Sarm Heng
Chakra

14 yaşında Kamboçyalı bir çocuk, daha iyi bir hayat arayışıyla evini terk eder. Ancak Taylandlı bir borsacıya satılır ve bir balıkçı teknesine köle olarak alınır. Etrafındaki diğer köleler işkence görüp öldürülürken, özgürlük için tek umudunun onu esir alan kişiler kadar vahşi olmak olduğuna karar verir.
Sarm Heng
Chakra
Thanawut Ketsaro
Rom Ran

Rous Mony
Kea

Saichia Wongwirot
Kadir

โยธิน อุดมสันติ
Danchi
Chan Visal
Samnang
Chheung Vakhim
Friend in Waterhole
Terb Sophon
Girl from Rich Families
Phouen Nisa
Girl from Rich Families
Sareoun Sopheara
Chakra's Father
Nhim Chhun
Kravaan (Eldest Brother)
Kunthea Sngoun
Chakra's Mother
Phouern Mey Mey
Chakra's Sister
Ros Leang Hong
Chakra's Sister
Sim Lyma
Chakra's Sister

İki polis memurunu öldürmekten 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Ruth Slater (Sandra Bullock), cezasını çektikten sonra yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. Ancak cezaevinden çıkar çıkmaz öldürülen iki polis memurunun yakınları onu tehdit etmeye ve hayatını cehenneme çevirmeye başlar. Aksi takdirde artık eski evlerinde hoş karşılanmazlar. Bir çıkış yolu tıkanmış görünüyor, ancak nefret saldırıları artmaya devam ediyor. Şimdi, Ruth'un topluma geri dönüş yolu arayışında tek bir çıkış yolu vardır: yıllar önce gözden kaybettiği küçük kız kardeşini aramak, son çaresi olmalıdır. Ancak, kayıp aile bireyini arama, uzun yıllar hapis yattıktan sonra beklenenden daha zor hale gelir.

Film Sovyetler Birliği zamanındaki Güneybatı Rusya'da geçiyor. Güvenlik sebebiyle zulme uğramış tüm topluluklardan oluşan suçluların olduğu bölge çeşitli etnik gruplardan varoş suçluların kontrolü altına giriyor. İçlerindeki en fakir ama en korkunç grup olan Sibiryalıların yaşamı, intikam ve diğer duyguları gerçeğe yakın bir şekilde işleniyor.

Özgür ruhlu Inez, 6 yaşındaki Terry'yi koruyucu ailesinden kaçırır. Sırlarına ve birbirlerine tutunan anne ve oğul, değişen New York'ta evlerinin yanı sıra kimliklerini ve istikrarlarını geri almak için yola çıkarlar.

Eksantrik bir adam olan Ulrich Mott, kendisinden yaşça büyük ve oldukça zengin bir dul olan Elsa Brecht'i baştan çıkararak kendisi ile evlenmeye ikna eder. Bu sayede Ulrich çok geçmeden sosyetenin aranan isimlerinden biri olur. Ancak karısının ölümü üzerine yapılan polis soruşturması büyük bir aldatmacayı ortaya çıkarır ve Ulrich'in aslında göründüğü gibi biri olmadığından şüphelenilmeye başlanır.

Peşindeki mafyadan kaçarak Rocky Dağları'ndaki izole bir kasabaya sığınan Grace, korunma karşılığında kasaba halkının gündelik işlerine yardım etmeye başlar. Ancak üzerlerindeki baskı arttıkça, kasabalıların gösterdiği misafirperverlik yerini ağır bir sömürüye ve acımasızlığa bırakır.

Rio de Janeiro'da çalışan, müşterilere mektup yazıp postalamakla görevli soğuk ve yaşlı bir kadın olan Dora (Fernanda Montenegro), müşterilerden ve insanlardan nefret ediyor. Dokuz yaşında bir çocuk olan Josue (Vinicius de Oliveira), babasını hiç görmemiş. Josue'nun annesi, kocasına mektuplar yazıyor ve bu mektuplar Dora aracılığıyla gönderiliyor. Kadın bir araba kazasında ölünce, Josue'nin sorumluluğunu insanları pislik olarak gören Dora üstlenmek zorunda kalıyor. Dora, Josue'yı babasını görebilmesi için yolculuğa çıkmaya ikna ediyor ve bu iki farklı insan arasında sıradışı bir dostluk kuruluyor.

Sam Bowden hayatını kanuna adamış Atlanta'da yaşayan bir avukattır. Ailesi ile birlikte sakin bir hayat süren Sam'in hayatı yakında kabusa dönüşecektir, çünkü 14 yıl önce avukatlığını üstlendiği Max Cady isimli adam, hapisten çıkmıştır ve intikam için hazırlanmaktadır. Çünkü, Max Cady acımasız bir tecavüzle suçlanıyordu, okuma yazması da yoktu. Bu yüzden Sam eline Max'in hapisten kurtaracak bir belge geçmesine rağmen yine de bunu kullanmaz ve Max Cady tutuklanır. Şimdi Max hapisten çıkmıştır. Önce küçük tehditlerle başlayan intikam hırsı, gittikçe Sam'in ailesini de etkileyecektir. Sam'in bir kadın avukat arkadaşına ilk başta tecavüz eden Max Cady, bu sayede karısı ile Sam'in arasına açar ve evlerinde tartışmalar başlar. Max'in çıktığı günlerde de Sam'in evindeki köpek zehirlenerek öldürülür. Ve bu olaylar Max Cady için sadece başlangıçtır, daha sırada 16 yaşındakı kızları Danielle vardır.

Miami’nin önde gelen mafya tetikçisi Cuda (Banderas), patronu Estelle’in (Kate Bosworth) siber seks kaçakçılığı işine bulaştığını ve arkadaş olduğu genç bir kız olan Billie’yi (Zolee Griggs) tehlikeye attığını öğrenir. Cuda, hayatını ve ailesiyle ilişkisini kurtarmak için kendi suç örgütünü yıkmaya karar verir. Genç dövüşçü Stray (Mojean Aria) ile iş birliği yaparak Billie’yi kurtarmaya çalışır, ancak bu süreçte mafyanın hedefi haline gelir. Film, Cuda’nın kefaret arayışını ve fedakârlıklarını konu alıyor. Banderas’ın güçlü performansı öne çıksa da, klişe bir hikâye ve yavan senaryo eleştirilmiştir.

1994’te Kore kökenli Amerikalı bir genç kız olan Hyun Jae New Mexico’da bir bara gider. Bardaki yakışıklı bir itfaiyeci ona içki ısmarlar ve evine bırakmayı teklif eder. Ancak kız kaçırılır ve Las Vegas’a götürülür. Orada bir genelevde 2 sene boyunca kalır. Esareti sırasında, Hyun Jae kendisini hapseden bu grubun içinde güç kazanır. İnsan kaçakçılığı kurbanlarından Chong Kim’in gerçek hayat hikayesinden esinlenilen film Amerika’nın en karanlık köşelerini ve oradaki insanları gözler önüne seriyor.

Set in the dark and old Parramatta prison built by the original convicts our lead character Ray a war veteran finds himself serving 18 months for manslaughter after defending his fiance. He soon realizes that the prison boss has it in for him and does everything possible to break Ray even going after his fiance.

1933 yılında, genç bir kadın ve babası, sakinlerinin kölelik hiç kaldırılmamış gibi yaşadığı bir Alabama çiftliği keşfeder. Ağır kapıların ardındaki insanlara karşı bir sorumluluk hisseden genç kadın; onları özgürleştirmek ve ilk hasatlarını alana kadar yanlarında olmak için orada kalır. Babasının dört çalışma arkadaşı ve bir avukatla birlikte, Manderlay olarak bilinen bu yeri yeniden ayağa kaldırmanın zorlu göreviyle yüzleşir.

Kuzey İrlanda'da geçen filmde iki adamın 1960'lı yıllarda başlayan hikayesi anlatılıyor. Uzun yıllar baskı ve şiddet ile yaşayan adamın acılarla dolu öyküsü 1998'e kadar sürüyor... Geçtiğimiz Ocak ayında Sundance Film Festivali'nde yarışan film yönetmenlik dalında ödüle layık bulundu. Kuzey İrlanda'nın çalkantılarla dolu yakın tarihini incelerken geleceğe doğru uzanan yolun, kendi geçmişiyle yüzleşmekten geçtiğini anlatan film, 1975 yılında başlıyor. İngiltere'yle birleşme yanlısı Ulster Gönüllüleri'nden 17 yaşındaki Alistair Little, 19 yaşındaki Katolik Jim Griffin'i öldürür. İki hafta sonra Alistair tutuklanarak cezaevine gönderilir. Jim'in 11 yaşındaki kardeşi Joe, cinayetin tanığıdır. Cinayetten 33 yıl sonra, hayalimizde şunu canlandırırız: Katil Alistair'le kurbanın kardeşi Joe karşılaşsalardı ne olurdu?

Beklenmedik bir trafik kavgası sonucunda oğlu ağır yaralanan öfkeli bir baba, duygusal çalkantılar ve intikam hırsı nedeniyle karanlık bir yola sürüklenir.

Tatlı Hayat, Roma şehir yaşantısının modern yozluğunu ve sofistike ahlak çöküntüsünü yüksek sosyetenin peşinde koşan bir gazetecinin gözünden anlatır. Genç gazeteci Marcello Rubini gerçek bir eser yaratmanın düşüyle yaşar; ancak çalıştığı bulvar gazetesinin ona sağladığı para ve prestijden de vazgeçemez. Filmde Marcello'nun yedi günü ve gecesini, birlikte olduğu farklı kadınlarla ilişkilerini, arka planda 1960'ların gençlik ve heyecanıyla kaynayan Roma sokakları ve sosyete yaşantısından kesitlerle izleriz. Marcello seks, içki, partiler ve alemlerle dolu bir dünyada savrulurken bile aslında haz almadığı bu "tatlı hayat"ı sonuna kadar yaşamaya devam eder. Onunki ruhsuz ve heyecansız bir varoluştur. İtalyan sinemasının ilk 3,5 saatlik filmi olan "Tatlı Hayat" gösterime girmesiyle birlikte büyük skandallara ve polemiklere yol açmış, Vatikan tarafından yasaklanmaya çalışılmış, halk tarafından kucaklanmıştır * Yapılmış en muhteşem İtalyan filmi.

In this story inspired by real characters, three girls from America, Nigeria and India are trafficked through an elaborate global network and enslaved in a Texas brothel, and must together attempt a daring escape to reclaim their freedom.

Amansız bir dedektif, azılı bir çocuk kaçakçılığı örgütünün liderlerini sistemli olarak hedef alan katille ortak bir paydada buluşur.

Connor O'Neil hayatında sorumluluk almaktan sürekli kaçınan ve zamanını spor karşılaşmalarında bahis oynayarak geçiren birisidir. Yakın arkadaşı olan bir bankerden borçlarını ödemek için yardım istediğinde arkadaşı ona artık karşılıksız para veremeyeceğini söyler. Çalışıp para kazanması gerektiğini öğütler ve ondan şirketinin sponsoru olduğu beyzbol küçükler takımının koçluğunu üstlenmesini ister. Hayatında kendisinden başka hiç kimsenin sorumluluğunu üzerine almamış olan Conor, istemeye istemeye görevi kabul eder. Şikago'nun en belalı mahallesinde bir okulda okuyan küçük zenci çocukların koçluğunu üstlenir. Zaman geçtikçe çocuklara ne kadar bağlandığını kendisi bile şaşırır. Bu 10 yaşından küçük çocuklar kendisine hayat dersi vermektedir. Olayın içine bir de genç öğretmenleri Diane Lane girince, işler Conor için daha da ilginç olmaya başlar. Sonunda Conor aydınlanmanın ve kendini bulmanın değişik şekiller de ortaya çıkabileceğini öğrenmeye başlar.

Uluslararası çıkarlar yüzünden ailesi bir Sırp gangster tarafından öldürülünce, New York Polis Departmanından detektif Nick; güneydoğu Asya’ya gider ve Taylandlı detektifle ortaklaşa çalışarak intikam almak ve insan ticareti yapan çeteyi çökertmek için çalışır.


M.S. 140 yılında, efsanevi Ninth savaşçılarının İskoçya'da kayıplara karışmasından yirmi yıl sonra, genç bir komutan olan Marcus Aquila, babasının onurunu kurtarmak için yola çıkar. Roma'dan ayrılan Marcus Aquila, Ninth lejyonunun nerede ve neden kaybolduğunu bulmak amacındadır, ama aynı zamanda emrindeki askerlerin hayatlarından da sorumludur. Bu gizemi çözmesinde ona esir Esca yardım edecektir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir