
Vince Vaughn
Dave

Filmde Orta batılı dört çift, lüks bir cennet adaya hayatlarının gezisine çıkar. Çiftlerden biri evliliklerini kurtarmak için oraya giderken, diğer üç çift jet ski yapmak, spa’nın keyfini çıkarmak ve güneşte eğlenmek için yola çıkar. Ancak kısa sürede fark ederler ki, tatil köyünün sıradışı çiftler terapisine katılmak mecburidir. Bir anda, grup indirimi aldıkları tatilleri onlara pahalıya patlar. Dave (Vince Vaughn) ve Ronnie (Malin Akerman) arkadaş grubunun sosyal merkez üssüdür. Yıllar içinde, kendilerini çocuklarına, arkadaşlarına ve işlerine adarlar.Birlikte geçirdikleri mutlu görünen sekiz yıldan sonra, Jason (Jason Bateman) ve Cynthia (Kristen Bell) yol ayrımına gelir. Bir zamanlar mutlu olan çift, boşanmayı düşündüklerini söylediklerinde yakın arkadaşlarını çok şaşırtırlar.

Büyük bir mirasın sahibi olan Tracy Lord, çapkın kocası C.K. Dexter Haven'i evlendiklerinden kısa bir süre sonra başından atar. Boşanmadan iki yıl geçmiştir ve Tracy bu sefer toplumda saygı gören biri olan George Kittredge ile evlenme hazırlıklarına başlar. O sırada Dexter bir dergi için çalışıyordur. Kendini kardeşinin arkadaşı olarak tanıtan yazar Mike Connor ve fotoğrafçı Liz Imbrie ile saklı kalanları ortaya dökmek için düğünden bir gün önce Tracy'nin malikanesine gider. Altı Akademi ödülüne aday gösterilen ve iki ödül alan film, 1955'te Ulusal Film Dairesi tarafından korunmaya alınmıştır.

Özgür ruhlu Poppy ile planlama meraklısı Alex... Yıllarca yaz tatillerine beraber çıkan zıt karakterdeki bu iki arkadaşın birbirleri için ideal sevgili olmaları mümkün mü dersiniz?

San Francisco’lu bir yazar olan Frances Mayes’in (Diane Lane) mükemmel gibi görünen hayatı ani bir olayla sarsılır. Verdiği bir partide, kitabını eleştirdiği için ondan hoşlanmayan bir başka yazar kocasının onu aldattığını söyler. Boşanma süreci, Frances’i derinden etkiler ve artık yazı yazamaz hale gelir. Hatta, en yakın arkadaşı olan Patti bile, Frances’in bir daha artık kendini toparlayamayacağını düşünmektedir.

John (Jack Lemmon) ve Max (Walter Matthau), çocukluklarından beri bıkmadan usanmadan birbirleriyle didişen iki eski arkadaş ve aynı zamanda iki yakın komşudur. İki huysuz ihtiyarın bu 50 yıl süren didişmeleri, kasabaya çekici ve olgun bir kadının; Ariel'in (Ann-Margret) gelişiyle yeniden alevlenir...

Three days into his Miami honeymoon with needy and unsophisticated Lila, Lenny meets tall, blonde Kelly. This confirms his fear that he has made a serious mistake and he decides he wants to be with Kelly instead.

İki huysuz ihtiyarın yaşadığı kasabada hiçbir şey değişmemiştir. John ve Ariel'in evlenmesiyle Max yalnız kalmıştır. Kasaba halkı onun da evlenme vaktinin geldiğini düşünürken ortaya birden kasabanın balıkçı dükkanının yeni sahibesi çıkar.

Steve Harvey'in çok satan romanı Act Like a Lady’den uyarlanan 2012 tarihli Erkek Aklı'nın (Think Like a Man)’in devam filminde, ilk filmdeki bütün çiftler Las Vegas’taki bir düğünde buluşuyorlar. Fakat romantik bir hafta sonu geçirme planları üst üste gelen aksilikler sonucu suya düşüyor ve hatta düğün bile tehlikeye giriyor!

Mahallesindeki Huckabeess marketler zincirinin daha fazla büyümesini engellemek için eylemler yapan çevreci Albert bir yandan da şiirlerini okuma çabasındadır. Bu çabaları pek de iyi karşılanmaz insanlar tarafından çünkü ne yazık ki kötü bir şairdir...

Parti delisi karizmatik Jack Fuller ve ticaretle uğraşan Joy McNally’nin tesadüfi olarak Las Vegas’ta paylaştıkları gürültülü bir haftasonu, onlar için hayal meyal anlardan çok hatırlanacak izler bırakır. Bu iki tatilci New York’lu, hiçbir acı hissetmedikleri o anda Vegas tarzında bir evlilik sözleşmesine imza atmamış olsalardı, kim bilir belki her şey farklı olurdu. Ancak burası Vegas. İki farklı cinsiyet arasındaki hiçbir savaş Jack ve Joy gibi iddialı iki gladyatöre ev sahipliği yapmamıştır. Jack ve Joy “saadet dolu evliliklerini” birbirlerini öldürmeden altı ay sürdürmeyi başarabilecekler ve büyük ganimete ulaşabilecekler mi? Yoksa ikisi arasındaki bu hararetli kıvılcımlar bir gün kalplerine sıçrayıp sahte ilişkilerini şaşırtıcı bir gerçekliğe mi dönüştürecek?

Portokalos ailesi bir kez daha bir Yunan düğünü için seyirciyle buluşuyor... Halen ailesinin Yunan lokantasında çalışan Toula Portokalos, Ian ile bir takım sorunlar yaşamaktadır, bu arada kızları Paris liseden mezun olmak üzeredir. Bir de Toula'nın ailesi Ian ile resmi olarak evlenmediklerini öğrenince işler karışır, aile daha büyük bir evlilik töreni için kolları sıvar.

Sevgililer Günü, Los Angeles'ta yaşayan bir grubun birbirine geçmiş hikayelerini konu alıyor. Kahramanlarımız, sevgililer gününün romantizmi içinde, kendi hayatlarında, o güne kadar fark etmedikleri önceliklere yer vermeleri gerektiğini görüyorlar.

Ayrılıklarından sonra köpekleri Merv'ün keyfi kaçınca, Anna ve Russ kendilerini dünyanın en tuhaf "ortak velayet" düzeninin içinde bulurlar. Merv'ün moralini yerine getirmek isteyen Russ, onu tatile Florida'ya götürür. Fakat beklenmedik bir şekilde Anna da çıkagelir. Merv yeniden eski neşesine kavuşurken, belki de bu küçük kaçamak ikisinin kalbinde de yeni kıvılcımlar yakabilir.

Bir anne üzerine titrediği kızının düğünü için tropik bir adaya gider. Ancak damadın babasının, onlarca yıldır görmediği eski sevgilisi olduğunu keşfetmesi uzun sürmez.

Peter Gibbons orta yaş krizine biraz erken dalmış, işi veçalıştığı şirket için kendini heba eden bir bilgisayar programcısıdır. Fakat budayanılmaz ve beynini uyuşturan bitmek tükenmek bilmeyen rutinden artık çoksıkılmış ve bunalmıştır. Özel hayatı da doğrusunu isterseniz pek parlakdeğildir. Bir kız arkadaşı vardır elbette ama aldatıldığından da emindir.

On yıl süren zahmetli bir çalışmadan sonra, romancı Karen Eiffel, en iyi kitabını tamamlamak üzeredir. Önündeki tek sorun, ana karakteri Harold Crick’i nasıl öldüreceğini bulmaktır. Yazar, Harold Crick’in gerçekte yaşadığını ve sözcükleri yazdığı anda olayları yaşadığını bilmemektedir. Şaşkına dönen Harold, yazarın aklındakileri duyup romanın (ve kendi) sonunu değiştirmesi gerektiğini anlar.

San Diego'da bulunan Rancho Carne lisesinin amigo takımı Toro daha önce beş kez üst üste aldıkları ülke çapındaki birinciliğin bu yıl altıncısını almak istemektedir. Hazırlıklara başlama sırasında takımın yeni kaptanı Torrance (Kirsten Dunst), kendilerine daha önce birincilikler kazandırmış figürlerin ve hareketlerin aslında East Compton'daki başka bir okuldan kopyalanmış olduğunu öğrenir. Toro'nun kaptanı yeni figürler için ekibini sıkı bir çalışmaya sokarken, diğer takım Clovers'ların ise başka bir derdi vardır; şampiyonaya gitmek için yeterli paraları yoktur.

Hızlı Eddie Felson olarak heyecan veren, küstah, sokaklarda ava çıkan ahlaksız bir kişiliktir, bilardo salonlarında eline ıstaka alanları soymak için peşlerine düşer. Mükemmel olduğunu ispatlamak isteyen Eddie, Bert Gordon tarafından korunan efsanevi Minnesota Fats'i arayıp bulur. Yalnız aşk yaşayan bir kadın Eddie'nin hayatını değiştirebilir, ama Eddie ödemesi gereken bedel ne olursa olsun Minnesota Fats'i yenmeden dinlenmeyecektir. New York Times tarafından 1961 yılının en iyi 10 filmi içerisinde gösterilen, ve iki ayrı Akademi Ödülü kazanan bir film!

İki erkek ve bir kadın arasındaki üç kişilik aşkın sinema tarihindeki en güzel anlatımlarından biri olan Jules ve Jim, sadece aşk değil, dostluk üzerine de sözleri olan bir film. Yakın arkadaş olan Jules ve Jim’in hayatları, Catherine ile tanışınca bambaşka bir yöne doğru savrulur. Her ikisi de aynı kadına aşık olsa da Catherine, ilk başlarda sadece Jules’a ilgi duyar. Bildik kadın kimliğinin çok dışında bir karaktere sahip olan Catherine için hayat, alışıldık sınırların çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. İlk zamanlardan beri Jim’in ilgisinin de farkında olan Catherine, yıllar sonra onunla da bir yakınlaşma içine girer. Catherine’i terketmeyi düşünmeyen Jules’un da varlığıyla bu unutulmaz üçlü, birlikte yaşamaya başlarlar.

Enid (Thora Birch) ve Rebecca (Scarlett Johansson) liseden yeni mezun olmuş iki yakın arkadaştır. Rebecca bir kafede iş bulur ve kendine bir daire tutmaya karar verir. Enid ise çok karamsar bir kızdır ve bütün işleri gereksiz, bütün insanları ise aptal ve serseri olarak görmektedir. Fakat hayatı, saplantılı ve yalnız bir kolleksiyoncu olan Seymour (Steve Buscemi) ile tanışınca birden bire değişir, böyle birine karşı hissetmeyeceğini sandığı garip duygular içindedir artık * Daniel Clowes'un underground çizgiromanından beyazperdeye aktarılan film, pek çok eleştirmen tarafından 2001'in en iyi filmi olarak gösterildi * Çok tatlı bir filmdi, pek tarzım olmamasına rağmen oldukça keyifli vakit geçirdim * Söyleyecek çok fazla lafı olan bir film olmuş. Yani detaylara dikkat edildiğinde her yana (aile kavramına, toplum düzenine, kapitalizme, ayrımcılığa, sanat anlayışına, vs...) öyle bir açıktan saldırı var ki, kesinlikle birden çok kez izlenmeli diye düşünüyorum.

Bu seksi ve modern gerilimde Akademi ödülü sahibi Judi Dench ve Cate Blanchett, biri iş arkadaşının suçlu sırrı yüzünden harcanan diğeri kendi karanlık saplantılarının kurbanı olan hınzırca eğlenceli, Oscar adayı performanslarını sergiliyorlar.Dench, Barbara Covett rolünde, iş dışında umutsuz ve yalnız bir hayatı olan demir bir yumrukla sınıfını yöneten bir öğretmeni canlandırıyor. Neşe saçan yeni sanat öğretmeni Sheba Hart'la tanışana kadar (Blanchett) bu böyleydi.Buna rağmen Barbara başta çok hoşlandığı yeni kafadar arkadaşı Sheba'nın bir öğrenciyle ilişkisi olduğunu öğrenince kıskançlık ve öfkesine yenilip kontrolden çıkar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



















0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir