
Kiefer Sutherland

A washed-up detective discovers his own psychic ability when assigned to investigate a serial murder case. The killer has a deranged obsession with the novel "Alice in Wonderland." As the psychopath's bloody reign of terror continues, the cop spirals deeper and deeper into the case where the horrors of the past and present come together.

Kiefer Sutherland

Henry Czerny

Polly Walker

Gary Hudson

Ronn Sarosiak

Jason Jones
Rookie Cop

Martha Gibson
Mrs. Lurie

Denis Akiyama
Owen Gackstetter

A. Frank Ruffo
Alvin
Alexander Chapman
Claudette (Jimmy Johnson)

Ardon Bess
Lenny

Colin Glazer
Tom Ellison

Eve Crawford
Margaret Ellison
Loren Petersen
Alice Ellen Lurie

Stephen Ouimette
Gideon Wood



Clay, geçirdiği açık kalp ameliyatı sırasında “anestezik farkındalık” adı verilen durumu yaşamaktadır. Yani olup bitenin tamamen farkında olacak şekilde uyanıktır, operasyonu tüm acısıyla hissedebiliyordur ama anestezinin etkisiyle vücudu hiçbir şeye tepki gösteremeyecek şekilde paralize olduğundan, ameliyat ekibinin bundan haberi yoktur. Clay, zihni içinde bir yolculuğa çıkar.

Copycat, geçmişteki en kötü şöhretli katilleri taklit eden bir seri katilin peşinde umutsuz bir kovalamacayı konu alan adrenalin dolu bir filmdir. Hırslı bir San Francisco cinayet dedektifi (Holly Hunter) ve ünlü bir suç psikoloğu (Sigourney Weaver), ardında ceset bırakıp hep bir adım önde kalmak konusunda yetenekli bir katilin izini sürerken, suçun parçalarını bir yapboz gibi bir araya getirirler.

Afonso Poyart'ın yönettiği film, korkunç cinayetler işleyen ve ardında hiçbir iz bırakmadan kimliğini saklamayı başaran bir seri katilin peşine düşen genç bir FBI dedektifinin hikayesini ele alıyor. Genç dedektif bu zorlu davada, kızının ölümünün ardından hayata küsüp emekli olan uzman tıpçıya ihtiyacı vardır ve onu davayı çözmek için birlikte çalışmaya ikna etmesi gerekmektedir.


Polis memuru Renee, rutin bir trafik kontrolünde öldürülen meslektaşının başına gelenleri araştırır ve kamera kayıtlarını izlerken, görüntülerle oynandığını fark eder.

Dedektif Wes Block(Clint Eastwood), genç ve güzel kadınları öldüren bir seri katilin peşine düşer. Ancak katilin seçtiği kurbanlar Block’un tanıdığı ve hala yaşayan kadınlar olunca Block için bu dava kişisel bir hal alır zira artık kadınların hayatı da tehdit altındadır.

Dedektifler Jake ve Mary, bir taklitçi katilin saldırması üzerine Sanatçı adlı hapsedilmiş bir seri katilden yardım isterler. Mary, Sanatçı'nın parlak ama çarpık ruhunda ipuçları ararken o ve Jake, şeytani bir kedi ve fare oyununun tuzağına düşer. Bu süreçte ikisi, Sanatçı ve onun taklitçisinden bir adım önde olmak için zamana karşı yarışır.

Marion Crane’e patronuyla iş yapan zengin bir adam 40 bin dolar emanet eder ve Marion parayı bankaya yatırmak yerine yanına alıp şehirden ayrılır. Bir polis Marion’un şüpheli davranışları üzerine peşine takılır. Ancak Marion’un peşine takılan sadece polis değildir. Sevgilisi ile buluşmayı planlayan Marion şiddetli yağmur yüzünden geceyi bir otelde geçirmeye karar verir. Otelden içeri girer girmez garip şeyler olduğunun farkına varan Marion uyumadan önce otel sahibi Norman Bates ile biraz sohbet eder. Norman’ın kişiliğinde sorunlar olduğunu, annesine ve kuşlara karşı bir takıntısı olduğunu öğrenen Marion, sohbeti kısa kesip odasına giderek duş almaya karar verir ve olaylar gelişir.

Se7en, seri cinayetler işleyen bir katilin peşine düşen iki dedektifin hikayesini anlatıyor. Bir seri katil 7 ölümcül günahı işleyenleri kendi yöntemleriyle öldürmektedir. Yedi ölümcül günah, hıristiyanlık inançlarına göre kibir, açgözlülük, şehvet düşkünlüğü, kıskançlık, oburluk, yıkıcılık ve tembelliktir.

Suçla mücadelesinin ikinci yılında Batman, Gotham Şehri'nde kendi ailesiyle de bağlantılı olan yozlaşmış bir ağı araştırırken, şehri hedef alan sadist katil Riddler ile karşı karşıya gelir.

Bir özel dedektif, akıl hocasının katilini bulmak için tehlikeli bir ittifak yapmak zorunda kalır. Kasabanın korkunç suç alt dünyasını açığa çıkarmak ve akıl hocasının adını temizlemek amacıyla katille iş birliği yapar.

Tom Hardy babası gibi bir polistir ama babasının görev sırasında öldürülmesi onu çok üzer. Yaptığı araştırmalar sonucu ileri sürdüğü suçlamalar biraz fazla gelince üstleri onu nehir devriyesi olarak görevlendirirler ve yanına da bir bayan polisi ortak olarak verirler.Önceleri yeni ortağı ve yeni görevine pek ısınamayan Tom zamanla işine alışmaktayken babasının katili onun peşine düşer çünkü Tom rahat durmamakta ve o katili ortaya çıkarmak için gizli gizli araştırmalarını sürdürmektedir. Bu araştırmalar katili kimliği ortaya çıkacak diye telaşlandırmış ve bu işe bir son vermek için Tom'un ortadan kaldırılması gerektiğine inandırmıştır. Onun için katil Tom'u öldürmek için girişimlerde bulunur ama Tom hiç de kolay yutulur bir lokma değildir. Üstelik babasının katilini ortaya çıkarmak için her şeyi yapmayı göze almıştır.

Bir çift emektar New York Şehri Polisi dedektifleri yasadışı olarak huzuru sağlamaya çalışan bir seri katilin izini sürmektedir. New York Polis Departmanının baskıcı ortamı altında 30 yıllık ortaklıktan sonra , yüksek derecede donanımlı olan dedektifler David Fisk ve Thomas Cowan emekliliğe hazır olmalılardı ama değiller. Rozetlerini ortadan kaldırmadan önce, kadın ticareti yaparak kötü ün yapmış birinin cinayetini araştırmak üzere çağırılırlar. Orijinal cinayet gibi kurban ; cinayeti açıklayan dört satırlık şiire sarılı bulunmuş şüpheli bir suçludur. Diğer suçlar meydana gelince; dedektiflerin, hukuki sistemin açıklarından yararlanan suçluları hedef almış bir seri katille karşı karşıya oldukları ortaya çıkar. Amacı polisin kendi başına yapamadıklarını yapmak ve huzuru sağlamak için suçluları sokaklardan temizlemektir. Son günlerdeki cinayetlerle ve daha öncekilerin arasındaki benzerlikler rahatsız bir soruyu sorar: Acaba yanlış adamı mı demir parmaklıkların arkasına atmışlardır?

Kızının ölümünü kabullenemeyen Dedektif Boyd, acımasız bir kabile ritüeline göre cinayet işleyen seri katili avlamak için harekete geçer: Muti. Boyd'a yardımcı olabilecek tek kişi, söyleyecekleri mümkün olmayan bir sırrı saklayan antropolog Profesör Mackles'tır. Boyd, katilin dünyasına daha da derinlemesine girdikçe, akıl sağlığı ile çılgınlık arasındaki çizgi incelir.

Küçük Billy, ailesiyle birlikte Noel arifesinde bir akıl hastanesinden kaçan bir mahkum tarafından saldırıya uğrar. Mahkum, Noel Baba kılığındadır ve Billy’nin annesini öldürür, babası da bu sırada hayatını kaybeder. Bu travmanın ardından Billy, yetimhanede büyür ve sert bir rahibe tarafından disipline edilir. Yıllar sonra, genç bir adam olan Billy (Robert Brian Wilson), bir oyuncak mağazasında işe başlar. Ancak Noel yaklaştıkça, çocukluğundaki korkuları tetiklenir. Mağazanın Noel Baba kostümünü giymek zorunda kalınca, zihnindeki "Noel Baba = Kötülük" algısı iyice güçlenir. Sonunda psikolojisi bozulan Billy, gerçek bir Noel Baba kostümü giyerek, "yaramaz" gördüğü insanları öldürmeye başlar.

Aynı kız lisesi'nde okumuş üniversite öğrencileri kendi aralarında güven, sır ve dayanışma adına ant içmişlerdir ve eskiye dayalı bir kardeşlikleri vardır.Fakat onların sözlerine sadakati bir ev partisi şakasında test edilir.Bu partide işler berbat bir hale gelir ve MEGAN vahşice ölür.Suçlarını gizlemek ve parlak geleceklerini karartmamak adına kızın bedenini gizlerler ve bu sırrı sonsuza dek saklarlar.Mezuniyetlerinden bir yıl geçmiştir.Eve ve birbirilerine veda etmeden önce kızlar bol alkollü bir parti yapmak isterler ve karanlık sırlarının gizli olduğundan eminlerdir.Fakat gerçekten öyle midir?Parti evde tüm hareketliliğiyle sürerken bilinmeyen bir numaradan kızların telefonlarına cinayet gecesi çekilmiş videolar gelir ve videoların polisin eline geçmesiyle tehdit edilirler.Sonra da kızlar ve hiçbir şeyden haberleri olmayan erkek arkadaşları sırayla öldürülmeye başlanır.

İngiliz seri katil John Christie'nin (Attenborough) vakasını ele alan film, aynı zamanda zihinsel engelli komşusu Timothy Evans'ın (Hurt) maruz kaldığı adaletsizliği de gözler önüne seriyor.

"Vergi gelirlerinin yüzde kırk dördünü öldürmeye harcayan bir toplumdan başka ne bekleyebilirsin ki?” 60’lı yılların başında Boston’da on üç kadını öldürmekten sorumlu tutulan bir adamın gerçeklerden esinlenen hikâyesi. Kadınlara tecavüz ettikten sonra kurbanlarını boğarak öldürdüğü için Boston Canisi lakabını alan seri katil Albert DeSalvo’nun hikayesinin anlatılıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir