
Ζωή Λάσκαρη
Marigo

Targeted for her beauty and pilloried by members of her own village, a poor and orphaned young woman flees from her humble but hostile birthplace to seek refuge in the bosom of the hectic city of Athens. Can love put an end to her ordeals?

Puslu Manzaralar ; bir yolculuk filmi. Film, iki çocuğun Almanya’da yaşadığını düşündükleri babalarını bulmak için çıktıkları yolculuğu anlatıyor. Yolculuk boyunca karşılaşacakları pek çok zorluk onları, babalarına ulaşmak için harcadıkları çabadan uzaklaştırmayacak. Bu yol ikisinin de çocukluktan yetişkinliğe geçiş yolculuğu olacak aynı zamanda.

A poor, struggling South Carolinian mother and daughter face painful choices with their resolve and pride. Bone, the eldest daughter, and Anney her tired mother, grow both closer and farther apart: Anney sees Glen as her last chance.

Altı yaşındaki Maisie, rock yıldızı annesi Susanna ile karizmatik ancak ilgisiz sanat simsarı babası Beale´in tatsız boşanmasının sarsıntılarıyla boğuşmaktadır. Maisie’nin hayatına, boşanmanın ardından anne ve babasının yeni eşleri de girer. Ancak küçük kız, eşlerinin bencilliğini fark edip birbirlerine âşık olan üvey ebeveyniyle yakınlaşınca durum iyice çetrefilleşir.

Yıllardır görmediği kızıyla tekrar yakınlaşmaya başlayan bir adam, gençliğinde kaybettiği aşkını ve yıllar önce Tayvan'dan Amerika'ya gelişini hatırlar.

Sergio Vieira de Mello, tüm hayatını kariyerine adamış bir Birleşmiş Milletler diplomatıdır. Sergio Vieira de Mello, bu kariyerini dünyanın en kaotik yerlerinde çalışarak geçirmiştir. Bu bölgelerde ülke başkanlarıyla, devrimcilerle, suç baronlarıyla, sıradan insanların yaşamlarını korumak için anlaşmalar yapmak zorundadır. Ancak Sergio da sıradan bir insan olmak, aşık olduğu kadınla hayatını geçirmek istemektedir. Bunun için son bir görevi yerine getirmelidir. Bağdat'a gitmeli ve Amerika işgali sırasında bilgi toplamalıdır. Bu görevini yerine getirir, ta ki çok yakınında bir bomba patlayana kadar. Sergio artık yaşam ile ölüm arasındadır...

Jude ve Mina, New York’ta tesadüf eseri tanışıp beraber olmaya başlarlar. Jude’un hareketli kişiliğini Mina sakinliğiyle tamamlayınca, kusursuz ilişkileri evliliğe kadar gider. Ancak bu kusursuz denge, bebeklerinin dünyaya gelmesinin ardından bozulur ve çiftin aslında ebeveynlik konusunda birbirlerinden çok farklı düşündükleri ortaya çıkar. Mina vegan beslenme ve arınmayı bir saplantı haline getirmiştir ve ağır bir diyet yapmaktadır. Üstelik bu diyeti bebeğine de uygulamaya çalışmaktadır. Bebeğin büyüme sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gören Jude, duruma müdahale etmeye çalışır ancak bu bir ölüm kalım savaşına dönüşecektir.

Connor O'Neil hayatında sorumluluk almaktan sürekli kaçınan ve zamanını spor karşılaşmalarında bahis oynayarak geçiren birisidir. Yakın arkadaşı olan bir bankerden borçlarını ödemek için yardım istediğinde arkadaşı ona artık karşılıksız para veremeyeceğini söyler. Çalışıp para kazanması gerektiğini öğütler ve ondan şirketinin sponsoru olduğu beyzbol küçükler takımının koçluğunu üstlenmesini ister. Hayatında kendisinden başka hiç kimsenin sorumluluğunu üzerine almamış olan Conor, istemeye istemeye görevi kabul eder. Şikago'nun en belalı mahallesinde bir okulda okuyan küçük zenci çocukların koçluğunu üstlenir. Zaman geçtikçe çocuklara ne kadar bağlandığını kendisi bile şaşırır. Bu 10 yaşından küçük çocuklar kendisine hayat dersi vermektedir. Olayın içine bir de genç öğretmenleri Diane Lane girince, işler Conor için daha da ilginç olmaya başlar. Sonunda Conor aydınlanmanın ve kendini bulmanın değişik şekiller de ortaya çıkabileceğini öğrenmeye başlar.

A woman embarks on a journey alone across the United States after fleeing from her violent husband.

15 yaşındaki Gracie, New Jersey'de üç erkek kardeşin içinde tek kız olarak ailesi ile birlikte mütevazi bir hayat sürmektedir. Ailenin en büyük takıntısı spordur; arka bahçede yapılan futbol maçlarının yanı sıra sabahtan akşama yapılan tek sohbette spordur. Büyük kardeşi Johnny okulun gözde futbolcularından biridir, ancak bir araba çarpması sonucu hayata veda eder.Gracie hem kardeşinin anısını taze tutabilmek, hem de spor tutkusunu yerine getirebilmek için futbol takımına girmeye karar verir. Oysa 1978'te kadın futbolcu yoktur ve Gracie öncelikle bir kadının da futbol oynayabileceğini kanıtlamak zorundadır.

Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.

Bir inanç krizinin ardından çıktığı spiritüel yolculuk, tanınmış fundamentalist vaiz Carlton Pearson'ın değer verdiği her şeyi riske atar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.









0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir