
Oscar Isaac
Nick Wasicsko

Belediye Başkanı Nick Wasicsko, federal mahkemelerin kasabanın beyaz, orta sınıf tarafına toplu konut inşa edilmesini emretmesiyle Yonkers'ın en kötü krizinin ortasında 1987'de göreve başladı. Bu karar, şehri korku, ırkçılık, cinayet ve siyasetle körüklenen acı bir savaşta ikiye böldü.

Oscar Isaac
Nick Wasicsko

Catherine Keener
Mary Dorman

Alfred Molina
Henry J. Spallone

Bob Balaban
Leonard B. Sand

Peter Riegert
Oscar Newman

LaTanya Richardson Jackson
Norma O'Neal

Carla Quevedo
Nay Noe Wasicsko

Jon Bernthal
Michael H. Sussman

Ilfenesh Hadera
Carmen Febles

Natalie Paul
Doreen Henderson

Michael Stahl-David
Jim Surdoval

Winona Ryder
Vinni Restiano

Jim Belushi
Angelo Martinelli

Terry Kinney
Peter Smith

Dominique Fishback
Billie Rowan

Mayor Tom Kane sits like a spider at the center of Chicago's web of power; a web built on a covenant with the people. They want to be led, they want disputes settled, jobs dispensed, and loyalties rewarded. If he achieves all this through deception and immorality, so be it. As long as he gets the job done, they look the other way. Yet despite being the most effective mayor in recent history, a degenerative brain disorder is ripping everything away from him. He can't trust his memory, his closest allies, or even himself.

Baltimore sokaklarında geçen dizi; uyuşturucu ticareti, liman işçileri, siyaset, eğitim sistemi ve medyanın iç içe geçtiği katmanlı bir şehir portresi çizer. David Simon imzalı dizi, klasik bir polisiye gibi başlar ancak zamanla adalet, kurumlar ve bireyin sistem içindeki yerini sorgulayan gerçekçi bir toplumsal eleştiriye dönüşür. Her sezon farklı bir kuruma odaklanarak, "iyi" ile "kötü" arasındaki çizginin ne kadar bulanık olabileceğini gösterir.

Geçim derdindeki biri için aynı anda bir ilişkiyi, ebeveyn sorumluluklarını, arkadaşlıkları ve hasta bir kardeşi idare etmeye çalışmak zor olabilir ancak bunların hepsi Ray Shoesmith için çok daha zordur çünkü o, para karşılığında suç işleyen biridir. Ray insanların "işini görür"; borç tahsil eder, onların silah ve uyuşturucularını alır ve sıklıkla icaplarına bakar. Ray saygı görmek ister, benimsediği açık ve net ahlak kurallarına uyulmamasına tahammülü yoktur.

Ön saflarda polis olmanın beraberinde bir dizi baskı ve tehlike demek olduğu günümüz Belfast'ında görev yapan çaylak polis memurlarının yaşadıklarına tanık oluyoruz.

“Paradise”, dünyanın en önde gelen kişilerinin yaşadığı sakin bir toplulukta geçer. Ancak şok edici bir cinayetin işlenmesinin ardından ciddi sonuçlar doğurabilecek bir soruşturmanın açılmasıyla bu sükûnet son bulur.

Bu dizi, adı sanı duyulmamış biriyken ABD'nin 20. başkanı olan James Garfield'ın ve ona suikast düzenleyen Charles Guiteau'nun hikâyesini anlatıyor.

Jersey City’de geçen hikayede Brenton Butler ve ailesinin hayatı beklemedikleri bir şekilde değişir. Kafkasyalı beyaz bir polisin, yanlışıkla Afro Amerikan bir genci vurmasıyla gündem değişir. Gencin ağır şekilde yaralanmasıyla sonuçlanan olay yaşandıktan sonra şehirde büyük bir gerilim patlak verir. Polis ve vatandaşların arasındaki gerilim günden güne yükselirken olayın üzeri kapatılmaya çalışılır ve yüzyılın davası başlar.

19. yüzyıl Kanadası'nda bir psikiyatr, katil bir kadının bozuk akli dengesi nedeniyle affedilip affedilmeyeceğini tartar. Margaret Atwood'un ödüllü romanından uyarlandı. (Dizi içeriği 18 yaş ve üzeri için uygundur.)

Gerçek olaylardan esinlenen bu suç draması, Montreal'in organize suç şebekesini yöneten Rizzuto ailesine ve ailenin haleflerine odaklanıyor

In 17th century England, Mary Villiers molds her beautiful son, George, to seduce King James I, intending to gain riches and influence through outrageous schemes.

Alan Strauss, seri katil olduğu ortaya çıkan hastası tarafından esir alınan bir terapisttir. Alan, zaman tükenirken Sam'in cinayetlerine suç ortağı olmadan ya da daha kötüsü kendisi hedef haline gelmeden önce onu durdurmak için umutsuzca mücadele eder.

Tarihte en çok bilinen ama en az anlaşılan suçlardan biri hakkında bir komplo gerilim dizisi. Bu dizi, Abraham Lincoln'ın suikastından sonra, ülkenin kaderi muallaktayken John Wilkes Booth'un aranması hakkında inanılmaz bir hikâyeyi anlatıyor.

The story of an unassuming American family drawn into the workings of a turbulent Middle Eastern nation. Bassam "Barry" Al Fayeed, the younger son of the dictator of a war-torn nation, ends a self-imposed 20-year exile to return to his homeland, accompanied by his American wife and children, for his nephew's wedding. Barry’s reluctant homecoming leads to a dramatic clash of cultures as he is thrown back into the familial and national politics of his youth.

Birinci Dünya Savaşı’ndan yeni çıkmış İngiltere’yi, yasadışı faaliyet gösteren çeşitli çeteler sarmıştır. Bunlardan biri de soygunculuk ve at yarışıyla para kazanan Peaky Blinders’dır. Polislere rüşvet yedirerek paçayı kurtaran çete, bir soygunda yanlışlık yapınca başlarına bela olacak yeni bir müfettişin şehre gelmesine vesile olurlar.

İki düşman Londra suç ailesi olan Harrigan’lar ve Stevenson’lar arasında, imparatorlukları yıkma ve hayatları mahvetme tehdidi oluşturan öl ya da öldür savaşında güç ele geçirilmeyi bekliyor. Çatışmanın ortasında kalan ve tehlikeli olduğu kadar yakışıklı da olan ’çözümleyici’ Harry Da Souza, karşıt güçler çarpıştığında sadakatin nerede yattığını çok iyi biliyor. Krallıklar karşı karşıya gelirken, sınırlar aşılacak ve tek kurtuluş garantisi var: Her şeyin üstünde aile.

Bir zamanlar ülkenin en ünlüleri arasında yer alan bir mücevher hırsızı (Anthony Starr) hapishaneden yeni çıkmıştır. Yeraltı dünyasından bir arkadaşının yardımıyla, hapishaneye düşmesine neden olan soygundan kazandıklarına sahip olan eski ortağının (Ivana Miličević) peşine düşer. Ama aradan 15 yıl geçmiştir ve Anna olarak tanıdığı kadın artık Carrie ismini kullanan saygın bir emlakçıdır. Kadın Bölge Başsavcısı ile evlidir ve iki çocuğu vardır. Peki ya soygundaki pırlantalara ne oldu?Bu sırada, bizim mücevher hırsızımız kasabaya yeni Şerif ile aynı anda gelir ama birkaç olaydan sonra kahramanımız Şerif Lucas Hood kılığına girer ve kasabaya kendisini öyle tanıtır. Banshee korkunç derecede kanunsuz bir kasabadır. Hood da hemen bu durumu benimser ve bölgenin mafya babasına karşı doldurulur. Ancak bir yerlerde Bay Tavşan ismiyle tanınan bir patron daha vardır. Bu adam da on beş sene önce pırlantalarını çalan ikiliyi aramaktadır

The Shield, 2002 - 2008 yılları arasında FX televizyonunda 7 sezon boyunca yayınlanmış bir polisiye drama dizisidir.Dizi hikayesi, yeri geldiğinde işini layığıyla yapan, yeri geldiğinde ise çıkarları uğruna suçlularla işbirliği yapan bir polis memuru olan Vic Mackey ve departmanı etrafında geçiyor. Vic, departmanın lideri ve en iyi polisidir. Vic'in bu denli başarılı olmasını sağlayan ise suçlularla çıkarları doğrultusunda işbirliği yapmasıdır. Vic yozlaşmış bir memur olmasına rağmen suçluları konuşturma ve operasyonlarda ki kişisel becerileriyle de diğer memurlardan çok daha üstün olduğunu gösteriyor. Vic Mackey'in yaptıkları departmanda hoş karşılanmasa da işlerin yolunda gitmesi sebebiyle bu pis olaylara burnunu sokmak isteyen pek yoktur.The Shield, 2002 yılında başrol oyuncusu Michael Chiklis ile Emmy Ödülü kazanmıştır. Yine 2003 yılında aynı oyuncu ile Altın Küre ödülünü kazanmıştır. Aynı yıl The Shield dizisi Altın Küre ödüllerinde en iyi drama dizisi seçilmiştir. Bunlar dışında 3 kez Altın Küre, 4 kez de Emmy Ödülleri'ne aday gösterilmiştir.

Rosie Larsen’i Kim Öldürdü?Rosie Larsen düzgün, okulunda başarılı, kendi halinde bir kızdır. Sevgi dolu bir ailede 2 küçük erkek kardeşiyle mutlu mesut yaşamaktadırlar. Tek hatası şımarık bir zengin çocuğuyla yaşadığı oldukça kısa süreli aşk!Dizi, işini bırakıp evlenmek ve tek oğluyla birlikte taşınmak isteyen polis Sarah Linden’in bu cinayeti araştırmak için yolculuğunu ertelemek zorunda kalmasıyla başlar.

Viktorya döneminde, acımasız bir ailenin içinde kısılı kalan Lizzie Borden, ebeveynlerini baltayla vahşice öldürerek tüm ülkeyi şaşkına çevirir.

Russell T. Davies’in yazdığı altı bölümlük dizi Lyons ailesinin yıllar içindeki değişimine odaklanıyor. Brexit sonrası İngiltere’de politik yaklaşımlar oldukça popülist hale gelmiş, ABD’de Donald Trump tekrar seçilmiş, Çin‘in tüm dünyada ağırlığı artmış. Artırılmış gerçeklik, yapay zeka, implant teknolojiler iyice hayatımıza girmiş. Artan dijitalleşme aile bireylerini ve aralarındaki ilişkileri, jenerasyonlar arası iletişimi ciddi anlamda zorlar hale gelmiştir. Dizi günümüzden 4-5 yıl sonrasında İngiltere'de geçiyor. Dönemin sosyoekonomik gerilimini ve dünyadaki siyasi durumu İngiltere'deki bir geniş aileyi odak noktasına alarak gayet başarılı anlatıyor. Teknolojiyi ve insan ilişkilerine etkisini de son dönem Black Mirror'ından çok daha iyi aktarıyor. Bunda karakterlerle bağ kurmamızın da etkisi büyüktür tabii. Göçmenler ve yükselen sağın yanı sıra siyasilerin kitlesel korku ve "save the children"ı kullanması konuları da işlenmiş.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir