
Jayaram
Rajiv Padmanabhan (segment "Ilamai Idho Idho")

Putham Pudhu Kaalai brings together 5 of the most celebrated directors in Tamil cinema - Sudha Kongara, Gautham Menon, Suhasini Mani Ratman, Rajiv Menon, and Karthik Subbaraj to create Amazon Prime Video's first Indian anthology film.

Jayaram
Rajiv Padmanabhan (segment "Ilamai Idho Idho")

Urvashi
Lakshmi Krishnan (segment "Ilamai Idho Idho")

Kalidas Jayaram
younger Rajiv Padmanabhan (segment "Ilamai Idho Idho")

കല്യാണി പ്രിയദർശൻ
younger Lakshmi Krishnan (segment "Ilamai Idho Idho")

Preethi Nedumaran
Maid (segment "Ilamai Idho Idho")
Krishnakumar Balasubramanian
Arun Krishnan (segment "Ilamai Idho Idho")

Ananya Ramaprasad
Chitra (segment "Ilamai Idho Idho")

R. Madhavan
Narrator (segment "Ilamai Idho Idho")

எம். எஸ். பாஸ்கர்
Thaatha (segment "Avarum Naanum – Avalum Naanum")

Ritu Varma
Kanna (segment "Avarum Naanum – Avalum Naanum")
Krithika Bala
Caretaker (segment "Avarum Naanum – Avalum Naanum")

Anu Hasan
Saras (segment "Coffee, Anyone?")

Suhasini Maniratnam
Valli (segment "Coffee, Anyone?")

Kathadi Ramamurthy
Mahendran (segment "Coffee, Anyone?")
Komalam Charuhasan
Soundara Mahendran (segment "Coffee, Anyone?")

The Cure (1995), AIDS hastası 11 yaşındaki Dexter ile yalnız ve öfkeli bir çocuk olan Erik’in sıra dışı dostluğunu anlatır. Dexter hastalığı nedeniyle toplumdan dışlanmıştır; Erik ise sevgisiz bir evde büyümektedir. İkili, bir tabloid haberde gördükleri sözde AIDS tedavisini bulmak için Mississippi Nehri boyunca bir yolculuğa çıkar. Bu macera, onları hem fiziksel hem duygusal sınırlarını zorlayan olaylarla karşılaştırır. Film, çocuk gözünden önyargı, cesaret ve kaybın ağırlığını işlerken, dostluğun iyileştirici gücünü ön plana çıkarır.

Swiss girl Adelheid 'Heidi' is orphaned young. Aunt Detie brings her to grandpa Alp and his wife, who live isolated in the Alps since his murder charge. Heidi soon takes to the wild country, especially accompanying young goatherd Peter. Grandpa refuses to send her to school in the city, but aunt Detie returns and forces him to give in. She's sent to a posh lady in Frankfurt, where she'll be a companion for crippled daughter Clara after school hours.

Kaykaycı Kız öz güven, cesaret ve kendi yolunu çizmenin yarattığı büyük etkiyi konu alan bir yetişkinliğe geçiş hikâyesi. Hindistan'ın Racastan bölgesindeki ücra bir köyde geçen film, burada geleneklere ve ailesine karşı sorumluluklarına bağlı bir hayat yaşayan genç Prerna'nın (ilk oyunculuk deneyimiyle Rachel Saanchita Gupta) öyküsünü aktarıyor. Bir gün, Londra'da büyüyen ve bir reklam şirketinde yöneticilik yapan Jessica (Amy Maghera), vefat eden babasının çocukluğunu araştırmak için köyü ziyaret eder. Jessica ve köye kaykayıyla gelen eski arkadaşı (Jonathan Readwin) sayesinde Prerna ve köydeki diğer çocuklar, heyecan verici yeni bir macerayla tanışır.

Katy McLaughlin desires to work on her family's mountainside horse ranch, although her father insists she finish boarding school. Katy finds a mustang in the hills near her ranch. The headstrong 16 year old then sets her mind to tame a mustang and prove to her father she can run the ranch. But when tragedy happens, it will take all the love and strength the family can muster to restore hope.

Jimnastikçi Maddy, en tepeye ulaşmak için gereken öz güvene sahip değildir. Ancak yeni koçunun yardımıyla milli takımda yer bulma şansı elde eder.

Young Cedric Errol and his widowed mother live in genteel poverty in 1880s Brooklyn after the death of his father. Cedric's grandfather, the Earl of Dorincourt, has long ago disowned his son for marrying an American. But after the death of the Earl's remaining son, he decides to accept Cedric as his heir.

Milly and Louis, and their recently-widowed mom, Charlene, move to a new neighborhood. Once there, they all deal with a variety of personal problems, but Milly finds a friend in Eric, her autistic next door neighbor. Eric has a fascination with flight, and as the story progresses, he exerts an enthralling force of change on all those around him.


Sinemada gösterildiği yıllarda , tartışmalı biçimde, tamamen yanlış anlaşılmalarla dolu ve utanç verici biçimde eleştirilen, ama uzun yıllar sonra şimdi ,sadece Rossellini'nin en iyi filmlerinden biri olarak anılmakla kalmayıp, aynı zamanda modern sinemanın temel elementlerinden biri olarak hak ettiği yeri bulmuştur. Küçük bir ipucu verelim : Bir evlilik, İtalya'ya yapılan bir seyahat esnasında kötüye gider, biz de izleriz.

Film, ergenlik çağındaki iki genç kızın arkadaşlıklarının hikayesini anlatıyor. Kendileri dışındaki herkesi dışarıda bırakarak, kendi yarattıkları hayal dünyasında yaşamaya başlayan bu iki genç kız birbirlerine sımsıkı bağlanırlar. Birbirlerinden aslında hayli farklı olan, farklı sınıflara mensup ailelerden gelen bu iki kızı birbirine çeken nedenler izleyiciye arka fonda sunulmaktadır. İlk başta izleyici bu iki genç kızın aşırı bağlılıklarına, kendilerini ayrıcalıklı kişiler olarak görmelerine, hayallerinde sürdürdükleri film yıldızlarıyla, opera sanatçılarıyla, kraliyet ailesi üyeleriyle dostluklarına sevecenlikle yaklaşmaktan alıkoyamaz kendini.Film izleyiciyi onların bu iki kişilik dünyalarının tam da ortasına fırlatır. Onların 4. dünya adını verdikleri bu sanat ve keyif dünyasının büyüleyici atmosferine kapılmamak olanaksızdır. Öte yandan arkadaşlıkları giderek tehlikeli bir seyir izlemeye başlar ve ebeveynlerinin yanlışları bunun üzerine tuz biber eker.

Paris'te aşk her yerdedir. Barlarda, kafelerde, Eyfel Kulesi'nin altında, metroda hep aşk vardır. Paris, seni seviyorum için çok sayıda uluslararası yönetmenden Paris'te geçen romantik bir hikaye anlatmaları istendi. Projeye katılan tüm yönetmenler, Paris'in zengin sinematografik tarihine rağmen, geriye bakmaktansa, Paris'i bugünkü haliyle, beyaz perdeye hiç taşınmamış yönleriyle aktarmayı yeğlediler. Bu nedenle "Paris, seni seviyorum" farklı sosyal sınıflar, kuşaklar, kültürler ve atmosferlerin karışımı. Her yönetmenin, kentin çeşitli yerlerinde geçen farklı yaşam kesitleri sunduğu sevinç, ayrılık, beklenmedik garip rastlantılar ve her şeyden çok aşka dair hikayelerden oluşan, çiçek dürbünü (kalediaskop) gibi bir film. Natalie Portman, Fanny Ardant, Elijah Wood, Nick Nolte, Juliette Binoche ve Steve Buschemi gibi, ünlü uluslararası oyuncularla 'Paris, seni seviyorum'da Paris'i yeniden keşfedecek; dünyanın bu en romantik şehrine yeniden sevdalanacaksınız.

Filmde ilişkileri birbirine karışmış iki adet çiftimiz var. Sonia ve Javier ile Pedro ve Paulo. Aşk ve keyif dolu yaşamları Paulo'nun başka birisinden hoşlandığını söylemesiyle farklı bir boyuta geçer. Pedro sevgilisinin etkilendiği adamın kimliğini merak ederken, Sonia'nın biricik aşkı Javier bol bol yutkunmaktadır. Paulo'nun baskılarından sıkılan adam, Pedro'nun gerçeği keşfetmesinden ölesiye korkmaktadır. Bu karışık aşk ilişkileri, hayatlarına yeni insanların girmesiyle genişlemeye ve birbirinden komik olayların başlangıcına neden olur.

İdealleri olan ve ailesine oldukça düşkün olan " Maara" ekonomik krizden nasibini alır, öyle ki; babasını görmek için uçağa binmesi gerekir ve uçak biletlerinin çok pahalı olmasından ötürü uçağa binip babasının yanına gidemez. Bu durumu gurur yapan adam, şansının da yaver gitmesi ile bir havayolu şirketi kurar. Ancak bundan sonra ona sıkıntı verecek insanlar ile savaşmak zorunda kalacaktır.

Süper yavrular, Barkingburg'u, güçlü bir havaya yükselme mücevherinin gücünü elde eden Flappington Dükünden korumalıdır.

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...

Balto ve oğlu Kodi, Alaska'daki Nome kasabasına posta ve eşya göndermenin uçaklarla daha hızlı olduğunu fark eder ve bu durumun kızak köpeği ekibinin geleceğini tehdit ettiğini anlar. Balto'nun kızak ekibi ile pilot Duke'un uçağı arasında bir posta dağıtım yarışı düzenlenir. Köpekler daha hızlıdır ve bazı köpekler zaferlerini kutlamaya başlar, ancak bu sadece şiddetli bir fırtınanın uçağı düşürmesi sayesindedir. Tabii ki Balto, pilotu kurtarmaya çalışır. Ancak oğlu ve ekibin diğer köpekleri, başta ona eşlik etmek istemez.

Genç köstebek Edgar, sevimli fare Abigel, kirpi Russell ve porsuk kız Michelle, dünyayı özgürce keşfettikleri orman okulunun öğrencileridir. Bir gün öğretmenleri bilge porsuk Cornelius ile birlikte başka bir ders vermek için doğaya giderler. Yolculukları sırasında bir asfalt yol keşfederler ve içinde kimyasal atık deposu bulunan bir kamyonun devrilmesiyle sonuçlanan bir trafik kazasına tanık olurlar. Kaza sonucu tank hasar gördü ve zehirli dumanlar orman hayvanlarının yerleşimine doğru aktı. Bu olay sırasında, genç Michelle ciddi şekilde zehirlendi ve Cornelius öğrencilerin geri kalanını şifalı bitkilerin yetiştiği yakındaki bir ormana gönderdi. Genç öğrencileri çok zor ve heyecanlı bir yolculuk bekliyor...

Eva ve Zac beraber büyüyen iki yakın kardeştir. Evlerinde son derece mutsuz bir yaşam süren kardeşler bir yol bulurlar. Aileleri ile aralarındaki bağın zarar görmesine de gönülleri ermeyen kardeşler çok zor bir karar vermek zorundadırlar.

Almut, yakın zamanda boşanmış olan Tobias'la tesadüfen karşılaşmasıyla hayatının sonsuza kadar değiştiğini fark eder. Ancak birbirlerine aşık olduktan, bir ev inşa ettikten ve bir aile kurduktan sonra zor bir gerçek ortaya çıkar.

Beklenmedik bir aşk üçgeni, başarısız bir baştan çıkarma tuzağı ve yanlış anlaşılma sonucu yaşanan bir karşılaşma. üç kadın karakteri tasvir etmek ve seçimleri ile pişmanlıkları arasındaki yörüngeleri izlemek için üç bölüm halinde anlatılıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir