
Jessica Chastain
Eleanor Rigby

Aşkın derinliklerinde kaybolan bir çiftin, Conor ve Eleanor'un sarsıcı hikayesi, izleyiciyi duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Ned Benson'ın yönetmenliğinde, Jessica Chastain ve James McAvoy'un büyüleyici performanslarıyla hayat bulan bu dram, mutluluğun ardından gelen bir trajedinin evliliği nasıl sınadığını gözler önüne seriyor. Başlangıçta iki farklı perspektiften sunulan, ardından ustaca tek bir sinematik deneyime dönüştürülen film, aşkın karmaşık doğasını, ayrılığın acısını ve yeniden bir araya gelme çabasını incelikle işliyor. Eleanor ve Conor'un birbirlerini anlamaya çalıştıkları bu süreç, ilişkinin farklı hallerini sorgulatan, düşündürücü ve yürek burkan anlarla dolu.

Jessica Chastain
Eleanor Rigby

James McAvoy
Conor Ludlow

Bill Hader
Stuart

Viola Davis
Professor Lillian Friedman

Isabelle Huppert
Mary Rigby

Ciarán Hinds
Spencer Ludlow

Nina Arianda
Alexis

Jess Weixler
Katy Rigby

William Hurt
Julian Rigby

Ryan Eggold
Guy from Club

Jeremy Shamos
Evangelist

Nikki M. James
Sia

Wyatt Ralff
Philip

Brendan Donaldson
Casimir Waiter

Daron Stewart
Guy Walking on Bridge

Gecenin geç saatlerinde New York caddelerinde bir ambulans sirenlerini çalarak ilerlemektedir. Gece vardiyasındaki ambulans görevlileri için ölülerle ya da ölmek üzere olan insanlarla yüzyüze olacakları yeni bir gece daha başlamıştır. Sabaha kadar görev başında olan bu görevliler, en az New York caddelerinden topladıkları ölmüş ya da ölümün eşiğine gelmiş insan bedenleri kadar fırtınaya tutulmuş, yaşamları normal seyrinden çıkmış insanlardır.Kimbilir, belki de onları ayakta tutan, Manhattan'ın bir deprem merkez üssünü andıran kaos yüklü caddelerin sürrealist bir tabloya benzeyen görünümüdür. Her gece dünyanın bir başka acımasız ve keskin görünümüyle karşılaşmanın getirdiği yakıcı duyguların ta kendisidir.

II. Dünya Savaşı yılları Brüksel, 1941... Nazi Gestapoların yakalayıp sürgün ettikleri ailenin, genç yahudi kızı Mashi Defonseca'nın gerçek hayat hikayesinden uyarlanmış. Mashi'nin anne ve babası sürgün edilmeden önce, Belçika'lı bir aile ile kızlarının saklanıp korunması ve bakımı için anlaşmıştır. Bir süre sonra yakalanma korkusu ile Mashi ailenin yanından kaçar ve ailesini bulmak için Belçika'dan Ukranya'ya kadar tüm Avrupa'yı yürüyerek geçeceği insanın kanını donduran tehlikelerle dolu dört yıl süren yolculuğuna başlar. Ormanda kurtlarlar sayesinde hayatta kalır.

Uncle Frank ile 1973 yılının yaz aylarına gidiyoruz. Genç bir kız olan Beth Bledsoe, New York'ta okuyabilmek üzere taşrada yaşayan ailesinin yanından ayrılır ve amcası Frank'in yanına gelir. Aynı zamanda Frank de saygıdeğer bir edebiyat profesörüdür. Beth, çok zaman geçmeden Frank'in eşcinsel olduğunu fark eder. 10 yılı aşkın süredir sevgilisi Wally ile birlikte yaşıyordur ve bunu bir sır olarak saklamıştır. Frank'in babasının aniden ölmesi üzerine Frank'in ailesinin yanına gitmesi gerekmektedir. Beth de bu yolculukta ona eşlik edecektir. Tabii Wally de onlara gizlice eşlik eder. Yolculuk boyunca derinlere gömülmüş duygular, travmalar birer birer ortaya çıkar.

Martha, evde doğum yaparken oldukça zorlayıcı deneyimler yaşar. Bunun ardından yaşadığı duygusal çöküntüyle ve dalgalanmalarla mücadele vermesi, bir yandan da kocası Sean ve annesi Elizabeth ile yaşadığı sorunlarla başa çıkması gerekmektedir.

Kızını büyüten bekar bir baba olan Max’ın hayatı, kendisine ölümcül bir beyin tümörü teşhisi konulmasıyla kararır. Bu durum üzerina adam, onları yıllar önce terk eden kızı Wally’nin hiç tanımadığı annesini bulmak ve hayatının geri kalanında bilmesi gereken her şeyi ona öğretmeye çalışmak için bir yolculuğa çıkar.

James White is a troubled twentysomething trying to stay afloat in a frenzied New York City. As he retreats further into a hedonistic lifestyle, his mother's battle with a serious illness faces a series of setbacks that force him to assume more responsibility. With the pressure on him mounting, James must find new reserves of strength or risk imploding completely.

Birbirinden ayırılmış ve hayatlarında birçok zorlukla mücadele eden ikiz kardeşler Maggie ve Milo'nun on sene sonra bir araya gelmesini konu alıyor.

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

Jude ve Mina, New York’ta tesadüf eseri tanışıp beraber olmaya başlarlar. Jude’un hareketli kişiliğini Mina sakinliğiyle tamamlayınca, kusursuz ilişkileri evliliğe kadar gider. Ancak bu kusursuz denge, bebeklerinin dünyaya gelmesinin ardından bozulur ve çiftin aslında ebeveynlik konusunda birbirlerinden çok farklı düşündükleri ortaya çıkar. Mina vegan beslenme ve arınmayı bir saplantı haline getirmiştir ve ağır bir diyet yapmaktadır. Üstelik bu diyeti bebeğine de uygulamaya çalışmaktadır. Bebeğin büyüme sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gören Jude, duruma müdahale etmeye çalışır ancak bu bir ölüm kalım savaşına dönüşecektir.

Ünlü bir savaş fotoğrafçısı olan Isabelle Reed, zamansız bir trafik kazası sonucu hayatını kaybedeli 3 yıl olmuştur. Reed'in anısına düzenlenecek bir fotoğraf sergisinin açılışı yaklaşırken, Reed'in büyük oğlu Jonah, uzun zaman sonra babası Gene ve içine kapanık ergen kardeşi Conrad'ın yanına gelir. Aynı aileden olmalarına rağmen mesafeli bir ilişkileri olan ve Isabelle'i çok farklı şekilde hatıralarında yaşatan bu üç kişi birbirine Isabelle’in zihinlerindeki farklı farklı imgeleri sayesinde yakınlaşacak ve Isabelle’in hayatı boyunca içine attığı sırlarıyla yüzleşeceklerdir.

Kate Winslet'ın bu etkileyici ilk yönetmenlik denemesinde Helen Mirren, son vedasını kendi istediği gibi yapmayı planlayan hasta ve kıvrak zekâlı bir anneyi canlandırıyor.

Ayelet Waldman'ın romanından uyarlanan film, evliliğini ve üvey oğluyla olan sorunlu ilişkisini düzeltmek için bir yol arayan genç bir kadının öyküsünü anlatıyor.

The Brutalist filmi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra "Amerikan rüyasını" yaşamak için ABD’ye göç eden Macaristan doğumlu, Bauhaus eğitimli Holokost kurtulanı mimar Laszlo’nun yolculuğunu ve hayat hikâyesini anlatıyor. Başlangıçta yoksulluk içinde çalışmaya zorlanan Laszlo, kısa süre sonra hayatının seyrini 30 yıl boyunca değiştirecek bir kontrata imza atar. Yenilikçi kamera oyunları, dramatik yapısı, alışılmadık açı ve kadrajları, kurgusu ve sıradışı ses tasarımı, parlak oyuncu kadrosuyla hem şaşırtıcı hem de unutulmaz.

Yakışıklı çapkın Nicky Ferrante ile caz şarkıcısı Terry, Avrupa'dan New York'a giderken yolda tanışırlar ve 6 ay sonra Empire State Binası'nın çatısında buluşmak üzere sözleşirler.

Lizzie, 9 yaşındaki oğlu Frankie'yi babasından ve onla ilgili gerçekten korumak için sürekli olarak taşınmaktadır. Kendini bildiğinden beri farklı yerlere taşınan Frankie sağırdır ve babasının Accra isimli bir gemiyle denizlerde seyahat ettiğini zannetmektedir. Oysa Lizzie, oğlunun babasıyla ilgili gerçeği öğrenmemesi için babasının ağzından mektuplar yazmakta, gittiği yerlerdeki maceralarını anlatmaktadır. Fakat bir gün gerçekten var olduğunu bilmediği Accra gemisinin yeni taşındıkları sahil kasabasına yanaşacağını öğrendiğinde işler Lizzie için karmaşık bir hal alır. Bir yabancı bulup bir günlüğüne Frankie'nin babası gibi davranmasını istemek zorunda kalacaktır...

Sevgilisinin ölümünden sonra genç Justice okulu bırakır ve hayatını kuaförlük yaparak kazanmaya başlar. Çevresindeki insanlardan iyice uzaklaşan Justice bütün hayatını şiir yazmaya adar. En İyi Film Müziği dalında Oscar'a aday gösterilen filmde ünlü pop şarkıcısı Michael Jackson'ın kardeşi Janet Jackson'ın performansı eleştirmenler arasında büyük tartışma yarattı. Jackson'ın filmdeki performansı 1994 yılında MTV tarafından En İyi Kadın Oyuncu ödülüyle onurlandırıldı fakat sanatçı Razzie Awards tarafından yılın en kötü oyuncusu seçildi.

Boksör Jakc la mottanın kendi ağzından anlattığı şampiyonluklardan bar komedyenliğine uzanan hırslı hayat hikayesi.Usta yönetmen Martin Scorsese'nin yönettiği bu film protesto amacıyla siyah-beyaz çekilmiştir,aynı zamanda sinema eleştirmenleri ve yönetmenleri tarafından tüm zamanların en iyi filmleri içinde ilk 10 sıradadır.

Vahşi Afrika’da henüz yeni doğan bir aslan doğaya egemen düzenin kökünden sarsılacağı bir döneme tanıklık etmek üzeredir. Doğanın kralı olan babasının tacının veliahtı olan Simba, kötülüklerle ve kötü hayvanlarla dolu ormanlarda günden güne daha fazla öğrenecek ve daha fazla büyüyecektir. Simba’nın sorumluluklarını üstlenme ve sorunları çözme becerisi, ormanın yeni kurallarını belirleyecektir.


Terry Lambert, patronunun eşi Sylvia ile gizli bir ilişki yaşamaktadır. Bir gece, Sylvia, Terry’nin yatak odasından dışarıyı izlerken bir saldırıya tanık olur. Ancak olayın ortaya çıkması, ilişkilerini ifşa edeceği için polise ifade vermez. Terry onun yerine ifade vermeye karar verir ve olayı görmüş gibi davranır. Ancak söyledikleriyle gerçekler arasında çelişkiler ortaya çıkar ve Terry kendini cinayetle suçlanan baş şüpheli olarak bulur. Gerçek tanık olan Sylvia ise hâlâ susmaktadır. Terry, hem masumiyetini kanıtlamaya hem de gerçek suçluyu ortaya çıkarmaya çalışır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir