
Dilma Rousseff
Self


Dilma Rousseff
Self

Luiz Inácio Lula da Silva
Self

Michel Temer
Self

Eduardo Cunha
Self

Jair Bolsonaro
Self

Sérgio Moro
Self

Paulo Maluf
Self

Jean Wyllys
Self

Aécio Neves
Self

Gilberto Carvalho
Himself

Petra Costa
Self

Barack Obama
Self (archive footage)

Elizabeth II of the United Kingdom
Self (archive footage)

Nelson Mandela
Self (archive footage)
Li An

Maradona, 1980’lerde pek bir işlevi olmayan Napoli takımı için seçilir. Bu seçim, takım için önemli bir adımdır. Taraftarların sevgisini kazanmayı başaran Maradona, kısa sürede kariyerinde hızla ileler. Kariyerinin zirvesine ulaştığında ise o artık futbol tarihinin efsane isimlerinden biri haline gelir. Maradona’nın yoksullukla başlayan hayatı, futbolda zirveye ulaşması ve özel hayatındaki çalkantıların anlatıldığı belgeselde, daha önce hiçbir yerde gösterilmemiş arşiv görüntülerine yer veriliyor.

Marina Abramovic yaklaşık kırk yıldır sanatı yeniden tanımlıyor ve kendi bedenini bir araç olarak kullanıp, meydan okuyan, şok eden ve düşündüren performanslar sergiliyor. 1995 İstanbul Bienali’nin de katılımcılarından biri olan sanatçı, günümüzün en etkili ve tartışmalı sanatçıları arasında yer alıyor. Bu belgeselde Marina’nın, New York’taki Modern Sanatlar Müzesi’nde (MoMA) gerçekleştirilecek retrospektifine hazırlanma sürecini izlerken, MoMA’da bir sandalyede hareketsiz olarak 736 saat boyunca oturduğu performansının da dahil olduğu gösterisinin üç aylık dönemine de şahit oluyoruz.

A detailing of the rise to prominence and global sporting superstardom of six supremely talented young Manchester United football players (David Beckham, Nicky Butt, Ryan Giggs, Paul Scholes, Phil and Gary Neville). The film covers the period 1992-1999, culminating in Manchester United's European Cup triumph.

Bu özel bölüm, Obi-Wan Kenobi ve Anakin Skywalker'ın ekrana dönüşünün yanı sıra Ewan McGregor ve Hayden Christensen'ın klasik rollerine dönüşlerini de inceliyor. Yönetmen Deborah Chow, hem sevilen Star Wars karakterlerinin yeniden canlandırılmasına hem de yeni kahramanların ve kötü adamların yaratılmasına liderlik ederken, aynı zamanda klasik filmleri dramatik bir şekilde birbirine bağlayan destansı bir hikaye yaratan oyuncu kadrosuna ve ekibe yön gösteriyor.

As a visually radical memoir, CAMERAPERSON draws on the remarkable footage that filmmaker Kirsten Johnson has shot and reframes it in ways that illuminate moments and situations that have personally affected her. What emerges is an elegant meditation on the relationship between truth and the camera frame, as Johnson transforms scenes that have been presented on Festival screens as one kind of truth into another kind of story—one about personal journey, craft, and direct human connection.

Film adaptation of French economist Thomas Piketty's ground-breaking global bestseller of the same name: an eye-opening journey through wealth and power.

A filmed version of David Byrne's Broadway show, a unifying musical celebration that inspires audiences to connect to each other and to the global community.

Kutsal Günah, modern Katolik Kilisesi'nin tarihinde en bilinen tacizcisi Peder Oliver O'Grady'nin hikayesini anlatıyor. Herhangi bir suçluluk ya da utanma hissetmeden O'Grady, otoritesi ve cazibesini kullanarak düzinelerce inançlı Katolik aileyi yirmi yıldan fazla bir süre aldatmayı başardı. Kurbanları arasında dokuz aylık bebeklerden orta yaşlı kadınlar ve gençlere kadar herkes var.

Şrek, oldukça korkutucu bir görünüme sahip, devasa, yeşil bir troldür. Yalnızlığın getirisiyle, hayatının geri kalanını beraber geçirebileceği, en az kendisi kadar çirkin bir yaratık bulmanın hevesindedir. Bir kahin, kehanetini açıklar. Şrek ile güzeller güzeli bir prenses olan Fiona arasında duygusal bir ilişki cereyan edecektir. Ancak Şrek ne kadar çirkinse Fiona bir o kadar güzeldir. Oldukça garip durumlar ve vaziyetler peyda olmak üzeredir.

Dünya prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye'nin sahibi olan bu "Hitchcockvari mahkeme filmi" bir evliliğin dinamiklerini mercek altına yatıran bir psikolojik gerilim. "Birinin özel hayatı başkasının cehennemidir" fikrinden yola çıkan Bir Düşüşün Anatomisi, Fransız Alpleri'nde bir kulübede kocası Samuel ve görme engelli oğluyla izole bir yaşam süren Alman yazar Sandra'yı izliyor. Samuel yüksekten düşerek ölür fakat soruşturma sonucunda ölüm nedeninin intihar mı kaza mı olduğu kesinleşmeyince Sandra cinayet suçlamasıyla tutuklanır. Samuel'in ölümünün sorgulandığı mahkeme süreci, çiftin çalkantılı ilişkilerinin de derinine inen rahatsız edici ve tatsız bir psikolojik yolculuğa dönüşür.

Acımasız bir teknoloji devinin şirketini satın almasının ardından, kederli bir mühendis şirketin yeni yapay zeka yoldaşını test etmekle görevlendirilir. Ancak onu gerçekten bilinçli bir ruh eşi olacak şekilde programlamaya çalıştığında, yapay zekanın kendi ihtiyaçları ortaya çıkar ve bir kaos dalgasını serbest bırakır.

Kırmızı filmi, annesinin sorumluluk sahibi minik kızı olmak ile ergenliğin karmaşası arasına kalan, kendine güvenen, 13 yaşındaki Mei Lee'yi bizlere tanıtıyor. Mei'nin baskıcı sayılabilecek kadar koruyucu annesi Ming, kızından asla uzaklaşmak istemez ki bu durum bir ergen için çok talihsizdir. İlgi alanlarındaki, ilişkilerindeki ve vücudundaki değişiklikler yetmezmiş gibi bir de ne zaman heyecanlansa (ki bu neredeyse her zaman olur) "puf" diye dev bir kırmızı pandaya dönüşür.

Bir kehanet, bir krallığı sonsuza dek kışa mahkum edince korkusuz ve iyimser Anna, cesur dağ adamı Kristoff ve onun sağ kolu olan ren geyiği Sven ile işbirliği yapıp kız kardeşi Kar Kraliçesi Elsa'yı bulmak ve buz büyüsünü bozmak için uzun bir yolculuğa çıkar. Her adımda gizemli yaratıklara, Olaf adında komik bir kardan adama, Everest gibi kocaman dağlara ve sihre rastlayan Anna ve Kristoff, krallığı yok olmaktan kurtarmak için büyük savaş verirler. Yolculuğun asıl zor yanı ise zamanla yarışıyor oldukları gerçeğidir.

Film, muharebe sırasında bombaları etkisiz hale getirmekle görevli askerlerin yaşamından bir kesit sunuyor. Çavuş James yeni atandığı görevinde, yüksek eğitim almış bir grup askeri şiddet dolu bir çatışmaya gönderir. James adeta ölüme meydan okurca kaygısız davranmaktadır. Askerler yeni ve vahşete eğilimli önderlerini zaptetmeye çalışırken, şehirde kaos başlar.

Natasha Romanoff, geçmişiyle bağlantılı tehlikeli bir komplo ortaya çıktığında mazisinin daha karanlık kısımlarıyla yüzleşir. Natasha, onu yok etmek için hiçbir engel tanımayan bir güçten kaçarken, bir Yenilmez olmadan çok daha önce yaşadığı casusluk geçmişi ve yitip giden ilişkileri ile yüzleşmek zorunda kalır.

Bir aerobik programının yıldızı olan Elisabeth Sparkle, ilerleyen yaşı yüzünden 50. doğum gününde kovulunca yıkılır. Gizemli bir laboratuvar ona, damarlarına zerk edildiğinde "kendisinin daha iyi bir versiyonunu" ortaya çıkaracak mucizevi bir maddeyi kullanması önerisiyle yaklaşır.

Dr. Kelson, kendisini şok edici yeni bir ilişkinin içinde bulur. Bu ilişkinin sonuçlarının, alışık oldukları dünyayı değiştirebileceğinin farkındadırlar. Spike'ın Jimmy Crystal ile karşılaşması ise kaçamadığı bir kâbusa dönüşür.

Merida, İskoç Kralı Fergus ve Kraliçe Elinor’un okçuluk konusunda oldukça yetenekli ama bir o kadar da deli fişek kızlarıdır. Kaderinin kendi elinde olduğuna inanan Merida, ülkede yüzyıllardan beri süregelen bir geleneğe karşı çıkar. Bu geleneği sürdürmek için uğraşan Lord MacGuffin, Lord Macintosh ve Lord Dingwall bu yetenekli, kızıl saçlı kızdan hiç hoşlanmaz ve Merida’nın kararları krallık içerisindeki düzeni bozar. Bu düzene herkesin uymasını sağlamak için Oymacı Kadın’a başvuran Merida bir büyü yaptırır ancak büyü korkunç bir lanete dönüşür. Merida daha fazla gecikmeden korkunç laneti ortadan kaldırmaya çalışırken gerçek cesareti de göstermesi gerekecektir.

Aktif bir hayal gücüne sahip bir mazlum olan Elio, yanlışlıkla kendisini uzak ve geniş galaksilerden temsilcilerin bulunduğu gezegenler arası bir organizasyon olan Communiverse'e ışınlanmış halde bulur. Yanlışlıkla Dünya'nın elçisi olarak tanımlanan ve bu baskıya tamamen hazırlıksız olan Elio, eksantrik uzaylı yaşam formlarıyla yeni bağlar kurmalı, bir dizi zorlu sınavdan sağ çıkmalı ve bir şekilde gerçekte kim olması gerektiğini keşfetmelidir.

Barbie, yaşadığı dünyanın koşullarına uymayan bir kadındır. Yaşadığı dünyanın "mükemmel kadın" imajına uzak olduğunu farkeden Barbie, yaşadığı fantastik dünyadan dışlanır ve kimsenin iletişim kurmak istemediği biri halini alır. Uyum sağlayabileceği bir dünya bulma umuduyla bizim yaşadığımız gerçek dünyaya bir yolculuğa çıkar. Bu yeni dünyada, onu kendi evinde dışlanmış kılan farklılıkları, onu özel kılan avantajlara dönüşür.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir