
Tadanobu Asano
Genghis Khan / Temüjin

"Arkasında düşmanı hisseden, önündeki düşmanla savaşamaz."
'Moğol' üçlemesinin ilk filmi olan Cengiz Han, genç Temuçin'in savaşarak esaretten kurtuluşunu ve dünyanın yarısını talan eden uçsuz bucaksız Moğol İmparatorluğu'nun kurucusu olan acımasız Cengiz Han ünvanına sahip oluşunu konu alıyor. Destansı bir dille sinemaya aktarılan film, nefes kesici savaş sahneleri içeriyor.

Tadanobu Asano
Genghis Khan / Temüjin

孙红雷
Jamukha
Khulan Chuluun
Borte
巴森
Esugei

Амаду Мамадаков
Targutai
He Qi
Dai-Sechen
Ben Hon Sun
Monk
Ji Ri Mu Tu
Boorchu
You Er
Sorgan-Shira
Huntun Batu
Altan
Deng Ba Te Er
Daritai
Bao Di
Todoen
Su Ya La Su Rong
Girkhai
Sai Xing Ga
Chiledu
Tegen Ao
Charkhu

Kimsenin değiştirmeye gücünün yetemeyeceği bir kararla Amerika, Vietnam ile savaş başlattı... 14 Kasım 1965, Pazar günü sabah 10:48’de Albay Hal Moore ve maiyetindeki askerler, Vietnam’daki Ia Drang Vadisi’ne helikopterlerle indiler. Moore, alana ilk ayak basan kişiydi ve arkasından 400 askeri de onu takip etti, karşılarında, kendilerinden tam beş kat kalabalık bir Vietkong grubu vardı. Birazdan Vietnam Savaşı’nın ilk sıcak teması başlayacaktı.

Cristero Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir hikayeyi anlatan film, 1920'lerde Meksika hükümetinin Katolikler'e uyguladığı insanlık dışı zulmü anlatıyor.

Sürekli Özgürlük Harekatı sırasında Afganistan’da aslen yerel halk ile toplumsal kalkınma projeleri gerçekleştirmesi gereken Keating Muharebe Karakolu sürekli Taliban tarafından organize olmayan küçük çaplı saldırılara uğramaktadır. Ancak Taliban güçleri üstte ilk defa koordineli bir saldırı düzenlediklerinde yardım gelene kadar üstteki 53 Amerikan askeri yaklaşık 400 direnişçiye karşı ölüm kalım savaşı vermeye başlar. Film, CNN muhabiri Jake Tapper’ın gerçek olayların anlatıldığı aynı isimli kitabından uyarlanmıştır.

USSR, November, 1941. Based on the account by Vasiliy Koroteev this is the story of Panifilov's Twenty-Eight, a group of twenty-eight Red Army soldiers commanded by General Ivan Panfilov, that stopped the advance on Moscow of a column of fifty-four Nazi tanks of the 11th Panzer Division for several days. Though lightly armed they fight tirelessly and defiantly, with uncommon bravery and unwavering dedication, to protect Moscow and their Motherland.

Regent Horthy is the leader of Hungary and a German ally, but his favorable standing with Hitler changes as the war comes to an end. Forced to cede Hungary’s power or else witness the execution of his son, Regent Horthy gives up control of his country to the Nazis, who quickly move Hungarians to ghettos and death camps, with no hope in sight. But the despair changes when a young man named Elek emerges. Separated from his family during the relocations and aided by the woman he loves , Elek defies the enemy by becoming one of them. In a race against time, disguised as a Nazi Officer he embarks on a mission to save his family and thousands of his countrymen.

Yıl 1924. Gecenin karanlığı çökerken Marsilya'nın nemli sokakları Jandarmanın düdük sesleri ile yankılanır. Gangsterler, araba ile kaçmaktadırlar. Tren istasyonunda, güzel bir kadın tek başına beklemektedir. Hemen yakınlarında ise Alain Lefevre dar sokaklardan geçmektedir. Çaresizce gölgelerde saklanan ve avlanmak üzere olan bir hayvan gibi kaçmaktadır.Gece olmadan önce bu genç boksör, bu bayanı mafyanın elinden kurtarmaya çalışırken yaptığı boks maçında tuzağa düşürülmüştür.İki kişinin katili olarak aranmaktadır. Kaçması ve yeni bir kimlik bulması gerekmektedir. Bu yüzden Fransız lejyonuna katılıp kendini kurtaracaktır. Fakat burada yaşayacakları hayatını akışını değiştirecek.

Bir zamanlar ABD’nin kanayan yarası olan Kuzey-Güney iç savaşı filmin konusunu oluşturmakta. Dört yıl süren bu iç savaş büyük yıkımlara yol açmış, hatta ABD’nin ikiye bölünmesine ramak kalmıştı. “Rüzgâr Gibi Geçti” filmi bu iç savaşta daha çok cephe gerisindeki güneyli halkın yaşadıklarını anlatmaktayken, “Gettysburg” filmi ise cephedeki olaylara eğiliyor. İç savaşın kaderini belirleyen Gettysburg Savaşı çok kanlı bir savaş olmuş ve her iki taraftan da yaklaşık 50 bin kişi ölmüştü.

1429 yılında küçük bir Fransız köyünden gelen genç kız işgal altındaki ülkesinin kralı olması gereken kişinin önünde durup ona tanrıdan bir mesaj getirdiğini söyler. Bu mesaja göre küçük kız o donemin en güçlü ordusunun ülkelerinde sürdürdükleri işgali sona erdireceğini ve içinde bulundukları politik ve din kargaşasına son vereceğini söyler. Bu küçük kızın söyledikleri Fransız Kralı ve etrafındaki adamlarının zamanla çok hoşuna gider ve kızın inanılmaz cesareti ile kehanet sayılacak açıklamaları sonunda kızın peşinden gitmeye karar verirler. Onun liderliğinde ülkelerini işgal etmiş bulunan İngiliz ordusunu yenerek hürriyetlerine kavuşurlar. Kızın da dediği gibi kral, hür her ülkenin kralı olarak tacını giyer ve tahtına oturur. Ancak bütün bu yaptıklarının şeytanın işi olduğuna hüküm veren din adamlarının baskısı sonucu bu minik kız ölüme mahkum edilir ve yakılarak öldürülür.

13. yüzyıl İskoçyası. İngiliz Kralı I. Edward, İskoçya'yı da krallığına katmak istemektedir. İngiliz soylularına Prima Nocta, yani topraklarında evlenen her İskoç kadınla ilk geceyi geçirme hakkını vererek İskoç halkının ayaklanmasına sebep olur. Çocukken ailesini ve yakınlarını özgür İskoçya uğruna kaybeden William Wallace, yıllar sonra karısı da öldürülünce halkı organize etmeye ve İngilizleri topraklarından atmaya karar verir.

Tank komutanı Mihail Timofeyeviç Kalaşnikov 1941 yılında cephede ağır yaralanır ve tekrar cepheye dönemez. Kendi kendini yetiştirmiş bir mucit olan Mikhail Kalaşnikov evine doğru yola çıktığında Rus askerlerin yetersiz silahlar yüzünden cephede çektikleri zorlukları fark eder ve her koşulda sorunsuz çalışacak bir silah yapmaya karar verir.

Joshua Rose (Dennis Quaid) Paris'te bir terörist saldırısı sırasında karısı ve çocuğunu kaybeden Amerikalı bir askerdir. Joshua başına gelen bu olayın etkisiyle gönüllü olarak Bosna Savaşına katılmaya karar verir. Savaşın bütün dehşeti ve vahşiliğine rağmen yaşadığı olaylar, içindeki nefreti yavaş yavaş eritirken sevgi ve umudu yeniden yeşertmeye başlar.

Film 13. Yüzyıl'da Alman Töton Şövalyeleri ile Novgorod'da yaşayan Ruslar arasındaki savaşı anlatır. Alman şövalyeler Pskov şehrini istila ader ve şehir halkını kılıçtan geçirir. Aleksandır Nevskiy Novgorod'un insanlarını toparlar ve onun liderliğinde Peypus Nehri'nin donmuş yüzünde savaşa tutuşulur. Sayıca üstün olan Novgorodlılar Alman işgalcileri bozguna uğratırlar.

Erdemli bir komutan kendi kaderini tayin ederek Töton Şövalyeleri ve Kutsal Roma İmparatorluğu ordularına savaş açar.

The film is based on the true story about a Soviet KV-1 crew of a Soviet KV-1 tank, under the command of Semyon Konovalov , whom despite being heavily outnumbered by German forces, destroyed 16 tanks, 2 armored vehicles and 8 other enemy vehicles at the village of Nizhnemytyakin, Tarasovsky district, Rostov region on July 13th, 1942.

Fransız askerî liderinin kökenlerine ve imparatorluğa doğru hızlı ve zalimce tırmanışına yakından bir bakış. Bu hikâyeye Napolyon’un eşi ve tek aşkı Josephine ile bağımlı, sallantılı ilişkisinin açısından bakıyoruz.

Birinci Dünya Savaşı esnasında bir erkek lisesinde öğretmenlik yapan Profesör Kantorek, öğrencilerini savaşa katılmanın ve bir asker olarak savaşta yer almanın son derece onurlu bir mevki olduğu gerekçesiyle doldurmaktadır. Bu etkileyici konuşmalardan etkilenen askerler gönüllü olarak askere yazılarak Alman ordusuna katılırlar. Ancak savaş ne kitaplarda yazdığı, ne de öğretmenlerinin anlattığı türden epik bir olay değildir. Genç askerler bu yanılgının farkında olsalar da artık geriye dönebilmeleri mümkün değildir; tüm toyluklarıyla olup biten tüm siyasi oyunların ve acımasız planların gölgesinde canları için mücadele edeceklerdir. 1930 yapımı All Quiet on the Western Front, (Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok) filminin uyarlaması.

Bir tapınak şövalyesi ve bir grup ayaktakımı asker, 13. yüzyıl İngiliteresi'nde Rochester Kalesi'ni gaddar Kral John'a karşı savunmak için savaşmaktadırlar. Magna Carta Anlaşmasını imzalayan Kral John'un zamanında geçen hikayede, bu grup Kral'a karşı savaşarak ülkelerinin özgürlüğünü savunmaya çalışmaktadırlar. 25 milyon dolar bütçeli film Jonathan English tarafından yönetilmiştir. Film ile ilgili uzun bir süre Megan Fox'un adı geçse de, Fox'un filmi terketmesiyle yerini Kate Mara almış, Fox'la birlikte film ekibinin de önemli bir kısmı da (James Purefoy ve Paul Giamatti) değişmiştir. Filmin yapımcısı Andrew Curtis filmin finansmanını Londra Metrosundan daha karmaşık olarak tanımlamıştır.

Fury, 1945 yılının Nisan ayında, İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerinde geçiyor ve Komutan Wardaddy, topçu Boyd Swan, yükleyici Grady Travis, şoför Trini Garcia ve yardımcı şoför Norman'dan oluşan müfrezenin, 300 düşman askeriyle karşılaştığı ve tüm imkansızlıklarla savaşmak zorunda kaldığı 24 saati konu alıyor. Beş askerden oluşan küçük ekip, zırhlı tanklarıyla, Almanya'da savaşın ortasında kalır ve bu ekip bölgede kalan son Amerikan ordusu askerlerinden oluşur. Birlik az sayıda askerden oluşmasının yanı sıra cephane anlamında da bir hayli zor durumdadır. Gruba komuta eden Çavuş Wardaddy'nin Avrupa'nın tamamını yıkıma uğratan bu savaştaki son görevi, askerlerini Nazi birliklerinin kuşatması altında olan bu bölgeden sağ salim çıkarabilmektir.

Locksley'le Sir Robin, Norman'lılar tarafından baskı altına alınan Saksonluların sevilen kahramanı, Norman otoritesine karşı gelerek kanunsuz bir asi konumuna geliyor. Zenginlerden çalıp yoksullara veren Robin Hood kendi düşündüğü adalet sistemini bu şekilde koruyor. Bu arada Sherwood'un valisi Sir Guy Gisbourne ile zorla evlendirilecek olan Bakire Marian'a da aşık olan Robin böylece Gisbourne'un kendisine daha da düşman olmasını sağlıyor. Zamanın en popüler aksiyon starlarından Errol Flynn'dan taytlı ve bol kılıç şıkırtılı bir Robin Hood filmi.

Yıllar boyunca, dünyanın dört bir yanında -Buenos Aires, Seul, Fransa, Almanya, Çin- belgelenmiş UFO görülmesi vakalarına rastlandı Ama 2011'de, eskiden sadece görülen şeyler, Dünya'nın bilinmeyen güçlerin istilasına uğramasıyla korkunç bir gerçek haline dönüşür. İnsanlar dünyanın büyük şehirlerinin düşüşünü izlerken, Los Angeles kimsenin beklemediği bir savaşta insanlığın son cephesi haline gelir. Bir Deniz Piyadesi Başçavuş (Aaron Eckhart) ve yeni taburu, kumda bir sınır çizgisi çekerek benzersiz ve daha önce hiç karşılaşmadıkları bir düşmana karşı mücadeleye girişirler.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir