
Karla Souza
Mariel

Mariel, olimpiyatlarda son bir şansı olan deneyimli ve rekabetçi bir atlayıcıdır. Ancak korkunç gerçek su yüzüne çıkınca, Mariel şimdiye kadarki en büyük kişisel ikilemiyle yüzleşmek zorunda kalır: Kazanmak gerçekten onun en büyük hayali mi?

Parlak bir geleceği olan genç bir adam, neredeyse ölümcül bir kaza geçirir ve beklenmedik bir hayvan arkadaşının yardımıyla yeni hayatını yeniden yaratır.

Bir biyoloji öğretmeninin, dersinde Darwin'in evrim teorisini anlattığı için tutuklanmasını anlatan film Stanley Kramer'a ait. Evrim teorisi üzerine çekilen filmin hikayesinin bir mahkeme salonunda bıçak altına yatırılması da kuşkusuz son derece yerinde bir tercih. Sabit fikirlilik üzerine son derece zeki söz dalaşlarıyla felsefi/düşünsel yönü ağır basan bir film.

Nick parçalanmış bir ailenin çocuğudur. Annesi Vicki ile babası David boşanmıştı ve mahkeme onun velayetini annesine vermiştir. İyi bir baba olan David boşanmanın ardından oğlundan uzak kalsa da onunla ilgilenmeyi ihmal etmez. İyi bir çocuk ve başarılı bir öğrenci olan Nick’in hayatındaki değişim kısa sürede ailesinin de dikkatini çeker. Oğlundaki değişimlerin nedenini anlamaya çalışan David acı bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Nick, kristal meth bağımlısıdır. David, oğlunu iyileştirmeye kararlıdır ve her ne olursa olsun onu içine düştüğü bataklıktan kurtaracaktır.

Lorenzo dünyada ender rastlanan ve tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir hastalığa yakalanır. Çaresiz kalan aile hastalığın tedavisini bulmak için sıkı bir mücadeleye girer.Bir yandan da Lorenzo ölmektedir.Film tamamen gerçek bir hikayeye dayanmaktadır.

Frankie Dunn ringlerde yaşadığı yıllar boyunca müthiş dövüşçüler yetiştirmiştir. Öğrencisi olan boksörlere öğrettiği en önemli ders ise kendi hayatı için de temel kabul ettiği, her şeyden önce kendini korumaktır. Onu kızından soğutan ve uzak tutan acı deneyimi yüzünden uzun zamandır hiç kimse ile yakın olmamaya çalışmaktadır. Tek arkadaşı Scrap, onun spor salonuna göz kulak olmakta ve kaba dış görünümünün altında, 23 yıldır yakasını bırakmayan bir affedilme beklentisi olduğunu bilmektedir ve bir gün Maggie Fitzgerald, spor salonuna gelir.

Carl Brashear hayallerinin önüne geçen her şeyi alt eder. Kentucky'li bir çiftçinin oğlu olan Carl, daha iyi olacağına inandığı bir hayat için evini terkeder. Babası ona hep 'Asla vazgeçme... en iyisi ol' demiştir ve Carl bu sözleri kalbine yerleştirir.Deniz kuvvetlerine katıldıktan sonra Carl 2 yılını Dalış Okulu'na katılmak için mektuplar yazmakla geçirir. Carl'ın eğitim çavuşu Billy Sunday, ne Carl'ı ne de onun bitmek tükenmek bilmeyen tutkularını istemektedir. Usta Şef Deniz Kuvvetleri Dalgıcı olarak anılan Sunday, dalgıçlıktaki başarısının yanısıra sorun çıkarıcı özelliğiyle de tanınmaktadır. Carl'ın önüne bir set gibi çıkan Sunday'in istediği Carl'ın vazgeçmesidir. Fakat Carl'ın aklında başka düşünceler vardır. Amacı bellidir ve kararlılığı kesindir. Bir Deniz Kuvvetleri Dalgıcı olma hayalinin önünde kimse duramayacaktır.

Artık başarılı bir likör tüccarı olan eski bilardo Eddie Felson, bir gece genç ve karizmatik bilardocu ve video oyunu müptelası ve aynı zamanda bir oyuncakçıda tezgahtar olan Vincent Lauria ile tanışır. Julian gibi yetenekli bilardoculardan bahisli bilardo maçları düzenleyen Eddie, Vincent ve kız arkadaşı Carmen'i ikna edip onları bahisli bilardo maçlarının düzenlendiği ortamlara sokar. Bilardo dünyasında Eddie ve Vincent'in yolları, birbirlerine rakip olarak tekrar kesişecektir.

Plagued by an abusive childhood, a woman finds escape in competitive swimming, sexual experimentation, toxic relationships, and addiction before ultimately finding her voice through writing.

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

Diana Guzman(Michelle Rodriguez), New York'un fakir mahallelerinde yetişmiş güçlü bir ruha sahip kızgın bir gençtir. Diana'nın hayatı ağabeyinin gittiği spor salonunda boks sporuyla tanışmasıyla değişir. Eğitmeni zor da olsa ona ders vermeyi kabul eder fakat kısa bir süre sonra Diana'nın bu spora olan yeteneğinin ve başarılı olmak için gereken kararlılığa sahip olduğunun farkına varır. Boks Diana'ya bir kimlik ve gurur kazandırmaktadır..

Causeway, Afganistan'da ABD ordusunda mühendis olarak görev yapan ve bir patlama sonucu beyninde hasar oluşmasıyla ülkesine geri gönderilen Lynsey'nin, gerek fiziksel gerekse ruhsal travmalarıyla yüzleşip hayata yeniden başlamaya çalışmasını konu ediniyor.

15 yaşındaki Gracie, New Jersey'de üç erkek kardeşin içinde tek kız olarak ailesi ile birlikte mütevazi bir hayat sürmektedir. Ailenin en büyük takıntısı spordur; arka bahçede yapılan futbol maçlarının yanı sıra sabahtan akşama yapılan tek sohbette spordur. Büyük kardeşi Johnny okulun gözde futbolcularından biridir, ancak bir araba çarpması sonucu hayata veda eder.Gracie hem kardeşinin anısını taze tutabilmek, hem de spor tutkusunu yerine getirebilmek için futbol takımına girmeye karar verir. Oysa 1978'te kadın futbolcu yoktur ve Gracie öncelikle bir kadının da futbol oynayabileceğini kanıtlamak zorundadır.

Palo Alto küçük bir kasabada yaşayan bebek bakıcısı bir kızın kafa karışıklıklarını ve farklı kişilerle girdiği ilişkileri anlatan bir film. Ayrıca James Franco'nun doğum yeri olan Kaliforniya'da bir şehir... Son zamanlarda ki filmleri beklenen ilgiyi görmeyen Franco, bu yapımda herşeyi kendisi sahiplenmiş. Yapımcı kendisi, senaristliğini de Gia Coppola ile beraber yapmış. Gia Coppola bu güne kadar iki filmde oyuncu olarak rol almış ve bu ilk yönetmenlik deneyimi... Başroldeki Jack Kilmer'in da ilk filmi. O da zaten filmde ufak bir rolde gözüken Vall Kilmer'ın oğlu.

An ambitious young skier, determined to break all existing records, is contemptuous of the teamwork advocated by the US coach when they go to Europe for the Olympics.

Film, kariyerinin son fırsatını yakalayan bir boksörün, aşırı kilo verme süreciyle birlikte yaşadığı fiziksel ve ruhsal çöküşü ile kazanma hırsını anlatıyor.

P.T. Barnum'ın hayatından esinlenen film, bir vizyonerin 1800’lü yıllarda yoktan başlayarak hırsı ve hayal gücüyle nasıl dünya çapında harika bir şov ve sirk konsepti yaratmasını anlatıyor.

Victoria dönemi İngilteresi'nde yaşayan John Merrick, ender görülen bir hastalık yüzünden ileri derecede deforme bir bedene ve yüze sahiptir. Gezici bir kumpanyada Fil Adam takma adıyla sergilenmekte ve kafes hayvanı muamelesi gördüğü çok zor bir hayat geçirmektedir. Dr. Frederick Treves adında genç bir cerrahın onu içine hapsolduğu korkunç hayattan kurtarmasıyla hiç alışık olmadığı güzel bir dünyaya adım atar. Ancak acı ve korku dolu geçmişi Merrick'i bu yeni dünyada da takip edecektir.

Julian Schnabel’e Cannes Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü getiren “Dalgıç ve Kelebek”, gerçek bir yaşam hikâyesinden yola çıkarak yazılan bir kitaptan uyarlandı. Geçirdiği beyin kanaması nedeniyle 43 yaşında sol gözünün görme yetisi hariç bütün bedensel fonksiyonlarını yitiren Jean-Dominique Bauby hayatı zihninde yaşamaya başlar ve dış dünyayla bağını sol gözü aracılığıyla kurar.

Film, ergenlik çağındaki iki genç kızın arkadaşlıklarının hikayesini anlatıyor. Kendileri dışındaki herkesi dışarıda bırakarak, kendi yarattıkları hayal dünyasında yaşamaya başlayan bu iki genç kız birbirlerine sımsıkı bağlanırlar. Birbirlerinden aslında hayli farklı olan, farklı sınıflara mensup ailelerden gelen bu iki kızı birbirine çeken nedenler izleyiciye arka fonda sunulmaktadır. İlk başta izleyici bu iki genç kızın aşırı bağlılıklarına, kendilerini ayrıcalıklı kişiler olarak görmelerine, hayallerinde sürdürdükleri film yıldızlarıyla, opera sanatçılarıyla, kraliyet ailesi üyeleriyle dostluklarına sevecenlikle yaklaşmaktan alıkoyamaz kendini.Film izleyiciyi onların bu iki kişilik dünyalarının tam da ortasına fırlatır. Onların 4. dünya adını verdikleri bu sanat ve keyif dünyasının büyüleyici atmosferine kapılmamak olanaksızdır. Öte yandan arkadaşlıkları giderek tehlikeli bir seyir izlemeye başlar ve ebeveynlerinin yanlışları bunun üzerine tuz biber eker.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.









0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir