
Ajith Kumar
AK 'Red Dragon'

AK, a powerful gangster, surrenders to the police, in hopes that his wife and son will live a peaceful life. When he is released 17 years later, he learns that his son is falsely accused of serious crimes. To protect him, he is forced to go back to his old ways, facing enemies, both old and new.

Ajith Kumar
AK 'Red Dragon'

த்ரிஷா கிருஷ்ணன்
Ramya

Arjun Das
Johnny / Jammy

Sunil Varma
'Baby' Tyson

Prabhu
Jayaprakash

Prasanna
Jaeger

Jackie Shroff
Babel

Karthikeya Dev
Vihaan

Priya Prakash Varrier
Nithya

சிம்ரன்
Priya

Tinnu Anand
Mastaan

Shine Tom Chacko
Shanmugam 'Simon'

Redin Kingsley
Unnamed Prisoner

Raghu Ram
Zakaba

Usha Uthup
Meera Patnaik

İngiltere'den ters giden bir işten kaçtıktan sonra, talihsiz bir tetikçi, yeni suç patronunun oğluna bakıcılık yapmak ve ona nasıl adam olunacağını göstermek zorunda kalır.

Geri dönen bir tetikçi, bir mafya patronunun nankör oğlunu korumak, tek arkadaşının hayatını kurtarmak ve manyak baba figürüyle ilişkisini yeniden alevlendirmek için dünyanın en iyi suikastçılarını alt etmeye çalışır.

Bir uyuşturucu karteline yapılan operasyon başarısız olunca, gizli görevdeki iki ajan ikisi de bir diğerinin federal ajan olduğunu bilmeden birlikte kaçmak zorunda kalır. Hayatta kalmak ve kendilerini aklamak için birbirlerine güvenmek zorundadırlar.

New York'un gangster dünyasında Charlie küçük bir balıktır. İşleri genellikle, darmadağınık kuzeni Paulie yüzünden berbat olur. Ancak tam da bu can sıkıcı kuzenin, ikilinin para sıkıntısını çözecek bir fikri vardır: Sıradan bir şirketten 150.000 dolar çalarlar. Ne var ki, bu paranın Mafya'ya ait olduğunu ve polisleri rüşvet vermek için kullanılacağını bilmemektedirler.

Jack Spade returns from the army in his old ghetto neighbourhood when his brother, June Bug, dies. Jack declares war on Mr. Big, powerful local crimelord. His army is led by John Slade, his childhood idol who used to fight bad guys in the 70s.

Özel Ajan Jack Carter, güçlü bir Güney Afrikalı suç ailesini alt etmek için isteksizce suçlu Archie Moses kimliğini üstlenir. Ancak gerçek Musa tehlikeye girdiğinde, o ve Carter'ın planı tamamen bozmak için birlikte çalışması gerekir.

Nicholas Oseransky (Matthew Perry) Montreal’de yaşayan bir dişçidir. Sakin ve huzurlu yaşantısı bir gün evinin bitişiğindeki daireye Jimmy Tudeski’nin (Bruce Willis) taşınması ile allak bullak olur. Jimmy bir kiralık katildir ve onu öldürmek isteyen Chicagolu bir mafya ailesinden köşe bucak saklanmaktadır. Birbirine hiç benzemeyen bu iki adamı kader biraraya getirmiştir: ikisi de öldürülmek istenmektedir. Nicholas kötü bir tesadüf sonucu bulaştığı bu beladan sıyrılmak için ister istemez Jimmy’e yakınlaşır. Mafya artık her ikisinin de peşine düşmüştür.

Yıllardan beri yaptıkları uyuşturucu ticareti, genç kızları kaçırıp hamile bırakıp çocuklarını eşcinsel çiftlere satmaları ve porno sektöründe bir marka olma yolunda ilerlemeleri nedeniyle bu sıfatı hak ettiklerini düşünen Connie ve Raymond Marble çifti, Divine’a dışkı yollayıp karavanını ateşe verince iki taraf arasındaki savaş başlamış olur. Bundan sonrası ise birbirlerine üstün olduklarını kanıtlamak için yapacakları akla hayale gelmeyecek iğrençlikler silsilesidir.

Dört yakın arkadaş, macera dolu bir tatil için Tayland’a gider. Ancak onların keyifli geçmesini umdukları tatilleri, içlerinden birinin kötü şöhretli bir uyuşturucu lordu tarafından kaçırılmasıyla kabusa döner. Onlar hayatta kalmak ve birbirlerini korumak için savaşırken, benzersiz becerilerini kullanacaklar ve kalpleri hızlandıran bir hayatta kalma savaşında şiddetli sadakatlerini açığa çıkaracaklar.

Jules Winnfield ve Vincent Vega, mafya babası patronları Marsellus Wallace’tan çalınan bir çantayı geri almaya giden iki profesyonel tetikçidir. Wallace aynı zamanda Vincent’a, kendisi birkaç gün sonra şehir dışındayken karısını dışarı çıkarmasını söyler. Butch Coolidge, bir sonraki maçını kaybetmesi için Wallace’tan para alan yaşlı bir boksördür. Honey Bunny ve Pumpkin, yer değişikliğine ihtiyaçları olduğuna karar veren soyguncu bir çifttir. Görünüşte birbirleriyle alakası olmayan bu insanların hayatları, hem heyecanlı hem de eğlendirici bir sinema filmi macerasında nefes kesici bir şekilde birleşecektir.

Lise öğrencisi Dave Lizewski, sıkı bir çizgi roman fanatiğidir. Günün birinde okuduğu çizgi romanlardaki süper kahramanlar gibi olmaya karar verir. Ancak ortada sorun vardır: Dave'in süper kahraman olması için gereken süper güçleri yoktur. Dahası onun yardımını gerektiren bir olayda mevcut değildir.

Bir polis, bir sarışın, bir psikopat ve bir mafya prensesi hakkındaki şu hikayeyi duymuş muydunuz? Yırtıcı Kuşlar (Ve Muhteşem Harley Quinn), bizzat Harley'in anlattığı ve yalnızca onun anlatabileceği çarpık bir öyküdür. Gotham’ın en şeytani kötülerinden biri olan Roman Sionis ve onun sadist sağ kolu Zsasz, Cass adında genç bir kızı hedef alır. Cass'ı ararken şehrin karanlık bölgelerinin altını üstüne getirirler. Harley, Huntress, Canary ve Renee Montoya’nın yolları kesişir ve bu alışılmadık dörtlü Roman'ı ortadan kaldırmak için bir takım oluşturmaktan başka seçenek bulamazlar.

Eski bir özel kuvvetler mensubu, şiddet dolu ve gizemli bir topluluğun kızını kaçırarak intikam alması üzerine ıssız bir adaya geri dönmek zorunda kalır ve her hareketini bekleyen düşmanlarına karşı amansız bir av başlatır. İlk filmdeki takibin sürdüğü yapım, acımasız bir topluluğa karşı hayatta kalma mücadelesi veren bir babanın sınırları zorlayan intikam savaşına odaklanıyor.

Çin gizli servisinin bir mensubu, özel görevle Paris'e gönderilir. Burada, cinayeti de içeren bir dizi karmaşık olayla karşılaşır. Kahramandan ziyade anti-kahramana yakın bir portre çizen adamımız, bir sır yumağını çözmek yolunda Paris'in altını üstüne getirecektir. Filmde, çocuğunu arayan Nebraskalı bir kadın rolünde karşımıza çıkan Bridget Fonda'dan tutun da, Paris'i bir fon olarak kullanmaktan öte amaç gütmeyen sahnelerine kadar herşey, ayağı yere basan bir senaryonun gerektirdiklerine alabildiğine uzak. Diyebiliriz ki senarist ve yapımcı kimliğiyle filme damgasını vuran Luc Besson, Jet Li'li güzel dövüş koreografileri dışında pek bir şeye aldırmadan, kung-fu motiflerinin olabildiğince çoğunu içeren bir film çekmiş... Çok aksiyon, çok Paris, çok abartı...

New recruit Justin Rosa must monitor arms-smuggling cartel member Eddie Flynn — and keep him alive at all costs. When a SWAT team descends on Flynn’s home, Rosa breaks protocol and contacts the gangster directly to save his life. As gunmen break into the Wire Room and chaos erupts, Mueller and Rosa make a final, desperate stand against the corrupt agents and officials who seek to destroy evidence and kill them both.


İlk filmin üzerinden birkaç yıl geçmiştir. Mafya babası Paul Vitti (Robert DeNiro) hapishanededir ve orada öldürülmekten korkmaktadır. Aklına deli numarası yaparak hapishaneden kurtulmaktan başka çözüm yolu gelmez. Onunla ilgilenen psikiyatrist Ben Sobol (Billy Crystal) da deli raporu verince Paul hapisten çıkartılır. Artık şimdi bir televizyonda mafyalar üzerine yapılan bir araştırma için çalışmaya başlamıştır...

Mike Fallon (Scott Adkins) alanında bir numaralı bir kiralık katildir en önemli özelliği öldürdüğü insanları normal ölmüş gibi göstermektir. Yani öldürdüğü kimi kurbanı trafik kazası geçirmiş kimisi balkondan düşmüş kimisi intihar etmiş gibi göstermektir. Mike ; bu işi yaparken kız arkadaşı ölünce durumdan oldukça fazla şüphe duyacak ve bir şekilde düşmanları tarafından öldürüldüğünü düşünerek karşısına bir orduyu alacak şekilde savaş çıkartacaktır.

Benicio Del Toro ve gangster/detektif filmlerinin demirbaşı Dennis Farrina'yı biraraya getiren film şu sloganla tanıtılıyor: Kemikler kırılıyor, elmaslar çalınıyor. Boks dünyasında kaçak iş çeviren Turkish adlı adam, namlı suçlu Brick Top'la hileli bir boks maçı için anlaşınca başına büyük bela alır. Öte yandan, başarısız bir mücevher soygunu ardından garip gelişmeler yaşanmaktadır. Garip bir biçimde iki olay birbirine karışarak ilerler ve kahramanlar için olmasa da bizim için eğlendirici bir curcuna çıkar ortaya.

Londra’da kurduğu suç imparatorluğunu bırakmak isteyen Mickey Pearson, ailesi ile birlikte Amerika’ya dönmeyi planlar. Kendisine yeni bir hayat kurmayı planlayan Mickey, işlerini devretmek için ünlü bir milyarder olan Matthew ile anlaşır. Bu sırada Mickey, yıllardır gözünden sakındığı arazilerini Coach ve çetesinden korumaya çalışır. Özel dedektif olan Fletcher ise yıllardır peşine düştüğü Mickey’nin işlediği suçları ortaya çıkarmanın derdindedir. Kendisini türlü entrikaların içinde bulan Mickey, planladığı gibi işin içinden sıyrılmayı başarabilecek midir?
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir