
Fernanda Montenegro
Dona Maria / Áurea (1942-1969) / Maria (1969)

A woman is taken along with her mother in 1910 to a far-away desert by her husband, and after his passing, is forced to spend the next 59 years of her life hopelessly trying to escape it.

Fernanda Montenegro
Dona Maria / Áurea (1942-1969) / Maria (1969)

Fernanda Torres
Áurea (1910-1919) / Maria (1942)

Ruy Guerra
Vasco de Sá

Seu Jorge
Massu (1910-1919)

Luiz Melodia
Massu (1942)

Enrique Díaz
Luiz (1919)

Stênio Garcia
Luiz (1942)

Emiliano Queiroz
Chico do Sal

João Acaiabe
Pai de Massu
Camilla Facundes
Maria (1919)

Haroldo Costa
Capataz

Jorge Mautner
Cientista
Nelson Jacobina
Cientista
Zumbi Bahia
Carregador Vasco 1
Urias de Oliveira Filho
Carregador Vasco 2

A poor, struggling South Carolinian mother and daughter face painful choices with their resolve and pride. Bone, the eldest daughter, and Anney her tired mother, grow both closer and farther apart: Anney sees Glen as her last chance.

Amerikan karşı kültürünün ‘68 sonrası düzen karşıtı doğasını ve nihilizmini yansıtmak için çağdaş Amerikan üniversite gençliğini kullanan film, radikal Marksist sınıf arkadaşlarını terk eden Mark’ın hikâyesini beyazperdeye taşıyor. Bir polisi öldürdüğünden şüphelenilen Mark, çaldığı küçük bir uçakla çöle iniş yapar. Kız arkadaşı Daria ile Zabriskie’de buluşur ve onunla sevişir. Artık teslim olmaya hazırdır.

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

Kate Winslet'ın bu etkileyici ilk yönetmenlik denemesinde Helen Mirren, son vedasını kendi istediği gibi yapmayı planlayan hasta ve kıvrak zekâlı bir anneyi canlandırıyor.

Bridget (Hilary Swank), kardeşi Nicky’nin (Michael Shannon) ısrarı üzerine Chicago’ya gelir. Karlı bir kış gecesi tek başına sokağa fırlayan Alzheimer hastası annelerinin (Blythe Danner) durumu kötüye gitmektedir. Ne yapılacağı konusunda tartışmalar sürerken, ‘hastalıkta ve sağlıkta’ sözüne hala bağlı olan babaları (Robert Forster) eşinden hiçbir koşulda ayrılmak istememektedir.

19. yüzyıl İngiltere'sinde geçen filmde, dönemin en ünlü sanat tarihçisi ve eleştirmenlerinden biri olan John Ruskin ile evlenen genç Euphemia "Effie" Gray'in hikayesi ele alınıyor. Bir türlü yolunda gitmeyen evlilik zamanla hayal kırıklığı ve acıları da beraberinde getirir. Bir gün kocasının arkadaşlarından biri olan ressam John Everett'e modellik yapan Effie, ressama aşık olur ve aralarında bir ilişki başlar. En yakın arkadaşı Elizabeth Eastlake'in verdiği cesaretle kocasından ayrılmaya karar veren Effie için dönemin sert muhafazakarlığıyla yüzleşme vakti de gelmiştir. Ünlü oyuncu Emma Thompson'ın senaryosunu yazıp başrolünde yer aldığı filmin yönetmenliğini Richard Laxton üstleniyor.

Bir kargo uçağı Sahra çölüne zorunlu iniş yapar ve kullanılamaz duruma gelir. Yolculardan biri uçağın kalıntılarından yeni ve daha küçük bir uçak yapabileceğini söyler. Susuzluk yüzünden zamanla yarışmak zorundadırlar.

Film, Birinci Dünya Savaşı’nda Rus Kraliyet Donanması’nda görevli Amiral iken Bolşevik Devrimi’nin ardından Beyaz Ordu’nun komutasına geçip Bolşevik’lere karşı savaşan Aleksandr Vasiliyevich Kolchak’ın duygusal ilişkisini konu edinirken aynı zamanda Rus Tarihi’ne farklı bir açıdan yaklaşıyor. Bolşevik Devrimi’ni ve Komünist Yönetimi yanlı bir şekilde eleştirdiği iddia edilen film, vatan haini olarak addedilen Amiral Kolchak’ı kahraman olarak gösteriyor olması sebebiyle tepkilere yol açtı. Özellikle Rus Tarihçiler tarafından eleştirilmesinin yanında afişleri kimliği belirsiz kişilerce tahrip edildi. 9 Ekim 2008 tarihinde Rusya'da gösterime giren, altı milyondan fazla kişi tarafından izlenen film eleştirilerin yanında oyuncuların performanslarıyla beğeni topladı.


İki polis memurunu öldürmekten 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Ruth Slater (Sandra Bullock), cezasını çektikten sonra yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. Ancak cezaevinden çıkar çıkmaz öldürülen iki polis memurunun yakınları onu tehdit etmeye ve hayatını cehenneme çevirmeye başlar. Aksi takdirde artık eski evlerinde hoş karşılanmazlar. Bir çıkış yolu tıkanmış görünüyor, ancak nefret saldırıları artmaya devam ediyor. Şimdi, Ruth'un topluma geri dönüş yolu arayışında tek bir çıkış yolu vardır: yıllar önce gözden kaybettiği küçük kız kardeşini aramak, son çaresi olmalıdır. Ancak, kayıp aile bireyini arama, uzun yıllar hapis yattıktan sonra beklenenden daha zor hale gelir.

Kumarbaz John McCabe, kapalı ahlak kurallarının işlediği bir madenci kasabasına gelir. Sinirli halleri etrafta onun silahşör olduğuna dair söylentilerin dolaşmasına neden olur. Söylenenlere göre McCabe hızlı silahşör Bill Roundtree’yi bir kart oyunu esnasında yere sermiştir. Kasaba bu dedikodularla çalkalanırken, McCabe yeni bir işin peşindedir.

Tanrı bile bu gemiyi batıramaz sözleriyle suya indirilen ve daha ilk seferinde küçük bir buz dağına çarpıp batan ünlü Titanik gemisinin yaşadığı trajediye anlatan Titanik Faciası,. Walter Lord’ un eserinden uyarlanan ve Goldeen Globes’da En İyi Yabancı Film ödülünü alan film hakında bazı ilginç ayrınıtılar; Titanik faciasından kurtulanlar arasında filmin yapımcısı William Mac Quitty’de vardı. Quitty faciadan kurtulduğunda altı yaşındaydı. Bazı söylentilere göre Titanik’in batma sahneleri, 1943 yılında çekilen ünlü Nazi propaganda filmi Titanicden alınmış. 35 feet boyundaki dev gemi maketinin 15 feet derinlikteki bir havuza nasıl sığdırıldığı hala bir sır.

Baskıcı ve karizmatik bir çiftlik sahibi, erkek kardeşinin yeni karısı ile onun genç oğlunu canından bezdirir. Ardından, uzun süredir gizlenen sırlar gün yüzüne çıkar.

Oğluyla birlikte yolculuk yapan bir silahşör, bir kadının hayatını kurtardıktan sonra, çöllerin en sıkı dört silahşörüyle karşı karşıya gelmek durumunda kalır. Silahşör türlü meziyetleri olan bu adamları yok ettikten sonra ise yeraltına sığınmak zorunda kalır. Dışlanmışların ininde onu manevi bir uyanış beklemektedir. Gözlerini açtığında, dünyayı değiştirmek ve oğlunu bulmak üzere planlar yapmaya başlar.

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...

Yıl 2046, insan medeniyeti dördüncü küresel savaşın ardından tam bir kaosa sürüklenir. Artık, iki ayrı toplum vardır. Yeryüzündekiler ve yeraltındakiler. Yer üstündeki çorak topraklarda insanlar etleri için birbirlerini avlarlarken yer altında kalan sınırlı sayıda insan, mutlak kontrol ve otorite üzerinde yükselen, yapmacık bir uygarlık kurmuştur. Film bize, distopyanın iki boyutunu da sunar. Mutlak kaos ve mutlak otorite. * Toy bir delikanlı olan Nick ve onun biricik dostu köpek, yeryüzü cehenneminde hayatta kalmaya çabalarlarken eşsiz bir beceri geliştirmişlerdir, "telepati". Günün birinde Nick'in bir "kadın"la karşılaşması ile ikili arasındaki dostluk büyük bir sınava tabi olur. Zira, Nick daha önce hiç "kadın" görmemiştir. * Kadının yeraltı ile bağlantısı olduğunu anlayan Nick, şimdi özgürlük ve refah arasında seçim yapmalıdır. * Finali ile insanı şoka sokan filmi kıyamet-sonrası sinemasından haz edenler kaçırmamalı.

1900'lerin Amerikasında orduda görevli albay William Ludlow görevinden ayrılarak, Montana'da kaya dağlarında bir evde 3 oğlu ile yaşamaya başlar. Bu arada 1. Dünya Savaşı başlar. Albayın tüm karşı çıkmalarına rağmen 3 kardeş savaşa katılır. En küçük oğlan Samuel'in öldüğü savaşın ardından diğer oğlu Tristan Samuel'in nişanlısı Susannah'la yakınlaşmaya başlar ve aralarında bir aşk başlar. En büyük kardeş Alfred'inde Susannah'tan hoşlanmaya başlamasıyla olaylar değişir ve gelişir. Bu arada kardeşinin ölümünden kendini sorumlu tutan Tristan bir çıkmazın içine girmiş bulunmaktadır.


Eski bir savaş gazisi, eski polis, eski yarışçı Kowalski (Barry Newman) 1970 model modifiye beyaz Dodge Challenger marka arabayı Denver'dan alıp 15 saat içinde San Francisco'ya teslim etmek üzere yola koyulur. Hız sınırlarını zorlayan bu yolculukta trafik kurallarını çiğneyince 3 eyaletin polisi birden peşine düşerken polis telsizlerini dinleyen bir radyo DJ'i radyo programı aracılığı ile ona yardım eder

Sırt çantası nakit para dolu, iflah olmaz bir kumarbaz... Vegas'ta vadesi geçmiş borç ve yırtık bir radyatör hortumu... Güçlü kocasıyla sapkın bir ilişkinin girdabına yakalanmış hem sıcak, hem soğuk bir kadın... Her ikisinin tek arzusu bir an önce kasabadan ayrılmak. Ve Arizona'nın bu kasabasındaki insanları tanıdıktan sonra siz de bunun nedenini anlayacaksınız.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir