
William H. Macy
Charlie Berns

Şansı yaver gitmeyen Hollywoodlu bir yönetmen (William H. Macy) yeni bir şeyler arıyor. Ama hangi işin ucundan tutsa başarılı olamıyor. Tam bu sırada yeğeni çok saçma bir film senaryosu teklif ediyor. O da “Ben bunu adam ederim “deyip senaryoyu yönetime sunuyor. Ve senaryo üst kademeden şanssız bir bayan (Meg Ryan) tarafından kabul ediliyor. İdare de “Bırakalım başarısız olsun da işine son verelim” diye düşünüyor ve senaryoyu onaylıyor ..

William H. Macy
Charlie Berns

Meg Ryan
Deidre Hearn

Jason Ritter
Lionel Travitz

Elliott Gould
Rabbi Seth Gutterman

LL Cool J
Bobby Mason

Kate Blumberg
Linda

David Hunt
Grier Clark

Jeremy Crutchley
Ian Chadwick

Fiona Glascott
Fiona Hicks

שרון רג'יניאנו
Levi Rosenwald
Tere Morris
Catherine Oxenmoor
Natasha Reese-Davies
Maya

Aiden Lithgow
Skip Miller

John Carson
Nigel Bland

Sean Higgs
Hans Bleimer

Şubat 2013’te Louis haylaz nihilizmini Phoenix, Arizona’ya götürüyor. Louis yaşlı bir kadın ile evcil hayvanından, Manhattan’da yaşamaktan, vücudunun yaşlanmasından, erkeklerin kadınların göğüsleri ile büyülenmesinden, besin zincirinin dışında yaşamanın güzelliğinden, araba sürerken çok çabuk öfkelenmesinden ve cinayetten bahsediyor ve sahnede sürekli hareket ediyor.

Ricky Gervais, insanlığın sonu temalı bu stand-up komedisinde politik doğruculuk ve aşırı hassasiyet konularında tartışmalı görüşlerini paylaşırken yine tabuları yıkıyor.

Ali G, Aiii, is a 100 minute compilation of the highlights of Da Ali G Show, plus 30 minutes of unseen and uncensored material that was too hardcore for TV.

Sundance Film Festivali’nde 2005 yılında olay yaratan bağımsız bir yapım.Beverly Hills ‘te yaşayan 15 yaşındaki aktris Kimberly, iki arkadaşını sanat tarihi öğretmeniyle cinsel ilişkiye girmeleri konusunda ikna eder. Bununla da kalmaz gazeteci Emily’yi de bu durumun herkes tarafından duyulmasını sağlaması için etkisi altına alır.Zekânın nelere sebep olabileceğini, melek yüzün ardındaki karakterin durumu akıcı bir biçimde anlatıyor bize yönetmen Siega.

Ailesi ve çevresi tarafından "geri zekâlı" olarak betimlenen Patty ile hayatını punk rock kültürü üzerine kurmuş, otoritenin her türüne karşı çıkan Simon bir gün şans eseri karşılaşır. İşte her şey bu karşılaşma ile değişecektir. Sürekli uymak zorunda hissettiği düzenden bir kaçış arayan ve hiçbir düzene uymak zorunda hissetmeyen iki kişi bir araya gelince sanki yaşam anlam kazanır.

2008 yılının kült müzikal filmi Mamma Mia'nın devam halkasında; karakterlerin dününü ve bugününü araştırmak, geçmişte oluşan ilişkilerin günümüze nasıl etki ettiğini göstermek üzere zamanda geri ve ileri gidiliyor. Bir yandan Donna’nın gençlik çağlarını ve Sophie’nin üç babasıyla nasıl tanıştığını göreceğimiz geçmişe giderken, bir yandan da Sophie’nin tıpkı Donna gibi genç yaşta hamile kaldığını ve tıpkı annesinin almak zorunda olduğu riskleri kendisinin de alması gerektiğini fark ettiği geleceğe gideceğiz.

Lucy bekar bir kadındır. Güzel görünümlü Peter ile her sabah metroda göz göze gelmektedir ve ona hayranlığını beslemektedir. Bir gün Peter raylara düşer. Lucy onu kurtarmak için devreye girer. Peter komaya girmiştir ve yanındaki tek kişi Lucy'dir. Peter'ı ziyaret eden ailesi Lucy ile tanışırlar ve Lucy onlara Peter'ın nişanlısı olduğunu söyler. Bir gün Peter'ın kardeşi olan Jack çıkageldiğinde asıl problem baş gösterir. Lucy ve Jack birbirlerine karşı koyulmaz bir biçimde aşık olmuşlardır.

Amerikan Başkanı'nın kızı, diğer yaşıtları gibi gençliğini ve aşkı doyasıya yaşamak ister. Ancak, gizli servis ajanları Avrupa seyahati boyunca onu adım adım izler. Onlardan kurtulmaya çalışan Anna Foster, yakışıklı bir İngiliz gence aşık olur. O da babasının baskısı altında çalışmaktadır. İkisi arasında duygusal bir yakınlaşma başlar.

Reuben Feffer riskten nefret eden bir adam, zaten risk danışmanığı yaparak da bu fobisini mesleğe dönüştürmüş. Fakat biricik karısı tarafından aldatılınca yaşam tarzını değiştirmeye karar veriyor... Polly Prince ise diğerinin tam tersi. Adrenalin için her türlü tehlikeyi göze alabilen bir maceraperest. Ve bu ikisi tanışıp, romantik bir ilişki yaşamaya başlıyorlar. Sonra ne mi oluyor dersiniz... Zor Baba filminin senaristinden bir romantik komedi. Filmin yapımcılığını Danny DeVito üstlendi. Ben Stiller da risk aldı!

Yönetmenliğini daha önce Kaza Kurşunu, 40 yıllık Bekar, Eyvah Yaş 40 gibi filmlere imza atmış olan oyuncu, yönetmen ve yapımcı Judd Apatow'un üstlendiği komedi filminin senaryosu ise daha çok televizyonda boy gösteren Amy Schumer'e ait. Filmin oyuncu kadrosunda ise Daniel Radcliffe, Tilda Swinton ve Brie Larson'ın yanı sıra Katy Mixon, Ezra Miller ve Randall Park göze çarpan isimler.

"Garsoniyer - The Apartment" büyük bir şirkette çalışan ve yükselmek amacıyla, evini garsoniyer olarak kullanması için patronuna vermekte sakınca görmeyen ve bu arada patronun metreslerinden birine aşık olan adamın komik hikayesini konu alıyor... Sevgisine karşılık bulduğundan emin olamadığı için bir süre sesini çıkarmasa da, her şey olacağına varıyor. Kadının güzelliği aklını başından alıyor ve işini kaybetmek pahasına da olsa mücadele etmeye karar veriyor. Fakat adam, genç kadının kimi sevdiği ile ilgili şüpheleri son adımı atmaktan onu hep alıkoyuyor...

Ricky Gervais, kendi fâniliği de dâhil hiçbir konuda lafını esirgemediği, acımasızca dürüstlük içeren bu stand-up gösterisinde yaşamı, ölümü ve dünyanın durumunu ele alıyor.

After killing her husband, Peggy Gravel and her murderous maid Grizelda wind up in the crazy town of Mortville, where Queen Carlotta presides over a sleazy collection of misfits.

Aynı adlı televizyon dizisinden beyazperdeye uyarlanan “Sex and the City: The Movie”de birbirleriyle cinsel arzularını, fantezilerini, inanç ve düşüncelerini tartışan ve paylaşan New York’lu dört kadının öyküsü anlatılır. Candace Bushnell’in (1958 doğumlu) yazdığı kitaptan ve karakterlerden uyarlanan dizide ve filmde özellikle bekar kadın olma kavramı başta olmak üzere romantizm ve cinsellik üzerine samimi, açık sözlü tartışmalar ve yaklaşımlar öne çıkar. Konusu New York’ta geçen filmin odak noktasında dört kadın karakter vardır. 1990’lı yılların sonlarında toplumda kadın olma konusu ağırlık kazanırken toplumda kadının rolünün değişmesinden dört kadının nasıl etkilendiği üzerinde durulur.

Chip'in problemi güzel kadınlara hayır diyememesi. Bu zayıflık kız arkadaşının 68.000 doları çalmasına yardım etmeyi kabul ettiğinde onu bir baş belası haline getiriyor.

50 yaşına gelmiş Pippa Lee, sadık ve sevgi dolu bir eş, ikiz çocukları için iyi bir anne, sevgili bir dost ve güleryüzlü bir komşu olarak yıllarını geçirmiştir. Pippa'nın huzurlu yaşamı kocasının aniden New York'tan ayrılarak, yaşlılıklarında yerleşebilecekleri bir huzur evi planını ortaya çıkarması ile soru işaretlerine gömülür. Bunun ardından Pippa Lee kocasının kendisinden çok daha genç bir kadınla birlikte olduğunu öğrenir. Huzurlu ve mutlu görünen çoğu insanın içinde herkesten daha vahşi bir yan bulunmasına benzer, Pippa Lee de kendi fırtınalı yönleriyle yüzleşmek üzeredir.

Stacy, televizyonda talk show programı yapan bir programcıdır. Erkek arkadaşı Derek ile birlikte yaşamaktadır. Birgün Derek evde yokken Stacy karıştırdığı dolaplarda bir kutu bulur. Kutuda Derek’in eski sevgililerine ait mektuplar, resimler, eşyalar vardır. Stacy’nin eline geçen bu "little black book" adeta "Pandora'nın Kutusu"na dönüşür. İki sevgili arasında kıskançlık, aşk ve kahkaha dolu bir saklambaç oyunu başlar.

1930’ların İtalya’sında geçen filmde hayat dolu bir Yahudi muhasebeci olan Guido Orefice (Roberto Benigni), güzeller güzeli öğretmen Dora’ya (Nicoletta Braschi) vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve Almanlar İtalya’yı esir alır. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğlu Giosué’ye (Giorgio Cantarini) esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.

Paris'te garsonluk yaparak, kendine özgü bir dünyada yaşayan saf, çekingen ve masum bir kızdır Amelie. Annesinin beklenmedik ölümü, babasının soğuk tavırları ve yaşadığı travmalar sonucu, sevimli ve boş şeylerle uğraşarak kendisine eğlence yaratmaya çalışsa da aslında hayatı sıkıcı bulduğu için kendisini son derece yalnız hissetmektedir. Bu kısır döngü Amelie’nin evde bulduğu bir kutuyu ve onun aracılığıyla sahibini keşfetmesiyle birlikte bir anda bıçak gibi kesiliverir... Amelie aşık olmuştur.

New York Times çoksatan romanı Aşk Hipotezi'nden uyarlanan film, doktora öğrencisi Olive'ın, bölümünün en korkulan profesörü Adam Carlsen'ı ani bir dürtüyle öpmesiyle başlayan hikâyesini konu alıyor. İkisinin de ihtiyaç duyduğu sahte ilişki, zamanla kimyalarını sınayan ve belki de aşkın formülünü ortaya çıkarabilecek bir deneye dönüşüyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir