
Mark Wahlberg
Mike Williams

2010 yılında tarihin en büyük çevre felaketlerinden birine yol açan Deepwater Horizon petrol platformundaki dehşet verici olaylara odaklanan bu film, izleyiciyi okyanusun ortasındaki cehenneme davet ediyor. Rutin bir iş gününün, nasıl kabusa dönüştüğüne tanık olacaksınız. Basit bir vardiya sonu beklentisiyle yaşayan işçiler, aniden patlayan bir felaketin ortasında kalır. Alevler, duman ve panik içinde, hayatta kalmak için akıl almaz bir mücadele veren kahramanların hikayesi bu. Sadece petrol değil, insan hayatının da denizin derinliklerine gömülme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı bu gerilim dolu dram, kurumsal ihmallerin ve doğanın öfkesinin yıkıcı sonuçlarını gözler önüne seriyor. İnsan ruhunun dayanıklılığını ve fedakarlığı yücelten, nefes kesici bir hayatta kalma öyküsü.

Mark Wahlberg
Mike Williams

Kurt Russell
Jimmy Harrell

John Malkovich
Donald Vidrine

Gina Rodriguez
Andrea Fleytas

Dylan O'Brien
Caleb Holloway

Kate Hudson
Felicia Williams

J.D. Evermore
Dewey Revette

Ethan Suplee
Jason Anderson

Dave Maldonado
Capt. Curt Kuchta

Henry Frost
Shane Roshto
Jeremy Sande
Adam Weise

Brad Leland
Robert Kaluza

Douglas M. Griffin
Landry

Joe Chrest
David Sims

James DuMont
Patrick O'Bryan

1980 yılında açlık ve sefalet içindeki Habeşistan'da yaşayan siyahi Falaşalar özgün bir Yahudi topluluk olarak kabul edildiler ve gizlice İsrail'e taşındılar. Taşınmadan bir gün önce Yahudi bir annenin oğlu ölür ve o da oğlu Schlomo'nun yerine onun ismini kullanarak 9 yaşında Hristiyan bir çocuğu beraberinde götürür.

Savaşmaya pek de hevesli olmayan bir kahraman olan Benjamin Martin, İngilizler Benjamin'in değer verdiği insanları tehdit etmeye başlayınca kendini Amerikan Devrimi'nin içinde buluverir. İdealist bir vatansever olan oğlu Gabriel ile birlikte silah kuşanıp Amerikan milislerinin başına geçer ve "kırmızı urbalılarla" göğüs göğüse çarpışır. Bunlar olurken kendi ailesini korumasının tek yolunun genç Amerikan ulusunu topyekün bağımsızlığa taşımak olduğunu keşfeder fakat karanlık geçmişi, savaşta da peşini bırakmaz.

Lorenzo dünyada ender rastlanan ve tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir hastalığa yakalanır. Çaresiz kalan aile hastalığın tedavisini bulmak için sıkı bir mücadeleye girer.Bir yandan da Lorenzo ölmektedir.Film tamamen gerçek bir hikayeye dayanmaktadır.

Charlton Heston, suyun 442 metre altında bir nükleer denizaltı içinde mahsur kalan insanların hikâyesini konu edinen bu dramda başrolde. Nükleer denizaltı U.S.S. Neptune, bir Norveç gemisi ile çarpışınca okyanusun derinliklerine doğru batmaya başlar. Kaptan Paul Blanchardin (Heston) ve ekibinin tek umudu, Stacy Keach ve Ned Beatty'nin önderliğindeki kurtarma ekibidir. David Carradine'in de oyuncu kadrosunda yer aldığı filmde mahsur kalan denizcilerin oksijeni hızla azalırken zamana karşı nefes kesen bir yarış başlar

Film, Kaliforniya'da yaşanan deprem felaketinden sonra, helikopter pilotu olan Ray ve eski eşi Emma'nın kızları Blake'i kurtarmak için Los Angeles'tan ayrılıp San Francisco'ya gitmeye çalıştığı sırada yaşayacağı olayları konu alıyor.

Bir kargo uçağı Sahara çölünde düşer. Sağ kurtulanlar ellerindeki çok az mühimmatla hayatta kalmaya çalışırlar. Hem doğa şartları hem de bedevilerin saldırılarına karşı direnmek zorundadırlar. Yiyecek ve suları tükenmek üzereyken çılgınca bir fikre kapılırlar: uçağın enkazından yeni bir uçak yapmak! James Stewart ve Richard Attenborough gibi isimleri bünyesinde barındıran, güçlü bir film.

Frank Castle intikamın ötesinde bir anlam ararken; beklenmedik bir güç onu yeniden savaşın tam ortasına çekiyor.

Victoria dönemi İngilteresi'nde yaşayan John Merrick, ender görülen bir hastalık yüzünden ileri derecede deforme bir bedene ve yüze sahiptir. Gezici bir kumpanyada Fil Adam takma adıyla sergilenmekte ve kafes hayvanı muamelesi gördüğü çok zor bir hayat geçirmektedir. Dr. Frederick Treves adında genç bir cerrahın onu içine hapsolduğu korkunç hayattan kurtarmasıyla hiç alışık olmadığı güzel bir dünyaya adım atar. Ancak acı ve korku dolu geçmişi Merrick'i bu yeni dünyada da takip edecektir.

İç Savaş, Amerika Birleşik Devletleri'nin çöküşün eşiğinde olduğu ve yerleşik gazetecilerin hayatlarının en büyük hikayesini anlatmak için yarıştığı yakın bir gelecekte geçiyor. Federal hükûmete karşı ayaklanan eyaletler tarafından oluşturulan silahlı ittifak Batı Güçleri, başkente saldırmak üzeredir. Bu süreçte dünyanın dört bir yanında vahşeti görüntüleyen savaş fotoğrafçısı Lee, içlerinde akıl hocalığını üstlendiği Jessie adında hevesli genç bir fotoğrafçının da bulunduğu küçük bir gazeteci grubu ile birlikte başkanla son bir röportaj yapma umuduyla Beyaz Saray’a gider.

Birbirlerinden farklı ama ortak olarak hayattan beklentileri olmayan karakterle dolu koca bir sınıf öğrencinin arasında idealist duygularla öğretmenlik yapmaya yeni başlayan Erin'in işi, sandığından da zordur. Farklı ırk ve toplum katmanlarından gelen öğrenciler için okul, sadece yaşları gereği orada bulunmaya katlanmaları gereken bir yerdir.Erin, kendince yöntemlerle onlara yakınlaşmaya çalışsa da bu niyeti daha da büyük tepkilere yol açar. Çünkü öğrenciler, hayatta yüzleştikleri ırksal ve toplumsal acı gerçekleri farkına vararak öğretmenlerinin saf idealizmi bırakmasını isterler. Zaman içinde onlarla iletişim kurmayı başaran Erin, herbiri birbirinden farklı hikayesi olan bu gençleri, kendi hikayelerini yazmaları ve bunu da birbirleri ile paylaşmaları konusunda cesaretlendirir. Basit bir günlük işlevi görmenin ötesine geçen bu yazılar, öğrencilerin hayata tutunmalarını sağlayan bir araca dönüşecektir.

Boksör Jakc la mottanın kendi ağzından anlattığı şampiyonluklardan bar komedyenliğine uzanan hırslı hayat hikayesi.Usta yönetmen Martin Scorsese'nin yönettiği bu film protesto amacıyla siyah-beyaz çekilmiştir,aynı zamanda sinema eleştirmenleri ve yönetmenleri tarafından tüm zamanların en iyi filmleri içinde ilk 10 sıradadır.

Çok iyi bir polis dedektifi olan Jack (S. L. Jackson) bir arkadaşına yardım etmek için, onun aramakta olduğu evden kaçan bir genci, son görüldüğü Türk caddesindeki apartmanda oturanlara sormaya başlar. Uğradığı evlerden birindeki yaşlı çift onu içeri davet eder ve silah zoruyla onu sandalyeye bağlayarak adeta esir alırlar. Son derece sevimli görünen bu çiftin yaptıklarına bir türlü anlam veremeyen tecrübeli dedektif, kısa bir müddet sonra müthiş bir planlarla bir banka soymak üzere olduklarını anlar.

Julian Schnabel’e Cannes Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü getiren “Dalgıç ve Kelebek”, gerçek bir yaşam hikâyesinden yola çıkarak yazılan bir kitaptan uyarlandı. Geçirdiği beyin kanaması nedeniyle 43 yaşında sol gözünün görme yetisi hariç bütün bedensel fonksiyonlarını yitiren Jean-Dominique Bauby hayatı zihninde yaşamaya başlar ve dış dünyayla bağını sol gözü aracılığıyla kurar.

Dedektif John McClane, her şeyi görüp geçirdiğini sanmaktadır. Artık New York'tadır ve kendini güvende hissetmektedir. Hayatında karşılaştığı en olağanüstü düşmanıyla karşı karşıya gelmeyi beklediği en son yer New York'tur. Ancak Simon adındaki bir dahi, McClane ve New York şehrini çok tehlikeli bir oyunun içine itmek üzeredir. McClane yeterince kötü günler geçirmiştir ama Simon'a göre geçireceği kötü bir gün daha vardır.

18 Şubat 1952'de İngiltere'nin doğu kıyılarını kasıp kavuran ve yoluna çıkan tüm gemileri altüst eden fırtına, Boston'a bağlı SS Pendleton T-2 petrol tankerini de ikiye parçalar. Hızla batan gemide 30 kişilik mürettebat bulunmaktadır. Mürettebatın yetkili görevlisi olan mühendis Ray Sybert korkuya kapılan ekipte kontrolü ele almaya karar verir ve Doğu Kıyısı'nı vuran en kuvvetli fırtınaya karşı mürettebatın birlikte mücadele etmesi için çalışır. Bu esnada felaketin haberi Chatham, Massachusetts'ta bulunan Amerikan Sahil Güvenlik ofisine ulaşmıştır. Sahil Güvenlik yetkilisi Daniel Cluff gemiyi kurtarmak için bir kurtarma teknesi göndermeye karar verir. Bütün zor koşullara rağmen, kaptan Bernie Webber komutasındaki dört sahil güvenlik yetkilisi ekipmanı yetersiz, tahtadan yapılmış küçük can kurtaran botuyla dev dalgalara ve fırtınalara karşı yola çıkarlar.

İdealist biri olan Henry Brubaker (Robert Redford), cezaevine müdür olarak atanır. Ancak görevine normal yollardan başlamak yerine içeriye bir tutuklu kılığında girerek olayları kendi görmek ister. İnsan haklarına yönelik çabaları, mahkunlar arasında destek bulan Brubaker, cezaevi yönetiminin ve valinin hedefi haline gelmiştir.

Kaptan Billy Tyne önderliğindeki 6 kişilik ekip, uzun ve yorucu bir kılıçbalığı avından dönerler. Fakat Kaptan Tyne, çok verimsiz geçen avdan hiç de memnun değildir ve tekrar bir yolculuğa çıkarak şanslarını doğuda denemek istemektedir. Yorgun olan ekip önceleri bu fikre karşı çıksa da para kazanma isteği ağır basınca kabul ederler. Böylece 6 kişilik mürettabatı ile Andrea Gail adlı tekne doğuya doğru yol almaya başlar. Önceleri sorunsuz geçen yolculuk havanın birdenbire bozması ile değişmeye başlar. Telsiz bağlantısı kesilen tekne, yaklaşan fırtınanın büyüklüğünden habersiz şekilde geri dönmeye çalışmaktadır. Bu arada Kaptan Tyne ve ekibi, 30-35 metre yüksekliğe ulaşan dalgaları beraberinde getiren tarihin en büyük fırtınalarından birinin ortasında kalırlar.

Karlı bir Noel akşamında ülkenin başkentindeki en önemli havaalanı bir grup terörist tarafından gasp edilmiş ve birçok yolcu esir alınmıştır. Militan komandolar tarafından oluşan teröristler, tehlikeli ve düzenbaz bir polis memuru tarafından yönetilmektedir. Uyuşturucu şebekesinin başındaki birini adaletten kurtarmak için gelirler. Bütün olasılıklara karşı hazırdırlar; yalnızca bir tanesi hariç; John McClaine, ölümcül bir deja vu hissine sahip, görevde olmayan bir polis memuru. Havaalanındaki pistler, ölüm ve yıkım ile doludur ve McClane zamanla yarış halindedir. Karısı ise havada dönüp dolaşan ve çok az benzini kalmış bir uçağın içinde kalmıştır.

Inspired by true and harrowing events, an ordinary man finds his world suddenly torn apart as devastating wildfires rip through the surrounding countryside. With precious moments ticking by, he must flee with his son and pregnant wife if they have any hope of surviving the rapid forces of mother nature.

Kuzey Atlantik’te seyir halinde bulunan, 800 kamaralı, 13 güverteli Poseidon gemisi yılbaşı eğlencesi için hazır durumdadır. Balo salonunda toplanan kalabalık birazdan başlarına gelecek felaketten habersiz eğlenmektedir. 30 metreyi aşan bir dalga, gemiyi alaşağı eder. Çöken kolonlar, çıkan yangınlar büyük bir karmaşaya neden olur. Sağ kalanların bir an evvel emin bir yol bulup gemiden çıkmaları gerekmektedir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir