
Aaron Tveit
Thomas 'Tommy' Reilly


Aaron Tveit
Thomas 'Tommy' Reilly

Edy Ganem
Alejandra 'Allie' Batista

Lou Diamond Phillips
Monsignor Renzulli

Gregory Alan Williams
Judge Watford

Yohance Myles
Willis 'Silk' Thompkins

Spence Maughon
Vick Vargas
Lauren Helling
Jane

John Newberg
Kent Dunbar

David Joseph Martinez
Mario Batista
Cynthia Huerta
Salma Batista

Lauren Compton
Nikki
Jeanne Caldarera
Sister Jean

Jo-Ann Robinson
Louisa Reilly
Ladson Deyne
Father John
George Sanchez
Cardinal Sierra

Tennessee Williams'ın oyunundan uyarlanan ve gösterime girdiğinde yeri yerinden oynatan film, kaba saba işçi Stanley ile evli kız kardeşini ziyarete gelen Blanche adlı bir kadının, buradaki ilişkilerin yönünü değiştirmesini konu alıyor. Missisipi'de okul yaşındaki bir delikanlıyı baştan çıkarttığı için başı derde girmiş olan yaşça geçkin ama çekici Blanche DuBois, New Orleans'ın Fransız mahallesinde yaşamakta olan hamile kızkardeşi Stella'nın yanına gelir. Tek arzusu kendine yeni bir yaşam kurmak ve herşeyi geride bırakmaktır. Oysa Stella'nın kaba saba bir delikanlı olan kocası Stanley Kowalski, Blanche'ın güneyli nezaketinden hiç hoşlanmamaktadır. Sürekli taciz edilen Blanche'ın Stanley'le yüzleşmesi epey şiddetli olacaktır.

Eski bir New York Times muhabiri olan David ve garip yeni komşusu Robert kazara bisikletiyle bir kıza çarptığında kabus gibi bir akşam yaşanır. Vızıldayan ve kafası karışan David, Robert'ın kariyerini korumak için onu olay yerinden kaçmaya ve kızı ölüme terk etmeye ikna etmesine izin verir. Robert pişmanlık duymuyor ve dostluk adına sırrı korumak için ağza alınmayacak şeyler yapıyor. Artık polis vur-kaç katilinin peşine düştüğü için, David'in yerel gazetesi onu ölen kızın kız kardeşi Vanessa ile tanıştığı hikayeyi aktarması için gönderdiğinde işler kontrolden çıkmaya başlar. Koşullara ve kız kardeşinin katilini bulma konusundaki derin arzusuna rağmen, ikisi hemen romantik bir bağ kurar, bu da David'i şaşırtır ve peşini bırakmaz, Robert'ı yeni arkadaşını kendine saklamak için acımasız adımlar atmaya iter.

Güçlü bir avukat olan Marley en iyi arkadaşı Fela'nın kocasının öldürülmesinin ardındaki gerçeği açığa çıkarma görevini üstlenince şimdiye kadarki en şahsi davasını almış olur. Artık özel dedektif olan eski polis sevgilisinin yardımıyla Marley'nin gerçekte olanları arayışı onu aldatmaca ve ihanet dolu bir kalleşlik labirentine sokar.

17 yaşındaki Mike Lassiter, zengin bir adam olan babası Boone Lassiter'ı öldürme suçuyla mahkemeye çıkarılacaktır. Genç Mike'ı savunma görevini avukat Richard üstlenir. Ancak bütün işaretler Mike'ın cinayeti işlediğini gösterdiği gibi, Mike da cinayeti kendisinin işlediğini söylemek dışında tek kelime etmemektedir. Yine de gerek Mike'ın annesi, gerek diğer tanıkların bazı şüpheli hareketleri bulunmaktadır ve Richard ile birlikte çalıştığı Janelle gerçeği ortaya çıkarabilmek ve Mike'ın aklanmasını sağlamak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdır.

Eski bir barmen olan Robert Freegard, neredeyse on yıl boyunca bir İngiliz gizli servis ajanı gibi davranır. O, kurbanlarını IRA teröristlerinin avı olduklarına ikna etmeyi başarır. Büyük miktarda para karşılığunda Robert, kendisini MI5 üyesi olarak göstererek kurbanlarını korur. Ancak Robert'e aşık olan bir kadın, onun hayatının alt üst olmasını sağlar.

Yıllardır birbirleriyle konuşmamış olan çocukluk arkadaşları Heather (Naomie Harris) ve Carla (Natalie Dormer), geçmişi arkalarında bırakmak için buluşmaya karar verir. Ama kısa süre sonra Heather'ın gerçek niyeti ortaya çıkar: Carla'nın birini öldürmesini istemektedir. İkili plan yaparken karanlık sırlar gün yüzüne çıkar. Heyecanlı ve beklenmedik sonuçlar doğurur.

Güney Afrika Cumhuriyeti'nin ırkçı ayrımcılık sisteminin sona ermesinin ardından Başpiskopos Desmond Tutu ülke çapında bir soruşturmanın başına getirilir. Tutu dava için, işlediği cinayetler ve acımasızlığı ile nam salan, ancak artık affedilmek isteyen bir katil tarafından azami güvenlikli bir cezaevine çağırılır. Acımasız hapishane duvarlarının içindeki Tutu, kurnaz katil ile tehlikeli ve hayat değiştirebilecek bir savaşa girecektir...

Robert Bilott, işinde oldukça başarılı olan bir avukattır. Genç adamın ele aldığı yeni dava, toplumu yakından ilgilendirir. Giderek artan ve nedeni açıklanamayan ölüm vakalarını araştıran Robert Bilott, yaşananların arkasında dünyanın en büyük şirketlerinden birinin olduğunu keşfeder. Olayı iyice araştırmaya başlayan Robert, gerçekleri ortaya çıkarmak için geleceğini, ailesini ve kendi yaşamını riske atar.

Silahlı bir katliama kurban giden bir adamın dul kalan eşi, silah üreticilerine dava açınca, bu patlayıcı duruşmada çıkarlar çok yükselir. Terazideki milyonlarca dolar ile, ahlaksız bir juri uzmanı, müşterisi için, seçilmiş juriyi garantiye almak için harcamadan kaçınmayacaktır. Jurinin, bir üyesi tarafından, kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirildiği açığa çıkınca tansiyon yükselir. Bu davada, kazanmak için her şey yapılacaktır...

Amerikan başkanı Kennedy'nin tartışmalı suikastı ardında onlarca sanık ve komplo teorisi bırakır. New Orleans bölge savcısı Jim Garrison ise, Başkan John F. Kennedy suikastıyla ilgili yürüttüğü soruşturma ile olayın ardında yatan gerçekleri ortaya çıkarmaya kararlıdır.

Doğudan beri deforme olmuş bir kariyer polisine, nazik bir doktor tarafından yeni bir yüz verildi ve ceza evinden tahliye edildi. Görünüşe göre o düz gitti, onu ceza evine gönderen adamı bulup intikamını almak istiyor ve

Alfred Hitchcock'un "İtiraf Ediyorum" adlı filminde, Peder Michael Logan (Montgomery Clift) kendini tamamiyle Tanrıya adamış bir din adamıdır ve bir gün günah çıkaran bir katilin itiraflarını dinler. Peder şimdi katilin görgü tanığı durumuna gelmiştir ve ikinci dereceden deliller de onu baş şüpheli durumuna getirmiştir. Günah çıkartma ayininin kuralları gereği Logan - kendini savunmak için bile - duyduklarını kimseye söyleyememektedir! Akademi Ödüllü oyuncular Anne Baxter ve Karl Malden bu filmde eski bir flört ve Logan'ı temize çıkarmak için çalışırken onu daha fazla tuzağa düşüren bir polis müfettişini canlandırıyorlar. Quebec'te filme alınan "İtiraf Ediyorum" unutulmayacak bir finale doğru ilerlerken, her Hitchcock filminde olduğu gibi sizi başından sonuna kadar esir edecek.

Josey Aimes'in tek isteği, masasına yemek koyabilmesini ve çocuklarına iyi bakabilmesini sağlayacak iyi bir iştir. Ancak karşılaştığı şey tehdit, aşağılama, taciz, küçümseme ve saldırı olur. Son derece duygusuz olan patronu tüm bu yaşadıklarını bir erkek gibi karşılamasını beklemektedir. Ancak bunun yerine Josey, yaşadıklarını bir insan gibi karşılar ve karşı savaş açar.

Radyo programcısı Johnny, minik yeğenine bir süreliğine bakma görevini üstlenir. İkili, Los Angeles’tan New York’a, oradan New Orleans’a uzanan bir seyahate çıkarlar. Bu yolculuk, geçmiş ve gelecek arasındaki bağlar üzerine hassas ve derin bir hikayeye dönüşür.

Emily Rose üniversiteye gitmek için kırsal bölgedeki güvenli evinden ayrıldığında, kendisini nelerin beklediği hakkında sahip değildir. Bir gece yurtta yalnızken, tüyler ürpertici bir ‘halüsinasyon’ (sanrı) görür ve kendinden geçer. Geçirdiği bu krizler daha sık ve ciddi bir hâl almaya başlayınca, koyu bir Katolik olan Emily, kilisesinin rahibi Peder Richard Moore’un kendisine şeytan çıkarma ayini uygulamasını ister. Genç kız bu dehşet verici şeytan çıkarma ayini sırasında ölünce, rahip ihmal sonucu ölüme sebebiyet vermek suçuyla yargılanır.

Bronx'taki St. Nicholas Kilisesi'nde Rahip Brendan Flynn, korkunun ve disiplinin gücüne yürekten inanan Rahibe Aloysius Beauvier'in ateşli bir şekilde savunduğu katı gelenekleri yıkmak için çaba göstermektedir. Sene 1964'tür ve ülkenin politik iklimindeki değişim rüzgarlarının kilise camiasını da etki altına alması gecikmez. Beyazların yönetimindeki bir okula ilk kez Donald Miller adlı siyahi bir öğrenci kabul edilmiştir. Geleceğe umutla bakan genç ve masum Rahibe James, Peder Flynn ile ilgili bir şüphesini Rahibe Aloysius ile paylaşarak Peder Flynn'ın, Donald'a karşı aşırı bir yakınlık gösterdiğini anlatır. Bu iddia ve suçlama üzerine harekete geçen Rahibe Aloysius, gerçeği ortaya çıkartmak ve Peder Flynn'ı okuldan attırmak için büyük bir mücadele başlatır. Bu mücadele hem kilise hem de okul üzerinde yıkıcı sonuçlar getirecektir.

In Bruges’ün yönetmeni Martin McDonagh’ın abisi John McDonagh’ın yönettiği İnfaz bir kara komedi... Günün birinde bir adam günah çıkartmak üzere Rahip James’e gelir ve hiçbir kusuru olmadığı için bir hafta içinde onu öldüreceğini söyler. Şaşırıp kalan James diğer rahiplerden kendisine bu konuda bir öğüt vermelerini ister. Ancak, ölüm hazırlıkları devam ederken, kısa süre önce intihara kalkışmış olan kızının çıkıp gelmesiyle işler iyice karışır. Yedi gün içinde Rahip James’in hem bu adamın kim olduğunu bulması, hem son hazırlıkları yapması, hem de çivisi çıkmış köyünün sırrını çözmesi gerekecektir...

Profesyonel bir poker oyuncusu olan ve The Cincinatti Kid lâkabıyla tanınan Eric Stoner, ülkedeki en iyi pokerci olduğunu kanıtlamak için, büyük poker ustası Lancey Howard'ı yenmek üzere New Orleans'a gelir. Burada, eski arkadaşı Shooter'ın yardımıyla, poker dünyasının en büyük isimlerinin kapıştığı masaya oturma fırsatını yakalar.


Ortağının katilini takip eden ve yakın ilgi duyduğu bir polis olan Eddie için tek yol katilin sevgilisi Michel'i takip etmektir.Michel ise kendini takip eden ve yakın ilgi duyduğu bu polis ile yer altı dünyası liderlerinden ve kendisinin sahibi olduğu Losado arasında kalmıştır.Eddie,Michel'i kaçırıp,mafya babası Losado'nun ortaya çıkmasını sağlamaya çalışır.Losado'nun adamlarından kaçarken içine girdikleri bataklık yüzünden hayatlarını tehdit eden şeyler çoğalmış ve bu da onları birbirlerine daha da yakınlaştırmıştır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir