
Gael García Bernal
Moises

Zorluklar içinde Meksika’dan Amerika sınırına kadar gelebilmeyi başarmış kalabalık bir mülteci konvoyu, arabalarının bozulması ile sınırı yürüyerek geçmek zorunda kalmıştır. Doğanın vahşi koşulları ve korktukları Amerikan sınır polisinden daha büyük bir bela ise bu uzun yürüyüşte kapılarındadır. Sınır devriye görevlilerine güvenmeyen ve işleri kendi halletmeye karar vermiş, elinde tüfeği ve köpeği ile bekleyen Sam. Adeta ava çıkmış bir avcı gibi tüm göçmenleri teker teker öldürmeye başlar. Psikopat insan avcısı Sam ve mültecilerden hayatta kalan son iki kişi olan Adela ve Moisses’in tamamı açık havada geçen ancak izleyene klostrofobik bir gerilim sunan nefes kesen bu kovalamacası solukları kesiyor.

A group of friends' fishing boat capsizes off the coast of Mexico and they're left alone stranded at sea and struggling for survival.

1940'lı yıllarda New York'lu sosyalist bir oyun yazarı olan Barton Fink, Los Angeles'a gelip bir film senaryosu yazma ihtimali belirdiğinde durumu kabul etmek zorunda kalır. Bir otele yerleşir ve burada film stüdyosunun başkanı Jack Lipnick'le tanışır. Lipnick'ten, yazacağı senaryonun kaba saba bir B filmi için olduğunu öğrenir. Daktilosunda sadece tek bir cümle yazmayı becerse de, içinde bulunmaya hiç alışık olmadığı durum sebebiyle bir türlü ilham gelmez ve tıkanır.Oteldeki kapı komşusu Charlie Meadows, geveze bir pazarlamacı ve tam bir orta sınıf insanıdır. Fink'in hayatına giren diğer insanlar da (ünlü bir senarist olan Mayhew ve onun kız arkadaşı Audrey gibi) genç entellektüel yazara ilham gelmesine ve senaryoda ilerlemesine yardımcı olamazlar. Stres doruğa çıktığında Fink kendisini doğaüstü tabloları andıran bir cehennemin içinde bulur.

Polis müfettişi Ramon Mike Vargas ile Susan Vargas, henüz evlenmiş ve balayı için Meksika sınırında bir kasabayı seçmiş, kendi halinde bir çifttir. Karısıyla huzurlu bir kaç gün geçirmek isteyen genç müfettiş, kasabaya adımını atar atmaz bir bomba patlar ve Vargas, kendini olayın içinde bulur. Arabaya yerleştirilmiş bir bombanın patlamasıyla şok geçiren kasaba sakinleri ve tabii ki Vargas, olayın içinde bölge polislerinden Hank Quinlan'ın parmağı olduğundan bihaber suçluyu aramaya koyulurlar.

Travis, sessiz bir adam. Sırlarını sadece yollarla paylaşıyor. Kırmızı şapkasıyla, çoğu insanın arabayla bile zor katlandığı yollara ayaklarıyla meydan okuyor. Bir gün Travis kardeşinin davetiyle yeniden medeniyete dönüyor. Evde onu kardeşinin eşi ve kendi oğlu beklemektedir. Başta uygar ve kuralcı bir yaşamı dışlayan Travis oğlu için katlanmaya başlar. Hatta alıştıkça, uzun süre ertelediği bir şeyi yapmaya karar verir. Yeniden yollara dönmeden önce, eski karısını bulmak... Wim Wenders'in filmi, tüm zamanların en etkileyici filmleri arasına rahatlıkla girebilir. Olağanüstü karakter çalışması, yerleşik hayatı ve konformizmi tartışması ve tabii müthiş karşılaşmayı konu edinen unutulmaz son sahnesi bu filmi 20. yüzyılın zirvelerinden biri yapıyor.

Toplumdan uzakta, ormanlık bir alanda inziva hayatı yaşayan hayatta kalma uzmanı bir baba olan Bowdrie ve kızı Tag, bir gün nehir kenarında yaralı ve gizemli bir kadın bulurlar. Kadını evlerine alıp tedavi etmeye başlarlar ancak çok geçmeden kadının peşinde acımasız ve intikam hırsıyla dolu bir uyuşturucu kartelinin olduğunu fark ederler. Sakin ve izole yaşamları, bir anda kabusa dönüşür. Bowdrie ve kızı, evlerini ve kendilerini korumak için hayatta kalma becerilerini sonuna kadar kullanmak zorunda kalır.

Idi Amin'in Uganda'sı ile ilgili neler biliyorsunuz? Dünyanın tanıdığı en vahşi diktatörlerden bir olan Idi Amin'in Uganda'sı ile bizleri tanıştıran film, insanlık tarihinin karanlık sayfalarından birine kamerasını çeviriyor.Tıbbi bir misyonla Uganda'ya gelen genç doktor Nicholas Garrigan, bu uzak ve çok da fazla tanımadığı ülkeye doğru yola çıktığında oldukça idealist düşüncelerle yüklüdür. Fakat bu düşüncelerinin yerini büyük bir karanlığın alması uzun sürmez. Son derece katı ve barbar bir yönetim şekli yürüten Idi Amin'in emirleri altında, hareket sınırları oldukça dardır. İlk zamanlar bunun onurunu yaşasa da Garrigan'ın, nasıl bir barbarlığın parçası yapılmak istendiğini anlaması uzun sürmeyecektir. Ama yanlışlardan geri dönüş, sandığı kadar kolay olmayacaktır.

Tahliye emirlerine karşı çıkarak izole bir sınır bölgesinde geçimini sağlamaya çalışan merdümgiriz Arizona çiftçisi Jim Hanson'ın yaşamı, annesi Rosa ile acımasız Mauricio liderliğindeki uyuşturucu karteli suikastçilerinden kaçmaya çalışan 11 yaşındaki göçmen Miguel'e tanık olduğunda değişir. Bir çatışmada yakalanan Rosa, oğlunu Chicago'daki ailesinin yanına götürmesi için eski keskin nişancı bahriyesi Jim'e yalvarır. Polis kızı Sarah'ya meydan okuyan Jim, yerel ABD Gümrük ve Sınır Devriye istasyonundan gizlice çıkardığı Miguel ile birlikte yola çıkar. Jim ve Miguel, farklılıklarının üstesinden yavaş yavaş gelmeye ve beklenmedik bir dostluk kurmaya başlarken, Mauricio ve suikastçı arkadaşları peşlerinden gelmeyedevam eder. Sonunda bir Ortabatı çiftliğinde buluştuklarında Jim'in, sevdiği çocuğu savunmak için askerî becerilerini ve ahlâk kurallarını kullanacağı ölümüne bir kavga başlar.

Vietnam Savaşı gazisi John Rambo, Burma'daki olaylardan sonra merhum babasının Arizona'daki at çiftliğinde, eski arkadaşı Maria Beltran ve onun torunu Gabriela ile birlikte yaşamaktadır. Aradan geçen on bir yılda travma sonrası stres bozukluğu ile baş etmeye çalışan Rambo'nun en büyük yardımcısı genç Gabriela olmuştur. Lise mezuniyetinden sonra Gabriela, anneannesinin ve Rambo'nun tüm itirazlarına rağmen biyolojik babasını bulmak için Meksika'ya gider. Meksika'da uyuşturucu ve kadın ticareti yapan bir kartelin eline düşen Gabriela’nın tek umudu Rambo'dur. Ancak işler, her zaman olduğu gibi Rambo'nun planladığı şekilde gitmeyecek ve bu kez savaş, onun evine gelecektir.

Jeffers ve Longbaugh, hayatlarını suç dünyası içinde geçirmiş iki kanunsuzdur. Yeni uğraşları ise, hamile bir kadını kaçırıp onun doğmamış bebeği için 1 milyon dolarlık bir fidye koparmaktır...

Amerika'da son yıllarda küçük çocukların saçtığı dehşetle birlikte boyutlarını görmeye başladığımız silah kültürünü inceleyen sıradışı bir belgesel. Moore film için, silahların Amerikan kültürünün bir parçası olduğunu savunan ve silah fetişisti bir kuruluşun başkanlığını yürüten, eski oyuncu Charlton Heston ve dehşet saçan çocuklara ilham verdiği iddia edilen Marilyn Manson gibi isimlerle hassas konuyu masaya yatırıyor. Michael Moore'un gösterildiği festivallerde büyük beğeni toplayan ve bolca ödül toplayan yapımı, tüm zamanların en iyi belgeseli seçildi. Yönetmen Roger ve Ben'in ardından bir kez daha esprili ve aydınlatıcı belgesel sinemasına geri dönüyor.

Amerikalı yazar Jonathan Safran Foer'ın 2002 tarihli aynı adlı ilk romanından uyarlanan filmde Yahudi kökenli Amerikalı bir gencin hiç tanımamış olduğu dedesini 1942 yılında Nazi'lerin elinden kurtaran kadını aramak üzere Ukrayna'da çıktığı garip ve komik yolculuk anlatılmaktadır.


High Ground, izleyiciyi 1930’lu yılların Avustralya’sına davet ediyor ve I. Dünya Savaşı’nda keskin nişancı olarak savaştıktan sonra Kuzey Avustralya’da polis olarak yaşamını sürdüren Travis karakterini mercek altına alıyor. Yerli bir kabilenin katliamıyla sonuçlanan bir operasyonun kontrolünü kaybeden Travis, üslerinin bu olayın üstünü kapatmaya çalışmasına rağmen gerçekleri öğrenmek için bir yolculuğa çıkıyor. Travis’in bu yolculuğu, saklı kalmış olayların gün yüzüne çıkmasını sağlıyor.

Çölde avlanmak isteyenlere rehberlik hizmeti veren Ben bir gün başarılı bir iş adamı olan Madec tarafından küçük bir av gezisine rehberlik yapması için tutulur. Fakat Madec yanlışlıkla çölde gezen birini öldürünce, Ben bu cinayetin açığa çıkmasını istemeyen Madec’ten kaçmak zorunda kalır. Sıcaklığın 50 dereceye kadar çıktığı çölde kedi fare oyunu başlamıştır.

Kötü şöhretli bir ödül avcısı olan Max Borlund, zengin bir iş adamı olan Nathan Price’ın kaçırılan eşi Rachel Price’ı bulması için işe alınır. Borlun, Rachel’in asker kaçağı olan Elijah Jones tarafından fidye almak için kaçırıldığını ve Meksika’da tuttuğunu öğrenince, Meksika’ya doğru yola çıkar.

Sıra dışı yönetmen Quentin Tarantino'nun büyük beğeni kazanan dördüncü filmi olan, acımasız bir ihaneti ve destansı bir kan davasını konu alan heyecan ve gerilimi yüksek Kill Bill: Volume 2'de Gelin (Uma Thurman, Pulp Fiction), intikamına kaldığı yerden devam etmektedir... Çoktan listesinde ki beş isimin ikisini haklayan Gelin'in onur mücadelesi son hızıyla sürmekte ve artık kendisinin başlatmadığı ancak bitirmeye kararlı olduğu bu ölüm kalım savaşının sonlanması gerekmektedir. Tüm dünyada ses getiren aksiyon dolu nükteli bu film, mutlaka görülmesi gereken bir yapım.

Erkek arkadaşından bıkan Arkansaslı garson kız Louise (Susan Sarandon), ihmalkar ve cinsiyet ayrımcısı kocasıyla birlikte sıkıcı bir hayatı olan arkadaşı Thelma'yı (Geena Davis) ayartır. Birlikte özgürlükle dolu bir haftasonu araba seyahatine çıkarlar.İlk uğrak yerleri olan barda gevşeyip dansederler ve yöre erkekleriyle eğlenip hoş bir akşam geçirirler. Ancak bir adam Thelma'yı park yerine kadar izleyip tecavüze yeltenince Louise yetişip onu öldürmek zorunda kalır. Polisin kendilerine hiç bir zaman inanmayacağı paranoyasına kapılan kadınlar kaçmaya karar verirler ve bir anda kanun kaçağı durumuna düşerler. Son olaylardan kötü etkilenen Thelma kafayı toparlamak için genç bir kovboy olan J.D (Brad Pitt) ile bir gecelik ilişki yaşar ve işler daha da sarpa sarar.

Rock yıldızı Eric Draven (Brandon Lee) ve kız arkadaşı Shelly Webster (Sofia Shinas) bir gece şehrin zalim serserileri tarafından vahşice öldürülürler. Tam olarak bir sene sonra Eric, insanüstü güç ve öngörü yetileriyle donanmış bir şekilde hayata geri döner. Gizemli bir karganın rehberliğiyle hareket eden Eric, intikam amacıyla kendisini öldürenlerin peşine düşer. Çete ise kendilerini bekleyen kaderden habersiz, bir başka kaos ve şiddet gecesine hazırlanmaktadır. James O'Barr'ın popüler çizgi romanından sinemaya uyarlanan Ölümsüz Aşk'ın yönetmen koltuğunda ise Alex Proyas oturuyor.

Akademi Ödüllü Clint Eastwood bu macera serisinde, kural tanımaz bir San Francisco polisi olan Dirty Harry Calahan'ı canlandırıyor. Harry Calahan'a bir seri katile fidye verme görevi verilir ama işler pek yolunda gitmez. 14 yaşındaki kızın hayatı tehlikeye girince, Callahan kendisine hiçbir şeyin engel olmasına izin vermez. Buna yasalar da dahil.

Richard Mateson'un aynı adlı hikayesinden aynı yıl uyarlanan film, otoyol boyunca bir tır tarafından taciz edilen orta yaşlı iş adamının (Dennis Waever'in canlandırdığı David Mann) yaşadığı komediyle karışık gerilimi psikolojisindeki değişimlere paralel iç seslerle verirken, tır şoförünü göstermeyerek gizem yaratmada "bilinmeyen" faktöründen olabildiğince yararlanıyor ve Mann ile bütünleşen seyircinin merakını zirvede tutarak akıcı ve sürükleyici bir öykü yaratmayı başarıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.









0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir