
Rachel Nichols
Fiona


Rachel Nichols
Fiona

Jackson Hurst
Lyman

Anjanette Comer
Mrs. Weber

Linda Emond
Margie

Buck Henry
Duncan Weber

Judith Ivey
Eleanor Reeves

Erik Jensen
Bearded Man

Kaiulani Lee
Mrs. Blair

Matte Osian
Trucker

Rocco Sisto
Security Guard

Phyllis Somerville
Ivy Campbell

Louis Zorich
Stowalski
Jessamyn Blakeslee
Woman Crash Victim

Gary Farmer
Charles Ballard

Carrie Fleming
Reference Librarian

İngiltere'den mektup yoluyla bulduğu bir erkek ile evlenmeye karar veren, konuşma problemleri olan bir kadın, küçük kızı ve de çok değer verdikleri piyanosunu da yanına alarak evleneceği kişi ile tanışmak için Yeni Zelanda'ya doğru yola çıkarlar. Evlendikten bir süre sonra yanlış bir seçim yaptığını kavrayan genç kadın, yerli halk ile kaynaşmayı başarmış bir beyaz ile piyanonun etrafında başlayan yakınlaşması tutkulu bir aşka dönüşecektir.

Val Xavier, a drifter of obscure origins, arrives at a small town and gets a job in a store run by Lady Torrence. Her husband, Jabe M. Torrance, is dying of cancer. Val is pursued by Carol Cutere, the enigmatic local tramp-of-good-family.

Marisa Tomei (My Cousin Vinny) ve Christian Slater (Murder in the First) bu yürekleri ısıtan, dürüst ve ustaca işlenmiş modern çağ romantik hikayesinde olağanüstü performans sergiliyorlar. Rosie Perez'in de (White Men Can't Jump) yardımcı rolde yer alarak kendisine özgü enerji ve yeteneğini kattığı Untamed Heart, "tam olması gerektiği gibi" (Roger Ebert, "Siskel & Ebert"), Tomei, Caroline adında aşk hayatı sürekli mutsuz devam eden bir garsonu canlandırıyor. Slater ise Adam rolünde restaurantın Caroline'a gizli bir hayranlık besleyen fakat ona duygularını açamayan başka bir çalışanını canlandırmakta. Ama her şey soğuk bir gecede değişir, Caroline eve dönerken hayatı tehlikeye girer ve Adam onu kurtarır. Beklemediği beyaz atlı prensine ilgi duymaya başlayan Caroline, duyarlı adımlarla onun yalnız dünyasına girer. İkisi bir arada sinemadaki en unutulmaz aşk hikayelerinden birisine dönüşecek bir güven ve anlayış bağı oluşturuyorlar.

When Marie St. Clair believes she has been jilted by her artist fiance Jean, she decides to leave for Paris on her own. After spending a year in the city as a mistress of the wealthy Pierre Revel, she is reunited with Jean by chance. This leaves her with the choice between a glamorous life in Paris, and the true love she left behind.

Viven ve Roy, lise son sınıfta okuyan iki gençtir. Viven, fizik tutkunu olan başarılı bir öğrenciyken Roy'un oldukça sorunlu bir hayatı vardır. Beklenmedik bir olay ikisinin yollarının kesişmesine ve hayatlarının bambaşka bir hal almasına neden olur.

Bir süre önce Diana adlı masum bir kadın, bulunduğu lokantada başlayan bir çatışmada kaza kurşunu sonucu hayatını kaybetmiştir. Diana'nın nişanlısı olan Joe bu acı olay sebebiyle Diana'nın anne babasının yanında yaşamaya başlar. Aile içinde bu trajeidiyi herkes içine atarak olmamış gibi göstermeye çalıştığı için, sorunlar başka şekilde dışarı vurulmaktadır. Yazar olan anne Jojo, artık yazamamakta, babası Ben ise herşeyi görmezden gelmeye çalışmaktadır. Bir taraftan eşinin nişanlısının katilinin ceza alması için çaba gösteren Joe da başka bir kadına ilgi duymaya başlar.

1950'li yılların Harlem'inde genç bir kadın, babasının dükkanında, gelecek vadeden bir saksafoncuyla tanışır. Aşkları, değişen zamanların, coğrafyaların ve profesyonel başarıların ötesine geçen nefes kesici, romantik bir hikayeye dönüşür.

Karısını öldüren bir otomobil kazasında kör olan bir romancı, suçlanan iş adamının ihmal edilmiş eşiyle ilişkisi üzerine hayat ve yazı tutkusunu yeniden keşfeder.

Amerikalı bir eczacı olan Martin (Nicholas Hoult) ve İspanyol bir fizyoterapist olan Gabi (Laia Costa)'nin Los Angeles'ta gecenin geç saatlerinde buluşması popüler bir "arkadaşlık uygulaması" aracılığıyla gerçekleşir. İkisi de birbirlerinden çok etkilenir ve bir süre "takılmak" isterler ancak aralarındaki güçlü cinsel çekim bir süre sonra mutlu ve sadık bir ilişkiye dönüşür. Yine de Gabi "yeniliklere" takık olduğunu itiraf etmiştir, onun için her zaman trend, son moda olan daha cezbedicidir. Böyle bir kişi ilişkisine sadık kalabilecek midir? Film, "Bazen aşk yetersiz kalır" mesajını sosyal medyanın kaydadeğer etkileri üzerinden sunuyor.

Rio de Janeiro'da çalışan, müşterilere mektup yazıp postalamakla görevli soğuk ve yaşlı bir kadın olan Dora (Fernanda Montenegro), müşterilerden ve insanlardan nefret ediyor. Dokuz yaşında bir çocuk olan Josue (Vinicius de Oliveira), babasını hiç görmemiş. Josue'nun annesi, kocasına mektuplar yazıyor ve bu mektuplar Dora aracılığıyla gönderiliyor. Kadın bir araba kazasında ölünce, Josue'nin sorumluluğunu insanları pislik olarak gören Dora üstlenmek zorunda kalıyor. Dora, Josue'yı babasını görebilmesi için yolculuğa çıkmaya ikna ediyor ve bu iki farklı insan arasında sıradışı bir dostluk kuruluyor.

Delicesine aşık olan lise mezunları Riley ve Chris trajik bir araba kazasıyla ayrıldığında, Chris arafta kalırken Riley erkek arkadaşının ölümünden kendini sorumlu tutar. Mucizevi bir şekilde, ikisi bağlantı kurmanın bir yolunu bulur.

Soğuk Savaş Dönemi’nde Amerika’nın zirvesine karşı 1963 yılında kurulmuş olan dünyevi bir peri masalı. Dilsiz, bir o kadar da yalnız bir kadın olan Elisa Esposito, temizlikçi olarak çalıştığı gizli ve yüksek güvenlikli devlet laboratuvarında sessizlik içinde bir tecrit hayatına kapatılmış gibidir. Elisa’nın hayatı, meslektaşı Zelda ile birlikte gizli olarak sınıflandırılmış bir "deneyi" keşfettikleri zaman sonsuza dek değişecektir.

Yorkshire bozkırlarında geçen, tutkulu ve fırtınalı bir aşk hikayesi; Heathcliff ve Catherine Earnshaw arasındaki yoğun ve yıkıcı ilişkiyi konu alıyor.

Hoover ailesinin her bireyi denemekten yılmayan sıcak insanlardır. Bir Volswagen minübüse doluşup ailelerinin en küçük bireyinin hayalini gerçekleştirmek için California’ya doğru yola çıkarlar. Bu üç günlük traji komik yolculuk sürprizlerle ve aile fertlerin hayal bile edemeyeceği bir sonla tamamlanacaktır. Küçük Gün Işığım bilinen kalıpları kıran bir Amerikan yol komedisi.

Geçmişteki bir davadan dolayı psiklojisi bozulduğu için alkole sığınan ve bu sebeple eşinden boşanıp 5 yaşındaki kızının velayetini almak için uğraşan avukat Cate McCall; aynı zamanda önemli bir cinayet davasını üstlenir, haksız yere hüküm giymiş Lacey’nin davasını alır. Bütün deliller, olay yeri incelemeleri kadının suçsuz olduğunu ispatlasa da Cate McCall yargı duvarına toslar. Kendisinden başka kimse Lacey’nin masumluğuna inanmamaktadır. Önyargıları sağlam savunmayla yıkmaya niyetli olan McCall adalet sisteminin doğru şekilde işlemesi için varını yoğunu ortaya koyacaktır. Önünde iki yol vardır; ya mesleğinde ilerlemek için bu davayı kazanmaya çalışmak ya da kızının velayeti alabilmek için ona daha fazla vakit ayırmak..

Oldukça güzel, alımlı ve şık bir kadın olan Ellie, kariyerinde oldukça başarılı bir müzik eleştirmenidir. Eski erkek arkadaşının ortalıktan kaybolmasıyla kendi dünyasına kapanan Ellie, bir kitap yazmaya karar verir. Daha önce böyle bir işte hiç deneyimi olmayan Ellie, gazeteye verdiği son makaleden sonra bunu aklında iyice kesinleşmiştir. Kendi hayatını yaşadığı aşkı ve olayları konu alacak olan bu kitap yayınlanmadan önce bazı engellere takılacaktır.bir beklenti içinde bulunmayın

Buster Keaton’ın, daha ünlü filmi The General (General, 1927) kadar iyi sayılabilecek, Güneylilerin töreleri üzerine yaptığı usta işi bir taşlama olan Our Hospitality (Konukseverliğimiz), iki aile arasında kökleri eskilere uzanan bir kan davasının saçma cinayetler tarihini anlatan nefis canlandırılmış dramatik bir giriş bölümüyle başlıyor. Bunu asıl öykü izliyor: Buster’ın canlandırdığı Willie McKay, 20’li yaşlarında, New York’ta büyümüş ve kasabasına dönen (ilkel bir trende geçen müthiş komik bir yolculukla) saf bir gençtir. Yolculuk sırasında tanışıp hoşlandığı genç kızla (kanını dökmeye hâlâ yeminli ailenin kızı çıkınca) yakınlaşması yüzünden canından olma tehlikesiyle karşılaşır ve içinden çıkılmaz bir duruma düşer; öte yandan düşmanlarının Güneyli konukseverliği, çatılarının altında olduğu sürece kendisine adabınca davranılmasını gerektirmektedir.

Annesinin ölümünün ardından babası başka bir kadınla evlenen Ella, iyi niyetle üvey annesine ve onun iki kızına elinden geldiğince yardım etmektedir. Ancak tüccar babasının beklenmedik ve erken ölümü, onu hizmetçiliğe ve hiç istemediği bir hayata sürükler. Günün birinde ormanda karşılaştığı ve sarayda bir çırak zannettiği, ancak prens olduğundan habersiz olduğu yakışıklı genç ise onun kalbini çalacak ve yeniden umutla dolmasını sağlayacaktır. Sarayda düzenlenecek bir balodan haberi olduğundan büyük bir heyecan duyar, ancak üvey annesi gitmesine izin vermez. Ancak bir mucize, ona dilenci kılığında iyi kalpli bir periyi getirecektir.

Wolf, annesinin cinayetinin intikamını alıp, motosikletiyle Amerika´nın batısına kaçan bir Kızılderilidir. Ancak bu adaletin bir maliyeti vardır.

15. Yüzyıl Paris'inde yaşayan bir kukla ustası, Notre Dame kilisesinin çan çalıcısı, kambur ama altın kalpli ve mutsuz Quasimodo'nun hikayesini anlatıyor. Paris'in adaletinden sorumlu katedral onu kiliseye alarak hem dış dünyaya kapatmıştır hem de hizmetçi gibi kullanıyordur. Kasabaya gelen bir çingene topluluğuyla ortalık daha da şenleniyor ve Quasimodo çingene güzeli Esmeralda'ya aşık oluyor. Ama Katedral'in gözüde Esmeralda'dadır...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir