
Catherine Deneuve
Amanda Weber

Amanda Weber is a museum employee. Her nephew, Victorien, who feels that wild animals should not be kept in zoos, while hitchhiking saw a mysterious bus with 50 dead tourists that later was found by autorities at the bottom of a lake. When Victorien gets in very serious problems due to what he saw Amanda seeks to find out what happened and soon also becomes a target.

Catherine Deneuve
Amanda Weber

Richard Bohringer
Alex

Tom Novembre
Victorien

Dominique Lavanant
Karen

Kristin Scott Thomas
Julie

Pierre Arditi
Stanislas

Sophie Moyse
Delphine

Hervé Pauchon
Tony
Vincent Ferniot

Dominique Zardi
Landlord

Héléna Manson
Madame Sackman, la directrice du musée
Charles Varel
Norbert, le chauffeur du car
Maxime Leroux
Le docteur Arms

Sylvie Joly
Edna
Michel Varille
Le petit ami de Tony

1963’te Hamburg’da serbest gazeteci olarak çalışan Peter Miller, intihar etmiş bir Yahudi'nin günlüğünü okuduktan sonra 2. Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarındaki mezalime merak salar. Özellikle bunların birinde komutanlık yapmış bir subayı bulmayı takıntı haline getirir.

Adem, bir balıkçının oğludur ve Sünni İslam’ın merkezi olan Kahire’deki Al-Azhar üniversitesinde eğitim görmesi için ayrıcalıklı bir teklif alır. Adem Kahire’ye vardıktan kısa bir süre sonra üniversitenin en üst düzey dini lideri olan Büyük İmam aniden ölür. Bu ani ölümden sonra Adem, Mısır’ın siyasi ve dini elitleri arasında bir piyona dönüşür.

Dedektif Hazel Micallef , annesi ve acılarını dindiren içki şişeleri ile sessiz sakin bir hayat sürmektedir, fakat sakin hayatı hasta komşusunun varlığının belirmesi ve korkunç katilin karşısına çıkması ile darmadağın olacaktır. Hazel, dedektif arkadaşının ve bir polisin yardımı ile ülkedeki tüm benzer seri cinayetleri ortaya çıkarır. Bölgenin rahibi ,eski bir ayin şekli önerdiği zaman Hazel araştırmalarını, ölümü çağıran ve çıldırmış olan bu rahibin üzerinde yoğunlaştırmaya karar verir.

Mario Bava’nın A Bay of Blood filmi, slasher türünün öncüsü kabul edilen bir İtalyan korku klasiğidir. 1971 yapımı bu film, 13 karakterin vahşi şekillerde öldürülmesini konu alarak, Halloween (1978) ve Friday the 13th (1980) gibi filmlere ilham vermiştir. Basit bir konuya sahip olan film, bir koyu satın almak isteyenler ile orada yaşayanlar arasındaki cinayetler zincirini işler. Bava’nın sanat geçmişi, filmin görsel estetiğine yansırken, su altındaki cesede yapışan ahtapot gibi unutulmaz sahneler sunar. Film, dönemine göre oldukça kanlı ve yaratıcı ölüm sahneleriyle dikkat çeker. Bugün biraz eskimiş görünse de enerjisi ve korku sinemasına katkıları açısından hala büyük bir önem taşımaktadır.

Vietnam Savaşı'na sevk edilmeden önce son bir yolculuğa çıkan dört arkadaş, geçirdikleri araba kazasının ardından olay yerine gelen kasaba şerifi tarafından alıkonur. Hewitt ailesinin ıssız çiftliğine sürüklenen grup, kendilerini dehşet dolu bir tuzağın ortasında bulurken Leatherface'in doğuşuna tanıklık eder.

17 yıl boyunca , Illinois'in Haddonfield kasabası şeytanın sokaklarda kol gezdiği, küçük bir mekan haline gelmişti...Haddonfield'da son cadılar bayramı kutlamasının üstünden 6 yıl geçmiştir. Michael Myers, yeğeni Jamie ve siyahlar içindeki adam beşinci filmin sonundaki patlamanın ardından ortadan yok olmuştur. Herkes onların öldüğünü düşünmektedir... Fakat gerçekte Jamie, siyahlar giyen adam tarafından kaçırılmıştır. Jamie'nin bebeği cadılar bayramı gecesinde doğar ve Mary adındaki bir bayan Jamie ve bebeğine kaçmaları için yardım eder. Bununla birlikte Michael Myers hemen arkalarındadır...Bu arada Tommy Doyle (ilk bölümde Laura'nın bakıcılığını yaptığı çocuk) gözlerini Michael'ın eski evine taşınan aileye dikmiştir. Tommy'de Michael Myers saplantısı başlamış, üstelik radyo programında bir de Jamie'nin yardım çığlığını duyunca olaylar yeniden içinden çıkılmaz bir boyuta gelmiştir...

1940'lı yıllarda New York'lu sosyalist bir oyun yazarı olan Barton Fink, Los Angeles'a gelip bir film senaryosu yazma ihtimali belirdiğinde durumu kabul etmek zorunda kalır. Bir otele yerleşir ve burada film stüdyosunun başkanı Jack Lipnick'le tanışır. Lipnick'ten, yazacağı senaryonun kaba saba bir B filmi için olduğunu öğrenir. Daktilosunda sadece tek bir cümle yazmayı becerse de, içinde bulunmaya hiç alışık olmadığı durum sebebiyle bir türlü ilham gelmez ve tıkanır.Oteldeki kapı komşusu Charlie Meadows, geveze bir pazarlamacı ve tam bir orta sınıf insanıdır. Fink'in hayatına giren diğer insanlar da (ünlü bir senarist olan Mayhew ve onun kız arkadaşı Audrey gibi) genç entellektüel yazara ilham gelmesine ve senaryoda ilerlemesine yardımcı olamazlar. Stres doruğa çıktığında Fink kendisini doğaüstü tabloları andıran bir cehennemin içinde bulur.

James Stewart ve Dorıs Day, korku sinemasının tartışmasız üstadı Hitchcock'un bu muhteşem geriliminde özgün ve dramatik bir performans sergiliyorlar. Stewart ve Day, Fas'ta oğulları Hank ile tatil yapan masum Amerikalılar Ben ve Jo McKenna'yı oynuyorlar. Marakeş pazarında bir Fransız ajanı Ben'in kollarında öldüğünde, çift oğullarının kaçırıldığını ve ingiltere'ye götürüldüğünü öğreniyor. Kime güveneceklerini bilmez halde olan McKenna ailesi uluslararası casusluk, suikastçilik ve terörle karşı karşıya kalır. Gerçeğe yaklaştıkça tüm hayatları değisecektir ve film meshur Albert Meydanı'nda gerilim dolu bir doruğa ulaşacaktır.

Apartheid’in acımasız yüzüne tanık olan beyaz bir öğretmenin çarpıcı dönüşümü! Ben du Toit, sıradan bir hayat sürerken, bahçıvanının polis şiddetiyle öldürülen oğlu için adalet arayışına girer. Sistemin baskılarına rağmen gerçeklerin peşinden giden Ben, hukukun çaresizliğiyle yüzleşir.

Yılda sadece bir gece boyunca tüm suçların serbest olduğu bir dünyada geçen film, Arınma Gecesi öncesi çocuklarıyla birlikte eve dönen bir çiftin gerilimini beyazperdeye taşıyor. Güvenli evlerine ulaşmaya çalışan ailenin benzini yolda biter. Tam da bu esnada oğlunu öldüren adamdan intikam almak için Leo sokaklara çıkmıştır. Bir anne ise kızıyla birlikte yağmalanan evinden canını zor kurtarır. Los Angeles.'ın bu en haşin gecesinde hayatta kalmaya çalışan 5 kişinin yolu kesişecektir...

Senaryosunu Quentin Tarantino'nun yazdığı filmi Oliver Stone yönetmiş ve bunun yüzünden araları açılmıştı. Mickey ve Mallory birbirlerini seven ama 'doğuştan katil' olan iki aşık. Yaşadıklarını öldürerek hissedebiliyorlar belki de. Ancak 90'ların giderek çığrından çıkan medyası da onları kahraman gibi göstermekten geri kalmıyor. Böylece iki doğuştan katil yolculukları sırasında arkalarında onlarca ölü bırakarak yollarına devam ediyorlar. Yakalandıklarındaysa medya yine kurtarıcıları olarak çıkıyor karşılarına...

Pizza dağıtıcısı Victor, birkaç gün önce tanıştığı Elena'yla ateşli bir tartışma yapıyor. Çünkü Elena, Victor'la tanıştığında sarhoştur ve ayıldıktan sonra Victor'u istemediğini söylemiştir. Bu tartışma sırasında çıkan seslerden dolayı iki polis memuru sahneye giriyor ve kazara bir silah patlıyor… 4 yıl sonra genç olan polis David (Javier Bardem) tekerlekli sandalyede basketbol yıldızı oluyor ve Elena'yla evleniyor. "Nasıl oluyor da oluyor?" diye merak ediyorsanız "Çıplak Ten" tam size göre… Çılgın İspanyol yönetmen Pedro Almodovar'ın 1997 tarihli filmi…

Bir konserve fabrikasında işçi olarak çalışan Stephane, Serge ile temasa geçip onun uzun süre önce terk ettiği kızı olduğunu açıklar. Bu tanışmanın ardından Stephane, babasının istikrarını bozmaya çalışan kadınlarla çevrili, devasa evinde inzivaya çekilmiş son derece zengin bir adam olduğunu keşfeder. Ancak Stephane’ın da onlardan sakladığı sırları vardır ve aile birlikte zaman geçirdikçe sırlar yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar.

Jim Halsey isimli genç, arabayı sahibine ulaştırmak için yola koyulmuştur… yolda yorgunluktan uyuya kalmamak için otostop çeken adamı arabasına alan genç, daha sonra bu adamın niyetini anlayınca yolculuk onun için kabusa dönüşecektir…

Film, kendi alanında kariyer sahibi diye nitelendirilebilecek bir suçlu olan Charlie Croker’ın liderliğindeki bir soyguncu çetesinin macerasını konu almaktadır. Çete, Los Angeles tarihindeki en büyük trafik sıkışlığını yaratarak yapmayı planladıkları altın soygunu için zaman kazanmak ister. Oluşturdukları kargaşadan kendi paçalarını sıyırabilmek adına kaldırımdan gidebilecek kadar küçük olan Mini Cooper’ı kullanırlar. Hedefleri, trafik açılana dek ortadan kaybolmayı başarmaktır.

"Seçkin savaşçılardan oluşan bir ekibe karşı tek bir adam. Öldür ya da öldürül." Bir grup uluslararası suikastçı bir adamı öldürmekle görevlendirilir. Başarılı olurlarsa, Katiller Kralı unvanını ve bankadaki milyonları alıp gidecekler. Bu yüksek oktanlı aksiyon macerasında, bu yarışmadan ayrılmanın sadece iki yolu vardır; ceset torbasında ya da Katiller Kralı tacıyla. Yıldızlardan oluşan bir oyuncu kadrosu, hayatta kalmak için koltuğunuzun ucundaki bir savaşta güçlerini birleştirirken, tüm dövüş sanatları kargaşasına hazır olun.

Seventeen and pregnant, Felicia travels to England in search of her lover and is found instead by Joseph Ambrose Hilditch, a helpful catering manager whose kindness masks an unsettling secret.

Eski bir barmen olan Robert Freegard, neredeyse on yıl boyunca bir İngiliz gizli servis ajanı gibi davranır. O, kurbanlarını IRA teröristlerinin avı olduklarına ikna etmeyi başarır. Büyük miktarda para karşılığunda Robert, kendisini MI5 üyesi olarak göstererek kurbanlarını korur. Ancak Robert'e aşık olan bir kadın, onun hayatının alt üst olmasını sağlar.

Ruslar ve İngilizler, birer denizaltıları ortadan kaybolunca savaşın eşiğine gelirler. Ele geçirilen mikrofilm, denizaltıların üçüncü bir tarafın kontrolündeki bir teknolojiyle takip edilerek kaçırıldığını ortaya çıkarır. Bunun üzerine MI6'in gözde ajanı James Bond ve güzel Rus ajanı Anya Amasova, güçlerini birleştirerek olayların şüphelisi milyarder işadamı Carl Stromberg'in peşine düşerler. Stromberg'ın amacı, nükleer denizaltıları kullanarak yer yüzünü yok etmek ve kurtulan insanlara denizlerin altında yeni bir yaşam imkanı sağlamaktır. Anya'yla beraber çalışan Bond, kendisini güzel partnerine karşı da korumak zorundadır çünkü bir önceki görevinde onun sevgilisini öldürmek zorunda kalmıştır.

Okuldan arkadaş olan Alex Ve Marie sınavlarına rahat bir yerde çalışmak amacıyla Marie'nin ıssız bir yerde olan evine giderler. Eve geç saatte varırlar ve gider gitmez de yatmak için odalarına çekilirler. Kısa bir süre sonra kapı çalınır ve psikopat bir katil içeri dalıp evdekileri teker teker öldürmeye başlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir