
Miou-Miou
Blanche

A little town in the north of France, 1941. Blanche has three children. She worries about her husband Victor, who often goes out at night. Actually, Victor belongs to the Resistance. Soon, Blanche will be a resistant too. In the network, there is also Germinal, the hairdresser. His daughter Marie knows everything and asks to be part of it... Chronicle of the occupation and of the resistance through the eyes of the women.

Miou-Miou
Blanche

Sandrine Bonnaire
Marie

Gérard Klein
Victor

Patrick Chesnais
Germinal

Clémentine Célarié
Fernande

Jacques Bonnaffé
Louis

María Casares
Louise
Jean-Paul Archie
Man with tracts

Jean-Marc Avocat
Coralie Baillet
Fernande's child
Julia Baillet
Fernande's child
Melanie Baillet
Fernande's child
Christian Blanc
Henri
Annick Brard
Nun

Philippe Clévenot
Commissioner Benoist

Fransız eşi ve kızıyla birlikte Paris’te yaşayan Amerikalı gazeteci Julia Jarmond, Vélodrome d’Hiver toplama kampının 60. yıldönümü dolayısıyla olayla ilgili bir makale yazmakla görevlendirilir. Fransızların neredeyse hiç yaşanmamış saydığı, yeni kuşağın ise tamamen bîhaber olduğu olayı araştırdıkça bir zamanlar âşık olduğu bu şehrin yaldızları dökülmeye başlar. Tabii mükemmel sandığı hayatının da.

Takvimler 1981 yılını gösterirken Afganistan kumlu ve tozlu toprakları rusların işgali altında inlemektedir. Baskınlar giderek vahşileşip , sadece kent merkezlerinde değil küçük kasabalardada acımasızlığını göstermektedir. Hikayemiz de ise küçük bir köyde bu vahşete maruz kalan masum ve çaresiz insanlar bir tank dolusu asker tarafından acımasızca talan edilmiştir. O sırada köyün dışında olan afgan mücahitler geri döndüklerinde karşılaştıkları manzara karşısında intikam yemini ederek çölde yolun kaybetmiş olan rus askerlerinin peşine düşeceklerdir. Savaşın zorlu şartları insanları tamamen çaresiz bırakmıştır. Kalanlar da ise tek bir duygu kalmıştır oda "intikam.!". Kötüler kazansa bile insanlık her zaman kalplerde hükmünü korumaya devam edecektir.

Afganistan'da ya da savaşla yerle bir olmuş herhangi bir ülkede herhangi bir yerdeyiz... Otuzlarında güzel bir kadın, yıkık dökük bir odada felçli kocasına bakmaktadır. Birgün suskun kocasına tek yönlü bir itirafta bulunmaya başlar; çocukluğunu, sıkıntılarını, hayal kırıklıklarını, yalnızlığını, hayallerini, isteklerini anlatır. Kocası sessizce onu dinlerken bilmeden kadının "sabır taşı" olur, onu mutsuzluktan, acıdan, eziyetten koruyan. Fakat kadın asıl benliğini, daha sonra tanışacağı genç bir askerde bulacaktır * Yazar ve yönetmen Atiq Rahimi, ödüllü filmi Yeryüzü ve Küller'den sekiz yıl sonra yeniden sinemaya dönüyor. Afganistan'ın Oscar adayı olan film, yönetmenin çok satan romanından uyarlanmış. Rahimi, kitabı 2005'te 25 yaşındayken kocası tarafından öldürülen Afgan kadın şair Nadya Encuman anısına yazmış: "Afgan kadınları hakkında hep aynı söylemleri duymaktan bıkmıştım, ezilen, kurban olan kadınlar. Oysa Afganistan'a gittiğimde son derece dirayetli kadınlarla tanıştım."

After returning home from an extended tour in Afghanistan, a decorated U.S. Army medic and single mother struggles to rebuild her relationship with her young son.

On beş yıl önce üç arkadaş Vietnam savaşında görev almak üzere askere çağrılmıştı. Ancak iki tanesi geri dönebilmişti. Yaşadıkları o korkunç savaşın onça inanılmaz acılarını hala içlerinde taşıyan ve geceleri kabuslarla uyanan bu iki arkadaş artık birbirlerinden ayrı yaşamaktadır. Çektikleri acılar o kadar çoğalır ki artık tekrar bir araya gelip o günleri yeniden yaşayacaklar ve hem kendilerini hem de arkadaşlıklarını bir tür sınavdan geçirerek yarınlara daha sağlıklı ulaşmanın yollarını arayacaklardır.

Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.

Wladyslaw Szpilman, Polonyalı başarılı bir piyanisttir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların Polonya'yı işgal etmesiyle hayatı kâbusa döner. Musevi olduğu halde şans eseri toplama kamplarına gitmekten kurtulur ve Varşova'nın gettolarında yaşamaya başlar. Acı ve sefalet dolu yaşamı, bir gün bir Alman subayının ona yardıma gelmesi ve onu oradan kurtarmasıyla değişir.


Gerçek olaylara dayanan bu biyografik epik filmde, 1929 yılında İtalya’da iktidarda olan Faşist diktatör Benito Mussolini’nin Büyük Roma İmparatorluğu’nu yeniden kurma planlarının bir parçası olarak Libya’yı sömürgeleştirmek üzere bu Kuzey Afrika ülkesine gönderdiği güçlü ordularının, Ömer Muhtar liderliğindeki Libya halkının inatçı direnişi karşısında hiç ummadıkları ağır kayıplara uğramaları anlatılmaktadır.


Dünyanın her yerinde medyanın ilgisini çeken gerçek bir olaydan esinlenen Son Piyade, 92 yaşındaki bir 2. dünya savaşı gazisi olan Artie Crawford'ın maceralarını anlatan dokunaklı bir dram. Artie, Normandiya'da gerçekleşecek 75. yıl anma törenini kaldığı huzur evinde duyar. Kutlamalara katılmaya kararlı olan Artie huzur evinden gözüpek bir kaçış planlar ve eski birliğine son bir kez saygısını sunmak için Fransa'ya doğru ilham verici bir yolculuğa çıkar.

I. Dünya Savaşı sırasında bir baba, Fransız Ordusuna kendi isteğiyle kaydolur ve isteği dışında alınan 17 yaşındaki oğlu ile birlikte olmak için, Fransız Senegal sömürgesine gönderilir. Orada savaşın şiddetiyle birlikte yüzleşeceklerdir.

1943'te Burma'da bir Japon esir kampının komutanı olan Saito, kampa yeni gelen İngiliz Albay Nicholson'dan adamlarına Kwai nehri üzerine bir köprü kurmalarını emretmesini istemektedir. Saito'nun amacı bu köprüyü kullanarak Japon birliklerine cephane taşıma konusunda avantaj sağlamaktır. Saito'nun işkencesine dayanamayan Albay bir süre sonra köprünün emri altındaki mühendisler için de bir moral kaynağı olacağını düşünerek onun isteğini kabul eder. Nicholson düşmanının esiri konumunda da olsa, onun ve adamlarının yapabileceğinden daha iyi bir köprü yaparak onu psikolojik seviyede altetmiş olacağını düşünür. İnşaat ilerledikçe Nicholson köprünün düşmanına avantaj sağlayacağını tamamen unutur ve onu mükemmelleştirmek için elinden geleni yapar.

1944 yılı İspanya'sında, sivil savaş kargaşası sona ermiş görünse de, Navarra'nın kuzeyindeki dağlık bölgelerde çatışmalar sürmektedir. Kendi hayal dünyasında yaşayan 10 yaşındaki Ofelia, hamile annesi Carmen'le birlikte, Navarra'ya, üvey babası Kaptan Vidal'in yanına gider. Kaptan Vidal, faşist yönetimin emrinde çalışan ve sınırları isyancılardan temizlemekle görevli bir memurdur. Sert mizacı ve otoriter tavrı nedeniyle üvey babasıyla en ufak bir yakınlık kuramayan Ofelia, bir gün arka bahçelerinde, esrarengiz bir labirent keşfeder. Bu labirentin içinde tanıştığı, gövdesinin yarısı insan yarısı yaratık olan Pan'la yaşayacakları, Ofelia'nın bütün yaşamını değiştirecektir.

2. Dünya Savaşı sırasında Amerikalılar ve Fransızların beraber düzenledikleri Normandiya çıkarmasının yapıldığı gün olan D-Day'de geçiyor film. Bir düzine karakter eşliğinde müttefik kuvvetlerin yaşadığı en uzun günün hikayesi. Filmin en büyük özelliği birbirinden ünlü pek çok oyuncunun yer alması...

II. Dünya Savaşı sırasında Adolf Hitler’e karşı düzenlenen başarısız suikast girişimini konu alan, Tom Cruise’un başrolde olduğu tarihi bir gerilim filmidir. Film, Nazi rejimini içeriden çökertmeyi amaçlayan Alman subaylarının cesur planını anlatır. Albay Claus von Stauffenberg (Tom Cruise), Nazi rejiminin işlediği katliamları gördükten sonra Hitler’e karşı harekete geçmeye karar verir, planın adı ise “Operasyon Valkyrie”’dir. Bu operasyon, Hitler’e suikast düzenleyip ardından Valkyrie adlı acil durum planını kullanarak Nazi rejimini içeriden devirmeyi hedefler.

Gerçek bir hikâyeden uyarlanan film, 1944 yılında ABD saldırısına karşı savaşmak için Filipinler’deki bir adaya gönderilen Japon askeri Hiroo Onoda’yı konu alıyor. Japonya teslim olduğunda, ormanda hayatta kalmak için eğitilmiş olan Onoda, teslim olmayı reddeder ve kendi savaşını sürdürür.

Yaşadıkları bölgenin zamanla "çekik gözlüler" tarafından istila edilmesine artık dur denmesi gerektiğine inanan Hitler taraftarı Nazi sempatizanı grubun lideri Hando ve hayatına girdikten sonra bir çok şeyi değiştiren (en önemlisi en yakın dostunun dostluğunu) zengin bir işadamının (ensest ilişki yaşadığı) kızı Gabe'in ve çevrelerindeki bir çok "kaybedenin" hikayesi Romper Stomper...

Brandel Lisesi'nde uyuşturucu, şiddet ve çetelerin hakimiyeti, okula yeni atanan müdür Rick Latimer'ı zor durumda bırakır. Öğrenciler arasında bıçaklı ve silahlı kavgalar yaşanmakta, hatta bir grup uyuşturucu ticaretini yönetmektedir. Latimer ve güvenlik şefi, okulu temizlemeye ve uyuşturucu ağını çökertmeye çalışınca çetelerle karşı karşıya gelir. Yaşanan gerilim, kampüste kanlı bir çatışmaya dönüşür. Latimer'ın hem kariyerini hem de hayatını kurtarmak için son bir şansı vardır: uyuşturucu baronunun çetesine karşı amansız bir mücadele...

Kelly, kardeşi Dan ve başka 2 adamla birlikte bir çete kurar. Kuzeybatı Victoria'da yaşayan Kelly'nin yakalanmasına kadar 1878'den itibaren 2 yıl boyunca bir çok soygun düzenlerler. Bir bankayı soyan ve kendilerini tutuklamaya çalışan 3 polisi öldüren çete Glenrowan'daki bir kulübe giderler. Polis dolu treni raydan çıkarmayı planlayan çetenin planı, bir öğretmenin trendekileri uyarmasıyla bozulur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir