
Goran Bogdan
Dragan

1993. A passenger train from Belgrade to Bar is stopped by paramilitary forces in an ethnic cleansing operation. As they haul off innocent civilians, only one man dares to stand up to them. This is the true story of a man who could not remain silent.

Goran Bogdan
Dragan

Dragan Mićanović
Tomo Buzov

Silvio Mumelaš
Milan

Alexis Manenti
Commander

Lara Nekić
Student
Priska Ugrina
Granddaughter
Dušan Gojić
Grandfather

Nebojša Pop-Tasić
Train Conductor
Martin Kuhar
Soldier

Jakov Zovko
Soldier
Mijo Pavelko
Passenger

Robert Ugrina
Passenger
Damir Markovina
(voice)
Antonio Nuić
(voice)

Dünyanın her yerinde medyanın ilgisini çeken gerçek bir olaydan esinlenen Son Piyade, 92 yaşındaki bir 2. dünya savaşı gazisi olan Artie Crawford'ın maceralarını anlatan dokunaklı bir dram. Artie, Normandiya'da gerçekleşecek 75. yıl anma törenini kaldığı huzur evinde duyar. Kutlamalara katılmaya kararlı olan Artie huzur evinden gözüpek bir kaçış planlar ve eski birliğine son bir kez saygısını sunmak için Fransa'ya doğru ilham verici bir yolculuğa çıkar.

Katherine, kralın yurt dışındaki savaşları sırasında ülkeyi yönetmesi için naip olarak atanır. Ancak Henry, giderek kötüleşen sağlığı ve artan paranoyası ile saraya döndüğünde, Katherine hem kendi hayatta kalışı hem de halkının geleceği için tehlikeli bir mücadeleye girişir.Film, Katherine Parr'ın güçlü, bağımsız ve dirençli bir kadın olarak tarihin akışını nasıl etkilediğini gözler önüne sererken, aynı zamanda Tudor sarayının karanlık ve entrikalarla dolu dünyasını çarpıcı bir şekilde yansıtır. Firebrand, kadınların dayanıklılığı, otoriteye karşı direnişi ve zorlu bir dönemde verilen kişisel savaşların güçlü bir portresini sunuyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika'da kocasıyla banliyölerde hayatını yeniden kuran bir kadın, komşusunu kaçırır ve kendisine karşı işlediğine inandığı korkunç savaş suçlarından intikam almak ister.

Cristero Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir hikayeyi anlatan film, 1920'lerde Meksika hükümetinin Katolikler'e uyguladığı insanlık dışı zulmü anlatıyor.

Regent Horthy is the leader of Hungary and a German ally, but his favorable standing with Hitler changes as the war comes to an end. Forced to cede Hungary’s power or else witness the execution of his son, Regent Horthy gives up control of his country to the Nazis, who quickly move Hungarians to ghettos and death camps, with no hope in sight. But the despair changes when a young man named Elek emerges. Separated from his family during the relocations and aided by the woman he loves , Elek defies the enemy by becoming one of them. In a race against time, disguised as a Nazi Officer he embarks on a mission to save his family and thousands of his countrymen.

Gençlik hayallerinin kaybolmasına izin vermeyen bir adam... Anthony Hopkins gerçek bir hikâye ile karşımızda dünya hız rekoru efsanesi Burt Munro rolünde. Yaşamı boyunca klâsik Indian motorsikletini mükemmelleştimeye çalışan Burt, dünyanın bir ucundan Utah’taki Bonneville tuz çöllerine motorunu denemek için yola çıkar. Karşılaştığı tüm zorluklara rağmen, yeni hız rekorunun sahibi olur. 1967 yılında Munro tarafından kırılan dünya rekorunu henüz geçebilen kimse olmadı ve efsanesi günümüze kadar geldi.

Bu film Bruce Lee'nin Hollywood'da çektiği ve en meşhur filmi olarak günümüze gelen Ölüm Oyunu'ndan sonra çektiği ve her şeyiyle, senaryosuyla, çekimleriyle, oyuncularıyla, mekân tasarımlarıyla kendisine ait olan ve kendisince de en büyük, en önemli projesi olarak görülen üzerinde uzun uğraşlar verdiği bir yapımdır. Ancak Ölüm Oyunu, ne yazık ki onun ölümü nedeniyle yarım kalmıştı ve bunun üzerine işi ele alan bir yönetmen senaryoyla oynayarak Bruce Lee'nin olduğu sahnelerde kimi zaman dublör kimi zaman Lee'nin karton maskesini kullanarak filmi tamamlamıştı. O yüzden bu film 1973 yılı yapımı olup Bruce Lee'nin film sırasında ölmesinden dolayı geri kısmı dublörle tamamlanarak ancak 1978 yılında gösterime sunulmuştur.

Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.

Eski bir barmen olan Robert Freegard, neredeyse on yıl boyunca bir İngiliz gizli servis ajanı gibi davranır. O, kurbanlarını IRA teröristlerinin avı olduklarına ikna etmeyi başarır. Büyük miktarda para karşılığunda Robert, kendisini MI5 üyesi olarak göstererek kurbanlarını korur. Ancak Robert'e aşık olan bir kadın, onun hayatının alt üst olmasını sağlar.

Claire Spencer sesler duymaya ve ürkütücü görüntüler görmeye başladığında, dünya dışı bir ruhun onunla iletişim kurmaya çalıştığını düşünür. Bu sırada, kocası ona gördüğü her şeyin kafasında olduğunu söyleyerek güven vermeye çalışır. Ancak Claire araştırdıkça, sevdiği adamın bu konu hakkında düşündüğünden çok daha fazlasını bilebileceğini keşfeder.

Tiyatro yönetmeni Caden yeni bir oyun üzerinde çalışmaktadır. Karısı Adele Berlin'deki tablolarını takip edebilmek için küçük kızları Olive'yi de alarak onu terk eder. Terapisti Madeleine ona tavsiyeler vermek yerine çok satan kitabının sayfalarında gezinmektedir. Çekici ve samimi Hazel ile olan ilişkisiyse beklenmedik şekilde karaya oturur. Kendi var oluşunu anlamlı kılmak ve ölümsüzlük saplantısını tatmin etmek için bir binayı tiyatro sahnesi olarak düzenleyip, her bir bölümünde çeşitli yaşamları oynayacak oyuncuları içine yerleştirme ve yönetme kararı alır * Eternal Sunshine of the Spotless Mind ve Being John Malkovich gibi filmlerin hayalgücü sınır tanımayan senaristi Charlie Kaufman'ın yazıp, ilk defa yönetmen koltuğuna oturduğu filmi Synecdoche, New York, ilginç senaryosuyla dikkatleri üzerine çekiyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın başlarında İngilizler umutsuzluğa düştüğü sırada Churchill, kadınların casus olarak işe alınıp, eğitilmelerini emreder. Kadınların göz korkutucu misyonları sabotaj yapmak ve bir direniş oluşturmaktır. Bu görev için Vera Atkins, hırslı bir kadın olan Amerikalı Virginia Hall ve barış yanlısı bir kadın olan Noor Inayat Khan’ı işe alır. Kadınlar, Fransa’daki Nazi rejimini zayıflatmak için birlikte zorlu bir mücadeleye girişir.

Bu son derece etkileyici drama, II. Dünya Savaşı'nda gerçekleşen Bulge Savaşı sırasında Alman hatları arkasında kalan savaş yorgunu bir piyade bölüğünü anlatmaktadır. Ev özlemiyle yanan ve karla kaplı siperlerde soğuktan titreyen askerler acıya, ıstıraba ve üzüntüye bastırılamaz bir mizah ve amansız bir alay ile katlanmaktadırlar. Hiçbiri kahraman olmak niyetinde değildir ama hepsi de kendilerinden beklenen cesareti göstermeye hazırdır.

Afganistan'da görev yapan genç bir Amerikan askeri, komutanının bazı davranışlarından rahatsızlık duyar. Bu durum, onu ahlaki bir ikilimenin içine sürükler

1974 yılının New York'unda geçen filmde, yıllar önce ölümle sonuçlanan bir kavgaya karışmış olan Chris, iyi halden dolayı süresi azaltılan mahkumiyetini tamamlayıp hapisten çıkacağı güne ulaşmıştır. Kendisini almaya gelen erkek kardeşi Frank ile buluşması ise onun için kabustan farksızdır. Frank ve Chris doğdukları günden bu yana bir türlü anlaşamamış ve hayatlarını tamamen farklı şekillerde yaşamış olan iki kardeştir. Chris suça eğilimli bir aylak iken kardeşi Frank polis olarak çalışmayı seçmiştir. Hapiste geçirdiği süre boyunca Chris'in biraz da olsa akıllandığını uman Frank, kardeşinin yeni bir hayata başlayıp kendisine çekidüzen vermesi için elinden geleni yapacaktır. Fransız sinemasının en ünlü aktörlerinden biri olan Guillaume Canet tarafından yönetilen filmin oyuncu kadrosunda Mila Kunis, Zoe Saldana, Marion Cotillard ve Clive Owen gibi yıldız isimler bulunuyor.

Eddie Adams bir gece kulübünde çalışan bir gençtir. Yaptığı işi bir sanat olarak gören Jack Horner adındaki porno film yönetmeni tarafından keşfedilir. Eddie ismini Dirk Diggler olarak değiştirir ve 1970'lerin son zamanlarında porno endüstrisine hızlı bir giriş yapar.

Laszlo Antonov liderliğindeki iyi eğitilmiş suçlulardan oluşan küçük bir ordu, bir kanalda 400 insanı rehin alır. Kanalı havaya uçurmayı planlayan ekibin planlarını engellemek ve rehinelerin hayatını kurtarmak için Özel Hava Servisi biriminden Tom Buckingham görevlendirilir. Hayatını tehlikeye atarak zorlu bir mücadeleye girişen Tom, suçluları durdurup, rehinelerin hayatını kurtarmayı başarabilecek midir?

Austin’in en ünlü DJ’i olan, Jungle Julia (Sydney Tamiia Poitier) en yakın arkadaşları Shanna ve Arlene’le (Jordan Ladd ve Vanessa Ferlito) eğlenmektedir. Sabaha kadar eğlenen üçlü bir şeyin farkında değildirler. Yaptıkları her şeyi izleyen biri vardır, Stuntman Mike (Kurt Russell), yüzünde derin bir yarası ve korkutucu bir arabası olan eski bir dublördür. Günlerdir kızları izleyen Mike, gecenin bitiminde, sabaha karşı yola koyulan kızların peşinden gider.

Ghost Recon: Alpha sees a team led by Ghost Leader infiltrate a trade at a Russian depot between a general and a mysterious other figure.

Bu yüksek tempolu kurnazlık ve irade yarışında usta düzenbaz Rehan, bir elmas soygunu planlarken bir yandan da sadist hasmı Rajan'ı zekâsıyla alt etmeye çalışır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir