
Dirk Bogarde
Bruce Campbell

Given only six months to live, Englishman Bruce Campbell goes to Canada to claim "Campbell's Kingdom", the land he inherited from his grandfather. In order to clear his grandfather's name and prove there is oil on the land, Campbell must face up to a ruthless contractor and work against the clock to find oil before "Campbell's Kingdom" is flooded by a new power dam.

Dirk Bogarde
Bruce Campbell

Barbara Murray
Jean Lucas

Michael Craig
Boyd Bladen

Stanley Baker
Owen Morgan

James Robertson Justice
'Mac' MacDonald

George Murcell
Max, a worker

Robert Brown
Ben Creasy

Mary Merrall
Miss Ruth

Athene Seyler
Miss Abigail

Sidney James
Tim, MacDonald's driver-rigger

Roland Brand
Truck Driver who brings Bruce to town

Stanley Maxted
Henry Fergus

Finlay Currie
Hyper-religious Old Barfly

Peter Illing
The Doctor
Nicholas Stuart
Worker Playing Cards

Ben Tyler has been diagnosed with cancer. With a grim chance of survival in the best case scenario even if he immediately begins treatment, he instead decides to take a motorcycle trip from Toronto through the Canadian prairies to British Columbia.

Bir kızak köpeği olan Buck, Kaliforniya'daki hayatından koparılarak kızak çekmesi için Alaska'ya götürülür. Bir anda mutlu yuvasından ayrılıp hayatı tepetaklak olan Buck, Alaska'nın zorlu yaşamına uyum sağlamaya çalışır. Posta dağıtım işinin çaylağı olan Buck, gün geçtike bu dünyaya alışır. Onun bu vahşi hayata alışma sürecinde yaşadıkları, Buck'un kendisini keşfetmesini sağlayacaktır.

Mütevazı balıkçı João (Jean Reno)yaşadığı trajedinin ardından dünyadan elini eteğini çekmiştir fakat petrol sızıntısından sırılsıklam olmuş, okyanusta bir başına sürüklenen bir penguen bulduğunda ilk iç güdüsü ona yardım etmek olur. Karısının (Adriana Barraza)dehşete düşmesine rağmen bu deniz canlısını yalnızca kurtarmakla kalmaz, uçamayan bu kuşu kanatları altına alır. Penguene DinDim adını veren João, aralarında ne kadar kopmaz bir bağ geliştiğinin farkında olmasa da yıllardır ilk kez neşe duymaya başlar. DinDim aniden okyanusun uçsuz bucaksız vahşi sularında kaybolunca João arkadaşını bir daha görmenin imkânsız olduğunu düşünür. Ama binlerce kilometre ötede DinDim talihsizliklere yakalanmıştır ve GPS benzeri eşsiz güçlerini kullanarak artık evi olarak gördüğü yere giden yolu bulmakta kararlıdır

Uzun bir aradan sonra doğduğu köye dönen Ugolin’in en büyük hayali, karanfil yetiştirmektir. Bu işten para kazanılabileceğini düşünen amcası Le Papet, yeğeni için bir tarla aramaya başlar ve komşusu Jean Cadoret’nin çiftliğinde karar kılar. 'Manon des sources' adında devam filmi mevcuttur.

Viridiana, (Silvia Pinal) bir rahibe okulundan mezun olmak üzere olan genç bir kızdır. Bir gün, yıllar önce ölen teyzesinin yaşlı kocası Don Jaime (Fernando Rey) tarafından onun çiftliğine davet edilir. Viridiana, yıllar boyunca okulunun parasını ödemek dışında onunla hiç ilgilenmeyen ve yaşayan tek akrabası olan Don Jaime'nin yanına gitmek istemese de baş rahibenin ısrarı ile onu ziyarete gider. Don Jaime, henüz evlendiği gece onunla birlikte olmadan ölen karısına çok benzeyen Viridiana'yı arzular ve onunla evlenmek ister. Bu isteğini ona açtığında genç kızın sert tepkisi ile karşılaşır.

Manon des Sources, Jean de Florette filminin devamıdır... Papet, Soubeyran ailesinin soyunun devamı için Ugolin'e baskı yapmaktadır. Ugolin'in gönlünde güzel Manon vardır. İşin dramatik tarafı Manon yıllar önce arazisini almak istedikleri Jean de Florette'in küçük kızıdır. Manon dağlarda keçilere çobanlık yaparak yaşamaktadır. Vahşi bir yaşam süren Manon'un sosyal ilişkileri sıfırdır. Film teması bu kez aşk ve intikam üzerine kurulmuştur. Manon, ailesinin elinden dalavereyle alınan toprakları geri kazanmak istemektedir, yalnız gerçeği bilen kendisinden başka kimse yoktur. Ugolin için hayattaki en önemli şeyler yetiştirdiği göz alıcı karanfiller ve Manon'dur. Ugolin'in filmdeki rolü ilk filmde olduğu gibi basit düşünen, saf ama amcası Papet'e uyan bir köylüdür. Saf olan aşkı derin bir umutsuzluğa düşer.

When twelve-year-old Donn Fendler gets tired of waiting for his father and brothers to join him on the summit of Maine's highest peak, he decides to find his own way back to camp. But Donn doesn't count on a fast-moving fog that obscures the path. He doesn't count on falling down an embankment that hides him from sight. And he doesn't count on taking a turn that leaves him alone to wander aimlessly for nearly two weeks in the empty mountain wilderness.

13 yaşındaki Amy, annesini bir trafik kazasında kaybettikten sonra Kanada'ya, pek tanımadığı eksantrik babasının yanına taşınır. Yeni hayatına uyum sağlayamayan Amy, derin bir üzüntüye kapılır. Ta ki bir gün terk edilmiş bir kaz yuvası bulana kadar... Yumurtalardan çıkan yavrulara annelik yapmaya başlayan Amy ve babası, kış geldiğinde bu savunmasız kuşları nasıl güneye götüreceklerini düşünürler. Sonunda Amy'nin bir uçakla kazları kendisinin götürmeye karar vermesiyle macera dolu bir yolculuk başlar.

Oregon'da kereste işinde çalışan bir aile, değişen bir zamanda çağa ayak uydurmak ister. Aile, beklenmedik ve trajik olaylarla karşılaşır.

Film, babası gibi dağlara çıkıp servetini topraktan arayan, madencilik işinde tecrübeli Kenny Wells’i anlatıyor. Şanssız bir adam olan Kenny Wells bir jeolog olan Michael Acosta ile ekip oluşturarak Endonezya’nın keşfedilmemiş ormanlarında altın aramaya koyulur. Altın bulmak zordur fakat altını Wall Street'in en güçlü kurumları arasında elinde tutmak daha da zor olacaktır. Madencilik işi büyük zenginler yarattığı gibi büyük hayal kırıklıkları da yaratabilir, fakat Kenny bu yoldan dönmemeye kararlıdır.


Bir kargo uçağı Sahara çölünde düşer. Sağ kurtulanlar ellerindeki çok az mühimmatla hayatta kalmaya çalışırlar. Hem doğa şartları hem de bedevilerin saldırılarına karşı direnmek zorundadırlar. Yiyecek ve suları tükenmek üzereyken çılgınca bir fikre kapılırlar: uçağın enkazından yeni bir uçak yapmak! James Stewart ve Richard Attenborough gibi isimleri bünyesinde barındıran, güçlü bir film.

Bir annenin tereddütsüz adanmışlığının olağanüstü gerçek hikayesini anlatan Breakthrough, inanç ve sevginin bir umut dağını ve hatta bir mucizeyi bile yaratabildiğine dair bir hatırlatma.

Parlak bir geleceği olan genç bir adam, neredeyse ölümcül bir kaza geçirir ve beklenmedik bir hayvan arkadaşının yardımıyla yeni hayatını yeniden yaratır.

18. yüzyıl sonlarında, sınıf bilincinin hakim olduğu İngiltere'de, Elizabeth veya Lizzie, Jane, Lydia, Mary ve Kitty olmak üzere beş kız kardeş olan Bennet kardeşler, annelerinin iyi bir koca bulup geleceklerini güvence altına alma hayalleriyle büyütülmüşlerdir. Fakat neşeli ve zeki bir mizaca sahip olan Elizabeth, kendisine düşkün olan babasının da desteğiyle hayatını daha farklı ve dolu dolu yaşamak için çabalamaktadır.

1935 yazının en sıcak günleri... On üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia ve hizmetçilerinin oğlu Robbie'nin gizli bir şekilde flörtleşmelerine tanık olur. Çocuk aklı ile gördüklerini yanlış yorumlaması üzerine yıllarca sürecek büyük bir trajedenin yaşanmasına neden olacaktır. O andan itibaren bir daha hiç düzelmeyecek kadar trajik bir şekilde kaderleri birbirlerine bağlanan bu üç insan, hak etmedikleri bir kefaretin farklı şekillerde kurbanı olacaklardır.

Yıllardan beri cezaevinde yatmakta olan bir suçlu, hüküm giymeden önce bir galerinin güvenlik sisteminden sorumlu olan cezaevi arkadaşından aldığı bilgiler ışığında bu galeriyi soymaya karar verir. Tahliye olduğunda da "Sicilyalılar Çetesi" adlı suç örgütünün lideri ile tanışırak birlikte çalışmaya başlarlar.

New York Times'ın en çok satan kitabı olan Heaven is for Real - Cennete Yolculuk, küçük bir kasabada yaşayan bir babanın, oğlunun sıra dışı ve tüm hayatını etkileyen hikayesini cesaretle tüm dünya ile paylaşmasını anlatıyor. Oscar Ödülü Adayı Greg Kinnear (En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, As Good As It Gets, 1997), Todd Burpo olarak karşımıza çıkıyor ve oğlu ölüme çok yaklaştığı bir sırada cenneti görüyor. Colton, yaşadığı tüm inanılmaz yolculuğu bir çocuk saflığı ile paylaşıp, doğumundan önce yaşanan ve bilmesi imkansız olan olayları sıradan, normal bir şeymiş gibi anlatıyor.

Jack, babasının daha önceden keşfettiği altın madenini bulmak için Yukon'a gelir. Doğduğundan beri şehirde yaşayan genç çocuk, soğuk yaban hayatına alışık olmasa da ayak uydurabileceğine inanmaktadır ve babasının mektubunu da yanına alarak onun eski arkadaşı Alex Larson'u bulur, kendisini madene götürmesini ister. Yaşlı Alex, madende altın olduğuna inanmaz ve genç çocuğu madene götürmek istemez. Zira uzun, karlı bir dağ tırmanışıyla gidilen madenin yolunda aç gezen kurtlar da vardır ve Alex, Jack'in tüm bunları kaldıramayacak kadar zayıf olduğunu düşünmektedir. Genç çocuğun ısrarları sonucunda, onu madene götürmeyi kabul eden Alex vakit kaybetmeden yola çıkar.

Film Avustralyalı bir adamın, aynı anda bir kadına ve eroine olan bağımlılığını anlatıyor. Dan ve Candy sanat ile uğraşan insanlardır ve birbirlerine tutku ile bağlıdırlar. Aynı şekilde eroine de. Para bittiğinde eroine kavuşabilmelerinin tek yolu ise Dan'in mentor saydığı hedonist Casper'a başvurmaktır. Aşkı ve yaşamı dibine kadar iliklerinde hissetmek arzusundaki bu ikilinin hayatları giderek karanlık bir tabloya dönüşür. Candy adlı romandan uyarlanan filmin oyuncu kadrosu iddialı. Avusturalya sineması açısından uslubu, görselliği ve uyarlandığı romanın edebi değeri ile harmanlanmış olan film, Requiem for a Dream ile kıyaslanıyor * Bir insanı sevmenin bedeli ne kadar olabilir? Anlatımın ve oyunculuğun da filmin içindeki şiir kadar güzel olduğu film
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir