
Sophie Marceau
La coupable

Gittikçe kendine iyice bağlatan bi film ki yerimden asla kalkamadım, çivilendim. Fransız filmlerine özgü durgunluk, gereksizce uzatılmışlık, yavanlık hiç yok. Diyalogların mantık ve duygu arası çatışmaları iyiydi. Oyunculuklar iyi, özellikle Miou-Miou. Çoğunda psikolojik gerilim denilmiş lakin tam bir dram gerilim. Çocuğun babasının vesikalık fotokopilerini önce gizli yerlerde ardından duvarlara koyması, böylelikle annesini psikolojik çıldırtması sahneleri başarılıydı.

Sophie Marceau
La coupable

Miou-Miou
Pontoise

Marc Barbé
Jimmy

Yann Ebongé
Joliveau

Valérie Bodson
Madeleine
Arthur Buyssens
Cédric (17 ans)
Vadim Goudsmit
Cédric (7 ans)

Claudine Pelletier
La Mère de Jimmy

Jenny Clève
Mémé Gardie

Roger De Moerloose
Pépé Cale-Pieds

Динара Друкарова
Pontoise (30 ans)

Julie Maes
Brigitte

Adem, bir balıkçının oğludur ve Sünni İslam’ın merkezi olan Kahire’deki Al-Azhar üniversitesinde eğitim görmesi için ayrıcalıklı bir teklif alır. Adem Kahire’ye vardıktan kısa bir süre sonra üniversitenin en üst düzey dini lideri olan Büyük İmam aniden ölür. Bu ani ölümden sonra Adem, Mısır’ın siyasi ve dini elitleri arasında bir piyona dönüşür.

Unhappily married Richard Mason concocts a meticulous scheme to kill his shrewish wife so that he'll be free to marry her sister.

A member of British Intelligence assumes a fictitious criminal identity and allows himself to be caught, imprisoned, and freed in order to infiltrate a spy organization and expose a traitor; only, someone finds him out and exposes him to the gang...

Michel Delassalle yatılı bir okulun müdürüdür Okulun mülkiyeti karısı Christina'ya aittir Michel'ın okuldaki öğretmenlerden Nicole ile de ilişkisi vardır Christina ve Nicole, kendilerine acı çektiren bu adamdan intikam almak için bir plan yapar; onu öldürüp okul bahçesindeki havuza atar Ancak havuzdaki su boşaltıldığında ceset orada yoktur!

Bir bilgisayar hatası sonucu Birleşik Devletler’in Moskova’ya yönelik nükleer saldırısı iptal edilemez. Bunun üzerine Başkan zararı tazmin etmek için New York’un bombalanmasını teklif eder... Stanley Kubrick’in “Dr Strangelove”ından sadece birkaç ay sonra vizyona girdiği için ne yazık ki fazla hasılat yapamamış, kadri kıymeti bilinememişti. Şimdi oturup seyrettiğinizde yürek hoplatmayı ve Soğuk Savaş korkularını yeniden canlandırmayı başaran filmde, akla hayale sığmayanı gerçekleştiren Başkan rolündeki Fonda tüyler ürpertici derecede soğukkanlı. Fail Safe , dönüşü olmayan nokta Eugune Burdick ve Harvey Wheeler'in Türkçeye (kıyamete iki saat)adıyla çevrilmiş romanından, Sidney Lumet tarafından yönetmenliği yapılmıştır.

Jack Lemmon, Jane Fonda ve Michael Douglas, nükleer enerji kullanımının tehlikelerine ve televizyon haberlerinin gücüne dikkat çeken bu gerilim filminin başrollerinde. Alternatif enerji kaynakları hakkında raporlar hazırlayan gazeteci Kimberly Wells (Jane Fonda), nükleer santralde bir kazaya tanık oluyor. Kazayı halka bildirmek isteyen Wells, kendini komploların içinde bulunca, kazayı istemeyerek de olsa gizli tutmak zorunda kalıyor. 1979 yılının en çok tartışılan filmlerinden biri olan The China Syndrome, ününü bir ölçüde filmin gösterime girmesinden tam on iki gün sonra gerçekleşen Three Mile Island nükleer felaketine borçlu.

Tom Mullen, zengin ve başarılı bir uçak şirketi sahibidir. Karısı Kate ve oğlu Sean ile mutlu ve yolunda giden bir hayat yaşarlarken bir gün oğullarının kaçırılması ile herşey tepetaklak olur. Sıradan kaçırılma olaylarının hepsinde olduğu gibi kaçıranlar fidye karşılığı çocuğu bırakacaklarını söylemektedirler. Buraya kadar herşey bildik bir şekilde giderken Tom’un birdenbire vermiş olduğu son derece riskli ve kaçıranlar dahil herkesi kitleyen kararı ile bütün dengeler altüst olur. Artık sadece Sean değil, fidye isteyenler de av durumuna düşmüştür.

Dünyaca ünlü İngiliz yazarı Sarah Morton, tatil yapmak ve biraz da çalışmak amacıyla, editörünün Fransa'daki evine misafir gelir. Bir gece, Fransız editörün genç kızı Julie, Sarah'ın hayatına altüst edici bir giriş yapar ve kadın yazarın yaşamındaki tüm sükunet, bir daha geri dönmemek üzere bozulur. 8 Kadın ile tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tanınıp sevilen yönetmen François Ozon, bu filminde de sadık oyuncusu Charlotte Rampling'ten (Kumun Altında) vazgeçmiyor. Bununla da kalmıyor ve 8 Kadın'ın en masumu ve küçüğünü, Ludivine Sagnier'i de 'fettan kız' rolüyle olaya dahil ediyor.

Fransız bir çift olan Antoine ve Olga, uzun süredir Galiçya'da küçük bir köyde yaşıyorlar. Çevreye duyarlı tarım uyguluyorlar ve yeniden yerleşimi kolaylaştırmak için terk edilmiş evleri restore ediyorlar. Komşularıyla ciddi bir çatışma yaratan bir rüzgar türbini projesine karşı çıkmaları dışında her şey cennet gibi olmalı. Gerginlik onarılamaz bir noktaya yükselecek.

Alfred Hitchcock, Frederick Knott'un beğenilen oyunu Dial M for Murder'ı Grace Kelly, Ray Milland ve Robert Cummings'in dahil olduğu bir aşk üçgenini şüphenin mükemmel bir karışımı ile anlatıyor... Kelly, buradaki rolü ve beğenilen diğer iki 1954 performansları ile New York Film Eleştirmenleri ve National Board of Reviewk'in En İyi Kadın oyuncu ödüllerini kazandı. O, Cummings'i sever, kocası Milland onu öldürme planları kurar. Fakat planını anlatmak için yanlış bir numarayı arar, ve doğru numarada yanlış cevap alır ve parlak makaslar ölümcül bir silaha dönüşür. Mükemmel bir gerilim için "M"yi çevirin...

Sebastien Grenier, a former French spy, is working as a financial analyst in Zurich. However, his peaceful existence starts to disintegrate when he is recruited by a top French intelligence operative to discover how one of their own secret agents was found out and executed in broad daylight.

Dünya Savaşı sırasında hüküm giymiş bir Nazi savaş suçlusunun kızı olan Alicia'yla Amerikan Hükümeti adına casusluk yapması için temasa geçilir. Aşk, gerilim ve tutku gibi Hitchcock temaları etrafında dönen film, ustanın en iyi filmlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Film diğer Hitchcock filmleri gibi gerilim türünde olsa da; alt metin olarak asıl aşkı ele alıyor. Filmde Grant, ajan rolünde; Bergman da Almanya vatandaşı olan, babası kirli işlere karışmış, babasının yaptığı pis işleri öğrendiğinde Amerika hükümetine çeteye sızan birini canlandırıyor.

Son derece sakin gözüken bir Amerika kasabasında yaşayan Beaumont ailesi, babalarının geçirdiği krizle sarsılır. Oğul Jeffrey, babasını götürdüğü hastanenin dönüşünde eve doğru ilerlerken çimlerin üzerinde bir cisimle karşılaşır: Bu, bir insan kulağıdır. Kulağın kime ait olduğunu bulmaya çalışan ve bunu bir takıntı haline getiren Jeffrey'in yolu, histerik ama son derece etkileyici bir kadın olan Dorothy'ye çıkacaktır. Bir gece klubünde şarkıcılık yapan Dorothy, Jeffrey'e olayların düğümünün yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden biri olan Frank ile çözüleceğini gösterecektir. Ancak Dorothy ne kadar güvenilirdir?

General Sternwood kızının üzerinden ona şantaj yapan Arthur Geiger'dan korunmak için ünlü dedektif Philip Marlowe'u tutar. Marlowe, incelemeleri sırasında aileyi tehdit eden yeraltı çetesi ve General'in kızları arasındaki ilişkiyi fark eder, küçük kızı Carmen'i cinayet suçlamasından kurtarır. Bu arada General'in büyük kızı Vivien ile de önce nefret dolu bir ilişki başlar, zamanla bu ilişki aşka dönüşür. Görevini başarıyla tamamlayan Marlowe, tüm aileyi tehlikelerden kurtarır ve hayatının kadınına kavuşur. Raymond Chandler'ın romanından uyarlanan The Big Sleep, önemli bir "film-noir" örneği. Filmin aynı zamanda Michael Winner tarafından 1978'de çekilen aynı isimli bir uyarlaması da mevcut.

Patrick is a tenacious lawyer specializing in environmental law. France is a schoolteacher who becomes an activist after her husband develops cancer from exposure to a pesticide. Mathias is an ambitious lobbyist working for an international chemical corporation. The paths of these characters collide as the lives of thousands are affected by a tragic act that sparks a powerful movement while the corporation fights to prevent the truth from being revealed.

Hala bellek kaybının etkisinde olan Bourne, şiddet dolu geçmişini geride bırakarak kız arkadaşı Marie ile huzurlu bir hayat yaşamaya başlamıştır. Fakat planları bir gün kendisine yapılan bir suikast girişimden ucu ucuna kurtulması ile paramparça olur. Şimdi bilinmeyen düşmanı tarafıdan izlenen Bourne hem kolay bir hedef olmadığını hem de becerileri, kararlılığı ve çevikliğiyle hafife alınmayacağını kanıtlamak zorundadır.

Kelepçeli Aşık’ta Cary Grant “kedi” lâkaplı çapkın bir mücevher hırsızını canlandırmaktadır. Grace Kelly ise pek çok mücevhere sahip olan şımarık ve kaprisli güzel bir genç kadındır. Cary Grant, usta bir hırsız olmasına karşın artık içinde bulunduğu ve hırsızlık yaptığı bu günlerden eski günlerdeki normal ve düzenli uğraşlarına dönmek ve gerçek mücevher hırsızını ortaya çıkartarak masum olduğunu kanıtlamak arzusu duymaktadır.

Olaylar, bir kadının kendi evinde bıçaklanarak öldürülmesiyle başlar. Evde kadının kanıyla yazılmış, bahçıvanını işaret eden “Ömer beni öldürmek…” şeklinde bir not da bulunur. Ömer, işleri kolaylaştıran bir şüpheli; eğitimsiz, cahil ve mahkemede kendini savunamayan bir Faslı göçmen…

Dedektif Frank Bullitt'in yeni görevi oldukça basit görünmektedir. Haftasonu süresince önemli bir davanın tanığı olan bir yıldızı korumak. Ama daha gece bitmeden tanık vücudundaki tabanca mermileriyle yere yıkılmış ve ölü yatmaktadır; aklı başında ve seri polis Bullitt ise onu vuranlar ve yöneticilerini yere serene kadar dinlenmeyecektir.

Marnie - Hırsız Kız, tipik Hitchcock sarışınlarından biri olan (ve ayrıca Melanie Griffith'in de annesi) Tippi Hedren için özel bir armağan gibidir. Geçmişindeki karanlık olaylar nedeniyle kişilik bozulmasına uğramış ve bu yüzden kleptoman ve de 'frijid' olmuş bir genç kadın... Hedren de bu rolü gayet iyi biçimde oynar: yanı başında kendisine aşık olup onu iyileştirmeye çabalayan, geleceğin Sean Connery olduğu halde.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir