
Joan Fontaine
Lisa Berndle

"İşte her kadının uğruna yaşadığı aşk... Her erkeğin uğruna ölebileceği aşk!"
Yirminci yüzyılın başlarında Viyana'da, bir apartman binasında yaşayan genç bir kız olan Lisa (Joan Fontaine), yeni bir kiracı olan konser piyanisti Stefan Brand'a (Louis Jourdan) hayran kalır. Stefan enerjik performanslarıyla kendine bir isim yapar. Lisa, Stefan'a takıntılı hale gelir, onu çalarken dinlemek için geç saatlere kadar ayakta kalır ve gizlice dairesine girip onu uzaktan hayranlıkla izler. Lisa'nın çabalarına rağmen, sadece bir kez karşılaşırlar ve Stefan ona pek aldırmaz.

Joan Fontaine
Lisa Berndle

Louis Jourdan
Stefan Brand

Mady Christians
Frau Berndle

Marcel Journet
Johann Stauffer

Art Smith
John

Carol Yorke
Marie

Howard Freeman
Herr Kastner
John Good
Lt. Leopold von Kaltnegger

Leo B. Pessin
Stefan Jr.

Erskine Sanford
Porter

Otto Waldis
Concierge
Sonja Bryden
Frau Spitzer
Patricia Alphin
Pretty Girl (uncredited)
Harry Anderson
Minor Role (uncredited)
Edit Angold
Middle-Aged Woman (uncredited)

Fiona ve Grant 40 yıldır evli olan mutlu bir çifttir. Yaşamlarının ikinci baharına gelmiş çift bambaşka bir gerçekle yüz yüze kalacaktır: Fiona unutkanlık hastalığı da denilen Alzheimer'a yakalanmıştır. Günün birinde evden çıkar ve kaybolur. Tekrar bulunduğunda ikili bir karar alırlar. Fiona Alzheimer hastaları için açılmış özel bir kliniğe yatacaktır. 30 günlük zor bir oryantasyon döneminden sonra, Grant merakla eşinin yanına gider. Ancak Fiona onu unutmakla kalmadığı gibi, artık başka bir adamdan hoşlanmaktadır...


Film, kız arkadaşının ölmekte olduğunu keşfeden 17 yaşındaki bir adamı izliyor. Genç adam bu yüzden kız arkadaşının hayatının son yılında ona bütün bir hayat vermeye karar verir.

Fransız yüksek lisans öğrencisi Celine ile Amerikalı Jesse, Budapeşte-Viyana treninde bir çiftin kavgasından dolayı tesadüfen tanışırlar. Jesse, ertesi gün uçağa bineceğini ancak parası olmadığından sabaha kadar Viyana caddelerinde dolaşacağını Celine'e söyler ve Celine'in kendisine eşlik etmesini ister. Viyana'da trenden inerler ve 14 saat boyunca hayatlarını derinden etkileyecek bir beraberliğe adım atarlar.

Yılların eskitmeyi bir türlü başaramadığı iki Hollywood efsanesi; bol ödüllü sanatçılar, Clint Eastwood ve Meryl Streep, "Yasak İlişki" adlı bu filmde başrolleri paylaşıyorlar. Iowa-Madison County'de mütevazı bir hayat süren, evli bir kadının bir yasak aşk sarmalına dolanmasının anlatıldığı Yasak İlişki'de bazı köprü resimleri çekmek için gelen fotoğrafçı Robert'a gönlünü kaptıran evli ve çocuklu Francesca'ın dramını izleyeceğiz. Eşi ve çocukları kasaba dışındayken aşkını doya doya yaşayan Fran, bir yandan da evliliğini sorgulamaya başlamıştır. Robert James'in bestseller romanından uyarlanan filmde Streep, en iyi kadın oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.

Bridger is a young outsider who's always wanted more. He and his mother flee an abusive home, eventually finding a small town in the middle of nowhere. Once there, Bridger finds true acceptance with another misfit.

Jane Austen (Anne Hathaway) aşka inanmaktadır. Anne ve babası (Julie Walters ve James Cromwell) onun 1795 İngiltere’sinde adet olduğu üzere, para karşılığı bir evlenme yapmasını arzular. 20 yaşındaki Jane büyüleyici, genç bir İrlandalı olan Tom Lefroy ile tanıştığında, (James McAvoy), zekası ve cüretkarlığı genç kızın merakını uyandırır. Jane, Lady Gresham’ın (Maggie Smith) yeğeninin teklifini geri çevirip, ailesinin otoritesine ve sosyal adetlere karşı gelebilecek mi? Film, edebi dehanın basamaklarındaki genç bir kadının, hayatını ve eserlerini aşk için riske atması anlatılıyor.

1981 yapımı Franco Zeffirelli filmi Endless Love'ın yeniden uyarlaması olan yapıtta iki gencin sınırları zorlayan bir aşk hikayesine tanık oluyoruz. David Axelrod ve Jade Butterfield tanışır ve başta aileleri olmak üzere tüm dünyaya meydan okuyacakları bir ilişkiye başlarlar. Zira Jade'in ailesi bu ilişkiye kesinkes karşıdır ve kolay kolay pes etmeye niyetleri yoktur. Artık ilişkilerinin önünde oldukça zorlu engeller vardır, ancak bu engeller ilişkilerini sadece daha karışık, karanlık ve saptantılı bir hale getirmeye yarar. Modern bir Rome ve Juliet hikayesi niteliğinde olan filmin başrollerini Alex Pettyfer ve Gabriella Wilde paylaşıyor...

Azeri bir Müslüman ile Gürcü bir Hristiyanın ilişkisini beyaz perdeye taşıyan Asif Kapadia’nın son filminin başrollerini Adam Bakri ve María Valverde üstleniyor.

Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.

Yalnız başına tatile çıkan Theresa, bir gün ıssız sahilde dolaşırken kumların üzerinde bir şişeye rastlar. şişenin içinde son derece samimi bir dille yazılmış çok dokunaklı ifadelerle dolu bir mektup vardır. Altında yalnızca `G` imzası bulunan bu mektuptaki şiirsel ifadeler genç kadını öylesine derinden etkiler ki, yazarını arayıp bulmak için şiddetli bir arzu duyar. Mektubun yazarını bulmak için çıktığı yolculuk genç kadını, Kuzey Karolina`nın, Outer Banks kesiminde yelkenli gemiler inşa eden Garret Blake adlı bir adama kadar götürecektir.

19. yüzyıl Viyana'sı... çok hoş ve alımlı bir kadın olan Lou Salome, dönemin meşhur doktoru Breuer'i ziyarete gelir ve henüz iki kitabı basılmış ve pek tanınmayan filozof Nietzsche ye yardım etmesi için rica da bulunur. Ona göre, Nietzsche'nin yaşamakta olduğu duygusal çöküntü nedeniyle, Avrupanın kültürel geleceği tehlikededir... Dr.Breuer ilk etapta bu teklife sıcak bakmamasına rağmen, Salome'un çekiciliğinden etkilenir ve teklifi kabul eder. Dr.Breuer'in, Nietzsche ile tanışmasıyla hayatı değişecektir. çünkü bu adam, çok farklı fikirleri olan, sıradışı biridir. Ve bir süre sonra, hasta ile doktorun yer değiştireceği diyaloglara gebe olacak bir tanışma olacaktır bu... Irvin D. Yalom'un aynı isimli, basıldığı 1992 senesinde çok ses getiren kurgu romanından uyarlanan bu filmde, Psikanalizmin öncüsü Freud'un gençliği ile de karşılaşıyoruz.

John Forbes Nash kazandığı bir bursla Princeton Üniversitesi'nde öğrenim görmeye başlar. Bu süreçte parlak zekasını her daim hissettiren ancak çevresindekilerle uyum sorunu yaşayan dahi Nash, inanılmaz bir teoriyi ortaya sürüp kanıtlama aşamasına kadar gelir. Böylece matematik çevrelerince ününü yayan dahi adam zamanla şizofreni belirtileriyle mücadele etmeye başlar. Nash artık kendi kurgusal gerçekliklerinden oluşturduğu dünyasıyla asıl gerçekleri ayırt edemeyecek bir aşamaya gelir.

Sararmış bir not defterinden anlatılan ve yıllar önceden kopup gelen bir aşk hikayesi. 40'lı yıllarda ABD, Kuzey Karolayna'daki sahil kasabası Seabrook'a genç bir kız gelir. Ailesiyle geçireceği sakin bir yazı hayal eden Allie bir karnavalda tanıştığı Noah'la yakınlaşır. Noah kızı gördüğü anda hayatını birleştirmesi gereken insan olduğunu anlar.Genç kız zengin bir aileden geldiği ve delikanlı da değirmende çalışan bir işçi olduğu halde geleceği hiç düşünmeden rüya gibi bir yaz geçirirler ve iyice aşık olurlar. II. Dünya Savaşı'nın kızıştığı bir dönemde hayat, aşıkları ayırıverir. Sevdiği kızı aklından hiç çıkarmamış olan Noah savaştan döner. Oysa Allie gönüllü olarak çalıştığı bir askeri hastanede tanıştığı Lon ile evlenmek üzeredir.

Diana ve David Murphy (Demi Moore ve Woody Harrelson), sıkıntılı günler geçirmektedirler ve şanslarını denemek üzere Las Vegas'a gelirler. Milyarder John Gage ile karşılaşmaları ve aldıkları bir teklifle kötü günleri geride bırakabileceklerdir. 1 milyon dolarlık bu teklifin bedeli Diana ile geçirilecek bir gecedir. Problemlerini çözmek için gayet basit ve kolay bir çözüm gibi görünen bu teklif çifti aşk ve sadakat üzerine ciddi sorgulamalara sürükleyecektir. Başarılı yönetmen Adrian Lyne'dan ahlaki değerleri masa üzerine yatıran bir film.

Holden ve Banky çizgi roman yaratıcıları olan çok iyi iki arkadaştır. Holden, daha sonra lezbiyen olduğunu öğreneceği bir başka çizgi romancı Alyssa'ya aşık olur. Bu ilişki Holden'in Banky ile yıllardır süren arkadaşlığını tehlikeye düşürecektir. Holden Alyssa'nın geçmişiyle bir türlü barışamadığından ilişkileri de aniden duvara çarpar * Kevin Smith'in View Askew evreninde yer alan filmleri arasında şüphesiz en derin ve çarpıcı olanı "Amy'nin İzinde", kahramanı Holden'la birlikte seyircisini de içsel bir serüvene çıkarıyor. Holden, aralarından Jay ve Silent Bob'un da yer aldığı sayısız Askew karakterinden ne kadar çok nasihat alırsa alsın, gözlerindeki perdeyi sadece kendi istediği zaman aralayacaktır ve artık sorun bunun ne kadar geç ya da ne kadar erken olacağıdır.

Geçmişin gizli servis ajanı Frank Farmer 'ın, tehlikeli bir hayranı tarafından tehdit edilen ünlü pop yıldızı Rachell'i koruma göreviyle yolları kesişir.. Önceleri, gözü güvenliği sağlamak dışında birşey görmeyen koruma ve özgürlüğüne düşkün pop yıldızı hiç anlaşamaz. Fakat daha sonra aralarındaki gerilim, aşka dönüşür. Kalbinin kapılarını aşka kapamış olan adam, aşkı ve sorumluluğu arasında sıkışıp kalmıştır. Sonuda elbette aşk galip gelir...

19 yaşındaki Anne , genç ve yakışıklı deniz subayı Frederick Wentworth'e delicesine aşık olmuştur. Ama Frederick'in ne serveti ne de sınıfsal düzeyi uygun değildir. Anne'in ailesi bu birlikteliğe karşıdır ve onu nişanı bozmaya ikna ederler. Sekiz yıl sonra, Anne kararından pişman olur. Frederick'i sevmekten asla vazgeçmez ve Frederick, ün ve servet sahibi olarak denizden döndüğünde, yöredeki evlenme çağına gelmiş her genç kadın gibi sadece seyreder. Frederick, kalbinin sesini dinlemek yerine ailesini dinleyen Anne'i affedebilecek mi?

Film, efsanevi Ludwig van Beethoven'ın hayatını ve ölümünü konu almaktadır. Besteci, bilinen tüm eserlerinin yanı sıra, bir zamanlar isimsiz bir sevgiliye ünlü bir aşk mektubu yazmıştır ve filmde; bu sevgilinin kim olduğu bulunmaya çalışılır. Fakat sevgiliyi bulmak; Beethoven'ın hayatında pek çok kadın olduğu için kolay değildir.

Yanlız yaşayan bir doktor olan Kate, stajını tamamladığı yerel hastaneden ayrılarak Chicago’da bir hastanenin çalışma teklifini kabul eder. Tek üzüldüğü konu, çok severek oturduğu göl kenarındaki evini bırakacak olmasıdır. Bir sonraki kiracıya, kendisine gelecek mektupları göndermesi için yeni adresini yazdığı bir not bırakır. Evin yeni kiracısı Alex geldiğindeyse çok farklı bir manzarayla karşılaşır. Her yer son derece bakımsız, yıpranmış ve pislik içindedir. Bir önceki kiracıdan kalan notta okudukları ise Kate ve Alex’in hayatlarında, çok büyük bir şaşkınlığın ve zamanın imkansızlıklarıyla dolu bir aşkın başlamasına neden olacaktır.Sandra Bullok ve Keanu Reeves, 1994’teki Hız Tuzağı filminden sonra bir kez daha, David Auburn’un yönetimindeki Göl Evi’nde biraraya geliyorlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir