
Natasha Richardson
Kate

Margaret Atwood'un, doğurgan kadınları seçkin parti liderlerinin ve kısır eşlerinin metasına dönüştüren gelecek toplumuyla ilgili öyküsünün bu ürpertici uzun metrajlı film uyarlamasında Natasha Richardson, Robert Duvall ve Faye Dunaway rol alıyor.

Natasha Richardson
Kate

Faye Dunaway
Serena Joy

Aidan Quinn
Nick

Elizabeth McGovern
Moira

Victoria Tennant
Aunt Lydia

Robert Duvall
Commander

Blanche Baker
Ofglen

Traci Lind
Ofwarren / Janine
Zoey Wilson
Aunt Helena

Kathryn Doby
Aunt Elizabeth

Reiner Schöne
Luke
Lucia Hartpeng
Cora
Karma Ibsen Riley
Aunt Sara

Lucile McIntyre
Rita

Gary Bullock
Officer on Bus

Hen (Saoirse Ronan) ve Junior'ın (Paul Mescal) hayatı, bir yabancının ürkünç bir teklifle kapılarına gelmesiyle altüst olur. Yeni bir dünyada hayatta kalma şansı için ilişkilerini ve kimliklerini riske atacaklar mıdır? Etkileyici görüntüler ve insanlığın (ve yapay insanlığın) doğasına dair sorularla Rakip, çok da uzak olmayan bir geleceğe ışık tutuyor.

İlk filmdeki olayların üzerinden 30 yıldan daha uzun bir zaman geçmişken, Los Angeles Polis Departmanı'nda görev yapan Memur K, insanlığı büyük kargaşaya sürükleyecek ve hatta sonunu bile getirebilecek bir sırrı ortaya çıkarmıştır. Büyük bir felaketi önleyebilmek için Rick Deckard'ı bulup ondan bazı soruların yanıtlarını alması şarttır.

Çocukluktan beri yakın arkadaş olan Ruth (Keira Knightley), Tommy (Andrew Garfield) ve Kathy (Carey Mulligan) başka insanlara organ sağlamak için klonlanmışlardır. Üç arkadaşın çocukluk yılları yatılı bir okulda geçmiştir. Erişkinliğe ulaştıklarında ise ürpertici gerçekle tanışmaları ve kendilerine çizilmiş olan kaderlerine hazırlanmaları gerekmektedir.

Nüfusun aşırı artması sonucunda Norveçli bilim adamları buna bir çözüm olarak insanların boyunu 12 cm'ye nasıl indireceklerini keşfeder ve 200 yıl içinde tüm insanların küçülmesini önerirler. Minyatür bir dünyada ne kadar az para harcandığını fark eden insanlar, daha iyi bir hayat arzusuyla küçülmek isterler. Bir "iş ve uğraşı terapisti" olan Paul Safranek ve eşi Audrey de aynı sebepten dolayı Omaha'daki stresli yaşamlarını terk ederek küçülmeye karar verirler. Ancak son anda Audrey kararından cayar. Paul küçüldüğüyle kalarak tek başına bu yeni minyatür dünyada hayatını değiştirecek maceralara atılacaktır.

Ebeveyn olmanın sıkı bir şekilde kontrol edildiği yakın gelecekte, bir çiftin çocuk sahibi olma hakkı için yaptırdığı yedi günlük seçilim psikolojik bir kâbusa dönüşür ve onları yaşadıkları toplumun temellerini ve insan olmanın gerçekte ne anlama geldiğini sorgulamaya zorlar.

Distopik bir evrende geçen film 3. Dünya Savaşı'nın henüz sonlandığı dünyamızda geçer. Dünyanın en büyük devleti olan Okyanusya, günümüz Londra'sının yerine kurulmuştur. Okyanusya deyim yerindeyse tam bir korku imparatorluğudur. Bu ülkede yaşayayan herkes, yönetim diktesinin buyurduğu her şeye harfi harfine uymak zorundadır. Bu evrende ne kitap okumak serbesttir ne de aşık olmak... Hükümetin haberleşme ve sansür işlerinin yürütüldüğü bakanlıkta çılan Winston Smith, diğer çalışanlar gibi görevi gereğince halkı farklı yalanlarla uyutmak ve sahte gerçeklikler yaratmak zorundadır. Ancak Okyanusya'ya ait her şeyin kocaman bir yalandan ibaret olduğunu öğrendiği an vatanseverliğini ve hayatını üzerine kurduğu bu sahte dünyayı sorgulamaya başlar.

While on a fishing trip, Harry Baldwin and his family hear an explosion and realize that Los Angeles has been leveled by a nuclear attack. Looters and killers are everywhere. Escaping to the hills with his family, he sets about the business of surviving in a world where, he knows, the old ideals of humanity will be the first casualties.

In a time of starvation, a survivalist lives off a small plot of land hidden deep in forest. When two women seeking food and shelter discover his farm, he finds his existence threatened.

Brad, karısı Lexi'yi işine uğurladıktan sonra Los Angeles'a kimyasal bombalar atılır ve tüm şehirde sokaklardaki insanlar toxic zehirlenmeye maruz kalır. İnsanların evlerinden çıkmaması ve kimseyi de dışarıdan eve almaması tembihlendiğinde Brad karısı Lexi'yi aramak için dışarı çıkar. Karantina noktalarındaki barikatları aşamayan brad çaresizlik içinde eve döner.

Yakın gelecekte yaşlanmış ve yorgun olan Wolverine ve Professor X, Meksika sınırında saklanmaktadır. Fakat Logan'ın dünyadan gizlenmesi ve mirası, karanlık güçler tarafından takip edilen genç bir mutant geldiğinde sona erer. Şimdi Wolverine'de genç bir kadın klonunu Nathanial Essex'in liderliğindeki kötü bir organizasyondan korumalıdır.

Yakın bir gelecekte, yeni bir dövüş sporu ortaya çıkmıştır. Bu, yaklaşık 2000 kiloluk dev robotların kıyasıya dövüştüğü bir boks maçıdır. Robotlar insanlar tarafından eğitilmektedir. Bu antrenörlerden biri de Charlie Kenton'dır.

Hikaye gezegendeki neredeyse tüm insanları öldüren küresel ısınmayı durdurmak için yapılan başarısız bir deney nedeniyle gerçekleşen buz çağında geçiyor. Hayatta kalan insanlar Snowpiercer isimli bir trende yaşamaktadır. Bu insanlar aynı zamanda trende uygulanan sınıf sistemiyle de mücadele etmektedir. Filmle ilgili gayet açıklayıcı bilgiler verilmiş. Filmin arkasında Koreli senarist/yönetmen Bong Joon-ho bulunuyor. Bong son iki filmi Mother ve The Host’ta ne kadar yetenekli olduğunu gösterdi. İlk İngilizce dilindeki filmi olacak Snowpiercer için seçtiği oyuncu kadrosu da harika görünüyor: Chris Evans, Song Kangho, Tilda Swinton, Jamie Bell, Octavia Spencer, Ewen Bremner, Alison Pill, John Hurt ve Ed Harris...

Babasız büyüyen Jin Kazama'nın akıl hocası ve öğretmeni annesidir. Jin, annesi sayesinde dövüşmeyi öğrenmiştir. Fakat onun ölümüne engel olamadığı için suçluluk duyar ve intikam almaya karar verir. İpuçları onu Demir Yumruk adlı dövüş turnuvasına götürür. Artık dünyanın en güçlü savaşçılarıyla karşı karşıyadır.

Dünya'nın ekosisteminin çöküşünden sonra distopik bir gelecekte geçen film, çökmüş dünyanın çürüyen kalıntılarında yaşamını sürdürmek için hayatta kalma becerilerini kullanan, güçlü ve iradeli 13 yaşındaki bir kız olan Vesper'ı ve hasta babası, Darius’ı takip ediyor.

Dini bütün olarak yetişen Hazel'in içinde zamanla bir din karşıtlığı gelişmiştir. Kafasında yalnızca bir tek şey vardır: kendi anti-kilisesini, İsa'sız Kilise'yi bulmak; toplumun dinselliğine karşı kişisel, ruhsal bir savaşıma girmek. Çaresizlik içindeki Hazel, sonunda kendi dinini bulur.



Alex (Malcolm McDowell), huzur dolu fütürist evinde tüm gün uyuyan ve de geceleri arkadaşları ile masum insanlara sokaklarda ve evlerinde saldıran acımasız genç bir hayduttur. Sonunda polis tarafından yakalanınca Alex rehabilitasyona gönderilir. Bu istek azaltma formunda olan rehabilitasyonda yaptıklarının kat ve kat fazlası şiddet içeren ve insanı dehşete düşüren bir zaman geçirir.

Bir sanat galerisi sahibi olan Susan Morrow (Amy Adams), 19 yıl önce yazar eşi Edward Sheffield’ı (Jake Gyllenhaal) terk eder. Yakışıklı bir işadamı olan ikinci eşi Hutton Morrow (Armie Hammer) ile birlikte düzenli bir hayat sürmektedir. Bir gün posta kutusunda eski eşinin hiç yayımlanmamış olan ilk romanının taslağını bulur. Eski eşi romanı hakkında kendisinin fikrini sormaktadır. Susan, bir matematik profesörü olan Tony Hastings’in ailesi ile çıktığı bir gece yolculuğunu anlatan "Gece Hayvanları" adındaki bu kitabı elinden bırakamaz. Kitabın kahramanı Tony’nin hayatı berbat bir hale geldikçe Susan da geçmişini hatırlayacaktır. Bu tehlikeli duygular onun geleceğini kemirecek ve hayatını değiştirecektir.

Alice ve Celine, başarılı kocaları ve aynı yaştaki oğullarıyla geleneksel bir yaşam tarzı sürmektedir. Trajik bir kazanın ardından hayatın mükemmel uyumu bir anda bozulur. Suçluluk, şüphe ve paranoya birleşerek aralarındaki yakın bağı çözer.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir