
Mark Webber
Elliot Brindle

"Oyunu kontrol edemezsin. Oyun seni kontrol eder."
Amerikan Sineması, Uzakdoğu’yu sömürmekten vazgeçmiyor. Chookiat Sakveerakul’un yönettiği, 2006 yılı Tayland yapımı “13: Game of Death/13 game sayawng”, İngilizce olarak yeniden çekildi...

Mark Webber
Elliot Brindle

Devon Graye
Michael Brindle

Tom Bower
Father

Ron Perlman
Det. Chilcoat

Rutina Wesley
Shelby

Pruitt Taylor Vince
Vogler

Clyde Jones
Gerry

Deneen Tyler
Joyce

Tom Lawson Jr.
Prof. Edgar Solomon
Sharon Smith
Hostess

Christopher Berry
Detective Vance

Ritchie Montgomery
Apartment Manager

John McConnell
Detective

Judd Lormand
Diner Cop

Sabrina Gennarino
Mother

Zengin bir İngiliz ailenin çocuğu olan 10 yaşındaki David kaçırılır. Çocuğu kaçıran Max Harper ve ortağı, yüklü bir fidye karşılı bu olayı klasik bir kaçırma olayı olarak görmektedirler. Ancak utangaç ve sessiz biri gibi gözüken küçük çocuğun gizli güçleri vardır.

Son derece mutsuz bir evlilikleri olan David ve Amy, boşanmaya karar vermişlerdir. Araları son derece açık olan karı koca, birlikte yaşayacakları hayatlarının en kabus dolu yolculuğuna çıkmak üzeredirler. Arabaları ıssız bir taşra otoyolunda bozulunca, yaşlı ve kendi halinde bir adamın işlettiği ıssız bir otelde konaklamak zorunda kalırlar. Fakat odalarına yerleştiklerinde bulacakları kasetler, kabusun ilk adımı olacaktır. Kasette korkunç işkence görüntüleri vardır ve kolayca girdikleri bu otelden çıkmanın o kadar da kolay olmadığını artık anlamışlardır.

Sosyal medyada daha iyi içerik üretebilmek için sınırları zorlayan bir grup gencin hikayesini konu ediyor. Sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanan bir genç, yeni içerikler üretebilmek için arkadaşları ile birlikte Moskova’ya doğru yola koyulur. Genç adam, gittikçe büyüyen izleyici kitlesinin ilgisini çekmek için her zaman sınırları zorlar. Takipçi sayısını her geçen gün daha da arttırmak isteyen genç, bunun için her şeyi yapmaya hazırdır. Hedef kitlesi için daha iyi içerikler hazırlamayı arzulayan genç ve arkadaşları, gizem ve tehlikenin hakim olduğu bir dünyaya adım atarlar. Bir süre sonra gençler, gerçek hayat ve sosyal medya arasındaki çizgilerin bulanıklaşmaya başladığını fark eder. Onlar artık hayatta kalabilmek için zorlu bir mücadele vermek zorundadır."

Criminology student Chloe fakes her own death to break into a morgue, in order to retrieve a piece of evidence that ties her younger brother to a crime gone wrong. Once inside, she discovers that a sadistic coroner is using the corpses for his sick and twisted business, and when he realises that Chloe still has a pulse, a terrifying game of cat and mouse ensues.

A fledgling actress is lured to a remote mansion for a screen-test, soon discovering she is actually a prisoner in the middle of a blackmail plot.

Anne ve babasının ani ölümü ile sarsılan Iris (Snow) bir yandan da ölümcül bir hastalığın pençesindeki erkek kardeşine bakmak zorundadır. Shepard Lambrick (Combs) isimli hayırsever bir aristokrat kendilerine yardım etmek ister. Iris, Lambrick’in yedi umutsuz insanın daha katılacağı akşam yemeği davetini kabul eder. Kısa sürede Lambrick’in konağına hapsedildiklerini anlayan davetliler, kazananın çok büyük bir miktarda para ödülü alacağı Would You Rather isimli sadist bir oyun oynamaya zorlanırlar. Oyun ilerledikçe Iris ve diğer konukların ikilemleri ölümcül düzeyde artar...

Kışın kapalı olan ıssız Overlook Oteli’nin bakımını üstlenen Jack Torrance, ailesiyle birlikte buraya taşınır. Doğaüstü sezgileri güçlü olan küçük oğlu Danny, otelde yalnız olmadıklarını fark etse de sesini duyuramaz. Şiddetli bir kar fırtınasıyla dış dünyadan tamamen kopan aile mahsur kalırken, oteldeki karanlık güçlerin etkisine giren Jack yavaş yavaş aklını kaybetmeye başlar.

Tüm toplumu dehşet içinde bırakan ve polisi şaşkınlığa sürükleyen acımasız ve incelikli oyunların perde arkasındaki kuklacı, yeni çırağı Amanda ile beraber yakalanmaktan tekrar kurtulur ve ortadan kaybolur. Şehrin dedektifleri onu yakalamak için harekete geçerken Doktor Lynn Denlon ve Jeff kuklacının satranç tahtasında birer piyona dönüşeceklerinden habersizdir.

Korku filmi klasiği olan bu film serisinde, yaralı yüzlü bir sübyancıyı bir çete linç eder. Öldürülen sübyancı, yıllar sonra katillerinin çocuklarının rüyalarına girmeye ve rüyalarında onu gören çocukları teker teker öldürmeye başlar.

Film, Güney Amerika'da bulunan ve kâr amacı gütmeyen Belko şirketi tarafından iş gününün başlangıcında tesise kapatılan çalışanların başından geçenleri anlatıyor. Çalışanlar her birine gizlice verilen patlayıcılarla birbirlerini öldürmesi için emir alıyorlar ve tesiste kapana kısılmış durumdalar. Bu da film boyunca artan gerilimle birlikte her Belko çalışanının gerçek doğasını keşfettiğimiz şiddet dolu bir macera başlatıyor. John C. McGinley, sosyal açıdan beceriksiz yönetici olan Wendell Dukes’u canlandırıyor. Tony Goldwyn’in karakteri Barry Norris gibi arkadaşlarıyla sosyalleşmeyi tercih eden ve diğer çalışanlarının yanında olmaktan hoşlanmayan bir adam. Melonie Diaz ise tüm zamanların en kötü şirket içi etkinliğini yaşamak üzere olan tesisteki yeni kız Dany Wilkins'i canlandırıyor.

Jigsaw geri döndü. Muhteşem ve dengesiz suç dehası, ölüm kalım meselesi korkunç oyunlarla yeniden karşımızda. Jigsawıun işiymiş gibi görünen yeni bir cinayet kurbanı bulunduğunda, Dedektif Eric Matthews soruşturma başlatır ve hiç çaba harcamadan Jigsaw'u ele geçirir. Ama yakalanmak da Jigsaw'un planının parçasıdır. Sekiz kurban daha canları pahasına mücadele etmektedir ve Mathews'in da oyuna katılma vakti gelmiştir.

Marion Crane’e patronuyla iş yapan zengin bir adam 40 bin dolar emanet eder ve Marion parayı bankaya yatırmak yerine yanına alıp şehirden ayrılır. Bir polis Marion’un şüpheli davranışları üzerine peşine takılır. Ancak Marion’un peşine takılan sadece polis değildir. Sevgilisi ile buluşmayı planlayan Marion şiddetli yağmur yüzünden geceyi bir otelde geçirmeye karar verir. Otelden içeri girer girmez garip şeyler olduğunun farkına varan Marion uyumadan önce otel sahibi Norman Bates ile biraz sohbet eder. Norman’ın kişiliğinde sorunlar olduğunu, annesine ve kuşlara karşı bir takıntısı olduğunu öğrenen Marion, sohbeti kısa kesip odasına giderek duş almaya karar verir ve olaylar gelişir.

Los Angeles'ın banliyösündeki bir otelde geçen hikayede, Tom Tom (Jeremy Davies) saf ve masum bir gençtir ve bir sokak kızı olan Eloise’ye (Milla Javovich) deli gibi tutulmuştur. İlişkileri devam ederken bulundukları otelde bir cinayer işlenir, öldürülen çok büyük bir medya kralının oğludur. Otelde bir soruşturma başlar ve FBI tarafından görevlendirilen dedektif Skinner (Mel Gibson) devreye girer. Oteldeki herkes potansiyel suçlu haline gelir. Arkadaşlığın, ihanetin ve karşılıksız aşkın hikayesi…

1984 yılında, doğmamış oğlu gelecekte insanlığın kurtuluşu olacak genç bir kadını öldürmek için 2029 yılından yok edilemez bir cyborg yollanır. Genç kadının ve insanlığın tek umudu 2029 yılından gelen genç bir askerdir.

1940'lı yıllarda New York'lu sosyalist bir oyun yazarı olan Barton Fink, Los Angeles'a gelip bir film senaryosu yazma ihtimali belirdiğinde durumu kabul etmek zorunda kalır. Bir otele yerleşir ve burada film stüdyosunun başkanı Jack Lipnick'le tanışır. Lipnick'ten, yazacağı senaryonun kaba saba bir B filmi için olduğunu öğrenir. Daktilosunda sadece tek bir cümle yazmayı becerse de, içinde bulunmaya hiç alışık olmadığı durum sebebiyle bir türlü ilham gelmez ve tıkanır.Oteldeki kapı komşusu Charlie Meadows, geveze bir pazarlamacı ve tam bir orta sınıf insanıdır. Fink'in hayatına giren diğer insanlar da (ünlü bir senarist olan Mayhew ve onun kız arkadaşı Audrey gibi) genç entellektüel yazara ilham gelmesine ve senaryoda ilerlemesine yardımcı olamazlar. Stres doruğa çıktığında Fink kendisini doğaüstü tabloları andıran bir cehennemin içinde bulur.

Fargo', 'O Brother, Where Art Thou?' ve 'Intolerable'’ın yaratıcılarından Amerika’lı gangsterlerin hayatına karmaşık ve görsel bir bakış geliyor. MILLER’S CROSSING’de rakip çeteler, katil galerileri ve tetikçiler yeralıyor. Leo İrlanda’lı bir gangster ve politik patrondur, güvendiği teğmeni ve danışmanı anti-kahraman Tom’un yardımıyla bir Doğu şehrini yönetmektedir. Ama şehir üzerindeki kontrolleri, Johnny Casper (adında bir İtalyan patron ve acımasız yardımcısı Eddie Dane tarafından zorlanır.

Birbirini tanımayan iki adam köhne bir yerde, ayakları zincirle bağlı bir şekilde uyanır. Çok geçmeden kurbanlarını yanlış yola düşen insanlar arasından seçen ve onları ölümcül bir oyun oynamaya zorlayan bir seri katilin oyunun piyonları olduklarını anlarlar.

Çok zeki bir banka soyguncusu olan Dalton Russel, iyi bir dedektif olan Keith Frazier ve güzel ve güçlü bir borsa brokerı olan Madeliene White çözümü bulunamayan bir bulmacanın en önemli parçalarını oluşturmaktadır. Fakat her parça aslında dışarıdan göründüğü gibi midir? Akıl oyunlarıyla dolu bu filmde, sadakat ve davranışlar her an sınanmaktadır.

Kelepçeli Aşık’ta Cary Grant “kedi” lâkaplı çapkın bir mücevher hırsızını canlandırmaktadır. Grace Kelly ise pek çok mücevhere sahip olan şımarık ve kaprisli güzel bir genç kadındır. Cary Grant, usta bir hırsız olmasına karşın artık içinde bulunduğu ve hırsızlık yaptığı bu günlerden eski günlerdeki normal ve düzenli uğraşlarına dönmek ve gerçek mücevher hırsızını ortaya çıkartarak masum olduğunu kanıtlamak arzusu duymaktadır.

Los Angeles polis departmanından iki dedektif, genç bir kızın cinayetini araştırmak üzere güneşin hiç batmadığı ıssız bir Alaska kasabasına gönderilir. Gün ışığı yüzünden şiddetli uykusuzluk çeken dedektif Will Dormer, ana şüpheli olan yerel bir yazarla vicdan sınırlarını zorlayan tehlikeli bir kedi-fare oyununa sürüklenir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir