
Richard Chamberlain
Giacomo Casanova

The life story of an 18th century womanizer who's arrested, not so much for his crimes, but because he's viewed as an undesirable by the husbands and families of the women he seduces.

Richard Chamberlain
Giacomo Casanova

Faye Dunaway
Madame D'Urfe

Sylvia Kristel
Maddalena

Ornella Muti
Henriette

Hanna Schygulla
Casanova's Mother

Sophie Ward
Jacqueline

Frank Finlay
Razetta

Christopher Lee
Branicki

Roy Kinnear
Balbi

Kenneth Colley
Le Duc

Richard Griffiths
Cardinal

Patrick Ryecart

Jean-Pierre Cassel
Louis XV
Toby Rolt
Young Giacomo Casanova

Traci Lind
Heidi

Lise son sınıf öğrencisi olan Mandy’nın tek hayali, Harvard’a girebilmektir. Bekleme listesine alındığını öğrenen Mandy, nefret ettiği tek kişiden, popüler all-star sporcu Graham Lansing'den yardım istemek anlamına gelse bile, kendini kabul ettirmek için elinden gelen her şeyi yapmaya kararlıdır. Mandy, Graham'ın öğretmeni olduğunda, onda düşündüğünden daha fazlası olduğunu ve belki de hayatta Harvard'dan daha fazlası olduğunu fark etmeye başlar.

Potential Northwestern fellow Tess Harper lasers through her best friend's wedding planning like the star doctor she hopes to soon become. In fact, Tess puzzles through any problem - provided it's not her own. When she meets divorce lawyer and groom's best friend, Michael, Tess maneuvers around him like a gurney in the emergency room until she discovers this best man has a few moves of his own.

Nasıl Aşık Olunur romantik komedi filminde gençlik yıllarından beri ikili ilişkilerde pek başarılı olamayan bir muhasebeci bu konularda kendisini açmak ve gerçekten sevdiği kişiyi bulabilmek için en sonunda ilişki koçuna gitmeye karar verir. Herkes tarafından reddedileceği duygusu olduğu için bu korkuyu atmak üzere ilişki koçundan yardım almaya başlar. Fakat zaman geçtikte anlayacaktırki ilişki koçu aslında yıllar önce lisede okurken aşık olduğu insandan başkası değildir.

Lu, a conformist woman in her forties, learns that her 15-year partner has been having extramarital affairs. Starting from scratch, she gets involved in an unexpected relationship with a young womanizer.

Pola (Marilyn Monroe), Loco (Betty Grable), Schatze (Lauren Bacall), üç genç ve bekar Amerikalı hanımefendi. Şehrin kaymak tabakasının mukim olduğu işlek merkezinde lüks bir daire kiralayan Pola ve Schatze'nin yanlarına Loco da katılacaktır. Filmde bu üçlünün 'zengin koca' bulma tasavvuru ve bu uğurda atıldıkları serüvenleri izliyoruz sonrasında. Üçünün de ortak hayali ve tek tutkusu budur. Öyle ki varsılların yoğun olduğu muhitlere girebilmek, partilere katılabilmek için gerekli sermayeyi dairedeki mobilyaları satarak temin edecek kadar...

Tam bir film tutkunu olan Neil (Cillian Murphy) aynı zamanda bir Video dükkanının da sahibidir. Neil, kendi hayatını baştan sona sanki bir filmde rol alıyormuşcasına yaşamaktan çok keyif alır. Ancak günün birinde gerçekten de tehlikeli ve bir o kadar da baştan çıkarıcı Violet (Lucy Liu) ile tanıştığında dünyası tersine döner ve gerçek dünya ile film dünyası arasındaki çizgi bulanıklaşmaya başlar. Artık Neil’in hayatının gerçekten hareketlenmesinin ve sürekli bir maceraya dönüşmesinin zamanı gelmiştir

Kral Edvard (Chris Geere) ve Kraliçe Paige (Kam Heskin), Saygon Prensesi Myra'nın (Ase Wang) düğününe katılmak için Asya'ya doğru yola çıkar Saygon'a vardıklarında Myra'nın düğün konusunda kafasının karışık ve çok ümitsiz olduğunu görürler Zira müstakbel kocası Kah'ı (Prinya Intach) hiç sevmemektedir Myra'nin kalbi fil terbiyecisi Alu (Amarin Cholvibul) için atmaktadır Edvard ve Paige, Myra'nın babasını, kızının sevdiği erkekle evlenebilmesi için ikna etmeye çalışır...

Bir halkla ilişkiler uzmanı “Howard” isimli arabayı pazarlamayı reddeder; bunun sonucunda bir milyar dolar kaybeder ve çevresi tarafından dışlanır. Bunun üzerine saçlarını ve sakalını keser, yeni bir isim alır ve Martha’s Vineyard’a taşınır. “Rolly” adaya Howard’ın mucidinin taşınmasıyla hareketleri değişen popüler biridir. Eski haliyle tanınmayan Rolly düşmanını adadan göndermek için bir plan yapar. Bu arada milyonerin karısını baştan çıkarmaya karar verir...

A nebbish schoolteacher begs his smooth (and misogynistic) pal to teach him 'the knack' – how to score with women. Serendipitously, the men meet up with a new girl in town, as well as a friendly lunatic who can’t help but paint things white.

Film, hayatını bulaşık yıkayarak kazanmaya çalışan yazar bozuntusu Leo Palamino'nun hikayesini anlatıyor. Kendisini en yakın arkadaşı için terk eden eski karısı, Leo'nun kusurlarını anlatan 'Neden Berbatsın' isimli bir blog yayınlamaktadır. Otuzuna yaklaşan Leo hayattaki konumundan pek memnun değildir, ta ki hayallerinin kadını Colette ile onun düğününde tanışana kadar. Artık onu kazanmak için her şeyi yapacaktır.

Nice Girl Like You, erkek arkadaşı tarafından pornofobik olmakla suçlandıktan sonra korkularıyla yüzleşen bir kadının hikayesini konu ediyor. Keman sanatçısı olan Lucy Neal, erkek arkadaşı tarafından pornofobik olarak suçlandıktan sonra bunun doğru olmadığını kanıtlamak için harekete geçer. Lucy, bu süreçte, kendini keşfetmesine neden olacak bir yapılacaklar listesi hazırlar.

Jane Austen'ın farklı adlı bir romanından uyarlanan film, 1790'larda geçiyor. 1790 yılında dul Lady Susan Vernon, sosyete camiasında cilveleşmeleriyle tanınmıştır. Bu cilveleşmelerinin dedikodusu yaşadıkları malikaneye kadar gelince, her şey çok farklı bir seyre girmiştir. Bu olay sonrasında kızı Frederica’yı sosyeteye tanıtan Lady Susan Vernon, kızının hayatını güvenceye almak için çabalayacaktır. Onunla beraber eski eşinin malikanesinde geçici olarak kalırlarken, beraber çöpçatanlık yapmaya karar vereceklerdir.

18. yüzyıl sonlarında, sınıf bilincinin hakim olduğu İngiltere'de, Elizabeth veya Lizzie, Jane, Lydia, Mary ve Kitty olmak üzere beş kız kardeş olan Bennet kardeşler, annelerinin iyi bir koca bulup geleceklerini güvence altına alma hayalleriyle büyütülmüşlerdir. Fakat neşeli ve zeki bir mizaca sahip olan Elizabeth, kendisine düşkün olan babasının da desteğiyle hayatını daha farklı ve dolu dolu yaşamak için çabalamaktadır.

Dinleyicilerinin bir kısmı ona hayrandı, geri kalanları ise ondan nefret etmeye bayılıyorlardı. Programlarında banyo yaparken canlı yayına katılıp çılgın fantezilerini anlatanlara kadar herkese yer vardı. Radyo da yasaklı sözcükler kuralı uygulanırken bu sansürü ilk kıran ve dinleyicileri ile işbirliği yapıp parolalarla konuşan yine o oldu. Howard Stern'ün kendi yazdığı kitaptan beyazperdeye uyarlanan otobiyografik filmin başrolünü doğal olarak Howard Stern'ün kendisi üstlenmiş. Radyodan sonra televizyona çıkan Stern, kendi hayatı dahil her şeyi açıkça konuşabildiği için Amerika'nın en çok sevilen ve aynı anda nefret edilen insanlarından biri.

Annesi tarafından ülkesi Almanya'dan Rus imparatoriçesinin oğluyla evlenmesi için yollanan Sophia, ülkeye vardıktan sonra prensin deli olduğunu görür. Bir ‘çatlakla’ evlendiğini anlayan Sophia, bu evlilik oyununa kendi rızasıyla dahil olacak ve yıllar geçtikçe eşini geride bırakıp tacı başına geçirmek için imparatorun tepesine adım adım tırmanmaya çalışmaya başlayacaktır.

Bu filmde Afganistan’daki Sovyet işgali sırasında komünizme karşı direnen mücahitlere gizli yollardan silah ve finans desteği sağlayan Teksas’lı kongre üyesi Charlie Wilson’un gerçek yaşam öyküsü anlatılıyor. Charlie Wilson, hayatını dolu dolu yaşadı… Kişiliğinin geri planına politik kurnazlığı, derin vatanseverlik duygusunu ve mazlumlara duyduğu tutkuyu başarıyla gizlemiş Teksaslı bir kongre üyesiydi. Charlie’nin yakın dostu, bir numaralı koruyucusu ve bazen de sevgilisi olan Joanne Herring, Teksas’ın en zengin kadınlarından biriydi ve çok önemli bir anti-komünist olarak tanınıyordu. O güne kadar hiç kimsenin yapmadığı birşeyi yaptılar ve mücahitlere gizli fon ve silah sağlayarak ülkedeki Sovyet işgalinin sona ermesini sağladılar. Sıradışı bir ittifak kurabilmek için dünyayı dolaştılar. Başarıları olağanüstüydü.


Teknolojinin son sürat ilerlediği bir dönemde, insanlar üstesinden gelemeyecekleri hiçbir sorun olamayacağına inanmaya başlamışlardır. 'Titanic' adlı dev transatlantik ise, insanlığın doğaya karşı gövde gösterisi gibidir. Bu Düşler Gemisi'nin yolcuları arasında Avrupa'da birkaç yıl geçirdikten sonra Amerika'ya dönmekte olan, Jack Dawson adlı genç ve fakir bir ressam ile nişanlısı ve annesiyle Philadelphia'ya giden Rose DeWitt Bukater adlı zengin bir genç kız da vardır. İki genç şans eseri tanışacak, aralarındaki sınıf farkına aldırmaksızın birbirlerine yakınlaşacaktır. Yola çıkılmasından dört buçuk gün sonra, 10 Nisan 1912'de, Titanic iki saat kırk dakika süren ve sulara gömülmesiyle son bulan, hazin olayların başlamasına neden olacak buz dağına çarpacaktır.

Sektör dışından dört kişi, büyük bankaların, medyanın ve devletin görmezden geldiği küresel ekonomik çöküşün yaklaştığını fark edince akıllarına bir fikir gelir: Büyük Açık. İddialı yatırımları sayesinde modern bankacılığın karanlık yüzüyle tanışırlar. Artık herkesi ve her şeyi sorgulamak zorundadırlar.

1962 yılında geçen, gerçek bir hikâyeden esinlenen film, ırkçılığın Amerika Birleşik Devletleri'nin güneyinde hâlâ çok yaygın olduğu bir dönemde, Afro-Amerikalı dünyaca ünlü piyanist Dr. Don Shirley ve İtalyan-Amerikalı kaba saba şoförü Tony Lip arasındaki beklenmedik dostluğu konu alır. Don Shirley, Güney Amerika’da bir konser turuna çıkmaya karar verir. Ancak o dönemde ırkçılık hâlâ büyük bir sorundur ve özellikle güney eyaletlerinde siyahi vatandaşlara yönelik ayrımcılık yoğundur. Dr. Shirley, güvenliği için Tony Lip adlı sert mizaçlı, sokak zekâsına sahip bir adamı şoför ve koruma olarak tutar. İkili, Shirley'nin güvenli bir şekilde konaklamasına yardımcı olması için dönemin Afro-Amerikan sürücülerine yönelik özel bir rehber olan “The Green Book” (Yeşil Rehber) adlı kılavuzu kullanır. Başlangıçta zıt karakterlere sahip olan Tony ve Shirley, zamanla aralarındaki önyargıları kırarak güçlü bir dostluk kurarlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir