
Nathan Phillips
Gary 'Blacky' Black

Gary ve Dumby, Avustralya’daki sahil kasabasında aynı futbol takımında oynayan iki yakın arkadaştır. Ancak Gary beyaz, Dumby ise Aborjin olduğu için çevredeki ırkçılar onları farklı görür. Takımdaki bir Aborjin oyuncunun suça karışmasının ardından, yıldız oyuncu Dumby haksız yere cezalandırılır ve onun yerine Gary ödüllendirilir. Gary, yaşanacak bir trajediyi önlemek için gerçeği söyleme cesaretini bulabilecek midir?

Nathan Phillips
Gary 'Blacky' Black

Luke Carroll
Dumby Red

Lisa Flanagan
Clarence

Tom Budge
Pickles

Simon Westaway
Bob Black

Celia Ireland
Liz Black

Kevin Harrington
Arks

Harrison Gilbertson
Greggy

Martin Vaughan
Darcy

Tony Briggs
Pretty
Eileen Darley
Shirl

Max Fairchild
Big Mac

Kelton Pell
Tommy Red
Reece Horner
Mark Arks
Michael Habib
Tom McGuane

Yıl 1923... Başarılı yazar Virginia Woolf, Londra'nın dışındaki gözlerden uzak evinde Mrs. Dalloway isimli kitabını yazmaya başlar. Sağlık problemleriyle boğuşan Woolf, ağır bir depresyonun pençesindedir. Yıl 1951... Tutkuyla Mrs. Dalloway'i okuyan ev kadını Laura Brown sahip olduğu hayattan kaçmanın tek yolunu böyle bulur. Yıl 2001... AIDS'e yakalanan eski kocasının onuruna bir parti düzenleyen Clarissa Vaughan ve eski kocası Richard arasında Mrs. Dalloway üzerine kurulu özel bir bağ vardır. Bu film, farklı zaman dilimlerinde yaşayan üç farklı kadının bir gününü, Virginia Woolf'un kült romanı Mrs. Dalloway ekseninde anlatmaktadır.

Saroo Brierley’in kendi hayat hikayesini yazdığı “A Long Way Home” isimli kitabından uyarlanan filmde, 5 yaşında Hintli bir çocuk olan Saroo ağabeyinin geri dönmesini beklerken bir tren vagonunda uyuyakalır. O uyurken trenin yola çıkması sonucu küçük Saroo uyandığında kendini evinden kilometrelerce uzakta bulur. Artık kayıptır ve eve nasıl döneceğine dair bir fikri yoktur. Kendini Calcutta'da bulan Saroo büyük mücadelelerden sonra Avustralyalı bir çift tarafından evlat edinilir ve sevgiyle büyür. Ancak ailesini bulma isteği giderek bir saplantıya dönüşür. Elinde hiçbir şey olmadan ilerlemeye çalışan genç adamın içindeki çaresizlik zamanla hayatını da etkilemeye başlar.

Babasının kim olduğunu bilmeyen, annesi uyuşturucu müptelası, on üç kardeşin arasında kimsenin umursamadığı Afro Amerikan genç bir çocuğun hayatı sokaklarda geçmektedir. Okuma yazma bilmeyen, okulda son derece başarısız olan bu çocuk, zengin bir aile tarafından himaye edilmeye başlandığında hayatı değişecektir. Okulda futbola başlayan genç, sonunda kendi yeteneğini keşfetmiştir. Ve bir gün Ulusal Futbol liginin en çok aranan sporcularından biri olacaktır. Film, Michael Oher'in gerçek hayat hikayesinden uyarlanmış.

Freddie Steinmark, Amerikan futbolu oynamanın hayalleri ile yanıp tutuşan genç bir Amerikalıdır. Bu yetenekli oyuncu üst düzey bir koç tarafından fark edilir ve ona bir fırsat verir. Lig Şampiyonluğunu isteyen bu iki ismi de oldukça zor günler beklemektedir. Film Freddie Joe Steinmark isimli futbolcunun hayatından esinlenerek çekilmiştir.

Frank Machin (Richard Harris) güçlü yapısı ve "vahşi" karakteriyle rugby sporunun zirvesine çıkmaya adaydır. Margaret Hammond (Rachel Roberts) ise Frank'in, kocasını iş kazasında kaybetmiş dul ve iki çocuklu ev sahibesidir. Frank, Margarete karşı hisler beslemekte ve hatta onunla ilgili evlilik planları yapmaktadır. Ancak Margaret, Frank ile arasındaki mesafeyi korumaya kararlıdır.

İçindeki aksiyona rağmen dokunaklı; son derece sarsıcı bir anlatım. Senaryosu, oyuncuları ve tarzıyla sıradışı ödüllü bir çalışma. Teksas’ın ekonomik kriz yaşayan kasabası Odessa’daki lise futbol takımı ard arda başarılı olunca kasabanın umudu ve şerefi olmuş, oyuncu gençlerin üzerindeki manevi baskı artmıştır. Ancak takımın yıldızı Bobby ciddi bir sakatlık geçirince spor kariyeri biter. Başarısı riske giren takımın koçu, her şeye rağmen umudunu yitirmemiştir. Küçük kasabadaki insan tiplemeleri, gençlerin birbirleri, hayat ve kendileriyle yaşadığı çatışmalar spor ve aksiyonun müthiş temposu da katılarak anlatılmış.

Richard Wagamese'nin en çok satan romanından uyarlanan film Saul Kızılderili Atı'nın hikayesini anlatıyor. Saul ailesinden koparılarak Kanada'nın kötü şöhretli Katolik okullarından birine yerleştirilen kuzey Ojibway'li bir çocuktur. Saul’un dünyadaki yerini bulan bir adama dönüşmesinin olağanüstü yolculuğuna tanıklık ediyoruz. Kitap satışa çıktığı 2012 senesinde listelerde birinci sırada yer alırken uyarlama filmi de birçok festivalde övgü dolu yorumlar aldı.

1973 yılında Amerika’da, ırksal gerginliği hafifletmek için mücadele eden Afro kökenli Amerikalı genç futbolcu Tony Nathan ve takım arkadaşlarının gerçek yaşam öyküsünü konu edinmektedir.

As he approaches manhood, Ben Meechum struggles to win the approval of his demanding alpha male father, an aggressively competitive, but frustrated marine pilot.

Gerçek bir hikayeden beyazperdeye uyarlanan film, De La Salle Lisesi’nin futbol antrenörü Bob Ladoucer ve yardımcısı Terry Eidson’ın hikayesini anlatıyor. Hiçbir iddiası olmayan bu futbol takımı, Bob Ladoucer’ı bulur ve antrenör zamanla takımda keşfedilmeyen gizli yeteneklerin bulunduğunu fark eder. Zamanla bu yetenekleri ortaya çıkarır; bu nedenle daha da istekli ve hırslı bir hale geldikçe takımının da zafere inanmasını sağlar. İyi bir takım ruhu oluştuktan sonra gerçekleştirdikleri başarılarla futbol tarihinde rekor kırmaya kadar ilerlerler…

A busy executive learns during a meeting that his mother may be dying and rushes home to her side. He ends up being his father's caretaker and becomes closer to him than ever before. Estranged from his own son, the executive comes to realize what has been missing in his own life.

Spor yazarı Joe Warr'ın karısı kanserden ölünce, 6 yaşındaki oğlunun ve önceki evliliğinden olan ergenlik çağındaki oğlunun bakımını üstlenmek zorunda kalır. Kayınvalidesinin ve diğer ebeveynlerin tavsiyelerini reddeden Joe, kendi ebeveynlik felsefesini geliştirir.

Saatli bomba gibi patlamaya hazır, uykusuzluk çeken bir adam ile tekinsiz bir sabun satıcısı; ilkel erkek saldırganlığını şok edici yeni bir terapi yöntemine dönüştürür. Kurdukları bu fikir hızla yayılır ve her şehirde yeraltı "dövüş kulüpleri" kurulmaya başlar ta ki egzantrik biri yollarına çıkıp yok oluşa doğru giden, kontrolden çıkmış bir sarmalı tetikleyene kadar.

Yönetmen Stanley Kubrick, Full Metal Jacket filminde savaşın ve askerliğin, insanların duygularını nasıl yok ettiğini gün yüzüne çıkarıyor. 18 yaşındaki acemi bir askerin gözünden, acemi askerlerin Deniz Kuvvetleri'ndeki ilk günlerinden başlayarak nasıl insani duygularının yok edildiğini ve bireysellikten çıkarılıp Deniz Piyadesi olarak nasıl tekrardan yaratıldıklarını anlatıyor. Film, 1968 yılında Vietnam harekatı için yetiştirilen askerlerin ruhlarında bıraktığı zarar ve savaşın nasıl insanlık dışı bir şey olduğunu açığa çıkartıyor. Gustav Hasford'un "The Short-Timers" isimli romanından uyarlanmıştır.

Ace Rothstein, 1970'lerin Las Vegas'ında bir kumarhane işletmecisidir. İşini korumak için gereken her yola başvuran Ace, işletmesinin bol miktardaki kârının büyük kısmını patronlarıyla paylaşmaktadır. En iyi dostu Nicky Ace'in işletmenin çalışanlarına ve zaman zaman da müşterilere göz kulak olmasına yardım etmeye başlar. Ace'in amacı gelirini belli bir seviyede tutmak, patronlarla başını belaya sokmamak ve kumarhanesinin güvenilir ve sevilen bir yer olarak kalmasını sağlamaktır fakat Nicky işletmeye adımını attığı günden itibaren tüm kumar piyasasını eline geçirmeyi ve Vegas'ın kralı olmayı hayal etmektedir.

Kült klasiği filmde Ewan McGregor, eroini ve ‘kötü arkadaş’ları ardında bırakmak isteyen Mark Renton’u oynuyor. Renton, zor da olsa (akıllardan silinmeyecek bir sahne sonunda) temizlenir ve Londra’ya gider. Ama geçmişten kurtulmak o kadar kolay değildir, hele eski arkadaşları kapısında bitiverirse!

John Forbes Nash kazandığı bir bursla Princeton Üniversitesi'nde öğrenim görmeye başlar. Bu süreçte parlak zekasını her daim hissettiren ancak çevresindekilerle uyum sorunu yaşayan dahi Nash, inanılmaz bir teoriyi ortaya sürüp kanıtlama aşamasına kadar gelir. Böylece matematik çevrelerince ününü yayan dahi adam zamanla şizofreni belirtileriyle mücadele etmeye başlar. Nash artık kendi kurgusal gerçekliklerinden oluşturduğu dünyasıyla asıl gerçekleri ayırt edemeyecek bir aşamaya gelir.

Bilim insanları insanların içgüdüsel dürtülerini ölçebilmek adına bir deney kurgulamaya karar verirler. Deneye göre 8 kişi gardiyan, 12 kişi tutuklu olarak yalancı bir hapishaneye alınırlar. Gardiyanlar, gardiyan rolünü; mahkumlar ise mahkum rolünü oynayacaklardır. Her şey bir oyun olarak başlar ancak durumun gittikçe daha ciddi bir hal almaya başlaması, oraya para için gelen yirmi kişiyi rollerinin içerisine mahkum eder. Artık sahte gardiyanlar gerçek gardiyan gibi davranmaya başlayacaklardır. Bilim insanları deneyin kontrolünü kaybedeceklerdir.

Edgecomb, hikayesini anlatırken bir huzurevinde yaşamaktadır ve hapishanedeki görevinin üzerinden yıllar geçmiştir. Hapishanedeki hücrelerinden alınan idam mahkumlarının elektrikli sandalyenin bulunduğu ölüm odasına giderken yürüdükleri, bir millik yeşil yolda yaşananlara her defasında tanık olan Edgecomb, ömrü boyu unutamayacağı olaylara tanık olur. Edgecomb, yıllar boyunca sayısız idam mahkumu nakleder ama hiç birisi onu John Coffey kadar etkilemez. Oldukça iri yarı bir adam olan Coffey, iki küçük kızı öldürmek suçundan idama mahkum olmuştur. Ürkütücü görünümünün aksine oldukça ince, kırılgan ve düşünceli bir yapıya sahip olan Coffey, bazı doğaüstü güçlere sahiptir. Edgecomb'un ona gerçekten suçlu olup olmadığını sorması ile aralarında bir diyalog başlar.

Rudy, çocukluğundan beri hayranlıkla takip ettiği Notre Dame Üniversitesi'nin futbol takımına girme hayalinin peşinden koşan Rudy Ruettiger'ın hikayesini anlatıyor... Herkes onun başaramayacağını düşünürken Rudy onlara yanıldıklarını göstermek için hiç durmadan çalışır ve sonunda amacına ulaşır...Rudy filmi gerçek bir hikayeye dayanıyor. Notre Dame futbol takımının oyuncusu Daniel Eugene "Rudy" Ruettiger hayatını anlatıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir