
Brian Donlevy
Stefan Dubechek aka Steve Dangos


Brian Donlevy
Stefan Dubechek aka Steve Dangos

Ann Richards
Anna O'Rourke Dangos

Walter Abel
Howard Clinton

John Qualen
Anton Dubechek

Stephen McNally
Teddy Roosevelt Dangos / Narrator
Mary McLeod
Katina 'Tina' Dangos

Bob Lowell
George Washington Dangos

Erville Alderson
Olson - Detroit Auto Works Technician (uncredited)

Fred Aldrich
Assembly Line Worker (uncredited)

Axel Anderson
Immigrant (uncredited)

Charles Bates
Teddy Roosevelt Dangos - Age 8 (uncredited)

Byron Foulger
High School Principal (uncredited)

Noreen Nash
Vaudeville act (uncredited)
Sue Moore
Minor Role (uncredited)

Sır: Hayal Etmekten Korkma merkezine, üç çocuğunu tek başına ve çok çalışarak büyütmeye çalışan Miranda Wells'i ve ailesini alıyor. Güçlü bir fırtına hayatına yıkıcı bir meydan okuma ve gizemli bir adam, Bray Johnson'u getiriyor. Kısa bir süre sonra Bray'in varlığı ailenin ruhunu yeniden canlandırıyor ancak kendisinin taşıdığı bilmedikleri bir sır vardır ve bu sır her şeyi değiştirebilir.

Zengin bir adam olan Bob Merrick, arabasıyla yaptığı kaza sonrasında ünlü bir beyin cerrahının ölümüne ve cerrahın karısının da kör kalmasına neden olur. Suçluluk duygusu içerisindeki Merrick, hayatını tıp ilmine adar. Amacı doktorun karısı Helen'in gözlerine yeniden kavuşmasını sağlamaktır. Zamanla Helen ile aralarında bir yakınlaşma başlar.

Bu film 'Pire' lakaplı Henry Nash ve en yakın dostu Nicky'nin deniz kuvvetlerine katılmadan önce yaşadıkları ve delikanlılık çağlarına ait son maceralarının öyküsünü anlatıyor. Elizabeth McGovern, Nash'in gizemli sevgilisini canlandırıyor. Ay ile Yarışanlar, masumiyetin kaybı, büyüyüp yetişkin olmanın getirdiği sorumluluklar gibi birbiri ardına gelen olayların acı tatlı hikayesini anlatıyor.

1943 Berlin'i, akıllı ve cesur bir Yahudi kadın olan Felice sahte bir isimle hayatını sürdürmekte olup aynı zamanda gizli bir örgüte üyedir. Lilly ise kendini bir yandan 4 çocuğuna adamış bir anne öte yandan bir Nazi subayının sadakatsiz eşidir. Bir süre sonra aradığı sevgiyi Felice ile aralarında alevlenen tutkulu bir aşkta bulacaktır. Öte yandan Gestapo da Felice'in peşindedir ve 1944'ün ağustosunda bir gün Lilly'nin dairesinde ortaya çıkacaktır.

Artık bir öğretmen olan Anne Shirley, hikayeler yazmaya ve ret fişleri toplamaya başladı. Yakışıklı, zengin bir bekarla tanışıp inek kovalamasını sağlıyor ve pişirme soda şirketinin yazı yarışmasını kazanıyor (şaşkınlığına). Diana'nın onur hizmetçisi olarak davranıyor ve Gilbert Blythe'in evlilik teklifini reddediyor; Bayan Brooke ve biri Pringle klanından (bir tanesi zengin, yakışıklı bir lisans öğrencisi) birinin muhalefetiyle karşılaştığı Kingsport Bayanlar Koleji'ne özel kız okulları öğretmek üzere gönderdi. Ancak Anne savaştan ve arkadaşlarından hoşlanırken Avonlea'ya geri döndü.

Pregnant out of wedlock, an educated young woman is pressured by her father into an arranged marriage with a lonely farmer in this drama set during WWII.

1930'larda Meksika'dan Avrupa'ya seyahat eden bir gemideki yolcular, o dönemde toplumun genelini temsil eder. Tüm mürettebat Alman'dır ve buna yolculardan biri olan La Condesa'ya aşık olan Dr. Schumann da dahildir. Genç bir Amerikalı kadın olan Jenny, sevdiği adam David ile seyahat etmektedir. Jenny, diğer yolculardan bazılarının kim olduğu konusunda büyülenmiş ve kafası karışmıştır.

An English mother and her teenage son spend a week preparing the sale of their remote holiday house in the South of France. Fifteen-year-old Elliot struggles with his dawning sexuality and an increasing alienation from his mother, Beatrice. She in turn is confronted by the realisation that her marriage to his father, Philip, has grown loveless and the life she knows is coming to an end. When an enigmatic local teenager, Clément, quietly enters their lives, both mother and son are compelled to confront their desires and, finally, each other.

Hayley, Noel'i yeni evli kız kardeşinin eşinin ailesiyle geçirmeye hazırlanır. Ancak eski sevgilisiyle ayrılmasına yol açan kişi çıkagelince planları suya düşer.

II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra çekilmiş olan film, savaşta İtalya’da yaşananları anlatır. Film, yönetmenin savaş üçlemesinin ikincisidir ve aynı zamanda İtalyan Yeni Gerçekçilik akımında yer alır.

Wendy Walton is the best designer in Boston... but no one knows it yet. Hoping to kick-start her career, Wendy has left work with the local theatre to take a job as an assistant to Priscilla Hall, the most prestigious designer in the city. Ms. Hall works Wendy around the clock, which is how Wendy finds herself trapped in an elevator late one night with an incredibly handsome stranger. Wendy and the mystery man share an impulsive, romantic, life changing kiss before the doors open and Wendy runs out, leaving him behind. The next day at work, Wendy answers the door to find the handsome gentleman standing in front of her.

2. Dünya Savaşı sırasında Amerikalılar ve Fransızların beraber düzenledikleri Normandiya çıkarmasının yapıldığı gün olan D-Day'de geçiyor film. Bir düzine karakter eşliğinde müttefik kuvvetlerin yaşadığı en uzun günün hikayesi. Filmin en büyük özelliği birbirinden ünlü pek çok oyuncunun yer alması...

Yahudiler için Almanya'da yaşamanın kabusa eş değer olduğu yıllarda Yahudi şarkıcı Rachel Steinn, bu korkunç baskıdan kurtulabilmek için ülkeyi terketmeye karar verir. Fakat ne yazık ki, Hollanda'ya gitmek için kaçak olarak bindiği bot, Almanlar tarafından durdurulacaktır. Bottaki herkesin öldürülmesine rağmen Rachel, şans eseri kurtulur. Ülkeyi terkedemeyen Rachel için yapacak tek bir şey kalmıştır: direnişçilere katılmak! Ellis de Vries adı ile direniş gruplarının önemli isimlerinden biri haline gelecektir.RoboCop, Temel İçgüdü gibi filmlerin de yönetmeni olan Paul Verhoeven, şimdi de İkinci Dünya Savaşı'nda yaşanan gerçek trajedilerden birine el atıyor.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Guadalcanal'da savaşan bir grup Amerikalı erkeğin değişmelerinin, acı çekmelerinin ve kendileriyle ilgili önemli keşifler yapmalarının öyküsü. Film, Pasifik adalarında Japonların ilerlemelerini durduracak olan, savaşta anahtar görevi görmüş çatışmalardan birini arkaplanına almış. Ancak öykü, bunun ötesinde, hayatta kalmak için savaşan, korkunç stres altındaki insanların aralarında gelişen güçlü bağların arasında dolaşıyor.


Kopenhag, 1944. Alman işgali altındaki Danimarka'da halk savaşın bir an önce sonlanmasını dilemektedir. Bu arada özgürlük savaşçıları Bent Faurschou-Hviid (Ateş), ve Jørgen Haagen Schmith (Limon) Holger Danske direniş grubu adına çarpışarak hayatlarını tehlikeye atmaktadır. Direniş grubundaki üstleri Aksel Winther'in, ikiliye, iki Alman Abwehr subayına karşı harekete geçmeleri emrini vermesiyle birlikte olaylar kontrolden çıkar. Ödüllü yönetmen Ole Christian Madsen'in, gerçek olaylar ve görgü tanıklarının ifadeleri üzerine kurulan filmi, eleştirmenlerin övgüsüyle karşılandı.

Rüzgâr Yükseliyor, uçaklara bir hayli ilgili olan ve bir gün uzman bir uçak tasarımcısı olmanın hayallerini kuran başkahraman Jiro'nun hikayesini ele alıyor. En büyük idolü ise bu alanda tanınmış bir uzman olan, Alpler'in ötesindeki İtalyan uçak tasarımcısı Caproni'dir. Caproni, işlerinin estetik güzelliği ve muazzam teknik becerisiyle bu alanın önde gelen isimlerinden biri olmuştur. Çocukluğundan beri görme sorunları yaşayan Jiro, pilot olamayacağını bildiği için uçak tasarımcısı olmanın hayallerini kurar. 1930'ların sonunda Mitsubishi firmasının uçak departmanına girmeyi başarır. Zaman ilerledikçe başarısı patronlarının da ilgisini çeker ve onu istediği gibi tasarım yapması konusunda özgür bırakmaya karar verirler. II. Dünya Savaşı başlamak üzeredir ve Jiro'nun hayatında birçok şeyi değiştirecektir...

Eski bir rahibe, sert bir disiplinle yetişmiş Avusturyalı zengin bir dul adamın 7 çocuğuna mürebbiyelik yapmak için manastırı terk eder. Çocuklara yaşamın güzelliklerini ve müziğin eğlencelerini sunar. En nihayetinde babayı yumuşatır ve kalbini kazanır.

Liesel Meminger'in, İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya'da henüz dokuz yaşındayken bir ailenin manevi kızı olur. Çok sevdiği ailesi ve evlerinde kalan sığınmacı Max sayesinde okumayı öğrenen ve çok seven Liesel kitaplarla derin bir bağ kurar. Max ve cesur Liesel için çevrelerinde dünyada yaşanan tüm kötülüklerden uzaklaşmanın tek yolu, kitapların ve kelimelerin ikisine sunduğu hayal dünyasıdır. Fakat bodrum katında saklanan Yahudi Max, sürekli diken üstündedir.

İkinci Dünya Savaşı sırasında kendi ülkeleri hesabına tetikçilik yapan Amerikalı Max Vatan ile Fransız Marianne Beausejour'un 1942'deki bir görevleri sırasında yolları kesişir. İkisi de Casablanca'daki Nazi Alman elçiyi öldürmek üzere görevlendirilmiştir. Ancak bu görev sırasında birbirlerine aşık olurlar ve sonrasında evlenirler. Ancak evlenmiş olmalarına rağmen birbirlerinden sakladıkları birçok sır vardır ve bu aralarındaki sevgiyle birlikte hissedilir bir gerilimin de ortaya çıkmasına neden olacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir