
പൃഥ്വിരാജ് സുകുമാരൻ
P. Sukumaran / Suku

Years after graduating from college, a few friends from across the world decide to get together for a reunion. But on the night of the reunion, one of them attempts suicide and goes into a coma.

പൃഥ്വിരാജ് സുകുമാരൻ
P. Sukumaran / Suku

Kavya Madhavan
Thara Kurup

Indrajith Sukumaran
Pious George / PG

Jayasurya
Satheeshan Kanjikuzhi

Narain
Murali Iyer

Radhika
Raziya

Balachandra Menon
Professor Iyer

Jagathy Sreekumar
Fr. Esthappaan

Suraj Venjaramoodu
Ousepp

Anil Murali
SI Zachariah

Shobha Mohan
Lakshmi Iyer

Vijeesh Vijayan
Vasu Sadashivan / Vaalu Vasu

V K Sreeraman
Kunju Muhammad

Sukumari
Janaki

Anoop Chandran
'Pazhanthuni' Koshi

Genç bir kadın aşık olduğu yakışıklı Maxim De Winter'la evlendikten bir süre sonra Maxim'in eski eşi Rebecca'nın birkaç ay önce gizemli bir şekilde ölmüş olduğunu öğrenir ve kocası ile olan ilişkisinin her zaman Rebecca'nın gölgesinde kalacağını farkeder. Film boyunca adı telafuz edilmeyen kadın, aynı zamanda kendisini evin yeni kadını olarak kabul etmek istemeyen hizmetçi Mrs. Danvers'ın kıskanç ve takıntılı tavırları ile başa çıkmak zorundadır. Alfred Hitchcock'un Daphne Du Maurier'ın bir romanından uyarladığı Rebecca yönetmenin aynı zamanda ilk Amerikan yapımı filmi olma özelliğini taşıyor. 1940'ta En İyi Film dalında Akademi Ödülü'nü kazanan filmin yapımcısı David Selznick'in bir önceki filmi Rüzgar Gibi Geçti de, aynı dalda ödül sahibi olmuş ve efsaneleşmişti.

Hikayemiz sıfırın altında bir frekansa sahip Isaac-Newton Midgeley ile alışılmışın üstünde bir frekansa sahip olan ve bizim evrenimizin otistik savantlarını andıran Marie-Curie Fortune arasındaki ilişki üzerinden ilerliyor. Isaac (Zak) çocukluğundan beri Marie’den hoşlanmaktadır, Marie ise herhangi bir duygusu olmamakla birlikte deney yapma isteği ile Zak'le görüşmektedir. Ancak Zak ile Marie’nin her yıl birlikte harcayabilecekleri sadece 1 dakikaları vardır. Bu dakikayı aştıkları takdirde doğa durduk yere yağmur yağdırarak, zelzele yaparak, gökten bagaj yağdırarak bu birlikteliğin devamına engel olmaya çalışır. Filmin en naif olan bu ilk kısmında kahramanlarımızın çocukluk ve ilk gençlik yıllarındaki birlikte olma çabalarını ve bunun yarattığı tuhaf sonuçları izliyoruz.

Büyük ve eski tarz bir lüks otelde, bir yabancı (Giorgio Albertazzi) evli bir kadını kendisiyle kaçması için ikna etmek ister. Ancak kadın (Delphine Seyrig) yabancıyla bir önceki sene Marienbad’da yaşadıklarını hatırlamamaktadır. Alain Resnais’nin bu filmi Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan kazanmış ve dünya çapında eleştirmenlerin övgüleriyle karşılanmıştır.

Aşk romanlarıyla tanınan orta yaşlı Leo, yazdıklarından utandığı için kitaplarını sahte bir isimle yayınlar. Ayrıca evde de son derece mutsuzdur. Yurtdışında çalışan eşi, hem fiziksel hem de duygusal olarak uzaklardadır. Yeni bir editör sayesinde, hayatını yeniden değerlendirme fırsatı bulur.

1960 'lı yıllarda Avustralya 'nın ücra köşelerinden birinde bulunan bir Katolik yetimhanesinde yaşayan dört çocuğa Güney Avustralya sahilllerinden birinde tatil yapma şansı doğar.Bu çocuklara 'Aralık Çocukları' adı takılmıştır,çünkü dördü de yetimhaneye bu ayda gelmişler ve doğum günlerini de bu ayda kutlamaktadırlar.Geldikleri tatil beldesinde,çocuksuz çiftlerden birinin evlat edinmek üzere çocuk aradıkları söylentisi dolaşmaktadır.Gerçek bir aileye kavuşma umudu içerisindeki çocuklar bu çifte kendilerini beğendirebilmek için bir rekabet içine girerlerken, arkadaşlıkları da yeni bir sınavdan geçecektir.

Bize aşkın mükemmeliyetle hiç alakası olmadığını gösteren bir film. Hayatının kadını kaybeden Anderson bir daha asla aşık olamayacağına ikna olmuştur. En yakın arkadaşının baskılarıyla sürekli garson olarak çalışan mutsuz Katie'ye çıkma teklif eder. Masum bir meydan okuma birden hayatlarında aradıkları aşkın ortaya çıkmasını sağlar.


Oscar'lı oyuncu Ben Affleck’in ilk yönetmenlik sınavı olan bu filmde Boston yeraltı dünyasının en çirkin, en tehlikeli/belalı kesimlerinde kaçırılan küçük bir kız çocuğunu bulmaya çalışan iki dedektifin öyküsü anlatılıyor.Film, “Mystic River”ın da yazarı olan Dennis Lehane’nin romanından uyarlanmış, senaryosunu ise Ben Affleck ile Aaron Stockard birlikte oluşturmuşlar.

Konusu, Amerikan profesyonel futbol liginin henüz yeni kurulmaya başlandığı 1925 yılında geçen filmin çekimleri Kuzey ve Güney Carolina’da gerçek mekanlarda yapılıyor.George Clooney filmde takımını bar köşelerinden kalabalık stadyumlara taşımaya kararlı olan yakışıklı ve girişken ruhlu futbol kahramanı Dodge Connoly rolünü üstlendi. Takımın sponsorunu kaybetmesi üzerine futbol liginin çöküşün eşiğine geldiğini gören Dodge, ünlü bir kolej futbolu yıldızını kadroya katılması için ikna etmeyi başarır. Attığı bu son adımla can çekişmekte olan futbol sporunun yeniden ülke gündemine taşınacağını ümit etmektedir.Takıma yeni katılan Carter Rutherford (John Krasinki), Amerika’nın harika çocuklarından birisidir. Aynı zamanda 1. Dünya Savaşında Alman askerlerini tek başına geri çekilmeye zorlayan bir savaş kahramanı olarak şöhret yapan Carter, futbol alanındaki eşi benzeri görülmemiş süratiyle ün yapmış yakışıklı bir sporcudur.

Güzle bir kadın olmasına rağmen hala bekar olan Maggie 3 günlük bir Avrupa gezisi için yola çıkar. Avrupa gezisi sırasında kendisi gibi bekar olan yakışıklı bir adam olan Adriano ile tanışan Maggie ona bağlanmaktan kendini alıkoyamaz. Çift zaman geçtikçe birbirlerine aşık olurlar ama sonradan ortaya çıkacak olan bir sır dengeleri değiştirecektir.

In 18th-century France, a young man masquerades as an actor to avenge his friend's murder.

Upon waking up to the news that the man she’d gone on a date with the previous night has been murdered, a young woman with only a faint memory of the night’s events begins to suspect that she murdered him while attempting to resist his advances.

Jindabyne kasabasında yaşayan dört arkadaş, her sene olduğu gibi şehrin çok uzağında bir göl kıyısına kamp kurarlar. Amaçları her sene olduğu gibi birkaç gün boyunca balık tutup avlanmaktır. Kamp alanına vardıkları akşam ise bir keşif yaparlar: yakındaki nehirde ölü bir kızın cesedi yüzmektedir... Şehirden çok uzakta olduklarından yardım çağırmak için ertesi günü beklemeye karar verirler. Ancak gün doğduğunda, kendilerinin de tam anlamadığı bir sebepten dolayı kamplarına ara vermemeye karar verirler. Kızı ayağından nehrin yakınlarında bir yere bağlarlar ve otoritelere ancak kamp dönüşü, yani neredeyse bir hafta sonra haber verirler...

Zed ve Addison, Seabrook Lisesi öğrencilerinin başı olmaya devam eder fakat liseye bir grup gizemli kurtadam gelince işler değişir ve bu Zed ile Addison'ın arasının açılmasına neden olur.

A devoted secretary embarks on a dangerous mission to try to find the elusive woman who may prove her boss didn't murder his wife.

Kaderimizi biz mi kontrol ediyoruz, yoksa görünmez güçler mi bizi idare ediyor? Senatoya girmek üzere olan, hırslı politikacı David Norris (Matt Damon) daha önce tanıdığı hiçbir kadına benzemeyen Elise Sellas’la (Emily Blunt) tanışır. Tam ona âşık olmaya başladığını fark ettiği an, gizemli adamlar çifti ayırmak için karşılarına çıkar. Bu adamlar sahip oldukları güçle, David ve Elisa’nın bir araya gelmesine engel olmak için, ellerinden geleni yapacaklardır. Bu yoğun engellemeler karşısında, David ya Elisa’nın peşini bırakıp daha önce kendisi için çizilmiş yoldan gidecek… ya da Kader’e karşı gelmek için her şeyi tehlikeye atıp onunla olacaktır. Ocean’s Twelve’in senaristi, Son Ültimatom’un yazarlarından George Nolfi'nin beyaz perdeye uyarlayıp yönettiği The Adjustment Bureau, Philip K. Dick’in (Gerçeğe Çağrı, Azınlık Raporu and Bıçak Sırtı) kısa öyküsünden uyarlanmıştır.

Sherlock Holmes ve Dr. Watson öğrenciyken tanışmış olsalardı ne olurdu? Tabii ki macera dolu bir hayatları olurdu! Londra tuhaf cinayetlerle sarsılmaktadır ve genç Holmes ile yeni bulduğu arkadaşı Watson, farkında olmadan kendilerini bu karanlık ve gizem dolu bir dünyada bulur. Ve şimdi acemi dedektiflerimiz kariyerlerindeki en olağan dışı olayı çözmek üzere işbaşındadır.

A crooked politician finds himself being accused of murder by a gangster from whom he refused help during a re-election campaign.

Geminin eski kaptanın, James T. Kirk artık Amiral olmuştur ve yeni bir görev için çağırılır. Amacı eski ekibi toplamak ve önüne gelen herşeyi yokeden devasa bir uzay gemisini dünyaya ulaşmadan durdurmaktır. Karşılarındaki inanılmaz güçlere sahip yaşam formları Mr. Spock'ın dahi zekasına durgunluk verecek güçtedir. Gerilim sadece uzayda değil, aynı zamanda geminin yeni komutakı Kirk'ü kabullenmekte güçlük çeken eski kaptan Williard Decker'in Atılgan'da bulunmasında da kendini belli eder. Sonunda gemi yenilmez düşman tarafından ele geçirilir ve dümenci Ilia rehin düşer. Geri döndüğünde Kaptan Kirk'e mesajı ulaştırır: Devasa gemi, yaratıcısıyla buluşmak istemektedir yoksa Dünya gezegeni yok edilecektir.

Casey Newton, bilime ve teknolojiye büyük ilgi duyan genç bir kızdır. Bir gün, gizemli bir obje bulur; bu obje ona Yarının Dünyası adında, gelecekteki muazzam bir şehri gösteren bir semboldür. Yarının Dünyası, yenilikçi fikirlerin ve hayallerin gerçeğe dönüştüğü bir yerdir, ancak oraya ulaşmak için bazı zorluklarla yüzleşmesi gerekecektir. Casey, bu yolculukta eski bir bilim insanı olan Frank Walker'a katılır. Frank, geçmişte Yarının Dünyası'na dair hayal kırıklıkları yaşamış bir karakterdir. İkili, birlikte Yarının Dünyası'na giden yolu bulmaya çalışırken, dünyayı tehdit eden karanlık güçlerle de yüzleşmek zorunda kalırlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir