
Amparo Noguera
Sofía


Amparo Noguera
Sofía

Jaime Vadell
Judge Águila

Francisco Pérez-Bannen
Doctor Schultz

Luis Gnecco
Pedro

Mariana Loyola
Alicia

Patricia Rivadeneira
Berta - Judge's Secretary

Daniela Ramírez
Jimena

Emilia Noguera
Judge's Daughter
Elsa Poblete
School Principal
Carolina Jullian
Claudia

Martín Sepúlveda
Beach Actor
Arnaldo Berríos
Man of the Garbage Dump

Alfredo Castro
Journal Owner
María José Siebald
Carla - Judge's Secretary

2007 Cannes Altın Palmiye ödülü sahibi, festivalde büyük beğeni toplayan '4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün'de Romanyalı yönetmen Cristian Mingui, süssüz, neredeyse çiğ bir gerçekçilikle, istenmeyen bir eylemin bireysel sonuçları üzerinden totaliter bir toplumdaki soğukkanlı adalet anlayışını ifşa ediyor. 'Altın Çağ'dan Öyküler' başlıklı toplayıcı bir projenin parçası olarak tasarlanan ve şehir efsaneleri ve bireysel zorluklar etrafında gelişen anlatılardan yararlanarak komünizm dönemi Romanya'sının sivil tarihine öznel bir bakış geliştiren film, rejimin son yıllarında Romanya'da küçük bir kasabada yaşayan iki oda ve okul arkadaşı Otilla ve Gabita'nın öyküsünü beyazperdeye taşıyor. İstemediği bir gebelikten muzdarip olan Gabita Otilia'dan yardım ister. Otilia Gabita için ucuz bir otelde bir oda kiralar ve Gabita, hatasını temizleyecek olan kürtajcı Mr. Bebe'yi beklemeye başlar. Gabita cezadan ve horgörüden kaçmak için herşeyi yapmaya hazırdır fakat hiçbirşey göründüğü kadar kolay olmayacaktır.

The Cider House Rules, evini terkeden, aşkı ve dünyada ait olduğu yeri bulan genç bir adamın hikayesi. Senaryoyu da yazan John Irving'in çok-satan romanından uyarlanan film, ailesini kaybetmiş ve kaldığı yetimhanenin doktoru Larch tarafından yetiştirilmiş Homer Wells'in hikayesini anlatıyor. Homer ve Larch'ın arasındaki ilişki biraz gariptir. Larch, Homer'a tıpla ilgili bildiği her şeyi öğretir. Ama Homer'ın istediği ve Larch'ın ona veremediği bir şey vardır: Hayatını sürmesi için gerekli kurallar...

Grace, çocukların kısa dönemli kaldığı bir yetimhanede çalışan, orada evlerinden alınmış kötü durumdaki çocuklar için elinden geleni yapmaya çalışan genç bir danışmandır. Her ne kadar kendi hayatını yaşamaya çalışsa da derinden yaralar almış çocuklarla ilgilenmek bunu kolaylaştırmamaktadır. Şimdi ise uzun süredir birlikte olduğu sevgilisiyle ciddi adımlar atmaya hazırlanırken onu derinden etkileyecek dönüm noktaları onu beklemektedir. Tüm bunlarla baş edebilmek için kariyerini ve daha da önemlisi kendisini tehlikeye atabilecek kararlar alması gerekecektir.

When Tragedy Strikes three Families, their Destiny forces them on a coverging path and mercy as the challenges of their fate could also resurrect their beliefs

John, 35 yaşında bir cam temizleyicisidir ve dört yaşındaki oğlu Michael'ı tek başına büyütmektedir. Michael'ın annesi, doğumdan kısa bir süre sonra onları terk etmiştir. John'a ölümcül bir hastalık teşhisi konduğunda, oğlunun geleceğini güvence altına almak için ona yeni bir aile bulma çabasına girer. Bu süreçte, çeşitli aday ailelerle görüşmeler yapar ve oğlunun en iyi şekilde büyüyebileceği bir yuva arar .

Altı yaşındaki Maisie, rock yıldızı annesi Susanna ile karizmatik ancak ilgisiz sanat simsarı babası Beale´in tatsız boşanmasının sarsıntılarıyla boğuşmaktadır. Maisie’nin hayatına, boşanmanın ardından anne ve babasının yeni eşleri de girer. Ancak küçük kız, eşlerinin bencilliğini fark edip birbirlerine âşık olan üvey ebeveyniyle yakınlaşınca durum iyice çetrefilleşir.

In 1960s Los Angeles an energetic widow and her six children try to make a dream of theirs come true: to have a home of their own. They leave L.A. and head for the countryside, all the while facing numerous difficulties and obstacles during their journey.

94 yaşındaki Eleanor Morgenstein, en yakın arkadaşının ölümünün ardından hayatını yeniden kurmaya çalışır. Bunun sonucunda, onlarca yıl Florida'da yaşadıktan sonra New York'a geri döner.

Çok uzun yıllar kaldığı hapishaneden çıktıktan sonra bulaşıkçı olarak çalışmaya başlayan, çalıştığı yerin arkasındaki bir çöp tenekesinde terk edilmiş bir bebek bulan Russ Millings’in hikâyesini anlatıyor. Bebek için ne yapacağından pek emin olamayan Russ, bir süre sonra bu bebeğin hayatını düzene sokmak konusunda önemli bir fırsat olduğunu fark eder.

Uyuşturucu bağımlısı annesinin terk ettiği bebek, beyaz bir işçi ailesi tarafından evlat edinilir. Oğlunun ölmediğini öğrenen anne, onu geri alabilmek için mahkemeye başvurur.

Çocuk sahibi olamayan Joan Crawford, küçük bir kız evlat edinmeye karar verir. Ancak Joan ile evlatlığı Christina arasında travmatik olaylar yaşanacaktır.

Bir inanç krizinin ardından çıktığı spiritüel yolculuk, tanınmış fundamentalist vaiz Carlton Pearson'ın değer verdiği her şeyi riske atar.

Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.

Film, kürtajın yasa dışı olduğu 1963 yılında Fransa'da geçiyor. Geleceği parlak bir öğrenci olan Anne’in hayatı, hamile olduğunu öğrenmesiyle alt üst olur. Zor bir dönemden geçen Anne, eğitimini bitirmek ve proleter ailesinin sosyal kaderinden kaçmak için kürtaj yaptırmaya karar verir.

Eski bir askeri papaz olan Ernst Toller, oğlunun ölümü yüzünden dağılmış durumdadır. Kendini toparlamak için çalışmaya başladığı yeni kilisesinin üyelerinden biri de Mary ve takıntılı derecede radikal çevreci eşi Michael’dir. Mary, Michael’ı da ilgilendiren önemli bir konu hakkında Toller'ın danışmanlığını ve yardımını ister. Toller, Michael’a danışmanlık yapmaya başladıktan sonra hayata farklı bir gözle bakmaya başlar. Köklü bir geçmişi olan kilisesinin şüpheli işlerini inceler ve bazı "sırlarını" keşfeder. Film bir tabuya dokunarak dini, daha doğrusu dini temsil eden kilisenin (kurum olarak) iş ve siyaset dünyasıyla olan ilişkilerini ve çevre gibi duyarlılık gerektiren konulardaki tutumunu sorgulamaktadır.

Modern western türündeki hikayesiyle Little Woods, Kuzey Dakota'da yaşayan Ollie (Tessa Thompson) ve Deb (Lily James) adında iki kız kardeşin yaşadıklarını anlatıyor. Kanada sınırlarından geçirmek üzere elinde bulunan haplar nedeniyle yakalanan Ollie, denetimli bir şekilde serbest bırakılmıştır Yaşamını bu şekilde sürdürmeye çalışan Ollie, annesinin ölümünün ardından kız kardeşi Deb'in yaşamına yeniden girmek zorunda kalır. Deb ise işe yaramaz kocası ve istenmeyen hamileliğiyle mücadele etmektedir. Diğer yandan, annelerinin evine ipotek konulması nedeniyle evi kurtarmak için yalnızca bir haftaları bulunmaktadır. Ollie tüm bu sorunları bir kenara itip hayatına devam mı edecektir; yoksa Deb ile mücadele için kalacak mıdır?

Fransız sinemasının önemli yönetmenlerinden "Le Salaire De La Peur" (1953), "Les Diaboliques" (1955) gibi başyapıtları yöneten Henri-Georges Clouzot en çarpıcı filmlerinden biri olan Le Corbeau (1943) bir kasaba doktorunun Karga imzalı bir tehdit mektubu almasını ve giderek kasabada hemen hemen herkese aynı mektubun gönderilmesinin yarattığı huzursuzluğu anlatıyor. Film Tulle kentinde gerçek bir olaydan esinlenerek, Fransız taşrasına gerçekçi bir gözlemde bulunmuş. Filmin yapımcılığını Almanlar üstlenmiş. Filmi Almanlar, İsviçre ve Çekoslovakya gibi ülkelerde, Fransız toplumunun yozlaşmasının göstergesi, tanıtımıyla gösterime sunması, 2.Dünya Savaşı döneminde direnişçilerin tepkisine ve savaşın bitiminden sonra Clouzot ve oyuncu Pirre Fresnay'ın uzun süre sinemadan dışlanmasına yol açmış.

Ten years have gone by since Elena's six-year old son has disappeared. The last thing she heard of him was a phone call he gave her, saying that he was lost on a beach in France and couldn't find his father. Nowadays, Elena lives on this same beach and manages a restaurant. She is finally beginning to emerge from this tragic episode when she meets a French teenager who strongly reminds her of her lost son. The two of them will embark on a relationship which will sow chaos and distrust around them.

Arizonalı emektar bir şerifin karısının öldürüldüğü sırada, olay yerinde bulunan bir meksika göçmeninin üzerinden, hem bireysel silahlanma, hem son yılların en önemli problemlerinden biri olan göçmenlik müessesesine değinen film; bireysel sorularını cevaplandırmak için bu çorak coğrafyayı altını üstüne getiren şerifin mücadelesini anlatıyor!

Genç bir kadın olan Joy, 1960'lı yılların geleneklerine uygun bir yaşam sürmektedir. Ancak beklenmedik hamileliği onun hayatının değişmesine neden olur. İkinci hamileliği Joy’un hayatını tehdit ettiği için hamiliğini sonlandırmak ister. Ancak erkeklerden oluşan sağlık kurulu, Joy’un hamileliğini sonlandırmasına izin vermez. Kendisini sıkışmış hisseden Joy, bu sırada kendi gibi çaresiz kadınlara gizlice yardımcı olan, kendilerine Jane’ler adını veren bir grup kadınla tanışır. Grup, Joy’un hayatını kurtarır. Hayata yeniden başlayan Joy, örgüte katılıp başka kadınların da kendi kararlarını almalarına yardımcı olmaya karar verir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir