
İm Soo-jung
Cha Young-goon

Bir akıl hastanesinin her biri kendine has özellikteki onlarca hastası arasında, kendisini cyborg zanneden genç bir kızla insanların ruhunu çalabildiğini iddia eden bir erkek hasta bulunmaktadır. Hayatın bildik gerçekliğinden kopmuş bu iki insanın sıradışı yakınlaşmaları, tamamen başka bir gerçeklik üzerine kurulmuş hastane ortamı tarafından da desteklenir.

İm Soo-jung
Cha Young-goon

Rain
Park Il-soon

Oh Dal-su
Shin Duk-cheon
Lee Yeong-mi
Oh Seol-mi

Kim Chun-gi
Lee Dae-pyeong

박준면
Wang Gop-dan

천성훈
Hwang Gyu-suk

Choi Hee-jin
Choi Seul-gi

Lee Yong-nyeo
Young-goon's Mother

Son Young-soon
Young-goon's Grandmother

Park Byung-eun
Kim Jun-beom

Kim Byeong-ok
Judge

이지현
Young-goon's Aunt

주유랑
Radio Announcer
은주희
Shon Eun-young

Emekliliğine günler kalmış olan saygın psikiyatrist Dr. Jack Mickler (Marlon Brando),Zorro gibi giyinmiş bir genci (Johnny Depp) tam intihar edecekken kurtarır ve çalıştığı Psikiyatri kliniğine getirir. Bu genç kendisinin efsanevi Don Juan olduğunu ve ilk aşkını aramak üzere New York'a geldiğini söylemektedir. Dr.Mickler kendisine tanınan 10 günlük süre içerisinde gencin hayat hikâyesini dinler ve gittikçe onun gerçekten Don Juan olduğuna inanmaya başlar. Bu on gün içinde ondan dinledikleri Dr.Mickler'in de yaşantısını da etkilemeye başlar, eşi Marilyn (Faye Dunaway) ile olan ilişkisi canlılık kazanmıştır. Dr.Mickler kişilerin kendi gerçeklerini yaşamaya çalışmalarının onların deli olmaları anlamına gelmeyeceği sonucuna varır.

Hiç beklemediği bir zamanda kanser teşhisi konulan Abbie (Gugu Mbatha-Raw), kısa süre önce nişanlandığı ve ondan başka kimseyle çıkmamış nişanlısı Sam (Michiel Huisman) için "yerini dolduracak" bir kız arkadaş aramaya koyulur.

Psikiyatrik bir hasta olan Daisy, varlıklı bir ailenin oğlu olan Jay ile tanışır. Hastalığından dolayı hayattan izole olan Daisy'i abisinin düğününe götürür. İşte herşey orada başlayacaktır...

When a would-be psychologist, curiously named Dr. Mumford, comes to the idyllic town of the same name and offers his talent for listening and a disarming frankness, the town's quirkiest citizens scramble for a seat on his couch. As he lightens hearts darkened by old secrets no one realizes he's hiding a whopper of his own, or that he's fallen head over heels for one of his patients!

İkili ilişkileri anlatan komedi dram, birkaç çiftin karşılaştığı günlük sorunlarla nasıl başa çıktıklarıı anlatan sevmek ve sevilmek üzerine eğlenceli hikayeler anlatıyor. Yazar Sam, metroda terkedilmiş evlatlık bir çocuk olan Rasheen ile karşılaşır. Sam'in en yakın dostu Annie tedavi görmektedir. Kuzeni Catherine ise erkek arkadaşı Charlie New York'tan taşınmaktadırlar...

"Aşkım" (Cheri), zengin erkekleri baştan çıkarmasıyla meşhur 49 yaşındaki Lea de Lonval’le, daha 19 yaşındaki havalı ve deneyimsiz Fred’in altı yıl süren ilişkilerini anlatıyor. 1900’lerin başında Paris’te geçen filmde Lea, rakibesi Charlotte’un oğlu Fred’i kadınlar hakkında bir şeyler öğrenmesi için kanatları altına alır. İlişkileri safi zevkten ibaretken birbirlerine aşık olurlar. Oscar adayı güzel oyuncu Michelle Pfeiffer’ı baş döndürücü bir rolde izleyeceğimiz “Aşkım / Cheri”de Rupert Friend ve Kathy Bates de başarılı performanslarıyla dikkat çekiyor.

Erkekler, kadınlar, seçimler, arkadaşlık, aşk ve dün gece hakkında... 1980'lerden. Bir Gecelik Aşk Rob Lowe ve Demi Moore'u Chicago'lu 2 bekar olarak karşınıza getiriyor. "B" kelimesini deneyen 2 bekar, "Bağlılık" konusunda Lowe'un seks hocası James Belushi ve Moore'un şüpheci kız arkadaşı Elizabeth Perkins kafa karıştırıcılar. David Mamet'in oyunundan uyarlama film, Edward Zwick'in (Son Samuray) ilk çalışması.

Asi genç kız Rachel çığlık atıyor, küfür ediyor, içki içiyor, aklından geçeni söylüyor ve genelde kontrol edilemiyor. En son yaptığı araba kazasıyla Rachel, annesi Lilly'nin San Francisco'daki evinde en son kuralı yıkıyor. İçinden geldiği gibi hareket eden ve ele avuca sığmayan kızını götürecek yeri kalmayan Lilly, sonunda asla dönmemeye yemin ettiği tek yere götürüyor ; annesinin Idaho'daki evine.

Bu film, 15 yıl öncesinin ünlü melodramı 'Sevgi Sözcükleri'nin devamı. Film yine Aurora Greenaway karakteri çevresinde gelişiyor. Kızı Emma'nın ölümünden sonra torunlarını kendince yetiştirmeye çalışan ama bunu yaparken de otoritesini fazlaca kullanan Aurora, sonuçta kargaşaya ortam hazırlamıştır.

Kevin Bacon ve Elizabeth Perkins kendi sohbet programlarının iki sunucusu olarak savaşırken aşkı ve başarıyı bulan rakip gazetecilerdir. Ne yazık ki programlarının başarısının arkasındaki bu sürtüşme, romantizmi de öldürmektedir.

Yemek uzmanı ve akıl hocası olan büyükbabası, Fanis'e hem yemekleri hem de hayatı tatlandırmak için onlara biraz tuz ve Bir Tutam Baharat katmak gerektiğini öğretir. Büyüyüp dört dörtlük bir aşçı olan Fanis, yemek yapma becerisini çevresindeki insanların hayatına tat katmak için kullanır. 35 yıl sonra Atina'dan ayrılır ve büyükbabası ve ilk aşkıyla tekrar bir araya gelebilmek için doğduğu yer olan İstanbul'a döner; ancak bu geri dönüş, kendi hayatına biraz baharat katmamış olduğunu hatırlatacaktır.

Genç bir kadın olan Camille, Philibert ve Franck adlı iki komşusuyla dost olur; rahat ve huzur bulmak için onların evine yerleşir. Ailevi geçmişleri ve kişilikleri bakımından birbirlerine zıt bu üç karakter, uyum içinde hayatın tadını yakalarlar. Tartışmaların, kavgaların, barışmaların, suç ortaklıklarının ötesinde, “bir arada” olmanın keyfi onları daha güçlü kılar. Derken, inatçı olduğu kadar dünyalar tatlısı olan Franck’ın anneannesini de aralarına almaya karar verirler. Hikâyenin kahramanları feleğin çemberinden geçmiş, biraz yabani ve yalnız karakterlerdir; fakat gönül zenginliğine ve duyguların gücüne inanırlar. Peki, “Bir aradayız, hepsi bu” diyerek kendilerini keşfetmeleri, kendilerini gerçekleştirmeleri mümkün olabilir mi? Masala yakın durmakla birlikte, film burada gündelik hayatın tarafını tutuyor. Her şey toz pembe değil ve kendileri için inşa ettikleri bu fanusta dram eksik olmuyor. Hayatın sert darbelerinden, kenara çekilme riskini de göze almadan, nasıl kaçmalı?

A reclusive elderly poet feels the fire of his youth when gamine schoolgirl Eun-gyo enters his life, to the chagrin of the old man's assistant.

2 Oscar® ödüllü yönetmen Ron Howard yanına Steve Martin ile birlikte birçok oyuncuyu alarak, hayattaki en değerli uğraş olan ebeveynliğin eğlenceli, dokunaklı ve unutulmaz portresini sunuyor...

Kendi tabiriyle insanları sevmeyen, onlardan uzak duran biri olan Elle Reid, 18 yaşındaki torunu Sage'in yardım istemek için ortaya çıkmasıyla kabuğundan çıkar. Birlikte çıktıkları yolculukta Elle geçmişiyle uzlaşacak ve Sage geleceği ile yüzleşecektir.

Hilary Duff filmde garsonluk yapan bir kızı canlandırmaktadır. İşleri o kadar yoğundurki kendine hiç zaman ayıramıyordur fakat bir gün karşısına aradığı aşk çıkar fakat olaylar hiçte onun beklediği gibi yürümez.

Amerika’da büyüyen Lili’ye babası bir gün çok can sıkıcı bir haber verir: Çin’de yaşayan Nai Nai’sine -yani ninesine- 4. evre akciğer kanseri teşhisi konulmuştur. Aile bu haberi nineden saklayıp, kadının son günlerini huzur ve mutluluk içinde, ailesiyle birlikte geçirmesinin yerinde olacağına karar verir. Lili, böylesine büyük bir haberi saklamanın büyük haksızlık olduğunu düşünse de bu karara uyup, ninesiyle -ona hiç haber vermeden- vedalaşmak için ailesiyle birlikte Çin’e gider.

On dokuzuncu yüzyılda Tokyo'da Genç Dr Noboru Yasumoto yaz için lisansüstü tıp eğitimi yapmak üzere bir kırsal kliniğe Akahigenin rehberliği altında ( "Kızıl sakallı"), Dr Kyoj Niide görevlendirilmiştir. Dr. Niide bir zalim görev gibi görünsede gerçekte şefkatli bir insan olduğu ortaya çıkacaktır.

Genç bir hemşire olan Alma, her bakımdan sağlıklı görünen ancak konuşmayı reddeden aktris Elisabeth Vogler'ın bakımını üstlenir. Birlikte vakit geçirdikleri süre boyunca Alma sürekli Elisabeth ile konuşur, fakat hiçbir zaman yanıt alamaz.

Bir ithal araba satıcısı olan Charlie, başkalarının düşüncelerine saygı duymayan bencil ve fırlama bir şehir çocuğudur. Babasının öldüğünü haber alan Charlie, cenazesine gittiğinde, babasının 49 model bir Buick Roadmaster hariç tüm mirasını bir vakfa bıraktığını öğrenir. Kendi hakkı olduğunu düşündüğü bu paradan bir pay alabilmek için bu vakfı ziyaret eden Charlie, buranın özürlülerle ilgilenen bir kurum olduğunu öğrenir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir