
James Spader
Stevenson Lowe

A bachelor afraid of marriage angers his long-time girlfriend by buying a splendid townhouse just for himself, only to find it haunted by the ghosts of a famous theatrical couple, who teach him about love and commitment.

James Spader
Stevenson Lowe

Polly Walker
Julia

Michael Caine
Max Gale

Maggie Smith
Lily Marlowe

Buck Henry
Charles Van Allsburg

Sam Shepard
Will Dodge

Frank Whaley
Brett Conway

Marcia Gay Harden
Michelle Tippet

Frances Sternhagen
Amy

Peter Maloney
Maurice
Nicky Silver
Lee

Phyllis Somerville
Gladys

Julianne Nicholson
Sandra Hewson
Susan Berman
Miriam
Todd Alcott
Larry

Tek gerçek aşkı olarak gördüğü kadını kaybetmesinin ardından bir bilimkurgu yazarının hayatına birkaç yıl boyunca başka kadınlar girip çıkar.

Charlie, Paris’ten arayıp Fransız güzeli Juliette’e aşık olduğunu itiraf ettiğinde nişanlısı Kate, onu geri kazanmak için uçuş korkusunu yenip Paris’e gelmeye karar verir. Uçakta yanında oturan Luc, her ne kadar gizlemeye çalışsa da aslında bir hırsızdır ve çaldığı mücevherleri Kate’in çantasına saklar. Paris’te mallarını geri almak isteyen Luc, eski nişanlısını tekrar kazanmak isteyen Kate ve belki de Luc’tan hoşlanmaya başlayan Juliette arasında seyre değer bir oyun başlar.

Stil ve varlığın, mizah ve insanlığın muhteşem bir bileşimi! 42 yaşındaki Manhattan yerlisi Isaac Davis işinden nefret etmektedir. 17 yaşında Tracy adında hiç sevmediği kız arkadaşı ve evlilikleri hakkında bir kitap yazan Jill adında lezbiyen bir eski karısı vardır. Ve Isaac onu boğazlamak istemektedir. Ancak en iyi arkadaşının seksi ve entellektüel metresi Mary ile tanışınca, Isaac tepeden tırnağa şehvetle dolar * Manhattan, New York aşığı Allen’ın kendi şehrine, semtine yazdığı bir aşk mektubu gibidir, kendi dünyasına bir güzellemedir. Manhattan, 70’ler sonu Amerikası’nın güvensizliğini başarıyla yakalamış bir film. Eskisinden daha çok kazanan, daha fazla özgürlüğe ve seçme hakkına sahip olan şehirliler, suçluluk ve güvensizlik duygularıyla boğuşuyorlar. Bu zeka eseri, dengeli, aynı zamanda hüzünlü siyah/beyaz komedi en sevilen filmler arasındaki yerini hep korudu.

Nefret Oyunu, kariyerine hızlı bir başlangıç yapmak isteyen ancak bunu elde etmek için etik ilkelerinden ödün vermek istemeyen Lucy'nin hikayesini konu ediyor. Lucy, kariyerinde ilerlemeye çalışırken baş düşmanı olan iş arkadaşı Joshua ile rekabete girer. Önlerine terfi etme fırsatı çıktığında Lucy ve Joshua, terfi alamayanın istifa edeceği bir anlaşma yapar. Ancak onların arasındaki bu oyun başladıktan bir süre sonra Lucy ve Joshua arasında bir yakınlaşma oluşur. İkili, aşk ve nefret arasında ne kadar ince bir çizgi olduğunu fark etmeye başlar.

Olivia Wilde ve Seth Rogen'ın canlandırdığı ev sahibi çift, Edward Norton ve Penelope Cruz tarafından canlandırılan yeni bir çifti akşam yemeğine davet eder. Başlangıçta nazik ve sıradan bir sosyal etkileşim gibi görünen gece, misafir çiftin ilişkilerine dair yaptıkları sıra dışı açıklamalar ve sundukları "davet" ile yön değiştirir. Ev sahiplerinin kendi ilişkilerindeki çatlaklar, misafirlerin kışkırtıcı tavırları ve kuralları belirsiz oyunlarıyla derinleşirken; karakterler arasındaki gerilim, fiziksel ve psikolojik sınırların sorgulandığı bir noktaya evrilir.

Kızının nişanlandığını söylemesi ile son davetlinin düğünden ayrılmasına kadar geçen sürede kızını çok seven bir babanın ayakta kalma çabasını anlatan bu klasik komedide Akademi Ödüllü Spencer Tracy ve Elizabeth Taylor başrolleri paylaşıyor. Kızı Kay, Buckley Dunstan ile nişanlandığını ilan ettiğinde avukat Stanley T. Banks böyle bir şeye hiç hazırlıklı olmadığını fark eder. Buna karşın, Kay'in evleneceğini öğrenmek karısı Ellie ile oğlu Tommy'yi son derece mutlu eder. Bir "oğul" sahibi olması, artık büyümüş ve kendi hayatını yaşayan minik kızını kaybedecek olan Stanley için bir teselli değildir. Belki her şey yoluna girecek, tabii eğer Stanley, Buckley'yi kabul edebilir ve düğünü atlatabilirse. Peki, düğün masraflarını kim karşılıyor? Tabii ki, gelinin babası.

İkili ilişkileri anlatan komedi dram, birkaç çiftin karşılaştığı günlük sorunlarla nasıl başa çıktıklarıı anlatan sevmek ve sevilmek üzerine eğlenceli hikayeler anlatıyor. Yazar Sam, metroda terkedilmiş evlatlık bir çocuk olan Rasheen ile karşılaşır. Sam'in en yakın dostu Annie tedavi görmektedir. Kuzeni Catherine ise erkek arkadaşı Charlie New York'tan taşınmaktadırlar...

Sıradan ve utangaç bir öğrenci olan Adam (Paul Rudd - "Knocked Up") aynı zamanda bir müzede çalışmaktadır. Anarşist görüşlere sahip olan sanat bölümü öğrencisi Evelyn'le (Oscar® ödüllü oyuncu Rachel Weizs, "Constant Gardener") burada karşılaşır ve ikili tartışmayla başlayan konuşmanın sonrasında sevgili olurlar. Adam, kız arkadaşını çok yakın iki arkadaşı olan Jenny (Gretchen Mol- "3:10 To Yuma") ve Phillip'le (Fred Weller- "The Beach Boys: An American Family") tanıştırır. Adam, Evelyn'le beraber olmaya başladıktan sonra dış görünüm ve davranış olarak farklı bir kişiliğe bürünür. Evlilik arifesinde olan Jenny ve Phillip'in ilişkileri de bu değişimden nasibini alır. Evelyn'in tez projesi ise, hepsi için büyük bir sürpriz olacaktır.

On yedi yaşını yeni doldurmuş olan Jones, üniversiteye başladığı ilk gün yurttan atılınca, kendine eski bir apartmanda bir daire kiralar. Onunla aynı katta kalan fotoğrafçı Jane ve oyuncu Lisa ile diyalog kurmaya başlar. Bu sırada hiç görmediği babasına mektuplar yazmaya ve ondan çok uzakta yaşayan annesiyle telefondan görüşmelere devam etmektedir? Lisa ile anında sıcak bir ilişki kuran Jones, içten içe Jane'den hoşlanmaktadır. Üniversiteye bir şeyler öğrenmek için girmiş olan Jones, hayata dair çok daha fazla şeyi iki komşusundan öğrenmeye başlar.

İçkinin etkisiyle gittikçe dibe sürüklenen bir adamın öyküsü. Skin Deep, çok satan ilk kitabından sonra bir tür tıkanma dönemine girdiğini düşünen, oysa tüm gün sarhoş gezdiği için tek bir satır bile yazamayan umutsuz durumdaki bir yazarın komik öyküsünü anlatıyor. Hem karısını hem de metresini aldattığı halde durmadan yeni kadınlarla ilişkiye giren ve ayık dolaşmayı çoktan unutan yazar, nihayet bir gün eski hayatına yeniden kavuşma kararı veriyor ve toparlanmaya başlıyor.

Besteci Steven Lauddem, büyük geri dönüş operasının müziklerini tamamlayamamasına neden olan yaratıcılık konusunda bir engel yaşıyor. Eşi olan eski terapisti Patricia, şehirde kaybolarak yaratıcılığını yeniden canlandırmasını önerdiğinde Steven ilham arayışına çıkar. Onun aydınlanması, Katrina adında canlı bir kadınla tanıştıktan ve hayatının umduğundan ya da hayal edebileceğinden çok daha fazla potansiyele sahip olduğunu keşfettikten sonra gelir.

Başka bir gezegenden gelen bir antropolog (David Hyde Pierce-Niles), insan flörtü, çiftleşmesi ve üremesi üzerine bir belgesel için dış ses anlatımı yapıyor: “karmaşık, sapkın, trajik bir güzellik: dünyalı insan.” Hikaye, Jenny (Carmen Electra) ve Billy’nin (Mackenzie Astin) bir gece kulübünde tanışmalarıyla başlıyor. Sonrasında çıkan randevular, arkadaş arayışı ve korkutucu kayınvalide-baba buluşması gibi aşamalarla devam ediyor. Bir uzaylı için, bu ‘insanların’ yaptığı hiçbir şey mantıklı görünmüyor. Bu garip davranış biçimleriyle, birinin bir başkasıyla birlikte olabilmesi adeta bir mucize!

Okulun en gözde gençlerinden olan Zack, sevgilisi tarafından terkedilmiştir. Bunu hazmedemeyen delikanlı, mezuniyet partisi için kendisine bir eş bulmaya koyulur. Talihli kişi ise Laney adında garip bir kızdır.

Uzun zamandır aynı kızla çıkan okulun en popüler basketbol oyuncusu Berke'nin terk edildikten sonra sevgilisini geri kazanma uğraşı etrafında dönüyor. Ne var ki bu işte kendisine yardımcı olan en iyi arkadaşının güzel kız kardeşi Kelly hiç beklenmedik bir şekilde kalbini çalınca, ortalık iyice karışıyor.

Lu, a conformist woman in her forties, learns that her 15-year partner has been having extramarital affairs. Starting from scratch, she gets involved in an unexpected relationship with a young womanizer.

Yayıncı Will Randall, giderek yaşlanmakta olan pasif bir adamdır. Genç ve daha başarılı bir adam çalıştığı yerde işe girince Randall kendini tehdit altında hissetmeye başlar.Bu sıralarda geçirdiği bir kaza sonucu bir kurt tarafından ısırılır. Isırılmanın ardından giderek saldırganlaşmaya, daha agresif ve aktif bir adam haline gelen Randall iş yerinde patronun kızı Laura'yla tanışır. Laura yavaş yavaş bu adama aşık olmakta, neler yaşadığını öğrenememesine rağmen Randall'a yardım etmeye çalışmaktadır. Ancak giderek kurt adama dönüşen Randall'ın kendisi için oluşturduğu tehditten habersizdir. Jim Harrison ve Wesley Stick’in Randall'ın fiziksel değişimi olduğu kadar psikolojik değişimlerine de odaklanan senaryosu Mike Nichols'un yönetmenliğiyle ve oyuncuları Jack Nicholson ile Michelle Pfeiffer'ın başarılı performanslarıyla birleşince ortaya izlemesi keyifli bir yapım çıkıyor.

Harper Stewart kendi biyografisini bir roman gibi kaleme aldığı bu filmde sevgilisi Robin onunla evlenmekte ısrar etmektedir. Harper profesyonel bir sporcu olan Lance'ın düğününde onun sağdıcı olarak görev almak üzere çağırılmıştır. New York'a giden Harper düğün için hazırlıklara başlar. Lance ve arkadaşları ile de birlikte eski günleri anmaya başlarlar. Lance için çok önemli bir sorun vardır.

Veronica (Kathleen Robertson), birbirine taban tabana zıt iki erkekle aşk yaşamaktadır: Abel (Johnathan Schaech), zeki, duyarlı ve entelektüel bir erkek; Zed (Matt Keeslar) ise vahşi, tutkulu ve hayvani çekiciliği olan bir maceraperest. İkisi de Veronica’ya delicesine aşıktır ve zamanla bu üçlü, aynı çatı altında yaşamaya başlar. Başlarda her şey mükemmel görünse de, iki erkek arasındaki dostluk, Veronica için amansız bir rekabete dönüşür. Ancak Veronica, bu durumdan pek de rahatsız değildir – sonuçta kendisine bir tanrıça gibi davranılmaktadır! Her şey, Veronica’nın annesinin ideal damat adayı olarak gördüğü Ernest (Eric Mabius) ile tanışmasına kadar sorunsuz devam eder. Artık Veronica’nın önünde zor bir seçim vardır: Beyni mi, yoksa bedeni mi? Yoksa bu üçlü düzen bir şekilde devam edebilir mi?

Amerikalı bir eczacı olan Martin (Nicholas Hoult) ve İspanyol bir fizyoterapist olan Gabi (Laia Costa)'nin Los Angeles'ta gecenin geç saatlerinde buluşması popüler bir "arkadaşlık uygulaması" aracılığıyla gerçekleşir. İkisi de birbirlerinden çok etkilenir ve bir süre "takılmak" isterler ancak aralarındaki güçlü cinsel çekim bir süre sonra mutlu ve sadık bir ilişkiye dönüşür. Yine de Gabi "yeniliklere" takık olduğunu itiraf etmiştir, onun için her zaman trend, son moda olan daha cezbedicidir. Böyle bir kişi ilişkisine sadık kalabilecek midir? Film, "Bazen aşk yetersiz kalır" mesajını sosyal medyanın kaydadeğer etkileri üzerinden sunuyor.

Şehir değil. Kadın. Çok seksi bir kadın. Doğal olarak, Syd'in (Chris Evans, Fantastic Four) London'la (Jessica Biel, Stealth) tutku dolu ama fırtınalı ilişkisi bittiğinde, Syd harabeye döner. Unutmak ve hissizleşmek için kendini alkol ve üyuşturucuya veren Syd, London'ın arkadaşlarının onun için bir veda partisi verdiğini öğrenir ve davet edilmemesine rağmen, tedarikçisi (Jason Statham, Transporter 2) ile beraber partiye gider. Bedeli ne olursa olsun, eski kız arkadaşını şehri terk etmemesi için ikna edecektir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir