
Sveinn Ólafur Gunnarsson
Finnbogi

Two employees of the Icelandic Road Administration spend the summer painting lines on the winding roads as they both find themselves at a crossroads in their lives.

Thomas is a meek man on the verge of a nervous breakdown. Despite his situation he decides to fake a work trip to go to Vallarta to confront Jero, a taxi driver who is sleeping with his wife.

Birbirlerine sıkı sıkı bağlı olan Scott ve Kristin evlenmeye karar verirler. Düğün için bütün işlemler halledilir. Düğün yapılmış ve her şey yolundadır, ancak Scott ve Kristin’in arkadaşları yani düğün sağdıçları otel odasında ölü bulunana kadar herşey yolundaymış gibidir. Her sadıçın bir gerçeği vardır ve ortaya çıkmaya başladıkça Scott ve Kristin’in hayatlarını değiştirecektir.

New York’ ta popüler bir geliştirme grubu çalışmalarına uzun süreli bir ara verir. Hepsi iyi arkadaş olan grubun diğer elemanları, yavaş yavaş herkesin bu işin altından kalkamayacağını anlamaya başlarlar…

Steve ile Rob yıllar önce Kuzey İtalya'da yaptıkları gezideki yazdıkları restoran değerlendirmelerinin başarılı bulunmasının ardından, yeni bir göreve daha başlarlar. Yolları bir kez daha İtalya'ya düşmüştür. Bu kez rotada farklı İtalyan şehirlerinde, altı farklı restoranda yiyecekleri altı farklı yemek bulunmaktadır. Bir nevi rakip de sayılan ikili bu yolculuk esnasında arkadaşlıklarını pekiştirirken mesleki ve kişisel hayatlarını da gözden geçireceklerdir. Michael Winterbottom'un senaryosunu yazıp yönetmenliğini yaptığı filmin başrollerinde Steve Coogan ve Rob Brydon ikilisi bulunuyor.

Charlie, 20'lerinde, annesi ve üvey babasıyla birlikte yaşayan ve hayattan pek bir beklentisi olmayan bir gençtir. Üvey babası, ciddi ilişkisi olan bir kıza aşık olunca, durumlar biraz karışacaktır. Ciddi bir ilişkisi olan Amber'la tanışınca, hayatını tekrar sorgulamaya ve ona ilgi duymaya başlar.

Köşe yazarı Darla, son yazısından dolayı büyük tepki çeker ve kovulur. Bailey ise kanser olduğunu öğrenir. Yolları kesişen Darla ve Bailey yakınlaşmaya başlarlar.'Pitch Perfect' serisi ve 'Dial a Prayer' filmlerinde de izlediğimiz Brittany Snow'a, Sam Richardson ve Anna Akana'nın eşlik ettikleri yapımın kamera arkasında Nico Raineau yer alıyor.

Leo ve Angela Russo, baskıcı İtalyan-Amerikan aileleriyle çevrili Queens'te basit bir hayat yaşıyorlar. Oğulları lise basketbol takımında başarılı olunca Leo bunu gerçekleştirmeye çalışırken aileyi paramparça eder.

A group of suburban teenagers try to support each other through the difficult task of becoming adults.

A teenager living with her sister and parents in Manhattan during the 1990s discovers that her father is having an affair.

Genç bir adam, rüyasının peşinden gidip usta bir sommelier olmak ve babasının beklentilerini karşılayıp ailenin barbekü restoranını devralmak arasında sıkışıp kalır.Mamoudou Athie, Courtney B. Vance ve Niecy Nash başrollerde. Yazar-yönetmen Prentice Penny'nin ilk yönetmenlik denemesi.

This is the story of a dysfunctional New York family, and their attempts to reconcile

Büyüleyici ve seksi Paris, 1969.... 2001 yılı başlarında bir grup asinin sahip olduğu gizli silahı elde etmek için tehlikeli göreve gönderilen kadın süper casusun nefes kesen macerası... Bilim kurgu tarzı bu filmin setinde yönetmenin Seksi gizli ajan Dragonfly (Angela Lindvall) karakterini oynayan aktrise olan tutkusu ve ön yargısı neticesinde filmin sonu gelmez. Genç Amerikan çaylak film yönetmeni Paul (Jeremy Davies)'u filmde yaşamını belgelemek bütün dürüstlüğü ile bu düşük bütçeli filmi bitirmek için davet edilir ve ona yaşamının şansı verilir. Bütün sorunlara rağmen filmin bütün yetkilerini almayı başarır. Süper bir casus filmi yapmak için bütün inancı ile filme başladığında güzel ve seksi oyuncusunu ayartmak ve hayal gücünün ötesinde ki macerada ona katılmak için bütün riskleri alarak yeni işini tehlikeye sokar.

Kolpa bir adam yanlışlıkla ev sahibini öldürünce, cesedi saklamak için elinden gelen her şeyi yapmak zorundadır. Ancak daha sonra şehvetin dikkatini dağıtması, çok sevdiği kardeşinin ölümü ve bir grup uyumsuz karakter onu kendisini bir servetin beklediği bir yolculuğa sürükler...

Halla, işini seven bir koro şefidir. Genç kadın aynı zamanda İzlanda’nın tabiatını, sanayi yıkımından kurtarmaya çalışan bir aktivisttir. Politikacılar tarafından yönlendirilen sanayiciler, İzlanda arazileri için büyük bir tehdit oluşturur. Yaşananlar karşısında genç kadın, İzlanda topraklarını korumak için alüminyum endüstrisine karşı savaş ilan eder. Sanayicilere karşı giriştiği bu zorlu mücadelede kısa sürede alüminyum endüstrisinin belası haline gelir. “Dağların Kadını” olarak anılmaya başlayan Halla, fabrikaların çalışmasını engellemek için her şeyi göze alır. Tam da bu dönemde aldığı bir haber tüm hayatını değiştirir. Hanna, uzun süredir evlat edinmek için mücadele vermiştir ve sonunda beklediği yanıt gelir. Bir kız çocuğu evlat edinmeye hak kazanan Halla, hayalleri arasına seçim yapmak zorunda kalacaktır.

Film, Vietnam'dan bu yana dünyada yarattığı savaşlarla 'çuvallayan' ABD'de neyi yanlış yaptık, neyi düzeltmeliyiz sorusu üzerinden ilerleyen, yine sarkastik bir yapım. Moore, her verginin yüzde 60'nın ordu ve savaş giderlerine ayrıldığı ülkesini, insani açıdan düzeltmek için rotasını bu sefer okyanus aşırıya çeviriyor. Bavulunu ve 'işgalci' olduğu belirtmek için ABD bayrağını kapan Moore, Avrupa seferine İtalya'dan başlayarak en kuzeydeki İzlanda'ya dek uzanan bir yolculuğa çıkıyor. ABD'nin tersine, modernizmi kapitalizm ile değil de hümanizm ile harmanlayan ülkelerin insani, eşitlikçi ve sosyal yaşam pratiklerini inceleyen Moore kıta Avrupası dışında Fransız etkisinin de hissedildiği Müslüman Kuzey Afrika ülkesi Tunus'a uğramayı da ihmal etmiyor.

Thor ve Christian, İzlanda’da gözlerden ırak bir balıkçı kasabasında yaşamaktadırlar. Thor, bir kızın kalbini kazanmaya çalışırken, Christian, en yakın arkadaşına karşı yeni duygular beslemeye başladığını keşfeder. Bu karmaşık yazı takip eden, İzlanda’nın zorlu kış şartlarında doğanın hükümleri yeniden geçerli hale gelir ve ikili için oyun alanlarını terk edip, yetişkinliğe adım atmanın zamanı gelir.

İzlanda’da ücra bir kasabanın polis komiseri, kasaba ahalisinden bir adamı iki yıl önce eşiyle ilişki kurmakla suçlar. Saplantısı derinleşirken adamın gerçeklikle bağlantısı kopar ve hem sevdiklerine hem kendine zarar vermeye başlar. Keder, yas, delilik ve koşulsuz sevgiye dair bu güçlü ve sert film, özellikle çarpıcı kar manzaraları ve oyuncularının performanslarıyla dikkat çekiyor.

90'lı yılların son günlerinde, milenyumun arifesindeyiz. Sıradan bir üniversite öğrencisi olan Stebbi, çocukluk arkadaşı Toti'yle karşılaşır ve kendini bir anda yasadışı işlerin içinde bulur. Stebbi başıboş ve aylak bir tip olan Toti'nin küçük çaplı suç örgütü önerisini kabul ettikten sonra, iki kafadar kısa zaman içerisinde kendilerini Bruno isimli psikopatın suç şebekesinde bulurlar ve Bruno, genç adamları İzlanda uyuşturucu piyasasını ele geçirebileceklerine ikna eder. Artık Reykjavik yeraltı dünyası o eski sakin ve masum günlerinden çok uzaktadır; vahşetin ve kaosun hüküm sürdüğü bir atmosfer kapıdadır. Kara Oyun, İzlanda edebiyatının en üretken yazarlarından biri olan genç yazar Stefán Máni'nin aynı isimli romanından uyarlandı. İzlanda'nın bir anda dönüşüme uğrayan yeraltı dünyasını maksimum aksiyonla dışa vuran film, yazarın romanlarında temel aldığı insanoğlunun karanlık yüzünü başarılı bir şekilde resmediyor...

Aşırı koruyucu bir anneye sahip, gün içinde hayaller kuran Walter Mitty kendisini büyük maceralar yaşayan bir kahraman olarak hayal etmeyi çok sever. Gizemli bir kadının kendisine küçük siyah bir kitap vermesiyle bu hayali gerçek olur. Kadına göre, kitapta 2. Dünya Savaşı’ndan beri saklanan Alman kraliyet mücevherlerinin yerleri yazmaktadır. Mitty kısa bir süre sonra kendisini karmaşık bir komplonun içinde bulur ve gerçek hayatta bir kahraman olmanın o kadar da kolay olmadığını fark eder.

Gummi ve Kiddo, şehrin dışında geniş bir vadide yan yana evlerde yaşayan yaşlı iki kardeştir. Babadan kalma meslekleri olan koç yetiştiriciliğine devam etmekte ve ülkenin en iyi koçlarını yetiştirmektedirler. Her sene kasabada düzenlenen ya Gummi'nin ya da Kiddo'nun kazandığı en iyi koç yarışmasında büyük ödülü almak için mücadele eden ve tek hayatları koçları olan bu iki kardeş, birbirleri ile 40 yıldır konuşmamaktadırlar. Bir gün Kiddo'nun koçu bulaşıcı ve ölümcül bir hastalığa yakalanır. Yetkililer tüm kasabayı boşaltıp, tüm hayvanların da itlaf edilmesinin en uygun çözüm olduğunda ısrarcıdır. Ancak 40 yıldır birbirleri ile konuşmayacak kadar inatçı olan bu ikili iş koçlarına gelince de bu kadar çabuk pes etmeyecektir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir