
Ignacio López Tarso
Raúl


Ignacio López Tarso
Raúl
Jaime Fernández
Corachi

Aurora Clavel
Belén

Eric del Castillo
Tomás

Alfonso Mejía
Roniali

Pancho Córdova
Don Celedonio

Carlos Nieto
Pedro
Regino Herrera
Viejo Muracá

Luis Aragón
Don Rogelio
Álvaro Ortiz
Doctor
Berta Castillón
Nori

Enrique Lucero
Brujo Owiruane

Alfredo Wally Barrón
Eloy, presidente seccional (uncredited)
Roger López
(uncredited)
Yolanda Ortiz
(uncredited)

Şebeke, uzun yıllardır UBS Akşam Haberleri isimli programda haber spikerliği yapan Howard Beale’nin hikayesini konu alır. Beale’in ratingleri günden güne düşmektedir ve nihayetinde bir çalışma arkadaşından, iki hafta içerisinde işinden kovulacağını öğrenir. Bunu öğrendiğinde büyük bir depresyona giren adam, ertesi akşam canlı yayında, gelecek Salı günü canlı yayında intihar edeceğini anons eder. Haliyle bu şok duyurudan sonra işler fazlasıyla karışır.

Aynı adlı ödüllü romandan uyarlama olan "Vahşi Zarafet"te, Bakelite plastik firmasının veliahtı Brooks Baekeland ile evli olan Barbara Daly (Julianne Moore)nin hikayesi anlatılmakta. Kızıl saçlı, alımlı ve karizmatikbu kadın, kocasının şaşaalı ve asil hayatına hiçbir zaman tam olarak uyum sağlayamamıştır. Aralarındaki bu dengesizliğe bir de çocuk sahibi olmaları eklenince ilişkileri iyiden iyiye sarsılır. Oğulları Tony (Eddie Redmaine), babasının gözüne girmeyi hiçbir zaman başaramamıştır. Babasıyla arasındaki aşılmaz mesafe, Tony'yi gittikçe annesine yaklaştırır. Bu yakınlaşma aynı zamanda bir trajedinin de doğuşu olacaktır. Bu aile trajedisinin yanı sıra Baekeland'ların "parıldayan" yaşamları ardındaki toplumsal farklara da şahit oluyoruz. "Vahşi Zarafet", bir ailenin yükselişi ve dibe vuruşunu arka planına New York, Paris, Cadaques, Mallorca ve Londra gibi efsane güzellikteki mekanları alarak anlatmaktadır.

Parası, işi ve geleceğe dair hiçbir umudu olmayan Erin Brockovich, çok zor bir durumdadır. Hiç suçu olmadığı bir araba kazasına karışan Erin, bir anda kendisini daha da kötü olayların içinde bulur. Hiçbir seçeneği kalmayan Erin, avukatı Ed Masry'nin hukuk bürosunda çalışmak için onu ikna eder. Burada çalışırken gayrimenkul dosyalarındaki bazı tıbbi kayıtlara rastlar. Kafası karışan Erin, aradaki bağlantıyı sorgulamaya başlar. Bu konuyu araştırmak için Ed'i ikna eden Erin, yöre halkının kullandığı suyun kirli olduğunu, bu gerçeğin onlardan saklandığını ve bu sebeple orada yaşayan insanların birtakım ciddi hastalıklara yakalandıklarını öğrenir.

Popülizm ve hırsın aynı bünyede birleştiği bir politikacı olan Willie Stark, hedefi uğruna herşeyi göze alan ve mubah sayan bir kişiliktir. Bu özelliği, ilk zamanlarda başarı kazanmasını sağlasa da, sonradan hızla düşüşe geçen kariyerinin de baş nedeni olacaktır. Steven Zaillian yönetimindeki film, 1949 yılında Robert Rossen tarafından yönetilmiş aynı isimli filmin yeniden çevrimi. İlk filmin, En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu da dahil üç dalda Oscar kazandığını, aynı zamanda Robert Penn Warren imzalı romanın da Pulitzer ödüllü başarılı bir roman olduğunu belirtelim.


Ömür boyu hapse mahkûm olan Frank Morris, Alcatraz'dan kaçışını planlar. Bu gerilim filmi, Alcatraz cezaevinin tarihindeki tek başarılı firardan uyarlandı.

Film, ergenlik çağındaki iki genç kızın arkadaşlıklarının hikayesini anlatıyor. Kendileri dışındaki herkesi dışarıda bırakarak, kendi yarattıkları hayal dünyasında yaşamaya başlayan bu iki genç kız birbirlerine sımsıkı bağlanırlar. Birbirlerinden aslında hayli farklı olan, farklı sınıflara mensup ailelerden gelen bu iki kızı birbirine çeken nedenler izleyiciye arka fonda sunulmaktadır. İlk başta izleyici bu iki genç kızın aşırı bağlılıklarına, kendilerini ayrıcalıklı kişiler olarak görmelerine, hayallerinde sürdürdükleri film yıldızlarıyla, opera sanatçılarıyla, kraliyet ailesi üyeleriyle dostluklarına sevecenlikle yaklaşmaktan alıkoyamaz kendini.Film izleyiciyi onların bu iki kişilik dünyalarının tam da ortasına fırlatır. Onların 4. dünya adını verdikleri bu sanat ve keyif dünyasının büyüleyici atmosferine kapılmamak olanaksızdır. Öte yandan arkadaşlıkları giderek tehlikeli bir seyir izlemeye başlar ve ebeveynlerinin yanlışları bunun üzerine tuz biber eker.

“Halkın Prensesi” Diana, Paris’te bir trafik kazasında ölmüştür. Kraliçe ve ailesi, bir süre Balmoral Kalesi’nin kapalı kapıları ardında yas tutmayı uygun görürler. Kalpleri kırık olan halk, bu tutumu anlayamaz ve Kraliçe’den kendilerine açıklama yapmasını beklerler. Bu durum henüz seçilen başbakan Tony Blair üzerinde de baskı unsurudur. Variety'den Derek Elley'in de ifade ettiği gibi "Gelenekle aykırı olanın birbiri ile çatıştığı ve aynı zamanda birbirinden faydalandığı ustaca yazılmış ve oynanmış" bir film The Queen.

20. yüzyılın başlarında Amazon havzasında halkından ayrı düştükten sonra tek başına yaşayan Karamakate, bir gün Theo adlı Alman bir gezginle karşılaşır. Ölümcül derecede hasta olan Avrupalı'yı iyileştirecek tek yol, Yakruna adlı nadir bulunan bir bitkidir. Yakruna'yı bulmak için yola çıkan Karamakate, Theo ve Theo'nun yardımcısı Manduca Kolombiya'nın içlerinde birçok farklı olayla karşılaşacaktır. Bu yolculuktan 30 yıl sonra Amerikalı bir başka gezgin olan Evan da Karamakate'den Yakruna'yı bulmasını isteyecektir.

Robert Bilott, işinde oldukça başarılı olan bir avukattır. Genç adamın ele aldığı yeni dava, toplumu yakından ilgilendirir. Giderek artan ve nedeni açıklanamayan ölüm vakalarını araştıran Robert Bilott, yaşananların arkasında dünyanın en büyük şirketlerinden birinin olduğunu keşfeder. Olayı iyice araştırmaya başlayan Robert, gerçekleri ortaya çıkarmak için geleceğini, ailesini ve kendi yaşamını riske atar.

Western filmlerine uzun bir ara veren Clint Eastwood, kendi yapım şirketi Malpaso Company ile yaptığı Pale Rider - 1985 ile yeniden at sırtında...Eastwood, western filmlerindeki tipik "ismi olmayan adam" tarzı bir rolle bilinmeyen bir yerlerden çıkıp madencilerin bulunduğu kasabaya geliyor ve kasaba halkını ezen güçlerin karşısına dikiliyor... Kasabanın güçlü kozları, Eastwood'u durdurmak için uzaklardan usta silahşörler kiralayıp getirince işler iyice karışıyor...Pale Rider, ağır ilerleyişine rağmen, ustalıkla kurgulanmış finaliyle, farklı bir Eastwood westerni.

61 yıl önce Amerikan işgal kuvvetlerin karşı Iwo Jima Adası'nı savunan Japon askerlerinin ve başlarındaki generalin hiç anlatılmamış öyküsüyle karşımıza çıkıyor. Iwo Jima'daki askerler arasında; yeni doğan kızını görmekten başka bir isteği olmayan fırıncı Saigo; becerisi ve onuruyla dünyaca tanınan Olimpiyat şampiyonu binici Baron Nishi; idealizmi henüz savaş sınavından geçmemiş eski bir askeri polis olan genç Shimizu ve teslim olmaktansa intiharı yeğleyebilecek katı bir asker olan Teğmen Ito vardı. Savunmaya önderlik eden isim ise, Amerika'ya yaptığı yolculuklarla savaşın umutsuz doğasını anlamış ama aynı zamanda Pasifik'in ötesinden gelen devasa Amerikan filosunu yenmek için gereken stratejiyi kavramış olan Tuğgeneral Tadamichi Kuribayashi idi...

Oldukça yetenekli olmasına karşın işine karşı hiçbir ruh beslemeyen bir fotoğrafçı, amaçsız bir şekilde bir çok insanın ya da modelin fotoğrafını çekmektedir. Bir gün parktaki bir çiftin fotoğrafını çeker. Eve dönüp karanlık odada fotoğrafı büyütünce hiç farketmediği bir durum dikkatini çekiverir. Fotoğraf karesi, işlenen bir suçun en çarpıcı kanıtı olmuştur * Bir şeyin gerçek olup olmadığını nesnel kanıtlarla değil, gerçekliğini savunan kişinin inancıyla ölçülebileceğini anlatan film, muhakkak izlenmesi gereken başarılı bir yapım. Usta yönetmen Michelangelo Antonioni'nin başyapıtlarından biri sayılan Blowup, zenginlik ve şöhretin insanın yalnızlığına ve ruhunun ihtiyaçlarına çözüm sağlayamayacak değerler olduğunu anlatan önemli bir yapım olarak sinema tarihinde yerini alıyor * Öncelikle bu filmi bütünlemesine anlamak için Julio Cortazar'ın aynı isimdeki öyküsünü okumalısınız

Arizonalı emektar bir şerifin karısının öldürüldüğü sırada, olay yerinde bulunan bir meksika göçmeninin üzerinden, hem bireysel silahlanma, hem son yılların en önemli problemlerinden biri olan göçmenlik müessesesine değinen film; bireysel sorularını cevaplandırmak için bu çorak coğrafyayı altını üstüne getiren şerifin mücadelesini anlatıyor!

Ölmek üzere olan bir mahkûm, ölümcül hastalığının tedavisinin bu dağda olduğuna inanarak doktorunu mistik bir dağa doğru tehlikeli bir yolculuğa zorlar.

1836 yılının bahar aylarında; 200 sıradan adam, yaşadıkları küçük Teksas toprağını korumak için, Meksika'nın diktatör liderinin komutasındaki binlerce eğitimli askere karşı savaştılar. Özgürlükleri için kahramanca savaşan insanların gerçeklere dayanan destansı hikayesi...

Robert Redford, Willem Dafoe ve Helen Mirren gibi yıldızların bulunduğu heyecanlı bir gerilim. Wayne ve Eileen Hayes (Redford ve Mirren) Amerikan rüyasını tam anlamıyla yaşamaktadırlar. Fakat bu güzel görüntü Wayne, beklenmedik şekilde huzurlu evlerinden kaçırılınca paramparça olur. Kurmazlığı ve uzlaşma becerileri ile övünen Wayne birden kendini, kaybedecek hiçbirşeyi olmayan ama herşeyi kazanabilecek bir caninin (Dafoe) elinde rehine olarak bulur. Acaba Wayne "hayatının" en önemli müzakeresinde başarılı olabilecek midir?

Genç ve başarılı bir banker olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir. İşkence, tecavüz, dayak dahil her türlü kötü koşulun hüküm sürdüğü hapishane koşullarında, Andy'nin hayata bağlı ve her daim iyi bir şeyler bulma çabası içindeki hali, çevresindeki herkesi çok etkileyecektir. Bir süre sonra parmaklıkların arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine bütün mahkumları inandırır. Bu mahkumlardan biri olan Ellis Boyd "Red" ve Andy, unutulmaz bir dostluk kurarak hapishaneyi bambaşka bir yer haline getirirler.

Komşularınız. Onları her gün görüyorsunuz. Adlarını biliyorsunuz. Yakından tanıyorsunuz. Peki ya sırlarını biliyor musunuz? Bir kolejde profesör olan Michael Faraday, eşinin sağcı teröristler tarafından öldürülmesi üzerine bu gruptan olan insanlara karşı takıntılar edinmiştir. İlk günlerde dostça görünen ve oğlunun arkadaşlık kurduğu yeni komşularının garip tavırları, evlerine gittiğinde evin bazı bölümlerine girmesine izin verilmemesi Faraday'ı şüphelendirir. Acaba komşuları düşündüğü gibi teröristler midir yoksa karısını kaybetmenin yol açtığı stresle gittikçe paranoyak davranışlar mı sergilemeye başlamıştır?

David "Noodles" Aaronson ve arkadaşları, 1920'lerin New York'unda beraber büyümüşlerdir. 1930'larda gangster dünyasında fırtına gibi esen sıkı dostlar zamanla dağılırlar. Fakat 1960'ların sonunda Aaronson, New York'a geri dönecek ve geçmişiyle yüzleşecektir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir