
Tadeusz Bradecki
Witold

A young man is confronted with corrupt and vindictive colleagues at work and negligent officials at the hospital where his mother is dying. As he searches quixotically for a steadfast moral code by which to live, he suffers from the knowledge of human frailty and our darker inclinations to do harm.

Tadeusz Bradecki
Witold

Zofia Mrozowska
Witold's Mother

Małgorzata Zajączkowska
Grazyna

Witold Pyrkosz
Mariusz

Cezary Morawski
Stefan

Ewa Lejczak
Stefan's Wife

Jan Jurewicz
Zenek

Juliusz Machulski
Wladek

Jacek Strzemżalski
Mate

Edward Żebrowski
Scientist
Krystyna Bigelmajer

Kazimierz Borowiec

Lucjan Dytrych
L. Cichy
K. Cielecki


A poor, struggling South Carolinian mother and daughter face painful choices with their resolve and pride. Bone, the eldest daughter, and Anney her tired mother, grow both closer and farther apart: Anney sees Glen as her last chance.

Çok uzun yıllar kaldığı hapishaneden çıktıktan sonra bulaşıkçı olarak çalışmaya başlayan, çalıştığı yerin arkasındaki bir çöp tenekesinde terk edilmiş bir bebek bulan Russ Millings’in hikâyesini anlatıyor. Bebek için ne yapacağından pek emin olamayan Russ, bir süre sonra bu bebeğin hayatını düzene sokmak konusunda önemli bir fırsat olduğunu fark eder.

Geçmişteki bir davadan dolayı psiklojisi bozulduğu için alkole sığınan ve bu sebeple eşinden boşanıp 5 yaşındaki kızının velayetini almak için uğraşan avukat Cate McCall; aynı zamanda önemli bir cinayet davasını üstlenir, haksız yere hüküm giymiş Lacey’nin davasını alır. Bütün deliller, olay yeri incelemeleri kadının suçsuz olduğunu ispatlasa da Cate McCall yargı duvarına toslar. Kendisinden başka kimse Lacey’nin masumluğuna inanmamaktadır. Önyargıları sağlam savunmayla yıkmaya niyetli olan McCall adalet sisteminin doğru şekilde işlemesi için varını yoğunu ortaya koyacaktır. Önünde iki yol vardır; ya mesleğinde ilerlemek için bu davayı kazanmaya çalışmak ya da kızının velayeti alabilmek için ona daha fazla vakit ayırmak..

Boksör olan Lion, kardeşi Stan’ın bir suç patronuna olan borcunu ödeyebilmek için son kez bir dövüş turnuvasına katılmaya karar verir. Kardeşler bunun için ülkeyi dolaşmak zorunda kalır ve bu süreçte onlara beklenmedik biri eşlik eder. Stan, Lion'u hayatının dövüşü için eğitirken bir dizi olay kardeşleri parçalamakla tehdit eder ancak birbirlerine olan sevgileri ve daha iyi bir hayata kavuşmak için olan inançları onların bir arada yol almasını sağlar.

Spor yazarı Erik, evsiz bir adam olan Champ'i sokaklardan kurtarmaya karar verir. Ancak bu kararırın ardında Champ'in kim olduğuna dair gizi ortaya çıkarmak vardır. Erik bunun gizli kalamayacak bir sır olduğunu ve Champ'in öldüğüne inanılan efsanevi boksör olduğunu düşünmektedir. Champ'in efsanesini diriltirken, onun bireysel macerasında babası ile olan ilişkisinin önemini anlayacaktır. Champ'in yaşamıyla ilgili gerçeklere daldıkça, kendi yaşamında geri plana attığı, yüzleşmekten korktuğu ilişkiler ortaya çıkacaktır. Erik kendi yaşamı ve ailesiyle olan ilişkisini gözden geçirecek ve uzun zamandır hiç yapmadığı bir şekilde kendisiyle yüzleşecektir.

Jahkor, asla babası gibi olmak istemeyen bir gençtir. Suça bulaşıp hapse düşen babası da asla oğlunu hapiste görmek istemez. Ancak Jahkor da kendisini parmaklıklar ardında bulur. Annesiyle birlikte yaşayan ve sevgilisinin hamile olduğunu öğrenen Jahkor, Oakland’da rap yapma hayalleri kuruyordur. Dünyadaki sorumluluklarını yerine getirmeye çalışırken yanlış yola sürüklenen Jahkor tıpkı babası gibi hapis cezasına çarptırılır. Hapishanedeyken babası ile kendi hayatı arasında bir bağ kuran Jahkor, bu süreçte kendisini suça iten insanları, koşulları düşünür ve kendini keşfetme yolculuğuna çıkar.

Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.

Bir inanç krizinin ardından çıktığı spiritüel yolculuk, tanınmış fundamentalist vaiz Carlton Pearson'ın değer verdiği her şeyi riske atar.

Evli ve mutlu bir “işçi” olan Filip, yeni doğacak bebeğini görüntülemek için 8 mm’lik bir kamera alır. Önceleri kamerayı basit bir makineden öte bir şey olarak görmeyen Filip, bu metal aletin kudretini yavaş yavaş kavramaya ve gücünü ellerinde hissetmeye başlar. Bu güç ona bir yandan yepyeni fırsatlar yaratırken, diğer yandan önceki hayatını, orta yaşına kadar doğru bildiklerini kaçınılmaz olarak yıkacaktır.

2015 OSCAR ödüllerinde Polonya adına yarışan bu film, 1960’lı yılların Polonya’sında geçiyor. Kendini Tanrı'ya adayarak rahibe olmaya karar veren öksüz Anna (Agata Trzebuchowska), yıllardır hazırlığını yaptığı rahibelik yemini etmeye çok az bir süre kala varlığından haberdar olmadığı teyzesi Wanda (Agata Kulesza) ile görüşür ve ailesiyle ilgili büyük bir sırrı öğrenir. Anna aslında Yahudi’dir, gerçek adı da Ida’dır. Polonya'daki Nazı İstilası sırasında tüm ailesini kaybetmiş olan Anna, parçaları birleştirip yıllardır kurduğu hayalin sona erişine tanık olur. İnandığı ve savaştığı değerler geçmişinin ortaya çıkmasıyla değişime uğradığında, Anna kendini büyük bir boşluğun tam ortasında bulacak ve Wanda ile birlikte gerçek köklerini ve ailesinin sırlarını keşfetmeye çabalayacaktır.

Wladyslaw Szpilman, Polonyalı başarılı bir piyanisttir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların Polonya'yı işgal etmesiyle hayatı kâbusa döner. Musevi olduğu halde şans eseri toplama kamplarına gitmekten kurtulur ve Varşova'nın gettolarında yaşamaya başlar. Acı ve sefalet dolu yaşamı, bir gün bir Alman subayının ona yardıma gelmesi ve onu oradan kurtarmasıyla değişir.

Veronika Polonya'da yaşamaktadır, Veronique ise Paris'de. Birbirinden haberleri bile olmayan bu iki insan, bir şekilde birbirlerinin hayatlarını etkileyeceklerdir. Veronika bir müzik okuluna girer ve çok çalışır. Ancak ilk performansını verirken ölür. Veronique'nın hayatı da bu noktadan sonra değişmeye başlar ve aniden şarkıcı olmamaya karar verir. Krzysztof Kieslowsk'nin fantaziyle yoğrulmuş bu muazzam filmi, senaryosunun orjinalliği ve Renk Üçlemesinin son halkası olan Kırmızı'da oynayan İrene Jacob'un iki karakteri de son derece inandırıcı bir şekilde oynamasıyla dikkat çekiyor.

1947 yılında geçen Sophie’nin hikayesi, genç bir yazar olan Stingo’nun ağzından anlatılıyor. Yeni geldiği Brooklyn’de, Polonyalı yahudi Sophie Zawistowski ve sevgilisi Nathan Landau ile arkadaş olan Stingo, tutkulu ama bir o kadar da sorunlu bir aşk yaşayan çiftin ilişkisine tanıklık etmeye başlar. Sophie sürekli olarak kabuslar ve rahatsız edici hayaller görürken sevgilisi Nathan da soykırım takıntısı yüzünden şizofreniye varan şiddetli krizler geçirmektedir. Stingo, kadının koluna damgalanmış numarayı görünce Auschwitz’de yaşadıklarını öğrenmek ister. Sophie hikayesini anlatmaya başladıkça çiftin yaşadıkları sorunların kaynağı da yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlar: Sophie, kampta Naziler tarafından hayatı boyunca kendisinde derin yaralar bırakacak bir karar almaya zorlanmıştır.

Tüm zamanların tarihsel açıdan en önemli filmlerinden biri olan Steven Spielberg'in Schindler'ın Listesi, cesaret ve inanç dersleriyle nesiller boyu ilham vermeye devam eden güçlü bir hikaye. En İyi Film ve En İyi Yönetmen de dahil olmak üzere yedi Akademi Ödülü sahibi olan bu inanılmaz gerçek hikaye, Holokost sırasında 1.100'den fazla Yahudinin hayatını kurtaran esrarengiz Oskar Schindler'ı (Liam Neeson) konu alıyor. Bu, fark yaratan bir adamın zaferi ve yaptıkları sayesinde insanlık tarihinin en karanlık bölümlerinden birini atlatanların dramıdır.

İki polis memurunu öldürmekten 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Ruth Slater (Sandra Bullock), cezasını çektikten sonra yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. Ancak cezaevinden çıkar çıkmaz öldürülen iki polis memurunun yakınları onu tehdit etmeye ve hayatını cehenneme çevirmeye başlar. Aksi takdirde artık eski evlerinde hoş karşılanmazlar. Bir çıkış yolu tıkanmış görünüyor, ancak nefret saldırıları artmaya devam ediyor. Şimdi, Ruth'un topluma geri dönüş yolu arayışında tek bir çıkış yolu vardır: yıllar önce gözden kaybettiği küçük kız kardeşini aramak, son çaresi olmalıdır. Ancak, kayıp aile bireyini arama, uzun yıllar hapis yattıktan sonra beklenenden daha zor hale gelir.

Güzel ve seksi eşi, evliliklerinde cinsellik olmadığı gerekçesiyle Karol'dan boşanınca talihsiz adamın yaşamı alt üst olur. Eşiyle birlikte tüm mal varlığını, kuaför salonunu kaybeder, aşağılanır, polis tarafından aranır, sonunda beş parasız ve kimliksiz olarak vatanı Polonyaya geri dönmek zorunda kalır, ancak eşiyle tekrar bir araya gelme ümidini hiç ama hiç yitirmez, bazı planları vardır...

Acımasız bir baba tarafından büyütülen Cash, hissettiği saldırganlığı MMA savaşçısı olmaya yönlendirir. Bu alanda başarı yakalayan ve popülerlik elde eden Cash, ikinci oğlu Williams Sendromu ile doğduğunda yeni bir meydan okumayla karşı karşıya kalır. Cash ringde para kazanmaya çalışırken büyük oğlu Jett, kardeşi Quinn'in bakıcısı olur. Jett, babasının kavgalı ayak izlerini takip edip, ringlere çıkmaya karar verdiğinde oyununa geçmeye karar verdiğinde aile dinamikleri değişir.

Eski bir barmen olan Robert Freegard, neredeyse on yıl boyunca bir İngiliz gizli servis ajanı gibi davranır. O, kurbanlarını IRA teröristlerinin avı olduklarına ikna etmeyi başarır. Büyük miktarda para karşılığunda Robert, kendisini MI5 üyesi olarak göstererek kurbanlarını korur. Ancak Robert'e aşık olan bir kadın, onun hayatının alt üst olmasını sağlar.

Bu film, dönüm noktası niteliğindeki hukuk mücadelelerinden korkunç kaçırılmasına kadar, açık sözlü ateist Madalyn Murray O'Hair'in tartışmalı hayatını anlatıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir