
Mikkel Bratt Silset
Georg

The film is based on a 2003 novel by the same name, written by Norwegian author Jostein Gaarder. The main character is the young boy Georg who one day finds a long letter from his deceased father. The letter tells, among other things, about the father's youthful love for the mysterious "orange girl" (appelsinpiken), and leaves a mystery for Georg to solve.

Mikkel Bratt Silset
Georg
Annie Dahr Nygaard
Appelsinpiken

Emilie K. Beck
Stella

Harald Rosenstrøm
Jan Olav (as Harald Thompson Rosenstrøm)

Rebekka Karijord
Veronika

Jakob Schøyen Andersen
Simen

Glenn Erland Tosterud
Gunnar
Johannes Piene Gundersen
Georg (6)
Tom Eirik Solheim
Joakim
Ellen E.T. Jervell
Camilla
Hendrik Annel
Henrik

Terje Skonseng Naudéer
Jørgen

Paris'te aşk her yerdedir. Barlarda, kafelerde, Eyfel Kulesi'nin altında, metroda hep aşk vardır. Paris, seni seviyorum için çok sayıda uluslararası yönetmenden Paris'te geçen romantik bir hikaye anlatmaları istendi. Projeye katılan tüm yönetmenler, Paris'in zengin sinematografik tarihine rağmen, geriye bakmaktansa, Paris'i bugünkü haliyle, beyaz perdeye hiç taşınmamış yönleriyle aktarmayı yeğlediler. Bu nedenle "Paris, seni seviyorum" farklı sosyal sınıflar, kuşaklar, kültürler ve atmosferlerin karışımı. Her yönetmenin, kentin çeşitli yerlerinde geçen farklı yaşam kesitleri sunduğu sevinç, ayrılık, beklenmedik garip rastlantılar ve her şeyden çok aşka dair hikayelerden oluşan, çiçek dürbünü (kalediaskop) gibi bir film. Natalie Portman, Fanny Ardant, Elijah Wood, Nick Nolte, Juliette Binoche ve Steve Buschemi gibi, ünlü uluslararası oyuncularla 'Paris, seni seviyorum'da Paris'i yeniden keşfedecek; dünyanın bu en romantik şehrine yeniden sevdalanacaksınız.

Tala, a London-based Palestinian, is preparing for her elaborate Middle Eastern wedding when she meets Leyla, a young British Indian woman who is dating her best friend. Spirited Christian Tala and shy Muslim Leyla could not be more different from each other, but the attraction is immediate and goes deeper than friendship. But Tala is not ready to accept the implications of the choice her heart has made for her and escapes back to Jordan, while Leyla tries to move on with her new-found life, to the shock of her tradition-loving parents. As Tala's wedding day approaches, simmering tensions come to boiling point and the pressure mounts for Tala to be true to herself.

Sır: Hayal Etmekten Korkma merkezine, üç çocuğunu tek başına ve çok çalışarak büyütmeye çalışan Miranda Wells'i ve ailesini alıyor. Güçlü bir fırtına hayatına yıkıcı bir meydan okuma ve gizemli bir adam, Bray Johnson'u getiriyor. Kısa bir süre sonra Bray'in varlığı ailenin ruhunu yeniden canlandırıyor ancak kendisinin taşıdığı bilmedikleri bir sır vardır ve bu sır her şeyi değiştirebilir.

2. Dünya Savaşı sonrası ABD'nde Marksist bir yahudi olan Katie Morosky (Barbra Streisand), bir radyo istasyonunun yanısıra değişik birkaç işte birden çalışarak yaşamını sürdürürken bir yandan da politik inançları doğrultusunda üniversitede ve sokakta aktif eylemlere katılmaktadır. 1930'ların başında okulda tanıştığı deniz subayı Hubbell Gardiner'le (Robert Redford) yıllar sonra tekrar karşılaştıklarında ilk aşklarının canlandığını farkederek birlikte yaşamaya başlarlar. Hubbell, Hollywood için çalışan ve McCarthyciliğin etkisiyle kara listeye alınan bir senaristtir. Olayların gelişimi iki sevgilinin duygu yüklü yollarını ayıracaktır; üstelik Katie hamiledir.

Sosyetik bilinçli Bayan Bennet (Mary Boland), kocasının (Edmund Gwenn) isteksiz yardımıyla, beş kızına, uygun ve zengin birer koca arayışına girişir. Bayan Bennet'in inatçı kızı Elizabeth (Garson) zengin ve yakışıklı, ama bir o kadar da alaycı ve kaba Bay Darcy'e (Olivier) aşık olunca, başından beri zor olan planlar daha da zorlaşır. Ancak bu zeka, görgü ve aşk dolu hikayede Elizabeth, Bay Darcy'nin kalbini sadece kendi koşullarıyla kazanacaktır. İlk başta kendisine gösterdiği ilgisizliğin intikamını tatlı bir şekilde aldıktan sonra.

Köklü ve zengin bir aileden gelen Oliver Barrett IV,aile geleneğini devam ettirerek kendisinden öncekiler gibi Harvard Üniversitesinde hukuk okumaktadır.Bir gün Radcliffe Kolejinde müzik öğrencisi olan işçi sınıfından Jennifer Cavalleri 'ye aşık olur.Çift evlenmeye karar verir,ancak Oliver'in babası Oliver Barrett III bu evliliğe onay vermez ve oğlunun harçlığını keser ayrıca onu mirasından da mahrum edeceğini söyler.Oliver'ın babasının maddi desteği olmadan Harvard'a devam etmesi çok zordur.Hayata sıfırdan başlamak zorunda kalan yeni evli çift Oliver'in okul masraflarını karşılamak için farklı işlerde çalışmaya başlarlar.Bu arada çocuk istedikleri halde gebe kalamayan Jennifer'in yapılan tetkikler sonucunda lösemi hastası olduğu anlaşılır.

Mutlu ama sefil bir hayat süren Fanny'nin ailesi onu daha iyi durumda olan ve Mansfield Konağında yaşayan teyzesinin yanına gönderiyor. Ailede sadece Edmund ile iyi geçinen Fanny zamanla ona aşık oluyor. Bir hafta sonu eve konukların gelmesi, Edmund'un başka biriyle nişanlanması, Fanny'nin hayatını değiştiriyor.

New York Times’ın en çok satan yazarlarından Katherine Center’in romanından uyarlama. Libby (Leslie Bibb), kocasının ani ölümünden sonra, her şeyi aşırı eleştiren annesinin yanına taşınır. Hiç beklenmedik bir anda, uzun süre ayrı kaldığı için yabancılaştığı teyzesi Jean, Libby için bir çıkış planı önerir: Jean’ın Texas Hill Country’deki çiftliğinde bir iş ve yaşaması için bir yer. Düşünüp vazgeçmeye zaman bırakmamak için, Libby hemen minivanı toplar, çocukları alır ve yola koyulur. Jean Teyze’nin çiftliğindeki hayat beklediğinden daha gizemli ve heyecanlı hale gelir. Özellikle de aksi çiftlik müdürü James’le (Josh Duhamel) tanıştıktan sonra. Libby, aslında sadece bir çılgın anneyi diğer bir çılgın anneyle takas etmiş olmayabileceğinin farkına varır. Belki de aslında kendisi ve küçük ailesini tekrar hayata döndüreceği yeri bulmuştur.

Yaşını almış bir bayanın seksüel arzularını, çıkmazlarını ve bu sorunlarından dolayı kendine yol çizişini anlatıyor. Aldatılan bir eşin hele ki yaşı geçmişse nasıl bir yol çizebileceğini örnekliyor. Konusu itibariyle ilgi çekebilecek bir yapım.

A young woman who is determined to maintain her independence finds herself at odds with her family who wants her to tame her wild side and get married.

Pregnant out of wedlock, an educated young woman is pressured by her father into an arranged marriage with a lonely farmer in this drama set during WWII.

2. Dünya Savaşı'nda Polonya'nın Almanlar tarafından işgali üzerine Amerika Birleşik Devletleri'ne kaçmış Leo Gursky , çocukluk yıllarında aşık olduğu, ancak ailesi tarafından yine ABD'ye gönderilmiş Alma'yı hiç unutmamış, başka hiçbir kadını sevmeyeceğine dair kendine söz vermiştir. Ömrünün son yıllarını geçiren Leo ile, annesinin yeniden evlenebilmesi için girişimlerde bulunan genç Alma Singer'ın yolları kesişir. Bu esnada çok eskiden yazılmış, ancak yeni ortaya çıkan gizemli bir kitap, hepsinin hayatını derinden etkileyecektir.

Kennedy Blaine, a Californian girl, inherits a ranch in the small town of Valentine in Nebraska. Before she sells the property, she decides to spend the summer in her house and learn more about her family.


Babalarının ölümünün ardından aile servetinden mahrum kalan Elinor ve Marianne Dashwood, anneleri ve küçük kız kardeşleriyle birlikte daha mütevazı bir yaşam sürmek üzere taşraya yerleşir. Birbirinden farklı karakterlere sahip iki kardeş, yeni çevrelerinde aşk ve evlilik konusunda zorlu seçimlerle karşı karşıya kalır. Duygularını kontrol altında tutmaya çalışan Elinor ile kalbinin sesini dinleyen Marianne, yaşadıkları hayal kırıklıkları ve karşılaştıkları toplumsal baskılar arasında mutluluğu bulmaya çalışır.

Davina, hayal gücü kuvvetli ve inatçı bir genç kızdır ve sık sık kendini güzel ama karanlık bir hayal dünyasına kaptırır. Engelli annesinin tek bakıcısıdır. Daha büyük bir çocukla fırtınalı bir aşka kapılır ve onunla kaçar, ancak kısa süre sonra çocuğun değişken ve sert yanını görmeye başlar.

Genç Elle'in ilk öpücüğü, lisedeki en çekici oğlanla arasında yasak bir aşka yol açar ve en yakın arkadaşıyla ilişkisini tehlikeye atar.

Ray Kinsella ( Kevin Costner), ailesiyle Iowa'ya yeni yerleşmiş ve çiftçiliğe başlamıştır. Bir gün yine tarlasında çalışırken gizemli bir sesin ona "İnşa ederse geleceklerini" söyler. Ray bunu tek şekilde yorumlar : ses, tarlasına beysbol stadyumu inşa etmesini söylemektedir. Eşi bu yoruma çok güvenmese de Ray'e kalbindeki sesi dinlemesini söyler. Ray stadyumu inşa etmeye başlar, bu sırada gizemli sesler kendisini bir beysbol uzmanı olan Terence Man'e (James Earl Jones) yönlendirir ve ikili Ray'e gaipten ve düşlerinde gelen mesajların izini sürmeye başlar... Bu mesajlar ikiliyi tek kelimeyle inanılmaz bir maceraya sürükleyecektir.

Lise öğrencisi Polina, yeni okulunda maruz kaldığı zorbalıktan kurtulur ve baş zorbası Bars ile bir anlaşma yapar: Bars, onun erkek arkadaşıymış gibi davranıp onu korumak zorundadır; Polina ise onun söylediği her şeyi yapmak zorundadır. Bu oyun sırasında çift arasında gerçek duygular gelişir, ancak Polina’nın ailesi ve sınıf arkadaşları, bu iki sevgiliyi ayırmak için çeşitli nedenlere sahiptir.

Sevdiği kadının aşkını kazanabilmek uğruna bir erkeğin yapabileceklerinin defalarca sınandığı hikayelere yeni bir örnek de, Matthew Vaughn'un son filmi Yıldız Tozu ile geliyor.Tristran, aşkının kalbini kazanabilmek için onun için kayan bir yıldızı yakalayacağına söz verir. Ama sevgilisi Yvaine ile çıktıkları bu yolda, korsanlar ve cadılarla dolu büyük tehlikeler onları beklemektedir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir