elmas kaçakçısı Villard ve çetesinin bulunduğu araca bindirilir. Kendini farkında olmadan bir kaçış planının urtasında bulur. İşin en tuhafı da bu kaçış planının olumlu sonuçlanmasıdır. Fırsattan istifade ederek kaçan Franklin'in peşinde artık sadece polisler değil, belaların en büyüğü Villard da vardır. Onu bu durumdan kurtaracak tek kişide ihtiraslı bir TV muhabiri olan James Russel olacaktır.

Sam Phelan (Chris Hemsworth) ve eşi Leslie (Victoria Profeta) evlerinin taksitlerini güçlükle ödiyebilen maddi sıkıntı içindeki genç bir çifttir. Sam arabası ile seyir halindeyken, polisle kovalamaca halindeki banka soyguncuları içi nakit dolu çantayı Sam'in arabasına fırlatır ve kaçarlar, fakat daha sonra yakalanırlar. Ellerine geçen bu büyük miktardaki nakit sayesinde Sam ve eşi maddi sıkıntılardan kurtulmanın keyfini çıkarmaya başlarken, hapisteki soyguncunun psikopat kardeşi Chicago'nun her yerinde onları aramaya koyulur.

Dört yakın arkadaş, macera dolu bir tatil için Tayland’a gider. Ancak onların keyifli geçmesini umdukları tatilleri, içlerinden birinin kötü şöhretli bir uyuşturucu lordu tarafından kaçırılmasıyla kabusa döner. Onlar hayatta kalmak ve birbirlerini korumak için savaşırken, benzersiz becerilerini kullanacaklar ve kalpleri hızlandıran bir hayatta kalma savaşında şiddetli sadakatlerini açığa çıkaracaklar.

Egolarının bir türlü önüne geçemeyen Alex (Jack Nicholson) para hırsıyla yanıp tutuşmaktadır. Bir gün ortağı Victor ile bir soygun gerçekleştirmek ister. Ona bu soygunda Gabriella da yardım edecektir.

Chicago'da bir apartman dairesindeki masanın üzerinde, içi 2 milyon dolarla dolu bir çanta vardır... Ceasar (Joe Pantoliano) çete için yasa dışı elde edilmiş bu parayı aklamayı başarır. Violet (Jennifer Tilly) onun çekici metresidir. Corky (Gina Gershon) ise eski bir dolandırıcıdır. Ceaser gibi kalitesiz bir adamla bu kadar parayı bir araya getiren nedir: Tabii ki vücutları için ölünebilecek kadınlar. Corky ve Violet çok yakında, birine hayatı pahasına güvenmenin anlamını, Ceaser da kadınlar hakkında bir kaç şey öğrenecektir. Sonunda hepsi bir tek soruda birleşecektir... KİME GÜVENEBİLİRSİN?

Danny Ocean'ın kız kardeşi Debbie, 5 yıl süren bir hapis döneminden sonra yine akıllanmaz ve eski "ihtişamlı" günlerine geri dönmeyi ister. New York City'de düzenlenecek olan MET Ball gala gecesinde Daphne Kluger'a, Cartier tarafından "ödünç verilmiş" 150 milyon dolarlık gerdanlığını çalmayı planlar ve bunun için de Lou, Rose Weil, Nine Ball, Tammy, Amita ve Constance ile tamamı kadınlardan oluşan bir ekip kurar.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir