
Pau Masó
Robert


Saldırgan mizaçlı senaryo yazarı Dix Steele (Bogart), bir cinayetten sorumlu tutulur ama yan komşusu Laurel Gray (Grahame), suç işlendiği sırada onun orada bulunmadığına dair tanıklık eder. Bu durum ikisi arasında tutkulu bir ilişkinin başlamasına yol açar; ne var ki Laurel, Dix’in vahşi yanıyla karşılaşınca çok korkar ve cinayeti gerçekten onun işleyip işlemediği noktasında şüpheye düşer. Bogart, yıllar boyunca romantik sert adamları canlandırdıktan sonra, bu filmde kendi beyazperde kişiliğinin daha derinlerine iner ve Sam Spade’e ya da Rick Blaine’e yakışmayacak bir nevrotik keskinlik sergiler. Gerek hak edenlere gerekse etmemiş olanlara tekme tokat saldırdığı öfke nöbetlerinde fazlasıyla korkutucu hale gelir.

Chicago’nun Wicker Park bölgesinde yaşayan Matthew (Josh Harnett) bir gün çalıştığı işyerinin penceresinden karşı kaldırımda en yakın arkadaşı Luke'a (Matthew Lillard) ait ayakkabı dükkânının vitrinine bakan bir kız görür. Matthew onunla tanışmak için her yolu deneyecektir ancak bu ilişkinin bütün yaşamını etkileyeceğinden haberi yoktur. Matthew ve Lisa (Diane Kruger) birbirlerine aşık olurlar, ancak kader ağlarını örmeye başlayacaktır.

Betty Elms, ünlü bir oyuncu olabilmek umuduyla geldiği Los Angeles'ta, Kanada'ya taşınmaya karar veren teyzesinin yaşadığı apartman dairesine taşınır. Daireye yerleşmek için geldiğinde bir trafik kazası geçiren ve hafızasını kaybettiği için orada saklanan Rita'yı bulur. Betty kendisi ile ilgili her şeyi unutmuş bu kadına yardım etmeye karar verir. Bilinç ve bilinçaltı birbirlerine karışır. Bütün bu hayatlar birbirine girer.

Kibar bir adam bir yolculuk sırasında evliliğindeki seks ateşini tekrar yakalamak istemektedir. Tek problem başka bir kadına aşık olmasıdır.

Vincent Bruce, a war veteran, begins working as an occupational therapist at Poplar Lodge, a private psychiatric facility for wealthy people where he meets Lilith Arthur, a charming young woman suffering from schizophrenia, whose fragile beauty captivates all who meet her.

Los Angeles şehrinin gizemli havasında geçen bu filmde psikolog olan bir adam, hafızasını kaybettiği için kendisine getirilen bir hastasına yardım etmek için çabalamaktadır. Bir süre sonra aralarında geçmis yasamlarına ait bir bağ olduğunu keşfederler. Bu gizemli bağ onların hayatlarını etkileyecek bir maceraya girmelerine neden olacaktır. Garip bir şekilde ikisi birden kırk yaşlarında, elinde makasla cinayetler işlemeye baslayan gizemli bir katille ilgilenmeye başlarlar. Ona ne için bu kadar ilgi duyduklarını öğrenmek her ikisi için de son derece çarpıcı bir netice doğuracaktır.

A woman becomes very curious about one of her psychiatrist husband's inmates, a man who was found guilty in the murder and disfigurement of his former wife.

Roland Suso'nun yönetmenliğini üstlendiği İçimdeki Ben. büyük bir kaza atlatan ve hafızasını kaybeden bir adamın sonrasında yaşadıkları anlatılıyor. Ryan Phillippe, Sarah Polley'in başrolünü üstlendiği filmin konusu kısaca şöyle: Simon, ölümden döndüğü kazanın ardından gözlerini bir hastanede açar. Hafıza kaybından dolayı hayatındaki son iki yıla ait hiç bir şeyi hatırlamamaktadır. Kardeşi Peter'in öldürüldüğünü ve hatırlamadığı bir kadınla evli olduğunu öğrenir. Bu arada aşık olduğu bir kadının garip görüntüleri sürekli zihnini meşgul etmektedir. Sonunda, kardeşinin öldürülmesinin ardındaki nedeni keşfederken, kendi yaşamında da inanılmaz değişimler ortaya çıkar. Şimdi ve hafızasını kaybettiği zaman arasında gidip gelmektedir. Simon, zaman içinde yolculuk mu yapıyordu yoksa hafıza kaybı aslında ciddi bir deliliğin sinyallerini mi veriyordu?

James ve Anne dışarıdan bakıldığında mutluymuş gibi görünen bir çifttir James'in, karısının zengin ve çekici komşuları Bill ile ilişkisi olduğundan şüphelenmesiyle evlilikleri sarsılır.


Film, barlar veya keyifsiz daireler dünyasında yakışıklı, Meksikalı bir göçmenle onunla karşılaşan romantik bir asi tembelin izini sürüyor. Yönetmenin işlerine konu olmaya devam eden olağanüstü bir zaman kapsülü.

1860′ların Paris’inin aşağı sınıflarında geçen filmde, çekici ve güzel bir genç kadın olan Thérèse Raquin, baskıcı teyzesi Madame Raquin tarafından hasta kuzeni Camille ile aşksız bir evliliğe zorlanır. Therese günlerini küçük bir dükkanın tezgahının ardında geçirir. Akşamları ise seçkin bir grup ile domino oynayan Madam’ı izler. Kocasının çekici arkadaşı Laurent ile karşılaştıktan sonra, trajik sonuçlara sebep olan yasa dışı bir ilişki yaşamaya başlar...

Senaryosunu Quentin Tarantino'nun yazdığı filmi Oliver Stone yönetmiş ve bunun yüzünden araları açılmıştı. Mickey ve Mallory birbirlerini seven ama 'doğuştan katil' olan iki aşık. Yaşadıklarını öldürerek hissedebiliyorlar belki de. Ancak 90'ların giderek çığrından çıkan medyası da onları kahraman gibi göstermekten geri kalmıyor. Böylece iki doğuştan katil yolculukları sırasında arkalarında onlarca ölü bırakarak yollarına devam ediyorlar. Yakalandıklarındaysa medya yine kurtarıcıları olarak çıkıyor karşılarına...

Eric ve Andrew, evlatlık kızlarıyla Wen ile birlikte New Hampshire kırsalındaki ücra bir kulübede tatile çıkar. Onların hayatı, silahlı dört yabancı tarafından rehin alınmalarıyla bambaşka bir hal alır. Aileden, kıyametin önlenmesi için zorlu bir seçim yapması istenir. Dış dünya ile bağlantıları olmayana aile üyeleri, her şeylerini kaybetmeden önce zor bir karar vermek zorundadır.

Yasak bir aşk ve değişen sosyal normlar hakkında incelikle işlenmiş bir hikaye olan Benim Polisim, polis memuru Tom (Harry Styles/Linus Roache), öğretmen Marion (Emma Corrin/Gina McKee) ve müze kuratörü Patrick (David Dawson/Rupert Everett) arasında yaşanan ve kırk yıla yayılan bir aşk üçgenini anlatıyor.

Film, farklı karakterlere sahip iki gencin dört mevsim boyunca geçirdikleri dört günde birbirleriyle yollarının kesişmesini konu alıyor.Jenna Ortega ve Percy Hynes White’ın uyumuyla parlayan film, prömiyerini 2024 Tribeca Film Festivali’nde yaparak dikkatleri üzerine çekti. Dört mevsime yayılan sadece dört günde gelişen bu gençlik aşkı hikâyesi, hayatın dönüm noktalarında verilen duygusal kararları yalın ama derin bir dille işliyor.

Christine'nin hafızası geçirdiği bir kaza sonrası her gece adeta sıfırlanır. Kendisini 27 yaşında sanıyorken, aynada 40 olduğunu görür; fotoğraflarda "bu senin kocan" yazan adamı hatırlayamaz. Christine bir tarafta karanlık geçmişine ulaşmaya çalışırken, diğer yandan da kendisini öldürmeye çalışan kişiyi aramaktadır. Dürüstlüğü konusunda şüpheye düştüğü kocası Ben, şüpheliler listesinin en tepesindedir. Fakat hafızasını geri kazanma derdinde olan Christine, aslında kimseye güvenmemesi gerektiğini kısa sürede anlayacaktır.

İnsanların zihinlerine girme yeteğeni olan bir adam, 16 yaşında zeki ve rahatsız bir kızın sosyopat'mı yoksa travma kurbanı mı olduğunu ortaya çıkarmak için davasını kabul eder.

Joel Barish, iki yıl boyunca beraber olduğu sevgilisinden oldukça şaşırtıcı bir haber alıyor. Kadın, bir teknolojik deneye katılarak, ilişkilerini tamamen hafızasından silmiştir. Yani Barish'in kim olduğunu bile hatırlamamaktadır. Bu gelişme üzerine küplere binen adam, aynı prosedürü kendi üzerinde de gerçekleştirmek ister...Film, adamın hafızaları silinirken, yaşanılan ilişkiyi gözler önüne serer. Adam da bir kez daha oldukça iyi başlayan ve sonradan tadı kaçan ilişkiyi izler. Fakat zaman geçtikçe ve sıra yaşanılan güzel şeylere gelince, üzerindeki müdaheleyi durdurmak ister. Pişman olmuştur!

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.






0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir