
Sandra Bullock
'Calamity' Jane Bodine

Our Brand Is Crisis adlı belgeselden uyarlanan film Güney Amerika'daki Amerikan siyasi kampanya stratejilerine odaklanıyor, bir grup Amerikalı politik danışmanın Bolivya başkanına seçimleri tekrar kazanabilmesi için yardım edişini konu alıyor.

Sandra Bullock
'Calamity' Jane Bodine

Anthony Mackie
Ben

Billy Bob Thornton
Pat Candy

Zoe Kazan
LeBlanc

Scoot McNairy
Buckley

Ann Dowd
Nell

Joaquim de Almeida
Castillo
Reynaldo Pacheco
Eddie

Dominic Flores
Hugo

Louis Arcella
Rivera

Octavio Gómez Berríos
Pepe

Luis Chávez
Abraham

Jim Gleason
US Ambassador
Candice Harrison
Protestor

Carmela Zumbado
Female American Reporter

Karizmatik ancak faşist eğilimli bir senatör adayı olan Bob Roberts, halk şarkıcısı kimliğiyle seçmenlerin beğenisini kazanır ve herkesin desteklediği uyuşturucu karşıtı söylemleriyle öne çıkar. Ancak seçmenler, onun gerçek niyetlerini sorgulamadan destekler. Roberts’ın uyuşturucu kaçakçılığı ve ticaretiyle bağlantılı olduğu ortaya çıkınca, onun mükemmel imajı çöker. Film, politik manipülasyonu ve seçmenlerin safça güvenini eleştiriyor.

Ty, üç kadınla yaptığı anlaşma sayesinde içi doldurulmuş pelüş hayvanları 90'ların belirleyici bir trendine dönüştürene kadar hayal kırıklıkları yaşayan bir oyuncak satıcısıydı. Tarihin en büyük oyuncak çılgınlığına bu kamera arkası bakış, bu dünyada neye ve kime değer verildiğine dair çılgın bir hikâyeyi anlatıyor.

A teenager living with her sister and parents in Manhattan during the 1990s discovers that her father is having an affair.

Gary Zimmer, demokrat görüşlü bir siyasi strateji uzmanıdır. Ulusal Demokratik Komite’nin başında bulunan Gary, yakın zamanda gerçekleşecek olan Wisconsin kasabasındaki seçimler için çalışmaktadır. Tam da bu sırada işçilerin haklarını savunan emekli bir deniz albayının videosunu izleyen Gary, seçimleri sağ kanadın kazanacağını inanmaya başlar. Ancak Cumhuriyetçilerin önemli isimlerinden Faith’in olaya katılması işlerin karışmasına neden olur.

Nina Geld (Mary Elizabeth Winstead) kariyeri yükselişte, ateşli, ortalığı kırıp geçiren ama yakında özel hayatı yerle bir olacak olan bir stand-up sanatçısıdır. Baş belası olan eski sevgilisinden kaçmak ve hayatını değiştirecek olan seçmelere hazırlanmak için Los Angeles'a giden Nina, orada sahip olduğu önyargılarını hiçe sayan Rafe (Common) ile tanışır.

Beyrut’ta yaşayan beş kadın aşk, evlilik, eşlik edilebilecek bir birliktelik, dostluk, iş aramak gibi konu başlıkları ile bir araya gelirler. Bu kadınlar bir güzellik salonunda buluşur her şeyden konuşurlar. Hatta bu birkaç farklı nesilden kadınları içeren sohbetlerdir. Sırlar paylaşılır, hayaller dile getirilir burada. Burası şehrin en renkli yerlerinden biridir. Kadınların her birinin bambaşka hayatları vardır ve aynı zamanda da her biri çok farklı ve kendine göre son derece de güzeldir.

Josey Aimes'in tek isteği, masasına yemek koyabilmesini ve çocuklarına iyi bakabilmesini sağlayacak iyi bir iştir. Ancak karşılaştığı şey tehdit, aşağılama, taciz, küçümseme ve saldırı olur. Son derece duygusuz olan patronu tüm bu yaşadıklarını bir erkek gibi karşılamasını beklemektedir. Ancak bunun yerine Josey, yaşadıklarını bir insan gibi karşılar ve karşı savaş açar.

18. yüzyılda Venedik'te yaşayan Francesca Bruni, kimsenin cazibesine karşı koyamadığı Casanova'ya gönlünü kaptırmayan tek kadındır. Bu güne kadar hiç kimse tarafından reddedilmeyen yakışıklı Casanova ise bu durum karşısında bir şok yaşamaktadır. Ve en kötüsü bu kadına aşık olmuştur. Bir yandan Francesca'yı etkilemek için çabalar, bir yandanda zindanlarda çürümemek için kendisine düşman edindiği Katolik kilisesinden kaçmaya çalışmaktadır.

Hem Martin Scorsese’nin hem de Robert De Niro’nun filmografilerindeki belki de bu en çarpıcı filmde, 70’lerin Manhattan gecelerinde taksicilik yapan Vietnam gazisi Travis’le birlikte sokaklardayız.Hikaye boyunca etrafındaki hayatla ve yolunun kesişeceği "toplumun pisliğiyle" (bir çocuk fahişe, güzel bir sarışın, başkan adayı bir senatör, gözü dönmüş bir kadın satıcısı) bir türlü iletişim kuramayacak olan Travis, en nihayetinde ipleri eline alacaktır. Üstelik gündüzleri izlemeye gittiği belden aşağı filmlerdeki "vahşi" bir stilde...Sadece eşsiz senaryosu ve oyunculuklarıyla değil, sıradışı sinematografisiyle de tüm zamanların en etkili filmlerinden biri...

New York'ta yaşayan beceriksiz ve aşk hayatında şanssız Fielding Mellish (Woody Allen), aktivist sevgilisi Nancy'nin (Louise Lasser) ilgisini çekmek için Latin Amerika'daki küçük bir diktatörlük olan San Marcos'a gider. Ülkede, General Vargas'ın (Carlos Montalbán) baskıcı rejimine karşı bir devrim patlak verir. Fielding kendini istemeden devrimcilerin arasında bulur ve bir dizi absürt olay sonucu ülkenin yeni lideri seçilir! Ancak bu yeni rolü, onu ABD'nin ve eski sevgilisi Nancy'nin hedefi haline getirir.

Sergio Vieira de Mello, tüm hayatını kariyerine adamış bir Birleşmiş Milletler diplomatıdır. Sergio Vieira de Mello, bu kariyerini dünyanın en kaotik yerlerinde çalışarak geçirmiştir. Bu bölgelerde ülke başkanlarıyla, devrimcilerle, suç baronlarıyla, sıradan insanların yaşamlarını korumak için anlaşmalar yapmak zorundadır. Ancak Sergio da sıradan bir insan olmak, aşık olduğu kadınla hayatını geçirmek istemektedir. Bunun için son bir görevi yerine getirmelidir. Bağdat'a gitmeli ve Amerika işgali sırasında bilgi toplamalıdır. Bu görevini yerine getirir, ta ki çok yakınında bir bomba patlayana kadar. Sergio artık yaşam ile ölüm arasındadır...

Connor O'Neil hayatında sorumluluk almaktan sürekli kaçınan ve zamanını spor karşılaşmalarında bahis oynayarak geçiren birisidir. Yakın arkadaşı olan bir bankerden borçlarını ödemek için yardım istediğinde arkadaşı ona artık karşılıksız para veremeyeceğini söyler. Çalışıp para kazanması gerektiğini öğütler ve ondan şirketinin sponsoru olduğu beyzbol küçükler takımının koçluğunu üstlenmesini ister. Hayatında kendisinden başka hiç kimsenin sorumluluğunu üzerine almamış olan Conor, istemeye istemeye görevi kabul eder. Şikago'nun en belalı mahallesinde bir okulda okuyan küçük zenci çocukların koçluğunu üstlenir. Zaman geçtikçe çocuklara ne kadar bağlandığını kendisi bile şaşırır. Bu 10 yaşından küçük çocuklar kendisine hayat dersi vermektedir. Olayın içine bir de genç öğretmenleri Diane Lane girince, işler Conor için daha da ilginç olmaya başlar. Sonunda Conor aydınlanmanın ve kendini bulmanın değişik şekiller de ortaya çıkabileceğini öğrenmeye başlar.

Sean Durkin'in yazıp yönettiği The Nest, bir girişimci olan Rory'nin, Amerikalı eşi ve çocuklarını kendi anavatanı İngilitere'ye dönmeye ikna etmesini ve ailenin burada yeni bir başlangıç yapmaya çalıştığı sırada yaşananları anlatıyor. Rory, son derece hırslı bir girişimcidir. Amerikalı eşini ve çocuklarını banliyödeki rahat yaşamlarından ayrılarak kendi anavatanı İngiltere’ye taşınmaya ikna eder. Burada bir fırsat yakalayan Rory, eski firmasına katılır ve muhteşem bir malikane kiralar. Kısa bir süre sonra bu çekici yeni başlangıcın ve evliliklerinin altında yatan nahoş sırlar ortaya çıkacaktır.

Saeeve Brooks... Reklam dünyasının harika çocuğu... O uslanmaz çapkın! Bu sabah uyandığında, başı fena halde dönüyor, kulakları uğulduyordu... Aynaya bir göz atmasıyla, çığlığı kopartması bir oldu. Hem de tiz bir soprano sesiyle! Aynadan yakışıklı, kendinden emin bir kadın avcısı yerine kadife tenli, dolgun vücutlu, gür saçlı nefis bir sarışın bakıyordu kendisine. Bu haliyle bir kadın tavlayabilirse ne âlâ... Önünde cennetin kapıları açılacaktı. Yoksa, hayat boyu ilişki kurduğu kadınların onu göndermek istedikleri yere, cehenneme doğru tam gaz ilerleyecekti!

Butch Cassidy ve Sundance Kid, Hole-in-the-Wall adlı çetenin liderleridir. Butch, akıllı olan, planları yapan, düşünen; Sundance de gözü kara ve atak olandır. Batı, artık medeniyetle tanışmaya başlamıştır ki, Butch ve Sundance bir treni soyarlar. Peşlerine özel bir ekip düşer ve onlar nereye giderse gitsin, takip etmekten vazgeçmezler. Şansları yaver gidip biraz zaman kazandıklarında Butch'ın aklına yeni bir fikir gelir: Bolivya'ya gitmek.

1560 yılında, efsanevi altın ülkesi El Dorado’yu bulmak amacıyla İspanyol “kâşif”ler And dağlarını aşmaktadırlar. Aralarında komutan yardımcısı Don Lope de Aguirre’nin de bulunduğu bir keşif kolu Don Pedro de Ursua başkanlığında yola çıkar. Yerli kölelerin kılavuzluğunda, önce dağlarda ardından haritalarda gösterilmemiş bir nehirde, sallarla sürdürülen yolculuk büyük kayıplara yol açar. Yiyecekleri, salları, mühimatları ve adamları telef olur; artık görünürde nehir ve bataklıktan başka fethedilecek bir şey kalmamıştır. Askerler görünmeyen ellerin attığı ok ve mızraklara hedef olmaktadır. Ursua keşfe son vererek kampa geri dönmeye karar verir. Aguirre ise nehri takip ederek zafere doğru yürümeleri gerektiğini savunur. Ursua yardımcısının zincire vurulmasını emredince Aguirre ve yandaşları isyan ederler. Aguirre komutayı ele aldığında, kimse ona karşı çıkmaya cesaret edemez.

1950'ler Fransa'sında, ülkenin karlı ve gözden uzak bir bölgesindeki lüks bir malikanede varlıklı bir aile yılbaşını kutlamak için toplanmıştır. Fakat kutlama falan olmayacaktır çünkü evin reisi öldürülür. Katil evdeki 8 kadından başkası olamaz. Acaba güçlü karısı mı? Yoksa görümcesi mi? Cimri annesi? Belki de patavatsız hizmetçisi ya da sadık kahyası. Veya iki genç kızından biri olabilir mi? 8 Kadın. Hepsi de şüpheli. Herbirinin bir nedeni var. Herbirinin bir sırrı var.

Eski bir asker olan Hank, hasta bir çocuğun hayatını kurtarabilecek kritik bir organı zamanında hastaneye ulaştırmak için görevlendirilir. Ancak taşıdığı organı ele geçirmek isteyen acımasız bir suç örgütünün hedefi haline gelince görev basit bir teslimattan ölümcül bir kovalamacaya dönüşür. Hank, karşısına çıkan tehlikeleri aşarak hem hayatta kalmaya hem de küçük çocuğun hayatını kurtaracak teslimatı zamanında tamamlamaya çalışır.

A former special forces contractor is forced out of retirement as an avocado farmer in Mexico when local gangsters try to force him and his family off their farm.

Marina Vidal, bir gece kulübünde garsonluk yapan, aynı zamanda aynı yerde şarkıcılık yapan bir transseksüel kadındır. Kendisinden 22 yaş büyük sevgilisi Orlando’nun ölümünden sonra yıkılır ve veda ettiği büyük aşkının ardından kendisiyle yüzleşmek zorunda kalır. Marina, hem bir başına kalmışlığın ağırlığı hem de kendisini dışlayan ve hırpalayan bir toplumla mücadele etmek zorunda kalacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir