
Maureen O'Hara
Judy

Judy O'Brien is an aspiring ballerina in a dance troupe. Also in the company is Bubbles, a brash mantrap who leaves the struggling troupe for a career in burlesque. When the company disbands, Bubbles gives Judy a thankless job as her stooge. The two eventually clash when both fall for the same man.

Maureen O'Hara
Judy

Louis Hayward
Jimmy Harris

Lucille Ball
Bubbles

Virginia Field
Elinor Harris

Ralph Bellamy
Steve Adams

Maria Ouspenskaya
Madame Basilova

Mary Carlisle
Sally

Katharine Alexander
Miss Olmstead

Edward Brophy
Dwarfie

Walter Abel
Judge

Harold Huber
Hoboken Gent

Ernest Truex
Bailey #1

Chester Clute
Bailey #2

Lorraine Krueger
Dolly
Lola Jensen
Daisy

Orta yaşı çoktan geçmiş, evli ve çocuklu Amerikalı aktör Bob bir reklam çekimi için Japonya’ya gelir. Tokyo’da kaldığı otelde bir başka Amerikalı ile fotoğrafçı kocasının peşinden buraya gelmiş olan sevimli ama ciddi Charlotte ile tanışır. Dillerine ve kültürlerine uzak oldukları bu insanların ülkesinde fazlasıyla yabancı olan ve iletişimsizlik denizinde boğulan bu iki yabancı, bir Tokyo haftasonunda birdenbire yakınlaşacaklardır.

Chaplin'in Amerika' daki son filmi müzikhol komedyenlerinin dramını anlatıyor. Chaplin bir gün bir balerini intihar etmek üzereyken kurtarıyor ve ona destek oluyor. İki ortak komedyenin arasındaki sorunlarda böylece açığa çıkıyor. "Sahne Işıkları" dönemin sessiz sinemadan gelme iki ünlü ismini de bir araya getirmesi açısından önemli: Charlie Chaplin ve onun ortağını oynayan Buster Keaton.

Samuel Taylor'un oyunundan uyarlanan bu romantik komedide, unutulmaz Audrey Hepburn, Sabrina'ya hayat veriyor. New York'un ve aslında Amerika'nın en zengin ailelerinden Larabee'lerin şöforü Fairchild'ın (John Williams) kızı olan Sabrina, küçük yaştan itibaren savurgan davetlerin gizli şahidi olarak büyümüş ve kendisine sanki hiç yaşamıyormuş gibi davranan ailenin uçarı sosyete çapkını küçük oğlu David'e (William Holden) platonik bir aşkla bağlanmıştır. Sabrina 20 yaşına geldiğinde babası tarafından Paris'e gönderilir. Böylece hem David saplantısından kurtulacak, hem de dünyanın en ünlü aşçı okulundan mezun olacaktır. İki yıl sonra geri döndüğünde Sabrina, yaşamı ve zevklerini öğrenmiş, çekici ve 'modaya uygun' bir hanımefendi olmuştur. Sabrina'nın karşıkonulmaz zerafeti ve büyülü havası, üç kez evlenip boşanmış olan 'kadın avcısı' David'i bir kaç dakika içerisinde fetheder..

Sokak vaizleri, İtalyan film yıldızları, hippiler ve klostrofobiyle dolu, eğlenceli olduğu kadar hüzünlü bu müzikal, duyguların doruğa çıktığı 1960’ların çarpıcı stilini ve kent kültürünü yakalıyor. Bu şirin aşk öyküsünün kahramanları “aşka âşık” müzikhol dansçısı Charity Hope Valentine ile utangaç ve ürkek muhasebeci Oscar Lindquist’tir. Fakat Bob Fosse’nin yönettiği ve koreografisini yaptığı bu ilk filmin erken tarihte klasikler arasına girmesini sağlayan öğe, konusundan çok, şaşırtıcı dans adımları ve dansçıların vücut hareketleridir. Fosse’nin 1966’daki özgün Broadway gösterisi 608 kez sahnelenmiş ve 12 kategoride Tony ödülüne aday gösterilmişti.

Hayatlarında yön bulmaya çalışan iki tutkulu insan Sebastian ve Mia'nın yolları, Los Angeles'ta trafiğin sıkışık olduğu bir gün kesişir. Her ikisi de sanat tutkunu olan bu iki insan, hayallerini gerçekleştirme yolunda düşe kalka ilerlemektedir. Sebastian Wilder geleneksel jazzın kolonlardan yükseldiği bir kulüp açma hayalinde, Mia Dolan ise kafesinde çalıştığı film platosunda kendine uygun tüm oyunculuk seçmelerine katılarak bir rol kapma telaşındadır. Bu iki insanın kalpleri birbiri için atmaya başladığında ortaya çıkan manzarayı hayat şartları bozacak, onları yavaş yavaş hayallerinden uzaklaştırmaya başlayacaktır.

Eski bir tarih öğretmeni olan Pat Solatano, yaşamında değer verdiği her şeyi bir günde yitirmiş bir adamdır. Yaşadığı ciddi bir travma sonrası "patlar" ve ardından mahkeme kararı ile 8 ay rehabilitasyon merkezinde tedavi görür. Çıktıktan sonra hayatını düzene koymak şartıyla ailesinin evine geri yerleşen Pat'in yegane amacı, düzgün bir adam olup işini geri almak ve karısı Nikki'yi bu sayede geri kazanmaktır. Fakat durum Pat için sandığından daha zordur. Aile dostlarının düzenlediği bir yemekte Tiffany Maxwell ile tanışan Pat, genç kadınla eski eşine ulaşmak amacıyla yakınlaşır. Bir "iyilik" karşılığı Pat'e yardım teklif eden Tiffany, her ikisi için de umut ışığı olacak yeni bir kapı açacaktır.

Dogma kurallarına uyularak çekilen açık kalpler, yerine getirilemeyen sözlerden, yaşamın planlanmaması gerektiğinden bahsediyor. Kısmen romans, kısmen trajedi olan bu film, aşk ve acı, şüpheler ve değişimler, başlarına her şeyin gelebileceği açık kalpler üzerine tam anlamıyla yürek parçalayıcı bir öykü. Cecilie ve Joachim genç ve âşıktırlar. yakında evleneceklerdir ve önlerinde koca bir hayat vardır. Ama işler ters gider ve birdenbire her şey tepetaklak olur. İşler sadece Cecilie ve Joachim için değil; üç çocuk sahibi, mutlu bir evlilik yaşayan, otuzlu yaşlarının sonlarındaki Marie ve Niels için de değişir. Evlilikleri, Niels Cecilie’ye sırılsıklam âşık olunca ciddi şekilde sınanır. acaba Niels ve Cecilie, aşkları için her şeyden vazgeçmeye hazır mıdırlar? kesin olan tek şey vardır: bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Film, bir petrol platformunda meydana gelen kazada vücudunun bir bölümü yanan bir adamla, onu tedavi için gönderilen bir hemşire arasında doğan aşkın öyküsünü anlatıyor...

23 yaşındaki Ann (Sarah Polley), okulda temizlik yaparak kocasına destek olan iki çocuk annesi bir kadındır. Annesinin bahçesindeki bir karavanda yaşayan, ailesi uğruna gidemediği üniversitede temizlik yapan Ann hayata karşı çok umutsuzdur. Genç kadının etrafı, işsiz kocası, yaşadığı hayatı tasvip etmeyen annesi ve 10 senedir görmediği babasıyla çevrilidir. Bir gün, sadece birkaçaylık ömrü kaldığını öğrenir.My Life Without Me , ölümüne yaklaşan genç bir kadının, eline kalemi kağıdı alıp, belki biraz bencilce, ama fazlasıyla diğerkâm tutkularını kelimelere dökmesinin etrafında şekilleniyor.

Kuzey İngiltere'de 1984 yılında yaşanan madenci grevinin sosyal bir zemin olarak karşımıza çıktığı film, ağabeyi ve babası greve katılan 11 yaşındaki bir çocuğun tek başına ayakta durma savaşını ve içsel mücadelesini anlatıyor. Box ringini terkedip bale dersleri almaya başlayan Billy Elliot'un seçimi ailesi tarafından yadırgansa da, bale hocası Bayan Wilkinson ona arka çıkacaktır * Yeşilçam filmlerini özleyenler için muhteşem. Özlemeyenler için de muhteşem * filmi seyrederken kendi kendime "şu çocuk kadar istikrarlı olamadım:)" diye hayıflandım * Zarif film. Sade içten rahat. Olduğu gibi olabilen insanlar gibi...

Filmde Jim Carrey, kendi kendine yardım programına yazılan Carl Allen adlı bir adamı canlandırmaktadır. Söz konusu program, tek ve basit bir ilkeye dayanmaktadır: Her şeye "evet" demek. Evet ifadesinin gücünü açığa çıkarmak ilk başta Carl'ın hayatını inanılmaz ve beklenmedik biçimlerde değiştirir fakat çok geçmeden anlar ki hayatını sonsuz olasılıklara açmanın bazı olumsuzlukları da olabilmektedir.


Birbirlerine güçlü bir tutkuyla bağlanan Cindy ve Dean’in evlilikleri çok sevdikleri çocuklarına rağmen zaman içinde hapishanelerine dönüşür. Çift yorgun evliliklerini kurtarmaya çalışırken gençlik yıllarını, hayatlarının fırsatlar ve romantizm ile dopdolu olduğu eski altın günlerini hatırlayacaktır.

Dansçı olan April, Broadway’de seçmelere katılır. Ancak seçmelerde çuvallayan April, istediği başarıyı elde edemez. Bunun üzerine genç kadın, memleketine geri dönmeye karar verir. Doğup, büyüdüğü kasabada hayatına yön vermeye çalışan April, çok istemese de yarışmaya hazırlanan bir grup genç dansçıya koçluk yapmaya başlar. April öyle ya da böyle müzik ile birlikte yaşamaya devam edecektir.

Göz kamaştırıcı genç bir koreograf (Thomas Doherty) Zander Raines, New York'un en çok beklenen yeni Broadway şovunda çarpıcı bir çağdaş dansçı, Barlow ve yenilikçi piyanist Charlie (Harry Jarvis) yayınladığında iki umutlu sanatçıya ömür boyu ara veriyor: Ücretsiz Dans. Ancak hamle, Charlie Barlow'a (Juliet Doherty) sert düştüğünde, gösterinin hassas yaratıcı dengesini bozarken, Zander onu ilham perisi olarak kucaklar. Duygular ateşli rekabet, romantizm ve kararlılıktan oluşan bir rollercoaster ateşleyerek ateşlenir. Soru şu: Bu yetenekli sanatçılar aşk için ne kadar risk almak istiyorlar?

Young Cuban Rafael just buried his mother, and comes to Houston to meet his father John for the first time. The difficult part is that John doesn't know he is Rafael's father. John runs a dance studio, and everyone prepares for the World Open Dance championship in Las Vegas. It soon becomes clear Rafael is a very good dancer, and Ruby is the biggest hope for the studio at the championship.

Kate Parker’in hayatta en çok istediği şey Amerikan Dans Akademisi’ne girmektir. Fakat amacına ulaşamayınca, dans dünyasına adım atmanın kişisel yetenekten çok daha fazlasını gerektirdiğini öğrenir. Bir Hip Hop klübünde eski bir hokey oyuncusu olan yakışıklı bir dansçının da yardımıyla hayallerini gerçekleştirme şansı yakalayan Kate, hayatını dansa adayacaktır.

Sean için hayat hiç de planladığı gibi gitmemektedir. Kızarkadaşı kariyerinde farklı bir şekilde devam etme kararı almıştır. Kurduğu grup olan The Mob, Los Angeles'taki yarısı kazanamayınca Sean'ı arkalarında bırakıp geri dönerler. Dansçı olarak kariyerini sürdürmek isteyen Sean, eski arkadaşı Moose ile yeni bir ekip aramaya başlarlar. Moose daha sonra Sean'ı, sakatlığı nedeniyle bir süredir dans etmeyen fakat sahneye dönmeye artık hazır olan Andie West ile tanıştırır. Andie de Jenny Kido, Vladd ve Santiago ikizlerini toplayınca ekipleri kurulmuş olur. Yeni gurubun adı LMNTRX olur. Kariyerleri için önemli bir fırsat ve dönüm noktası olan Las Vegas'taki The Vortex yarışmasına katılmaya karar verirler. Sean'ın eski ekibi The Mob'un da yarışmada yer aldıklarını öğrendiklerinde Sean için durum biraz daha zorlaşır.

Moose kitaplardan başını kaldırmamayı ve sürekli ders çalışmayı planlamaktadır, ancak sınıftayken nereden olursa olsun bir müzik sesi duyduğu zaman ayakların ritim tutmasını engelleyemez. Çok kısa bir süre içerisinde kötü bir şöhreti olan "House of Pirates" isimli bir yeraltı dans ekibine katılır.

Beau yıldızı yeni yeni parlayan bir şarkı sözü yazarı, Kelly Carter ise altın çağları geçmişte kalan, orta yaşta bir country şarkıcısıdır. Tanışmaları ikisine de farklı açılardan ilham kaynağı olur. Öte yandan Kelly'nin menajer kocası da, eşinin kariyerini yükseltmek için, içerisinde eski güzellik kraliçesi Chiles Stanton'un da olduğu bir turne organize eder. Beau da bu ilişki ağına katılınca, dengeler karışır...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir