
Nancy Carroll
Alma


Nancy Carroll
Alma

Richard Arlen
Heyst

Warner Oland
Schomberg

Gustav von Seyffertitz
Mr. Jones

Francis McDonald
Ricardo
George Kotsonaros
Pedro

Dorothea Wolbert
Mrs. Schomberg

Clarence Wilson
Zangiacomo

Evelyn Selbie
Mrs. Zangiacomo

Willie Fung
Wang
Mrs. Wong Wing
Mrs. Wang

Stanley Fields
Steamer Captain

Lillian Worth
Myrtle

Blue Story, Rapman (Andrew Onwubolu) tarafından Rapman tarafından yazılmış, yönetilmiş ve anlatılmış bir 2019 İngiliz suç drama filmi. Film Rapman’ın ilk yönetmenlik denemesi ve aynı adı taşıyan 2014 YouTube dizisine dayanıyor.

Üç mahkum hapisten kaçarlar, içlerinde en masumu henüz 23 yaşındaki Bowie’dir, masumiyetini kanıtlamak için çabalamaktadır. Ancak diğer firari arkadaşları tek gözlü Chickamaw ve T-Dub onun hayatını olumsuz yönde etkileyeceklerdir. Kaçtıktan sonra sığındıkları evde, Bowie tanıştığı Keechie’ye aşık olur. Banka soygununuda gerçekleştirirler, Bowie, Keechie ile evlenirde fakat sorunlar bitmez onlar için.

Yönetmenliğini John McTiernan'ın üstlendiği filmde yeni heyacanlar peşindeki dolar milyoneri bir playboyun serüvenleri anlatılıyor. Hayatına yeni heyacanlar katmak isteyen playboy, dünyanın en ünlü Monet tablolarından birini çalar.Tabloyu kimin çaldığını bulmak üzere bir kadın dedektif olaya atanır. Playboyumuz da bu dedektife aşık olur.

Genç ve öfkeli bir Marlon Brando, 50'lerin bu kült klasiğinde beyaz perdeyi fethediyor. Brando'nun canlandırdığı Johnny, küçük, uyuşuk bir California kasabasını ele geçiren motosikletli çetenin lideridir. Deri ceketli genç motorcu, kasabanın en güzel kızı Kathie'ye âşık olana kadar sadece yıkımla ilgileniyor gibidir. Ancak Johnny'nin şanssızlığı, psikopat rakibi Chino tarafından tehdit edilmesi ve bunun üstüne, kasaba halkının düşmanlığı ve önyargılarıdır.

Bu çağdaş kara filmde, Yunanistan'ın Girit adasındaki şüpheli bir ölümü soruşturması için, yurt dışında yaşayan bir özel dedektif (Joseph Gordon-Levitt) tutulur. Kurbanın güçlü ailesinde derin kıskançlıklar mevcuttur.

Hapisten yeni salıverilmiş ünlü soyguncu, Alman asıllı suç üstadı Doc Erwin Riedenschneider (Sam Jaffe) Cincinnati'ye gelerek vakit kaybetmeden yeni bir soygunun hazırlıklarına başlar. 'İçerde'yken bir mücevher şirketini soymak için kusursuz bir plan yapmıştır, ama bunun için bir ekip toplaması ve para kaynağı bulması gerekir. Para kaynağı için düzenbaz avukat Alonzo D. Emmerich'e (Louis Calhern) başvurur. Ekibin diğer elemanları ise at çiftliği alma hayalleri kuran İrlanda asıllı meteliksiz kabadayı Dix (Sterling Hayden), soygunda şoförlük yapacak olan kafe sahibi kambur Gus (James Whitmore) ve kasa açma uzmanı Louis'dir (Anthony Caruso). Bir de bu kişiler arasında ara buluculuk yapan at yarışı oynatan kumarhane sahibi Cobby (Marc Lawrence) vardır....

After a string of abusive relationships, Wanda abandons her family and seeks solace in the company of a petty criminal.

Mutsuz bir evliliği olan ve üst tabakanın kendisine yapmacık gelen tavırlarından bunalan Julia Sturges, kocasından habersiz olarak iki çocuğunu da alır ve Amerika'ya gitmek üzere Titanic gemisine biner. Ancak kocası Richard da çocuklarından vazgeçmek niyetinde değildir ve son anda Titanic'e binmeyi başarır. Julia ve kocası Richard arasında yolculukları boyunca üst tabakaya mensup olmanın getirmiş olduğu soğukkanlı ama gerilimli bir tartışma yaşanırken, her ikisi de birbiri hakkındaki yalanları, gerçekleri ve gerçek kişiliklerini keşfederler. Bu arada ilk seferine çıkmış olan, yapıldığı tarihe göre dünyanın en büyük gemisi olan ve hiç batmayacağı söylenen Titanic; bir buzdağına çarpınca, Julia ve Richard bu olay karşısında kendi sorunlarının boyutunu ve ilişkilerini bir kez daha gözden geçirmek zorunda kalırlar.

Korku ve şiddetin kol gezdiği aşırı kalabalık Westgate hapishanesinde,hapishane müdürü A.J.Barnes (Roman Bohnen) otoritesi zayıf ve etkisiz bir idarecidir.Cezaevi gerçekte gardiyanlar ve bazı güçlü mahkumlar tarafından yönetilmektedir.Sadist ve hırslı gardiyan Yüzbaşı Munsey (Hume Cronyn) mahkumları kontrol altında tutabilmek için korku,şiddet ve işkencenin yanı sıra ispiyonu da bir araç olarak kullanmaktadır.Mahkumlardan Joe Collins (Burt Lancaster) ise bu duruma isyan ederek diğer mahkumlarla birlikte bir kaçış planlarlar.Film Kara film (Film-noir) türünün belirgin örneklerindendir.

Genç ve başarılı bir banker olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir. İşkence, tecavüz, dayak dahil her türlü kötü koşulun hüküm sürdüğü hapishane koşullarında, Andy'nin hayata bağlı ve her daim iyi bir şeyler bulma çabası içindeki hali, çevresindeki herkesi çok etkileyecektir. Bir süre sonra parmaklıkların arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine bütün mahkumları inandırır. Bu mahkumlardan biri olan Ellis Boyd "Red" ve Andy, unutulmaz bir dostluk kurarak hapishaneyi bambaşka bir yer haline getirirler.

Story of a promising high school basketball star and his relationships with two brothers, one a drug dealer and the other a former basketball star fallen on hard times and now employed as a security guard.

Mario Puzo'nun çok satan kitabından Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola tarafından sinemaya uyarlanan eser, 40'lar ve 50'lerin Amerika'sında, bir İtalyan mafya ailesinin destansı öyküsünü konu alıyor. Corleone ailesi, Don Vito Corleone'nin başında olduğu, suça dayalı bir örgüt kurmuş olan İtalyan asıllı meşhur bir ailedir. Aile, New York'taki diğer dört aileyle birlikte New York'un yeraltı işlerini yönetmektedir. Ancak Corleone ailesini diğerlerinden ayıran özelliği, Don Corleone'nin cebinde bozuk para gibi taşıdığı politikacılar ve yargıçlardır. Politikacılar ve yargıçlarla olan bu yakın ilişkileri diğer ailelerin açamadığı kapıları açabilmesini sağlamaktadır.

İşitme engelli küçük bir çocuk olan Wesley, aile çiftliğindeki terk edilmiş bir samanlıkta saklanan yaralı bir kanun kaçağıyla karşılaşır. İkili arasında zamanla sıra dışı bir bağ kurulurken, polisin kaçak adamın peşine düşmesiyle işler tehlikeli bir hal alır.

Set in the dark and old Parramatta prison built by the original convicts our lead character Ray a war veteran finds himself serving 18 months for manslaughter after defending his fiance. He soon realizes that the prison boss has it in for him and does everything possible to break Ray even going after his fiance.

Charlie Swift, namı diğer "Hızlı Charlie" bir sorunu olan bir tetikçidir ve vurduğu hedefin kafası eksiktir. Bu saldırının bedelini ödeyen adama, yani New Orleans'ın en büyük ve en acımasız gangsteri Mercado' ya amaçlanan hedefin o olduğunu kanıtlaması gerekir. Charlie, kurbanın eski karısı ve Charlie'nin ihtiyaç duyduğu cesarete ve becerilere sahip bir kadın olan Marcie Kramer' dan yardım ister. Marcie' i kaçmaya kararlı olduğu bir geçmişe sürüklemek, ikisini aynı anda hem komik, hem aksiyon dolu, hem de içten gelen vahşi ve öngörülemez bir yolculuğa çıkarır. Yol boyunca Charlie ve Marcie, Charlie'nin en iyi arkadaşı ve akıl hocası Stan Mullins' in mirasını korumak için savaşırken, Beggar' ı ve onun tüm operasyonunu çökertmeye çalışırlar.

Middle-aged Gerald Kingsland advertises in a London paper for a female companion to spend a year with him on a desert island. Young Lucy Irving takes a chance on contacting him, but once on the island, things prove a lot less idyllic than in the movies. Gradually, it becomes clear that it is Lucy who has the desire and the strength to try and see the year through.

Faced with the suspicious death of their father, two brothers must motivate one another to get back on their bikes and take the Las Vegas Motocross Championships by storm.

1916 yılının New York şehrindeyiz... İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen Peter Lake şimdilerde yetenekli bir hırsız olarak hayatını sürdürmek zorundadır. Göreve çıktığı evlerden birinde güzel ev sahibesi Beverly Penn ile karşı karşıya gelir ve o anda genç kadına aşık olur. Ne var ki aşkları pek de uzun ömürlü olamayacaktır; zira Beverly bu olayın hemen ardından hayatını kaybeder. Beverly'i bir türlü aklından çıkaramayan Peter yakın gelecekte yaşayacağı doğaüstü bir olay sonrasında kendini başka zaman bir zaman diliminde, kim olduğunu hatırlamadığı bir hal içerisinde bulur. Dahası ölüleri diriltmeyle ilgili gizli bir gücü olduğunu keşfetmiştir...

Clint Eastwood, The 15:17 to Paris filmiyle yine bir kahramanlık öyküsünü ele alacak. Başarılı yönetmen, yeni filminde Ağustos 2015’te Brüksel’den Paris’e giden trene yapılması planlanan silahlı saldırıyı önleyen üç Amerikalı’nın yaşadıklarını mercek altına alacak. Söz konusu olay; 500 kişiyi katledebilecek bir cephane taşıyan bir teröristin yaptıklarına şahit olan Anthony Sadler, Alek Skarlatos ve Spencer Stone‘un teröristi etkisiz hale getirmeye çalışması üzerine kurulu.

Kendi oğlunun ölümünün üzüntüsü ile yaşarken sandıkta mumyalanmış olarak gömülü bulunan bir çocuğun kalıntılarından kimligini ortaya çıkarmaya çalışan bir dedektifin hikayesini konu alıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir