
Humphrey Bogart
Lt. Cmdr. Philip Francis Queeg

İkinci Dünya Savaşı'nın en ateşli zamanlarında, Caine'in kitabına göre davranması yüzünden ikinci kaptan Maryk (Van Johnson) ve tayfası isyana başlarlar. Ancak asıl kırılma noktası bir çok sorgulanan emirinden sonra kaptanın tüm tayfayı Ölüm Tayfunu'na yöneltme emri olur.

Humphrey Bogart
Lt. Cmdr. Philip Francis Queeg

Robert Francis
Ens. Willis Seward 'Willie' Keith

Van Johnson
Lt. Stephen Maryk

Fred MacMurray
Lt. Thomas 'Tom' Keefer

May Wynn
May Wynn

Katherine Warren
Mrs. Keith

Jerry Paris
Ens. Barney Harding

José Ferrer
Lt. Barney Greenwald

E.G. Marshall
Lt. Comdr. Challee

Tom Tully
Comdr. DeVriess

Arthur Franz
Lt. JG H. Paynter Jr.

Lee Marvin
Meatball

Claude Akins
Horrible

James Edwards
Chief Steward Whittaker

Todd Karns
Petty Officer 1st Class Stillwell (uncredited)


Eskiden beri aralarında derin bir dostluk bulunan iki arkadaş, savaşa gitmenin arifesindedirler. İkinci Dünya Savaşı tüm vahşetiyle sürmektedir ve savaşa dahil olan Amerika Birleşik Devletleri, kendi kaderini belirlemek üzeredir. Savaş bu iki insanı da içine katarak dev bir liman baskınıyla derin bir vahşet sunacaktır. Savaş her zamanki gibi görkemli ve kanlıdır.

2. Dünya Savaşı'ndan tüyler ürpertici, gerçek bir hikaye... İngiliz denizciler, 2. Dünya Savaşı'nda bir alman savaş gemisinin peşine düşerler. Gemiyi bulmaları ve yok etmeleri gerekmektedir.

Bombalanan İngiliz destroyeri HMS Torrin'den sağ kurtulanlar can kurtaran botunda ilerlerken, geçmişe dönerek savaş gemisinin hikayesinin anlatıldığı, dönemin İngilteresi'nin ruh halinin yansıtıldığı 1942 yapımı Noel Coward filmidir.

A Naval officer, reprimanded after Pearl Harbor, is later promoted to Rear Admiral and gets a second chance to prove himself against the Japanese.

Haunted by personal demons, Marine Sgt. John Stryker is hated and feared by his men, who see him as a cold-hearted sadist. But when their boots hit the beaches, they begin to understand the reason for Stryker's rigid form of discipline.

Vietnam sonrası sendromunu en iyi anlatan filmlerden birisi Avcı. Savaş sonrası herşeyin bittiğine ve artık herşeyin iyi olacağına inanmak isteyen bir kaç arkadaşın sivil yaşama uyum sağlayamamaları öykünün odak noktasını oluşturuyor. Savaşın insanlar üzerindeki tahribatı ile bir savaş karşıtı film olmasının yanısıra, Michael Cimino'nun karakterler üczerinde yaptığı usta çalışmayla da öne çıkan bir film. Birlikte savaştığı ve aynı kasabaya döndüğü arkadaşına yardım etmek için elinden geleni yapan Robert De Niro'nun varlığını ve usta oyunculuğunu da vurgulamadan geçmemek gerek. Bu arada, filmde savaşın anlamsızlığını vurguluyan Rus ruleti sahnesi çok beğenilmiş ve konuşulmuştu...

Hitler ve yakın arkadaşları kendilerini sığınaklarda güvene almışlardır. Aralarında Führer'in özel sekreteri Traudi Junge de vardır. Berlin artık düşmüş bir kaledir fakat Hitler, şehirden çıkmayı ve teslim olmayı kabul etmemektedir. Halkının tüm fertleri dışarıda yok edilirken o, son yolculuğuna hazırlanmaktadır. Birlikte intihar etmeden birkaç saat önce Eva Braun ile evlenirler. Cesetleri düşman eline geçmemesi için yakılır. Führer'in peşinden yıllarca sadık bir şekilde gitmiş birçok insanın durumu da farklı değildir. Berlin düşerken herkesin ölümle yaşam arasında seçim yapma saati giderek yaklaşmaktadır.

2 Dünya Savaşı devam etmektedir Almanlar, savaş esirlerini Stalag 17 adını verdikleri kampta tutmaktadır Bir süredir kampta tutuklu olan Amerikalı Çavuş J J Sefton her şeyden bıkmış bir haldedir İki esir kaçmaya çalışırken öldürülünce kamptakiler aralarında bir Alman casusu olduğuna kanaat getirir Herkes Çavuş Sefton'dan kuşkulanmaktadır.


İkinci Dünya Savaşı'nın Avrupa'yı kasıp kavurduğu yıllar... 130.000 Kuzey Afrikalı, Fransız ordusuna katılarak ülkeyi Naziler'den korumak için savaşırlar. Daha önce hiç adım atmadıkları bu toprakların özgürlüğü için savaşan bu insanlardan Said, Mesud, Abdülkadir ve Yaser kazandıkları zaferlerle kahraman ilan edilirler.

Tecavüzle suçlanan bir zenciyi savunan güneyli bir avukatın çevresindekilerin tepkilerine rağmen asılsız bir iddia ile suçlanan genci savunma hikayesini anlatıyor.

Kaptan Ernest Krause, 37 gemilik uluslararası bir konvoya liderlik ederek, Atlantik’in tehlikeli sularını aşıp binlerce askeri ve acilen ihtiyaç duyulan malzemeleri Müttefik kuvvetlerine ulaştırıyor.

Napolyon kumandanlığındaki savaşlar zirve noktasındadır. Napolyon'un dünyanın hakimiyetini ele geçireceği korkusu en çok İngiltere'de hissedilmektedir.İngiliz hükümeti, Brezilya sahillerinde bulunan Yüzbaşı Aubrey(Russell Crowe) komutanlığındaki savaş gemisini, Fransızların Acheron adlı dev savaş gemisini yoketmekle görevlendirir. İki geminin ilkkarşılaşmasında İngiliz gemisi çok büyük hasar alır ve sis sayesinde batmaktan kurtulur. Fakat Yüzbaşı Aubrey, kendisinden çok daha hızlı olan ve güçlü silahlarla donatılmış Fransız gemisini takipte kararlıdır. Pasifik Okyanusunda devam eden takip uzadıkça, yaşam ve ölüm arasında gidip gelirler.

Bir biyoloji öğretmeninin, dersinde Darwin'in evrim teorisini anlattığı için tutuklanmasını anlatan film Stanley Kramer'a ait. Evrim teorisi üzerine çekilen filmin hikayesinin bir mahkeme salonunda bıçak altına yatırılması da kuşkusuz son derece yerinde bir tercih. Sabit fikirlilik üzerine son derece zeki söz dalaşlarıyla felsefi/düşünsel yönü ağır basan bir film.

At the start of World War II, Cmdr. Ericson is assigned to convoy escort HMS Compass Rose with inexperienced officers and men just out of training. The winter seas make life miserable enough, but the men must also harden themselves to rescuing survivors of U-Boat attacks, while seldom able to strike back. Traumatic events afloat and ashore create a warm bond between the skipper and his first officer.

1980 yılında açlık ve sefalet içindeki Habeşistan'da yaşayan siyahi Falaşalar özgün bir Yahudi topluluk olarak kabul edildiler ve gizlice İsrail'e taşındılar. Taşınmadan bir gün önce Yahudi bir annenin oğlu ölür ve o da oğlu Schlomo'nun yerine onun ismini kullanarak 9 yaşında Hristiyan bir çocuğu beraberinde götürür.


1930’ların İtalya’sında geçen filmde hayat dolu bir Yahudi muhasebeci olan Guido Orefice (Roberto Benigni), güzeller güzeli öğretmen Dora’ya (Nicoletta Braschi) vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve Almanlar İtalya’yı esir alır. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğlu Giosué’ye (Giorgio Cantarini) esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.

Hiç mahkeme salonuna girmemiş olmasına rağmen 60 ın üstünde dava kazanmış ve rahat kişiliği ile tanınan Donanma Avukatı Daniel Kaffe'ye Küba sınırında bir askerin öldürülmesi ile ilgili bir davanın gelmesi ile bütün sorunlar başlar. Müvekkilleri ile devamlı anlaşma yoluna gittiği için hiç mahkeme salonuna gitmeden dava kazanan Kaffe, bu sefer askerlerin cinayeti kabul etmemesi ve verilen emri uyguladıkları iddiası üzerine ve JoAnne Galloway isimli diğer donanma avukatı da işin içine girince davayı mahkemeye taşımak zorunda kalacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir