
Nicholas Hoult
Silas

Duyguların ve birçok hastalığın kökünün kurutulduğu distopik bir gelecekte insanlar duygusuz bir robot gibi, bu nedenle huzur içinde yaşamaktadır. S.O.S. adında daha önceden keşfedilmemiş bir bulaşıcı hastalık, Silas'ın (Nicholas Hoult) yeniden hissetmesine ve iş arkadaşı Nia'ya (Kristen Stewart) aşık olmasına neden olur. Nia da aynı hastalıktan muzdariptir ve ikili gözlerden uzak bir şekilde ve kesinlikle yasak olmasına rağmen aşk yaşamaya başlarlar. Ancak bir süre sonra hastalığın ilacı bulunmuştur ve Silas ile Nia, hislerini ve birbirlerini kaybetmemek için her şeyi göze almaya hazırdır.

Filme adını veren Bay Hiçkimse, 2092 yılında dünyada kalmış son ölümlü olan 117 yaşında Nemo adında bir adamdır. Ölüm döşeğindeki Nemo, genç bir çocukken bir peronda durduğunu hatırlar. Tren kalkmak üzeredir. Annesiyle birlikte mi gitmeli yoksa babasıyla mı kalmalıdır? Bu karar, sonsuz sayıda olasılığı doğuracaktır.

Hayatının aşkını trajik bir kazada yitirdikten sonra yasa boğulan bir genç, sevgilisinin ona öteki dünyadan işaretler gönderdiğine inanmaya başlar.

Çocukluktan beri yakın arkadaş olan Ruth (Keira Knightley), Tommy (Andrew Garfield) ve Kathy (Carey Mulligan) başka insanlara organ sağlamak için klonlanmışlardır. Üç arkadaşın çocukluk yılları yatılı bir okulda geçmiştir. Erişkinliğe ulaştıklarında ise ürpertici gerçekle tanışmaları ve kendilerine çizilmiş olan kaderlerine hazırlanmaları gerekmektedir.

Theodore Twombly hayatını, yakın gelecekte nadir bulunan bir şeye dönüşmüş olan el yazımı mektuplar yazarak kazanmaktadır. Ve bu yıllarda insanların işlerini artık bilgisayar programları yerine getirmektedir. Theodore, karısından boşandıktan sonra bir apartman dairesinde tek başına yaşamaya başlar ve bir gün karşılaştığı bir teknoloji reklamıyla birlikte hayatı değişir. Kusursuz bir yapay zeka programı sunan yeni bir işletim sistemi, onu son derece çekici bir kadın olan Samantha ile tanıştırır. Sanal bir varlık olan ve sadece bir sesten ibaret olan Samantha, Theodore'u dünya ve hayat üzerine sorduğu sorularla birlikte bambaşka bir gerçeklikle tanıştırır. Ağır bir depresyonun içerisinde olan Theodore, yavaş yavaş hayatın keyifli yanlarını fark etmeye başlarken yapay zeka programıyla arasındaki ilişki de gitgide tuhaflaşır.

Marisa Tomei (My Cousin Vinny) ve Christian Slater (Murder in the First) bu yürekleri ısıtan, dürüst ve ustaca işlenmiş modern çağ romantik hikayesinde olağanüstü performans sergiliyorlar. Rosie Perez'in de (White Men Can't Jump) yardımcı rolde yer alarak kendisine özgü enerji ve yeteneğini kattığı Untamed Heart, "tam olması gerektiği gibi" (Roger Ebert, "Siskel & Ebert"), Tomei, Caroline adında aşk hayatı sürekli mutsuz devam eden bir garsonu canlandırıyor. Slater ise Adam rolünde restaurantın Caroline'a gizli bir hayranlık besleyen fakat ona duygularını açamayan başka bir çalışanını canlandırmakta. Ama her şey soğuk bir gecede değişir, Caroline eve dönerken hayatı tehlikeye girer ve Adam onu kurtarır. Beklemediği beyaz atlı prensine ilgi duymaya başlayan Caroline, duyarlı adımlarla onun yalnız dünyasına girer. İkisi bir arada sinemadaki en unutulmaz aşk hikayelerinden birisine dönüşecek bir güven ve anlayış bağı oluşturuyorlar.

Hilary Duff filmde garsonluk yapan bir kızı canlandırmaktadır. İşleri o kadar yoğundurki kendine hiç zaman ayıramıyordur fakat bir gün karşısına aradığı aşk çıkar fakat olaylar hiçte onun beklediği gibi yürümez.

Will Traynor zengin, başarılı, yakışıklı, yaşamayı seven ve istediği her şeye sahip olan genç bir adamdır. Ancak talihsiz bir motosiklet kazası sonrası felç kalınca yaşama hevesini kaybetmiş, ölmeyi düşünmeye başlamıştır. Louisa Clark ise bir kafede garsonluk yapan, hayatta fazla bir başarısı ve beklentisi olmayan, her daim ablasının gölgesinde kalmış bir kadındır. Lou kafedeki işini kaybedince yeni bir iş aramaya başlar ve Will'in bakıcısı olarak çalışmaya işe alınır. Son derece kültürlü ve donanımlı biri olan Will, Louisa'yı önce küçümsese de genç kadının varlığı ona yaşama sevinci vermeye başlar. Aralarında kurulan bu arkadaşlık ve yakınlık, ikisini de çok değiştirecektir.

Bridger is a young outsider who's always wanted more. He and his mother flee an abusive home, eventually finding a small town in the middle of nowhere. Once there, Bridger finds true acceptance with another misfit.

Aza confronts her potential for love, happiness, friendship, and hope while navigating an endless barrage of invasive, obsessive thoughts.

Meçhul bir geçmişe sahip milyarder Jason Stevens, büyükbabasından kalan eski günlükleri okumaya başlayarak geçmişindeki sırların peşine düşer.

Amerikalı yazar Lois Lowry'nin romanından beyazperdeye uyarlanan film, ütopik bir dünya düzeninde geçiyor ve bu dünyada insanların zihinlerinde bulunan geçmişe dair anılar ve bilgiler tamamen siliniyor. Dolayısıyla artık insanların hafızalarında ne suç, ne yoksulluk ne de hastalıklar kalır. Bu geçmişi ayrıntılarıyla bilen tek kişi ise 'The Giver' isimli yaşlı bir adamdır. 12 yaşındaki Jonas, yaşlı adamın yanında çalışmaya başlayınca insanlığın hafızalarından silinen geçmişini öğrenmeye başlar. Zamanla bu sırların acımasızlığıyla yüzleşen Jonas'ın hayatı tam bir kaosa dönüşecektir...

Bir salgının dünyanın yarısını yok etmesinin üzerinden geçen on yılın ardından, bir baba ve kızı toplumdan uzak bir yerde yaşamaktadır. Adam, kadınların yok olmasına neden olan salgının başlarında doğan kızını sadece erkeklerin yaşadığı toplumda büyütmeye çalışır. Kızının erkek gibi görünmesini sağlayan ve onu insanlara erkek olarak tanıtan baba, erkek egemenliğindeki toplumda kızını korumak için zorlu bir mücadele vermek zorunda kalır.

Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.

Üniversiteden önce pişman olmadan ve kalp kırmadan ayrılmak üzere bir anlaşma yapan Clare ve Aidan, aşka bir şans daha verecek mi?

Bill, ona bakmak için eve dönen oğlu Sam tarafından bakılan, hasta, hayattan daha büyük bir babadır. Sam, evdeyken yerel bir kadın olan Kate'e aşık olur. Aynı zamanda Bill, annesi Tina'ya aşık olmaya başlar.

1496'da Castilla'lı Juana, bir filoyla Brüksel'e gider. Burada evleneceği adam olan Avusturya İmparatoru'nun \"Yakışıklı\" lakaplı oğlu Felipe ile tanışacaktır. Her ne kadar evlilikleri politik bir karar olarak başlamış olsa da genç çift kısa zamanda birbirlerine tutkuyla aşık olurlar. 1504'te Juana'nın İspanya kraliçesi olan annesi ve ağabeylerinin ölümüyle genç kadın İspanya tahtına çıkar. Kraliçe olmanın manevi yükünün üzerine kocasının çeşitli kadınlarla kendisini aldattığını öğrenen Juana, kısa zamanda akli dengesini kaybeder. Fırsattan yararlanan Felipe, genç kadın için yüksek mahkemeden karar çıkarttırarak tedavisi için bir manastıra yatırır ve İspanya kralı olur.

İlk filmdeki olayların üzerinden 30 yıldan daha uzun bir zaman geçmişken, Los Angeles Polis Departmanı'nda görev yapan Memur K, insanlığı büyük kargaşaya sürükleyecek ve hatta sonunu bile getirebilecek bir sırrı ortaya çıkarmıştır. Büyük bir felaketi önleyebilmek için Rick Deckard'ı bulup ondan bazı soruların yanıtlarını alması şarttır.

Yıkım sonrası bir dünyada geçmekte olan bilim kurgu filmi bir robotu temel alıyor. Ölmekte olan yaratıcısının köpeğini korumak için yaratılan robot, bu sürede sevgiyi, dostluğu ve insan olmanın ne demek olduğunu keşfediyor.

22. yüzyılda iklim değişikliği, Dünya'yı yaşanmaz bir gezegen haline getirir. İnsanlar hayatta kalabilmek için barınaklarda yaşar, ancak burada da bir iç savaş çıkar. Bu iç savaşın sonucu, robot bir paralı asker yaratmak için seçkin bir askerin beyninin klonlanmasına bağlıdır.

Fakir bir adam olan George Eastman toplumda saygın bir yer edinmek ve sosyetik güzel bir kadının kalbini kazanmak için çabalamaktadır. Shelley Winters'ın oynadığı fabrika kızının karanlık sırları ise Eastman'ın iş ve aşk hayallerini tehlikeye düşürmektedir. Korku ve arzu ile karışık Eastman kendini ümitsiz bir tutkunun peşinde sürüklenirken bulur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.
















0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir