
Liv Ullmann
Marianne

Marianne ve Johan'ın on yıllık evliliklerini masaya yatıran film, çiftin ayrılıklarını, evlilik dışı ilişkilerini, barışıp yeniden ayrılmalarını ve en nihayetinde de boşanmalarını konu ediyor. Boşandıktan sonra bile birbirinden kopamayan Marianne ve Johan çiftinin her görüşmeleri ayrı bir kavgayla sonuçlansa da birbirlerine olan sevgileri şartlar ne olursa olsun galip geliyor. Film evlilik hayatıyla ilgili çok önemli kelamlar ederken aynı zamanda izleyiciyi psikolojik olarak Marianne ve Johan'ın ilişkisine hapsediyor. Başta Woody Allen olmak üzere birçok yönetmeni etkileyen Bergman'ın bu filmi aynı zamanda en iyi yabancı film dalında altın küre sahibi.

Liv Ullmann
Marianne

Erland Josephson
Johan

Bibi Andersson
Katarina

Jan Malmsjö
Peter

Gunnel Lindblom
Eva

Wenche Foss
Modern

Bertil Norström
Arne

Anita Wall
Mrs. Palm
Rossana Mariano
Young Eva
Lena Bergman
Karin

Ingmar Bergman
Voice of the Press Photographer (uncredited)

Barbro Hiort af Ornäs
Mrs. Jacobi (uncredited)

Rachmaninoff'un unutulmaz 'İkinci Piano Koncertosu' eşliğinde, sıradan insanların sıra dışı aşklarına tanıklık etmek istiyorsanız, İngiliz gerçekçiliğinin başyapıtı kabul edilen bu filmi mutlaka izleyin! Lean'e Cannes'da 'Festival Büyük Ödülü'nü kazandıran film, bir rastlantı sonucu tren istasyonunda karşılaşan iki evli yetişkinin yaşadıkları büyük aşkın öyküsünü anlatıyor.

Mabel Longhetti (Gena Rowlands) alt-orta sınıftan Los Angeles'lı bir evkadınıdır; kişiliği öylesine zayıftır ki, kendini sadece kocasının sevgisi ve çocuklarının bağlılığıyla tanımlar. Kocası Nick (Peter Falk) bir inşaat ekibinin şefidir; coşkulu bir yapıya sahip, insanlarla birlikte olmayı seven bir tiptir. Mabel umutsuzca onu hoşnut kılmak ister ve yalnız olduklarında bunu yapar da. Uyuşurlar ve birbirlerini severler. Ama çevrede insanlar varsa Mabel biraz kaçık bir hal alır. Nasıl davranması gerektiğinden emin değildir, çünkü kim olduğundan emin değildir. Mabel çevresindeki her tür etkiye karşı savunmasızdır; güvensizdir, maniktir. Fazlaca güler ve kendini zorlar. Etrafta başkaları olduğunda iyi değildir. Bu yüzden de kocası sonunda yapması gerektiğini düşündüğü şeyi yapar ve onu bir akıl hastanesine yatırır.

Nancy Stokes hayatında maceraya, temasa ve cinselliğe ihtiyaç duyan, emekli, dul bir öğretmendir. Eski eşi Robert ona güzel bir ev ve aile sağlamış olsa da hiçbir zaman iyi bir seks hayatları olmamıştır. Robert artık hayatta olmadığı için Nancy daha önce keşfedemediği cinselliğini farklı bir şekilde tekrar deneyimlemek için bir plan yapar. Şehir dışında isimsiz bir otelde Leo Grande ile buluştuğunda, Leo fotoğraftakinden bile iyi görünüyordur. Üstelik Nancy, aralarında gelişecek sohbetten etkilenmeyi de hiç beklememiştir. Artan özgüveni sayesinde Nancy rahatlamaya başlar. Üç randevu boyunca, güç dinamikleri değişir ve maskeleri kalkmaya başlar.

Frank ile April, kendilerini her zaman çok özel, farklı görmüşler; hayatı yüksek ideallerine uygun şekilde yaşamaya hazır ve istekli olmuşlardır. Bu nedenle lüks evlerin sıralandığı bir cadde olan Revolutionary Road'daki yeni evlerine taşındıklarında kendilerini çevreleyen durağan ortamdan bağımsızlıklarını gururla ilan ederler. O dönemin toplumsal sınırlarını belirleyen tuzaklara asla düşmemeye kararlıdırlar. Ancak Wheeler çifti kendilerini hiç beklemedikleri bir durumun tam içinde bulur: Frank Wheeler rutin bir işi olduğu için sinirleri günden güne bozulan yetişkin bir erkeğe dönüşürken April de istek ve tutkularını bastırmaya çalışan mutsuz bir ev kadını olup çıkar. Sonuç ise tıpkı diğerleri gibi hayallerini kaybetmiş tipik bir Amerikan ailesidir.

Karısını öldüren bir otomobil kazasında kör olan bir romancı, suçlanan iş adamının ihmal edilmiş eşiyle ilişkisi üzerine hayat ve yazı tutkusunu yeniden keşfeder.

Sevgilisinden yeni ayrılmış bir roman yazarı, Fas'ta huzur dolu bir yazarlar kampında hayattaki seçimlerini gözden geçiren genç bir adamla beklenmedik bir bağ kurar.

Üç farklı şehirde gelişen üç ayrı hikayeyi işleyen filmde Michael, Julia ve Sean'ın aşk ekseninde buluşan farklı hikayelerine tanık oluyoruz. Yakın zamanda evliliği sonlanan Michael, Paris'te yaşar. Yeni sevgilisi Anna tarafından ziyaret edildiği esnada Anna, Michael hakkında büyük bir sırrı öğrenir ve artık ona güvenmesi oldukça zordur. Bu durum ilişkilerini zora sokacaktır. New York'ta yaşayan Julia, oğlunu öldürmeye teşebbüsle suçlanmaktadır, her ne kadar karşı çıksa da oğlunun vesayeti babası Rick'e verilir. Rick, anne ve oğlu arasındaki ilişkiyi tamamen bitirmenin peşindedir. Roma'ya bir iş gezisine çıkan Sean ise İtalyan Monica'ya aşık olur ve bu esnada büyük bir talihsizlik patlak verir. Monica'nın kızı kaçırılır; Sean ise küçük kızı kurtarmanın bir yolunu bulmak zorunda kalır.

50 yaşına gelmiş Pippa Lee, sadık ve sevgi dolu bir eş, ikiz çocukları için iyi bir anne, sevgili bir dost ve güleryüzlü bir komşu olarak yıllarını geçirmiştir. Pippa'nın huzurlu yaşamı kocasının aniden New York'tan ayrılarak, yaşlılıklarında yerleşebilecekleri bir huzur evi planını ortaya çıkarması ile soru işaretlerine gömülür. Bunun ardından Pippa Lee kocasının kendisinden çok daha genç bir kadınla birlikte olduğunu öğrenir. Huzurlu ve mutlu görünen çoğu insanın içinde herkesten daha vahşi bir yan bulunmasına benzer, Pippa Lee de kendi fırtınalı yönleriyle yüzleşmek üzeredir.

Tiyatro yönetmeni Caden yeni bir oyun üzerinde çalışmaktadır. Karısı Adele Berlin'deki tablolarını takip edebilmek için küçük kızları Olive'yi de alarak onu terk eder. Terapisti Madeleine ona tavsiyeler vermek yerine çok satan kitabının sayfalarında gezinmektedir. Çekici ve samimi Hazel ile olan ilişkisiyse beklenmedik şekilde karaya oturur. Kendi var oluşunu anlamlı kılmak ve ölümsüzlük saplantısını tatmin etmek için bir binayı tiyatro sahnesi olarak düzenleyip, her bir bölümünde çeşitli yaşamları oynayacak oyuncuları içine yerleştirme ve yönetme kararı alır * Eternal Sunshine of the Spotless Mind ve Being John Malkovich gibi filmlerin hayalgücü sınır tanımayan senaristi Charlie Kaufman'ın yazıp, ilk defa yönetmen koltuğuna oturduğu filmi Synecdoche, New York, ilginç senaryosuyla dikkatleri üzerine çekiyor.

Eskiden seks işçisi olan ve geçmişinden pişmanlık duymayan bir kadın, küçük bir sahil kasabasındaki bento lokantasında çalışmaya başlar ve yalnızlık çeken insanlara destek olur.

New York ve Paris sanat sahnelerinin ihtişamında geçen, galeri sahibi Brooke Gatwick ve haber spikeri kocası Owen Shore, iki baştan çıkarıcı yeni kişinin hayatlarına girmesiyle baştan çıkarma, kıskançlık, sürprizler ve gizemle yüzleşir.

Lester Burnham, çevresindeki insanlar tarafından sevilmediğini ve horgörüldüğünü düşünmektedir. Karısı Carolyn, bunca yıllık evliliklerinden sonra sanki ondan nefret eder gibi davranmaktadır. Kızı Jane, onu küçük görmektedir. Patronu ise sürekli onun girişimlerini baltalamaktadır. Yıllardır gizlemekte olduğu tutkuları sonucunda Lester, hayatında birkaç küçük değişiklik yapmaya karar verir. Böylelikle orta yaş krizini de kolaylıkla atlatabileceğine inanmaktadır. Aldığı kararlar sonucunda giderek özgürleştikçe ve mutlu olmaya başladıkça karısıyla kızını daha çok sinirlendirmeye başlar.

Orta yaşı çoktan geçmiş, evli ve çocuklu Amerikalı aktör Bob bir reklam çekimi için Japonya’ya gelir. Tokyo’da kaldığı otelde bir başka Amerikalı ile fotoğrafçı kocasının peşinden buraya gelmiş olan sevimli ama ciddi Charlotte ile tanışır. Dillerine ve kültürlerine uzak oldukları bu insanların ülkesinde fazlasıyla yabancı olan ve iletişimsizlik denizinde boğulan bu iki yabancı, bir Tokyo haftasonunda birdenbire yakınlaşacaklardır.

Brooklyn'li genç bir seks işçisi olan Anora, oligarkın oğluyla tanışıp aniden evlendiğinde bir külkedisi hikayesini yaşama şansını yakalar. Haber Rusya'ya ulaştığında oligarkın ailesi evliliği iptal ettirmek için New York'a doğru yola çıkınca Anora'nın masalı tehlikeye girer.

Allen Interiors’dan sonra yine birbirinden farklı üç kızkardeşin hikayesini anlatıyor. Merkezde Hannah olmak üzere kızkardeşleri Holly ve Lee’nin birbirleriyle ve erkeklerle olan ilişkileri üzerinden giden filmde Allen komediyle dramayı harmanlıyor. Ailenin en mükemmeli ve kızkardeşlerinin kıskandığı Hannah; iyi bir eş, iyi bir kardeş, iyi bir anne ve başarılı bir aktristtir. Lee kendisinden yaşça büyük bir adamla bir ilişki yaşamaktadır. Holly ise hiçbir işinde ve ilişkisinde dikiş tutturamayan en küçük kardeştir. Ancak Hannah’nın hayatı aslında o kadar da mükemmel değildir çünkü kocası uzun zamandır kızkardeşi Lee’ye aşıktır. Bir yandan da Hannah’nın eski kocası Mickey hayatın anlamını aramaktadır. Film; aile, ilişkiler, fedakarlıklar ve en önemlisi de hayatın anlamı üzerine mizahla kavrulmuş derin felsefeler barındırıyor. Ayrıca Woody Allen’a en iyi senaryo dalında oscar kazandırmıştır..

Bir arkadaşlarının Fransız Rivierası'ndaki müstakil evinde tatil yapmakta olan Marianne (Romy Schneider) ve Jean-Paul (Alain Delon), mutlu ve huzurlu bir çifttir. Ancak bu sessiz ortam, Marianne'in eski sevgilisi ve Jean-Paul'ün dostu Harry'nin (Maurice Ronet) beklenmedik ziyaretiyle bozulacaktır. Üstelik Harry yalnız değildir, eski bir ilişkisinden olan ve varlığından daha yeni haberdar olduğu 18 yaşındaki kızı Penelope (Jane Birkin) de yanında gelmiştir. Başlarda herkes birbiriyle iyi geçinse de, zamanla bu 4 yetişkin insanın arasındaki ilişki karmaşık sonuçlar doğuracaktır.

Ayelet Waldman'ın romanından uyarlanan film, evliliğini ve üvey oğluyla olan sorunlu ilişkisini düzeltmek için bir yol arayan genç bir kadının öyküsünü anlatıyor.

Eski bir CIA analistinin anılarını içeren bir CD, spor salonu çalışanları Linda ve Chad'in eline geçince, Linda'nın hayatını değiştirecek bir estetik ameliyat yaptırmasını sağlayacak kadar para kazanma şansı yakalarlar. Beklendiği gibi, olaylar bu ikili ve çevrelerindeki kişiler için kontrolden çıkar.


Jindabyne kasabasında yaşayan dört arkadaş, her sene olduğu gibi şehrin çok uzağında bir göl kıyısına kamp kurarlar. Amaçları her sene olduğu gibi birkaç gün boyunca balık tutup avlanmaktır. Kamp alanına vardıkları akşam ise bir keşif yaparlar: yakındaki nehirde ölü bir kızın cesedi yüzmektedir... Şehirden çok uzakta olduklarından yardım çağırmak için ertesi günü beklemeye karar verirler. Ancak gün doğduğunda, kendilerinin de tam anlamadığı bir sebepten dolayı kamplarına ara vermemeye karar verirler. Kızı ayağından nehrin yakınlarında bir yere bağlarlar ve otoritelere ancak kamp dönüşü, yani neredeyse bir hafta sonra haber verirler...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir