
James Caan
Capt. Fred Moosally


James Caan
Capt. Fred Moosally

Robert Sean Leonard
LT(JG) Dan Meyer

Daniel Roebuck
PO Dale Mortensen

Jamie Harrold
Kendall Truitt

John Doman
Admiral Langlett

John Benjamin Hickey
Shelby

Dashiell Eaves
Clay Hartwig

Hugh Thompson
Commander Gil

A.C. Peterson
MCPO Ziegler

Bill MacDonald
NIS Agent Cobb

Chris Owens
NIS Agent Flynn

Eugene Lipinski
Skelley

Bruce Gray
Donald Meyer

Inspired by a true story, this film tells the shocking tale of a mother and daughter who are nothing like they seem, their tumultuous relationship ending in a brutal murder.

Based on a true story. Liz Murray is a young girl who is taken care of by her loving, but drug-addicted parents. Liz becomes homeless at 15 and after a tragedy comes upon her, she begins her work to finish high school.

Los Angeles'ta geçen çılgın bir gecede tanışan oyuncu Hervé Villechaize ile zor durumdaki bir gazeteci Danny Tate'in yeşillenen arkadaşlığını konu alıyor. Villechaize'i Peter Dinklage canlandırırken, gazeteci rolünde ise Jamie Dornan var. Sacha Gervasi, filmi Sean Macaulay'la birlikte yazdığı bir hikayenin kendisi tarafından yazılan senaryosuna dayanarak yönetiyor. Hikayenin temeli ise Villechaize 1993'te intihar etmeden günler önce Gervasi'e verdiği röportaja dayanıyor.

Oscar Ödüllü Denzel Washington bu çoşku ve heyecan dolu filmde zafere yakışır bir performans sergiliyor. Gerçek bir hayat hikayesine dayanan REMEMBER THE TITANS, sürtüşme, küskünlük ve güvensizlikle ikiye bölünmüş bir kasabanın bir zaferle nasıl tek yürek haline geldiğini anlatıyor. Yıl 1971... Takımını 15 yıl sezon şampiyon yapan futbol koçu Bill Yoast'un (Patton) yerine 1.koçluğa Herman Boone (Washington) getirilir.. Bu iki adamın aralarındaki farklılığın nasıl üstesinden geldikleri ve birbirine düşman bir grup genç adamı nasıl şampiyonlara dönüştürdüklerini izleyeceksiniz. Heyecan, bağlılık ve takım ruhuyla olağanüstü bir zaferin hikayesini yazan şampiyonlara... Siz ve aileniz Titanlar'ı asla unutamayacak!...

Hiç mahkeme salonuna girmemiş olmasına rağmen 60 ın üstünde dava kazanmış ve rahat kişiliği ile tanınan Donanma Avukatı Daniel Kaffe'ye Küba sınırında bir askerin öldürülmesi ile ilgili bir davanın gelmesi ile bütün sorunlar başlar. Müvekkilleri ile devamlı anlaşma yoluna gittiği için hiç mahkeme salonuna gitmeden dava kazanan Kaffe, bu sefer askerlerin cinayeti kabul etmemesi ve verilen emri uyguladıkları iddiası üzerine ve JoAnne Galloway isimli diğer donanma avukatı da işin içine girince davayı mahkemeye taşımak zorunda kalacaktır.

Ortasiklet boks şampiyonluğunun eşiğine kadar gelen Boksör Rubin "Hurricane" Carter (Denzel Washington) yanında bir arkadaşıyla birlikte New Jersey' de bir barda otururken işlenen bir cinayet sonucu üç kişi hayatını kaybeder. Cinayet olayından sorumlu tutulan Carter yanındaki arkadaşı ile tutuklanır ve yapılan yargılama sonucunda suçlu bulunarak üç kere ömür boyu hapis cezasına çarptırılır.

4 lise öğrencisi bir robot kulübü kurarlar. Hiçbir deneyimleri olmadan 800 dolara aldıkları araç yedek parçaları ile bir robot yaparlar. NASA’nın açtığı yarışmada MIT ile yarışırlar.

FBI’ın ünlü “En Çok Arananlar” listesinde yer alan en genç dolandırıcısının gerçek yaşam öyküsü. Frank Abagnale Jr. henüz 18 yaşına gelmeden doktorluk, avukatlık ve büyük bir hava yolu şirketinde pilot yardımcılığı yaptı. Kılık değiştirme ustası olan Abagnale, aynı zamanda son derece zeki bir dolandırıcıydı. 16 yaşındayken başladığı çek sahtekarlığını 26 ülkede sürdürerek 2,5 milyon dolar çapında dolandırıcılık yaptı. ABD tarihinin en başarılı banka soygununu gerçekleştirdi.

20. yüzyılın ilk yarısında İngiliz sömürgesi altındaki Hindistan'da geçen film, bağımsızlık mücadelesi için İngiliz yönetimine karşı "Pasif Direniş"i örgütleyen Mahatma Gandhi'nin hayatından bir kesit anlatıyor. En iyi biyografik çalışmalardan biri olarak kabul edilen Gandhi, 11 dalda aday olduğu Oscar ödüllerinden "en iyi film" ve "en iyi yönetmen" dahil tam 8 ödülle döndü. Gandhi rolünde sinema tarihinin en iyi performanslarından birine imza atan usta oyuncu Ben Kingsley'nin ise "en iyi erkek oyuncu" dalında heykelciğe uzanmasıysa pek zor olmadı. Cenaze sahnesinde yaklaşık 300.000 kişinin yer almasıyla da bir film sahnesinde yer alan en kalabalık insan sayısı rekorunu da elinde bulunduran film, çarpıcı sahneleriyle hafızalardan silinmeyecek bir yapıt. Hindistan bağımsızlık hareketinin lideri Gandhi'nin gerçek hayatından sinemaya aktarılan bu gerçekçi yapım, ülkemizde yıllarca yasaklanmış ve gösterime girememişti..

Ergenlik çağında bir genç olan William'ın hayattaki tek tutkusu müziktir. Bu nedenle okulunu da pek umursamayan William, bu durumdan ötürü ailesiyle sürekli çatışmaktadır. Sevdiği müzik grupları üzerine amatör yazılar yazan William, zamanla tanınmaya ve küçük yaşına rağmen önemli mevkilere adım atmaya başlar. Hayallerinde bile göremeyeceği şey artık kapıdadır. Büyük hayranı olduğu Stillwater isimli müzik grubunun yeni turnesine katılması ve turne üzerine Rolling Stones dergisine yazı yazması için seçilmiştir! William, grupla birlikte çıktığı yolculukta bu çok sevdiği insanlara ve müzik piyasasına dair önemli gerçeklere tanık olacaktır.

Dört çocuk annesi bir kadın, İkinci Dünya Savaşı’nda kaybettiği üç oğlunun ardından fazlasıyla yaralanmıştır. Şimdi tek dileği hayatta kalan tek oğlunun savaştan sağ salim dönmesidir. Yakarışları karşılık bulur ve Başkan tarafından verilen bir emirle James Ryan’ın ne pahasına olursa olsun bu savaştan sağ çıkması sağlanacaktır. Normandiya çıkarmasının yapıldığı gün, sekiz kişilik bir asker birliği farklı bir göreve, Ryan’ı kurtarma görevine atanır. Ancak yüzbaşı John Miller tarafından yönetilen bu birim, can pazarının yaşandığı bu zorlu ortamda hakikatli bir yaşam mücadelesine atılacak; tek bir adamı kurtarmak için sekiz kişinin hayatının tehlikeye atılmasının meşruluğunu sorgulayacaktır.

Eve (Meg Ryan), kendi hayatında bin bir farklı yöne çekilmekle uğraşmadığı zamanlarda, huysuz babası (Walter Matthau) ya da iki kız kardeşiyle yaptığı uzun telefon konuşmalarına kapılır. Kız kardeşlerinden biri başarılı bir dergi girişimcisi olan Georgia (Diane Keaton), diğeri ise kariyerinde zorlanan Maddy’dir (Lisa Kudrow). Ailesi giderek daha fazla ona bağımlı hale geldikçe ve Eve'i adeta ailenin birleştirici gücüne dönüştürdükçe, Eve bir gerçeği fark eder: Aile bağları bazen insanı bir arada tutmak yerine boğabilir! Ancak bu farkındalık, kız kardeşlerinin pek hoşuna gitmez ve Eve, bazen sesini duyurmanın en iyi yolunun telefonu kapatmak olduğunu anlar!

Hitler ve yakın arkadaşları kendilerini sığınaklarda güvene almışlardır. Aralarında Führer'in özel sekreteri Traudi Junge de vardır. Berlin artık düşmüş bir kaledir fakat Hitler, şehirden çıkmayı ve teslim olmayı kabul etmemektedir. Halkının tüm fertleri dışarıda yok edilirken o, son yolculuğuna hazırlanmaktadır. Birlikte intihar etmeden birkaç saat önce Eva Braun ile evlenirler. Cesetleri düşman eline geçmemesi için yakılır. Führer'in peşinden yıllarca sadık bir şekilde gitmiş birçok insanın durumu da farklı değildir. Berlin düşerken herkesin ölümle yaşam arasında seçim yapma saati giderek yaklaşmaktadır.

Stil ve varlığın, mizah ve insanlığın muhteşem bir bileşimi! 42 yaşındaki Manhattan yerlisi Isaac Davis işinden nefret etmektedir. 17 yaşında Tracy adında hiç sevmediği kız arkadaşı ve evlilikleri hakkında bir kitap yazan Jill adında lezbiyen bir eski karısı vardır. Ve Isaac onu boğazlamak istemektedir. Ancak en iyi arkadaşının seksi ve entellektüel metresi Mary ile tanışınca, Isaac tepeden tırnağa şehvetle dolar * Manhattan, New York aşığı Allen’ın kendi şehrine, semtine yazdığı bir aşk mektubu gibidir, kendi dünyasına bir güzellemedir. Manhattan, 70’ler sonu Amerikası’nın güvensizliğini başarıyla yakalamış bir film. Eskisinden daha çok kazanan, daha fazla özgürlüğe ve seçme hakkına sahip olan şehirliler, suçluluk ve güvensizlik duygularıyla boğuşuyorlar. Bu zeka eseri, dengeli, aynı zamanda hüzünlü siyah/beyaz komedi en sevilen filmler arasındaki yerini hep korudu.

Başkan Nixon, Amerikan tarihinde istifaya zorlanmış ilk ve -şimdilik- tek başkandır. Her şey, Washington Post gazetesi muhabiri iki gözüpek gazetecinin, Carl Bernstein ve Bob Woodward'ın, bir dedektif kalitesinde yaptıkları takip sonucu tarihe Watergate Skandalı olarak geçecek vaka ortaya çıkar: 17 Haziran 1972 günü, Nixon'ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti'den bir kaç kişi, seçimi kazanması muhtemel olan Demokratların merkezine sızıp dinleme cihazı yerleştirmiştir. İki gazetecinin yakın takibi, olayın sorumlusunun, Cumhuriyetçi Parti'nin en tepesinde bulunduğunu gözler önüne serer. 4 Oscar'lı filmin merkezindeki gazetecileri Dustin Hoffman ve Robert Redford canlandırıyor.Alan J. Pakula'nın filmi aradan geçen yıllara rağmen gücünü fazlasıyla koruyor. Medyanın gücünü olumlu yönde kullandığında nelere kadir olduğunu gösteren çarpıcı bir yapım.

Amerikan başkanı Kennedy'nin tartışmalı suikastı ardında onlarca sanık ve komplo teorisi bırakır. New Orleans bölge savcısı Jim Garrison ise, Başkan John F. Kennedy suikastıyla ilgili yürüttüğü soruşturma ile olayın ardında yatan gerçekleri ortaya çıkarmaya kararlıdır.

1970'lerin ortalarında New York Times muhabiri Sydney Schanberg Kamboçya'da hüküm süren iç savaşı gazetesi adına takip edip yazmak için bu ülkededir. Kendisine gazetenin bölge muhabiri olan, arkadaşı ve tercümanı Dith Pran yardımcı olmaktadır. Amerikan ordusu Vietnam yenilgisinden sonra geri çekilirken Kamboçya'lıların da bölgeden tahliyesini sağlamaktadır. Ancak ailesini helikoptere bindiren Dith Pran görevini terketmeyerek Sydney Schanberg'le birlikte bölgede kalır ve haber yapmayı sürdürürler. Bir dizi trajik habere imza atan ekip ülkedeki durumun daha da vahim bir hal alması ile ABD'ye dönme kararı alır. Ancak bir Kamboçya'lı olan Dith Pran kaçamaz ve korktuğu şey başına gelir,ülkeyi kana bulayan Kızıl Kmerlere esir düşer.

Jamaica'nın ilk Olimpiyat kızak takımının gerçek hikayesinden ilham alan şok edici derecede eğlenceli komedi. Bu takımı destekleyip, onlar için mutlu olduğunuzu ve bağırdığınızı farkedince hiç şaşırmayın! Son yılların en uçuk komedisi sizi kahkahalara boğacak!

5 Eylül 1972'de Yaz Olimpiyatları yarışmalarının onuncu günü Münih'te gerçekleşti. Liberal ve kozmopolit bir Almanya'ya örnek olmayı amaçlıyorlar. Ancak Olimpiyat Köyü'ne sabah saat 4 ile 5 arasında ateş açıldı. Bir grup Filistinli terörist, İsrail ekibinin on bir üyesini rehin alır. Medya sirki hemen ivme kazanıyor çünkü ABD'li yayıncı ABC'nin gece vardiyası köyün yakınında çalışıyor ve bu nedenle silah seslerini doğrudan duyuyor. Spor muhabirleri için 21 saatlik bir yolculuk, kesintisiz canlı habercilikle başlar. Genç ve hırslı bir yapımcı olan Geoff, kendisini patronu nüfuz sahibi Roone Arledge'e kanıtlamak istemektedir. O ve Alman tercüman Marianne canlı yayının yönetimini devralır. Peki faillerin istediği tam olarak buysa, böyle bir durumu haber yapmak nasıl mümkün olabilir?

İkinci Dünya Savaşı sırasında Vogue dergisinin beğenilen bir savaş muhabiri olan manken fotoğrafçı Elizabeth 'Lee' Miller'ın hikayesi.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir